Reklam
Erdoğan Coşkun Çap

Bölge Milletvekillerine açık mektup

Nerden başlasam ecri misil mi, 2-B mi, Boğaziçi imar kanunu mu, imar sorunu mu, sit kanunu mu, hangisini anlatsam. Dağ gibi sorunlar insanın belini büküyor.

Korkuyla endişeyle geçen bir ömür, babadan oğula miras.

Bir tarafta asgari ücretle geçinenler, diğer tarafta asgari ücreti garsona bahşiş verenler.

Korkularımızı, sorunlarımızı istismar edenler. Boş umut vaat edenler.

Kime inansın Beykozlu.

Yanlış mı yaptık aşımızı, işimizi, evimizi, kıt kanaat imkânlarla yaptık. Devletin sosyal sorumluluğunu bizler kendi olanaklarımızla yerine getirdik.

Teşekkür beklerken işgalci, talancı, yağmacı olduk. Suçumuz neydi; memleketlerimizde iş, aş vardı biz beğenmeyip gurbete mi çıktık.

Statükocu, mümessil, küresel sermayenin çantacıları. Sanayi ağını işlerine gelen yerlerde kurdular. Yöneticilerde utanmadan isterlerse Çankaya’nın bahçesine gelip fabrika kursunlar dedi. Yetmedi vatandaşın köyünü yaktılar göçe zorladılar.

Sonra adımıza kenar mahalle çocukları dediler.

Memleketimize bir üniversiteyi, köyümüze asfaltlı yolu çok gördüler.

Küresel sermayenin çantacılarının, içki masalarında hükümet kurup, hükümet yıktılar.

Bir tapu tahsis belgesini çok gördüler bize. Mahkeme kararıyla elimizden aldılar. Bir gecede Ağaların rantı için ilçe sınırlarını değiştirdiler.

Asırlardır Avrupalılar bizi Anadolu’dan Orta Asya ‘ya sürgün etmek istiyor.

Siz bizi nereye sürgün edeceksiniz.

700 lira emekli maaşı olan vatandaş 40 yıldır beklediği mülkünü metrekaresi 300–700 liradan nasıl alsın. Kaçıncı alışı olacak bu yeri. Hiç para vermeden elbette alınmamalı. Rant için yatırım yapanla, yuvasını kuranı aynı kefeye nasıl koyarız.

Biz Beykoz da polisten hiç korkmadık, belediye zabıtasından korktuğumuz kadar.

Belediye başkanlarının taşıyacağı bileceği yük mü bu, Vatandaşın barınma sorununu idareyi maslahatla çözdü diye, mahkeme salonlarında vakit geçirmekten, iş yapmaya vakit bulamıyorlar.

Bu ülkede devletin konut için ürettiği arazinin ne kadar olduğunu bilen var mı? Kooperatiflerin sahtekârlığıyla bu millet yıllarca ıstırap çekti.

Hisseli ve noter marifetiyle yapılan satışların hiçbirinin hukuki dayanağı yoktur.

Buna rağmen insanlar başını sokacak bir yer için, her türlü riski göze alarak satın almışlar.

Boğaziçi kanunu ayrı bir garabet.

Bizler bu topraklar üstünde hukuken yok hükmündeyiz.

Oturduğumuz evler planlarda boş arazi görünüyor. Vergisini veriyoruz. Suyu, elektriği, doğalgazı, yolu, okulu da var. Hatta camilerimizde yok hükmünde onları da kaçak yaptık, evlerimiz gibi.

Çok şükür minarelerinde ezan sesi var.

Kanunlar ve planlar bizi yok hükmünde sayıyor.

Siz de mi yok hükmünde sayacaksınız?

Bizi nereye sürgün edeceksiniz?

Eğer mezara diyorsanız; dirimizde yok, ölümüzde yok, çünkü Beykoz da, mezar yerimizde yok.

Kalın Sağlıcakla…

Reklam

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...