18 Aralık 2014 Perşembe
Reklam
SON DAKİKA
CHP’de Gençlik Kolları Başkanı istifa etti

CHP’de Gençlik Kolları Başkanı istifa etti

Yargıtay üyeliğine Beykoz’dan bir isim!

Yargıtay üyeliğine Beykoz’dan bir isim!

’’Cam Ocağı Vakfı Yılbaşı Şenliği’’ne davetlisiniz!

’’Cam Ocağı Vakfı Yılbaşı Şenliği’’ne davetlisiniz!

Müteahhitler Beykoz’a doluşmuş. İşi rezil ettiler!

Müteahhitler Beykoz’a doluşmuş. İşi rezil ettiler!

MHP’de Akif Taşdemir ile devam

MHP’de Akif Taşdemir ile devam

Recep Tayyip Erdoğan'ın abisi acı konuştu

Recep Tayyip Erdoğan'ın abisi acı konuştu

Van’da dünyaya gelen ve babalarının kendilerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ismini koymuş olduğu üçüzler, Beykoz ’da.

Gittiğim bir haber için beklerken, masalara servis yapan küçük bir çocuk dikkatimi çekti. Çocukların dikkatimi çekmemesi zaten imkânsız! Ancak işini ciddiyet ile yaptığı her hâlinden belli olan bu çocuğun gözlerinde kendisini fark etmemi sağlayan başka bir şey vardı: Duygular şekle bürünebilirler. İşte, ben o gözlerde gördüğüm şeye “acı” diyorum.

Hani bazı çocuklar vardır ya, zamanından önce olgunlaşan. İşte Ramazan da onlardan biri. O hem bir kardeş, hem de ağabeyi… Üstelik o, Recep Tayyip Erdoğan’ın ağabeysi!

Recep, Tayyip ve Erdoğan’ı ise aslında tanımayan yok! … Van’da 2011 Haziran’ında dünyaya gelen ve babalarının kendilerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ismini koymuş olduğu üçüzler, bundan aylar önce ulusal basında da yer almıştı.

Beykoz’dalar

Ben ise bu çocukların ağabeylerine, yani 12 yaşındaki Ramazan Gülser’e, Beykoz’da, Gümüşuyu Spor Tesisleri’nde rastladım. Öğrendim ki, Van depreminden sonra İstanbul’a gelen Ramazan ve ailesi, burada Beykoz’a, Gümüşsuyu’na yerleştirilir. Ramazan’ın okul kaydı ise Ziya Ünsel Ortaokulu’na yaptırılır.

Sorularıma verdiği cevaplardan öğreniyorum ki, ailesine maddi katkı olsun diye hafta sonları bu spor tesisinde kafedeki getir- götür işlerine bakıyor Ramazan. Ancak gözleri olgun bakan bu çocuk, hafta sonları çalışmak zorunda olmasına rağmen karnesinin yanında bir “teşekkür” belgesi almayı da başarmış!

Kendisinden başka 6 kardeşi daha var Ramazan’ın. Babası kalp rahatsızlığı nedeniyle çalışmıyor, annesi ise ev hanımı. Annesi ev işleri ile uğraşırken, ablası da küçük kardeşlerine bakıyormuş.

Benim resmimi ne zaman çekecen?

Ramazan’la sohbet ederken, başka bir küçük çocuk yaklaşıyor yanımıza. Öğreniyorum ki, gözleri Ramazan’ınkinden daha canlı bakan bu afacan, kardeşi Baran’mış! Kendisinin resmini çekmemi istiyor benden: “Abla, benim resmimi ne zaman çekecen?” Hiç kırar mıyız? Çimlerin üzerine uzanmasını sağlayamıyor ama en azından oturtmayı başararak bir fotoğrafını çekiyorum meraklı afacanın. Boran da ağabeysiyle aynı okulun 2. sınıfına devam ediyor! Ancak anlaşılan, derslerinde ağabeyi kadar başarılı değil!

Günde 10 TL kazanıyor

Çalışması karşılığında ne kadar ücret aldığını soruyorum Ramazan’a: “10 TL” şeklinde cevaplıyor beni. “Günde 10 TL.” Peki, bu parayı ne yapıyorsun? diye soruyorum: “Babama veriyorum” diyor. “Babam da okula giderken bize 1,5 TL harçlık veriyor.”

İstanbul’u sevdin mi Ramazan?

İstanbul’u sevdin mi, diye soruyorum Ramazan’a. Baran atılıyor hemen: “ Evet, sevdik!” Ancak, Ramazan’ın cevabı, “ eh, idare eder” şeklinde oluyor. Ramazan, neden böyle dedin, neden “idare eder” diye cevapladın beni, diye soruyorum; Ramazan hiç tereddüt etmeden yanıt veriyor bana: “ Geçim zor.”

Anlaşılan o ki, bu çocuğun sırtında koca bir geçim yükü var. “Baban Van’da da mı çalışmıyordu?” diye sorduğumda ise, “ Van’da daha iyiydi; depremde kalp hastası oldu” cevabını alıyorum ondan.

Bir çocuk İstanbul’u neden sevmez?

Bir çocuk İstanbul’u sevemeyebilir mi gerçekten? Biz büyükler için tabii ki olanaksız, ancak bir çocuğun İstanbul’u o zengin hayal dünyasında evirip çevirip yalancı bir cennet ile özdeşleştirmesini bekliyor insan nedense! Ramazan’ın üzerindeki geçim yükü bana ağır geliyor; hele İstanbul’dan bu şekilde ayrılacak olmasını hiç mi hiç kabullenemiyorum.

Evet, 10 gün sonra Van’a dönecek Ramazan. Üstelik İstanbul’u sevemeden…

Hiç lünoparka gittin mi Ramazan? Elma şekeri yedin mi? Komik aynalara bakıp bakıp da güldün mü kendine şöyle içten içten? Evde bekleyen kardeşlerinin de tatması endişesini taşımadan, elindeki kağıt helvayı bitirebilme özgürlüğünü yaşadın mı?  Koca koca akvaryumlar var İstanbul’da, içlerinde de koca koca balıklar. Birbirinden ilginç müzeler, padişah sarayları, dünyanın hayranlıkla gelip gezdiği camiiler, atalarının sana bıraktıkları yadigârlar var Ramazan. Sen bunları görebildin mi? Milyonlarca lale açtı İstanbul’da, sen Emirgân’a gidip bunları seyredebildin mi? Boğaz’a olta attın mı hiç?

Oysa sen, belki de bunların hiç birini görmeden, 10 gün sonra Van’a döneceksin Evet, Van depremi nedeniyle İstanbul’a belli bir süre için geldiniz ve döneceksiniz. Ama sen diyorsun ki, “ Van’a döneceğim için mutluyum.”

İstanbul’la ilgili hiçbir şey hatırlamayacağım

… diyor bana Ramazan. Neden diyorum? “ Çok zorluklar çektim” diyor. Okulda mı dışlandın? “Hayır; maddi zorluklar çektim.” Sonra tereddüt ediyor biraz. “Hatırlarsam” diyor, sadece okulumu hatırlarım.” Arkadaşlarını mı, diye soruyorum; “Hayır” diyor; “ bir şeyler öğrendim burada.”

Ramazan’ın içimi asıl burkan cevabı…

İşte beni asıl burkan cevap bu oluyor: “ Bir şeyler öğrendim burada.” Orada buradaki gibi öğrenemiyor muydun Ramazan? “Van’da öğrenemiyordum. Dersler hep boş. Hep beden dersi yapılıyor. Bir iki gün ders oluyor, sonra hep boş.”

Peki, döndüğünde ne olacak, buradaki eğitimi aramayacak mısın? Bu sefer ilk defa umutlu Ramazan: “Şimdi yeni bir okul açıldı; TOKİ’nin okulu. Ben oraya gideceğim.”

Olgun dedim ya…

Olgun bir çocuk dedim ya, Ramazan için; o, üzüldüğümü anlamış olmalı; teselli ediyor beni: “ Ben Van’da büyümüşüm, hep orada kalmışım; başka bir yere gitmemişim ya ondan” diyor bana.

Ama gittin ya Ramazan, geldin ya İstanbul’a diyorum içimden. Sonra, bir abla edasıyla, “Çektiğin her acının sana zenginlik katacağını düşün” diyorum 12 yaşındaki bu çocuğa!

En nihayetinde vedalaşma zamanı geldiğinde beni gülerek uğurluyor Ramazan. Gözleri güldüğünde azıcık hafifliyorum. Ama olmaz, bir çocuk İstanbul’u nasıl sevmez? Bir çocuğa İstanbul nasıl sevdirilemez? Çocuk kalabilmiş bir tarafım bunu kabullenemiyor bir türlü…

Memleketimden insan manzaraları… Beykoz Güncel Haber okuyucularına yaşamın farklı bir kıyısından küçük bir anekdot…

Haber: Arzu Başlantı

Reklam

YORUMLAR...