Genç Akademi'den sınav stresine karşı tüyolar!

Genç Akademi'den sınav stresine karşı tüyolar!

Genç Akademi Derneği Beykoz Şubesi, “Sınav Stresi ile Başa Çıkmanın Yolları” konulu bir konferans düzenledi.

Genç Akademi Gençlik, Spor ve Kültür Derneği Beykoz Şubesi, üniversite sınavına hazırlanmakta olan lise öğrencileri için “Sınav Stresi ile Başa Çıkmanın Yolları” konulu bir konferans düzenledi. Üsküdar Üniversitesi Feneryolu Polikliniği öğretim üyesi psikiyatr Prof. Dr. Orhan Doğan’ın konuşmacı olarak katıldığı konferansta öğrencilere ve öğrenci velilerine sınavlara doğru hazırlanma ve sınav stresi ile başa çıkmanın ipuçları verildi.

Beykoz Prof. Dr. Necmettin Erbakan Kültür Merkezi’nde düzenlenen konferansa Genç Akademi Derneği Beykoz sorumlusu Mehmet Güler, dernek gönüllüsü Ahmet Gün ve dernek yönetici ve üyeleri ile AK Parti Beykoz İlçe Teşkilatı Gençlik Kolları Başkanı Fatih Sağlam, liseli öğrenciler ve öğrenci velileri katıldı.

Sınava sadece öğrenciler değil, anne ve babalar da giriyor

Konuşmacı Prof. Dr. Orhan Doğan, “ Sınav ve Biz” adlı sunumuna şu sözler ile başladı: “Sınava giren her ne kadar gençler ise de, aslında anne ve babalar da sınava giriyor. Dışarıda çocuklarını bekleyen anne- babalar, stres içinde kıvranıyor. Onlar için zaman bir türlü geçmek bilmiyor. Sınav, sadece anne-babaları değil, tüm toplumu ilgilendiriyor.”

Anne baba çocuğun başarılı olmasını niçin ister?

Gençler, çocukluktan başlayarak sınav ile büyüdükleri için, sınav onlar için ‘yapılması zorunlu bir iş’ olarak görünür. Aileler açısından ise atlatılması gereken bir süreçtir. Anne- baba, çocuğunun başarılı olmasını ister. Çünkü bu, onlar için bir övünme kaynağıdır. Altta yatan gizli amaçlardan biri budur. Anne ve baba, gence bir statü verir. Toplumda çocuğuna verilen değeri, kendine verilmiş kabul eder. Ailenin sınava bakış açısı da bunun ile ilgili.

Hem çocuğunun iyiliği, hem de kendi iyiliği için

Aile yoksul ise, çocuklar da daha başarılı olur. Onları hem çevre motive eder, hem de çocuk içinde bulunduğu ortamı değiştirmek için daha çok çalışır. Anne- babanın çocuğa bakış açısı, hem çocuğunun iyiliği için, hem de kendisiyle ilgili olarak ortaya çıkar.

Elâlem ne der?

Prof. Dr. Orhan Doğan, toplumsal endişelerin de anne ve babanın çocuk üzerinde kaygıyı arttırıcı söylemlerine yol açabileceğini ifade ederek, şunları söyledi: “ Örneğin, bir baba; ‘Ben senin bu kadar düşük puan aldığını elâleme nasıl söylerim?’ diyebilir. Puan, bir anlamda toplumdaki statüyü belirliyor. Alınan puana göre, ailenin ya da okulun statüsü de artıyor.”

Dünyanın sonu mu?

Peki, sınavda istenilen puanı alamamış olmak dünyanın sonu mu? Prof. Dr. Doğan’ın sunumundan anlaşıldığı üzere, buna verilen cevap, gencin sınava yüklemiş olduğu anlama göre değişiyor. Doğan’ın gençlere bu konudaki önerisi ise şu: “ Aldığınız puan sonucunda dünya başınıza yıkılabilir ama bunu çabuk atlatmak gerekiyor. Dünyanın sonu mu,  sorusuna verilen yanıtta, gencin sınava yüklediği anlam çok önemli. Eğer kişi, başarıyı ‘sorulara yüzde 100 doğru yanıt vermek’ olarak görüyor ise, yüksek puan alamadığı zaman kendine olan özgüveni düşer ve daha sonra depresyona girebilir. Başarıyı kişiliğiyle bağlantılı gören genç,  şayet başarısız olur ise, bu ona dünyanın sonu gibi gelebilir. ”

Gencin kendinden beklenti düzeyini etkileyen faktörler neler?

Ailenin ve öğretmenlerinin beklentilerinin çok yüksek veya düşük olması ve yakın çevrenin beklenti düzeyi gencin kendisiyle ilgili beklenti düzeyini etkileyen faktörlerdir.

Çok hırs, ters tepebilir

“Eğer gencin sorumluluk düzeyi çok yüksek ise veya çok hırslı ise, o genç için başarısızlık dünyanın sonu olarak algılanabilir. Oysa, çok hırs ters tepebilir. Aşırı hırslı olmak bazen başarısızlık getirir. Hiç motive olmamak da başarısızlık getirir. Burada optimal yani en uygun düzeyi yakalamak gerekir. Aşırı hırs, hata yapma olasılığını arttırır.”

Futbolcu Emre Bölözoğlu örneği!

Hırs konusunda açıklamalarda bulunan öğretim üyesi, buna örnek olarak da futbolcu Emre Bölözoğlu örneğini verdi. Doğan, şunları söyledi: “Emre Bölözoğlu da çok hırslı. Hatta kendi takım arkadaşlarıyla kavga ediyor. Amacı ne? Başarılı olmak. Kendisini tanıyanlar, dışarıda çok beyefendi biri olduğunu söylüyorlar. İşte, aşırı hırs iyi değil. Bu, sınavlar için de geçerli.”

İdeal sahibi olmak, başarıyı arttırıyor

“Boş vermek de, kendinize baskı uygulamak da başarısızlığı getirir. Gencin bir ideali var ise, başarılı olma olasılığı daha yüksektir.”

Başarılı olamazsam ben bir hiç miyim?

“Bu sınav yaşamdaki en önemli sınav değildir. Ama biz, her bir sınava girişimizde öyle olduğunu varsayarız. Her şey sınav değil. ‘Başarılı olamazsam, ben bir hiçim’ şeklinde düşünmemek gerekir. Gerçek başarı sadece sınava bağlı değil. Sınav, sadece yaşamdaki basamaklardan biridir.”

Sınav, aynı zamanda çok büyük bir ekonomik sektör

Öğrencilerin yatırdıkları harçlar, alınan özel dersler… vs dikkate alındığında, sınav aynı zamanda devasa bir ekonomik sektör. Bu sektörün genç bedenler üzerinde sebep olduğu “sınav kaygısı” nedir peki? Belirtileri nelerdir? Kaygılı bir genç, neler yaşar?

Prof. Dr. Dr. Doğan’ın tanımlaması ile “sınav kaygısı, bir sınav ya da değerlendirme durumunda yaşanan, bireyin gerçek performansını ortaya koymasını engelleyen, gerginlik yaratan, hoş olmayan bir duygu ve yaşantıdır.”

Çocuklarımızı at yarışında gibi koşuşturuyoruz

“Biz çocuklarımızı yarışlardaki at gibi koşuşturduğumuz için daha lise birinci sınıfa giden çocuk, üniversite sınavını düşünüyor. Sınav kaygısının; zihinsel, fizyolojik ve davranışsal özellikleri vardır ve bilerek veya bilmeyerek, gencin davranışlarını etkiler.”

Kaygının fizyolojik belirtileri

Hızlı kalp atışı, terleme, soğuk veya sıcak basması, ellerde titreme, yüzde kızarma, karın ağrısı, mide bulantısı, nefes alma güçlüğü.

Zihinsel belirtiler

Başarıya veya başarısızlığa aşırı yoğunlaşma, ‘ya başaramazsam’ gibi olumsuz düşünceler, başkalarının üzerinde olumsuz bir izlenim bırakmaktan korkma, dikkatin dağılması.

Davranışsal belirtiler

Sınav ortamından, sınavı anımsatacak her türlü uyarandan kaçınma. Örneğin, kitap, kalem, defter görmeyi istememe, ‘dersine çalış’ denmesinden nefret etme.

Sınav kaygısı normal midir? Herkeste olur mu?

Prof. Dr. Orhan Doğan, bu soruyu, ‘hem evet; hem hayır” şeklinde yanıtladı. Zira, bu sorunun cevabı “bakış açısı” ile ilgili.

Kaygı ne zaman normaldir?

Uygun düzeydeki kaygı, bizim ders çalışmaya odaklanmamızı sağlar, verimli olmamız açısından yararlıdır.

Kaygı ne zaman normal değildir?

Aşırı kaygılı isek, bu normal değildir. Başarımızı olumsuz etkiler ve sınav performansımızı düşürür. 

Yani, kaygılı olmak anormal değil; yeter ki, en uygun düzeyde olsun.

Dikkat! Meslek seçimi öncesinde önemli uyarılar!

Gençlerin ne istediğini bilmeleri, gelecek planları yapmaları, kendileri için en uygun öğretimi ve mesleği belirlemeleri hem iyi bir yaşam hem de iyi bir toplumsal statü ve manevi doyum açısından oldukça önemli. Prof. Dr. Orhan Doğan, bu konuda gençlere şu tavsiyelerde bulundu: “ Yapmayı düşündüğünüz meslek ne iş yapar, bunu kaynağından öğrenin. Kendinize, kişisel özelliklerinize, yeteneklerinize uygun bir branş bulun. Bu, mutlaka sevdiğiniz bir branş olsun. Ancak, geçinecek kadar da olsa para kazanmanız da gerekiyor! Eğer amacınız çok para kazanmak ise, o zaman kazanç sağlayacak bir mesleği seçin.”

İnzivaya çekilip 20 saat ders çalışmak başarı getirmiyor

Peki, sınavlara nasıl hazırlanacağız? Niçin çalışacağını bilmek, ne çalışacağını bilmek, nasıl çalışacağını bilmek, ne kadar çalışacağını bilmek ve çalışmayı dengelemek çok önemli. Uzman psikiyatr Doğan’ın ifadesiyle; “ inzivaya çekilip 20 saat ders çalışmanız başarıyı getirmez. Çalışın, ama gerçek hayattan kopmayın. Arkadaşlarınız ile buluşun, çay için. Gidin haftada bir saat maç yapın. Gerçek hayatta size haz veren, sizi mutlu eden ne var ise, belirli bir süre içinde dengelemek şartıyla bunlara hayatınızda yer verin. O zaman daha iyi, daha verimli çalışırsınız.”

Geçen yıl başarısız olanlar ne yapmalı?

“Geçen yıl yapılan sınavda başarısız olanlar! Bu sene başarılı olmak için; eksik ve yetersiz olduğunuz konuları belirleyin; yapamadığınız soruları gözden geçirin; çalışma biçiminizi gözden geçirin; bir çalışma planı yapın ve uygulayın; başarılı olanlardan farkınız olup olmadığını düşünün; başarılı olanların düzenli ve verimli çalıştığını, yaşamdan kopmadıklarını göreceksiniz. KENDİNİZE GÜVENİN!”

Yüksek puan alanların sizden üstünlüğü yok!

“Yüksek puan alanların sizden bir üstünlüğü yok. Zekâ katsayısı sizden birkaç puan üstün olabilir. Ancak iyi çalışarak bu farkı kapatabilirsiniz.” Tavşan ile azimli kaplumbağanın hikâyesini unutmayın! Ancak çalışırken düzenli ve verimli çalışmak önemli.

Başarı nedir?

Prof. Dr. Doğan, bilgilendirici konuşmasında “başarı nedir?” sorusuna da yanıt verdi.” Başarı nedir? Tek başına ders notlarını yüksek olması mı? Bir işe girmek mi? Tanınan bir kişi olmak mı? Üniversiteyi bitirmek mi? Yüksek lisans veya doktora yapmak mı? Hayır!” Zira, bunun örneklerini gerçek yaşamda görmek mümkün. Birçok tanınmış ünlü sima, uyuşturucu batağında, ya da yalnız ve intihara sürükleniyor. “ Manevi doyum olmazsa, maddi başarı tek başına yetmiyor. Para çok şey, ama her şey değil.” Peki, başarı bunlar değil ise ne?

İşte, gerçek başarı formülü!

Gerçek başarı, yaşam başarısıdır. Yaşam başarısı nedir? İşte “Yaşam Başarısı”nın formülü:

“Yaşam Başarısı= Okulda başarı, işte başarı, evlilikte başarı ve ‘iyi insan’ olmak”tır. Prof. Dr. Doğan diyor ki, “Yaşam başarısı, mutluluk getirir.”

Anne ve babalara çağrı!

Psikiyatrist öğretim üyesi Prof. Dr. Orhan Doğan’ın anne ve babalara çağrısı var: “Anne ve babalar! Üniversite sınavına girecek olan öğrenci; gençtir. Genç, arkadaşlarıyla olmak ister; genç, gezmek ister; genç, eğlenmek, spor yapmak ister, genç, dinlenmek ister; KENDİSİ KARAR VERMEK İSTER.”

Çocuğunuzu her yönüyle tanıyın. Onları birbirleriyle kıyaslamayın. Onlar ile ders dışındaki konularda da sohbet edin. Çocuğunuzun görüşlerine değer verin. Onun kararına saygı göstermek de ona güvenmektir. Bir bakışınız ile bile ona bu güveni verebilirsiniz.

“Unutmayın! Çocuğun en nefret ettiği söz, ‘ders çalış!’ sözüdür. Burada daha anlayışlı olmaları gerekenler de anne ve babalardır.”

Gençler, nasıl çalışacaksınız?

“Birinci Adım: Sürekli, düzenli ve verimli çalışmak. İkinci adım: kendinizi iyi tanımak, yeteneklerinizin ne olduğunu ve hangi mesleğe uygun olduğunuzu belirlemek; bunun için gerekirse rehberlik hizmetlerinden yararlanmak.”

Ancak…

“ bazı rehber öğretmenler toplumdaki saygınlığına veya maddi kazancına göre bir değerlendirmede bulunabilir. Bu da yanlış yönlendirme olur. Bu nedenle, rehber öğrenmenin çıkış noktasına dikkat edin. Bu öneri, sizin yeteneklerinize uygun mu? Güvendiğiniz bir kişiye danışın.”

Sınavın öncesinde yapılacaklar:

Sınav öncesinde yapılacaklar başarının üçüncü adımını oluşturuyor: “Sınav öncesinde,  dinlenin, yeterince uyuyun, uygun beslenin.

Prof. Dr. Doğan’dan bir uyarı daha: “Sınavdan bir gün önce, dışarıda yemek yemeyin. Ya besin zehirlenmesi olursanız? Bütün emeğiniz boşa gider. Düşük de olsa bu riski almayın!”

Sınav sırasında kaygı belirtileri yaşıyorsanız…

Kendi kendinizi telkin edin. Gevşeme (solunum) egzersizi yapın, rahat olduğunuz durumları düşünün. Örneğin, çok sevdiğiniz ve rahat ettiğiniz köyünüzü gözünüzün önünde canlandırın!

Solunum egzersizi nasıl yapılacak?

Solunum egzersizi hem zihinsel hem de bedensel gevşeme sağlıyor. Burundan ya da ağızdan derin nefes al; 3-4 saniye içinde tut; ağzından yavaşça ver. Ancak bunu bir yapışta 4- 5 dakika boyunca yapmalısın!

Unutmayın!

“Çalışmadan başarı olmaz!”

Lütfen dikkat!

Eğer…

“Eğer çalışma isteğiniz yok ise (bu sürekliyse), verimli çalışamıyorsanız, sürekli sınavı düşünmekten dolayı ders çalışmaya yoğunlaşamıyorsanız, hatta bazılarınızın uykusu kaçıyorsa, kendinizi tükenmiş hissediyor iseniz”

bir uzmandan yardım almanız gerekiyor demektir.

Gençlere son söz!

Genç Akademi Gençlik, Spor ve Kültür Derneği, Beykoz Şubesi tarafından düzenlenen “Sınav Stresi ile Başa Çıkmanın Yolları” konulu konferansın konuşmacısı Üsküdar Üniversitesi Feneryolu Polikliniği öğretim üyesi psikiyatr Prof. Dr. Orhan Doğan’ın tüm gençlere son sözü ise şunlar oldu: “ Gençler, korkmayın! Korkarsanız başarısızlık kendiliğinde gelir. Sınavdan değil, sınav korkusundan korkun. Kim korkar sınavdan! Güç sizde! Her şey gönlünüzce olsun!”

Öğrenciler sorular yönelttiler, ortaya ilginç şeyler çıktı!

Prof. Doğan’ın konuşmasının ardından salonda bulunan öğrenciler ve öğrenci velileri kendisine sorular yönelttiler. Bir öğrencinin “sınavda bu kadar güvenlik tedbiri alınması gerekiyor mu? şeklindeki sorusundan sonra anlaşıldı ki, bu genç sınav sırasında tuvaleti geldiği ancak bu ihtiyacının giderilmesine izin verilmediği için tam bir saat boyunca sancı çekmiş. Öğrenci, bunun sınav performansını düşürdüğünü ifade etti.

Diğer bir öğrenci ise, kendilerinin YGS sınavına girdikleri okulda tam tersine güvenliğin son derece zayıf olduğunu, hatta salonlarında tek bir gözetmen bulunduğunu ve onun da ara sıra sınıfı boş bırakarak dışarı çıktığını söyledi.

“Heyecan var mı, heyecan?”

Beykoz Güncel Haber olarak gençler ve aileleri açısından oldukça yararlı olduğunu düşündüğümüz bu bilgilendirme toplantısını detaylı bir şekilde okuyucularımıza aktaralım ve bu şekilde bu konferansa katılamayan öğrenci ve velileri de önümüzdeki aylarda yapılacak olan ikinci basamak sınavında bu aktardıklarımızdan yararlandıralım istedik.

Salonda bulunan birkaç arkadaşımız ile kısa röportajlar da yaptık. Bunlardan bir kaçını dikkatlerinize sunuyoruz:

Sınav kaygısı ile ilgili olarak liseli gençler neler söylediler?

Büşra Şen (28): Liseden mezun olduğumda meslekleri tanımıyordum. O zamanlar rehber öğretmenlik sistemi yeterli değildi. Meslek Lisesi’nden birincilik ile mezun oldum, bilgisayar programcılığı bölümüne girdim. Bölümü de birincilik ile bitirmeme rağmen, bugün bilgisayarın başına bile oturmuyorum! Muhasebe departmanında da çalıştım, ancak buradan da çıktım. Kendime sürekli olarak, “buraya ait değilsin!” diyordum. Sonra kendimi keşfetmek için İŞKUR’a giderek yardım istedim. Ancak buradan da bilgi alamadım. Sonradan anladım ki ben sosyal sorumluluğu olan, işleri, doğaya ve kültüre hizmet etmeyi seviyorum. Şu an işsizim. Ancak kendimi geliştirmek için çeşitli kurslara gidiyorum. Bu konferanstan da yararlandım. Teşekkür ederim”

Rana Ekin (Kandilli Kız Anadolu Lisesi 2. Sınıf): Ne kadar çalışsak da, sonuçta stresi yenemedikten sonra o çalışmaların hepsi boşa gider. Buraya geliş amacım da bununla ilgili bilgiler almaktı.

Kübra Kulaç (Lise 2): Üniversiteye yönelik olarak çalışmaya henüz başlamadım, dolayısıyla stresim de yok!

Ebrar Gün (Lise 2): Bir insan düzenli çalışıyorsa stres yapması bana imkânsız gibi geliyor. Özel durumlar dışında stres, başarılı olmayan insanların durumu.

Çağatay Günneç (Fevzi Çakmak Lisesi, 12. Sınıf): Hazırlıklarım çok iyi gidiyor. Çorlu Namık Kemal Üniversitesi, Makine Mühendisliği bölümünü hedefledim. Normalde stres yapmam ama birinci sınavda çok stres yaptım. Babaannem 2 kilo pirinci tek tek okudu ama yine de yaramadı! İkinci sınavda hayatta heyecan yapmam! Ufak, tatlı bir heyecan olur tabii!

Serdar Pınar (Fevzi Çakmak Lisesi, 12. Sınıf): Eskişehir Üniversitesi, Eczacılık bölümünü istiyorum. 1. Sınavda hiç sıkıntı çekmedim.

Serhat Can Yaşar (Fevzi Çakmak Lisesi, 12. Sınıf): Henüz hedef belirlemedim. İkinci sınava göre belirleyeceğim. Hedef belirleyip buna ulaşamamak üzücü bir şey. Birinci sınavın başında heyecan vardı; sonra geçti. İkincisinde de aynı şey olur bence!

Sevnur Kahraman ( Beykoz Kız Meslek Lisesi, 3. Sınıf): Dershaneye gitmiyorum, gitmeyi de düşünmüyorum. Sınavda stres yapacağımı düşünüyorum. Meslek lisesi okuduğumuz için bilgisayar bölümü, web tasarımı düşünüyorum. Bu konferansa stresi azaltabilmek için bilgi almak üzere geldim.

Bu arada… YGS’de 50 bin kişi “sıfır” çekti!

Bu arada, yeri gelmişken belirtelim: 1 Nisan 2012 tarihinde yapılan Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) sonuçları bugün açıklandı. Gazete manşetlerine yansıyan haberlere göre, bu sınava katılan 1 milyon 837 bin 737 adayın 50 bini “sıfır” çekti, 700 bin öğrenci ise “matematikten” sıfır aldı.

Ancak… Çalışan bir şekilde her zaman kazanır! Emekleriniz zayi olmasın! Başarılar!

Haber: Arzu Başlantı

YORUMLAR...