Reklam
Binlerce Beykozlu 2B mitinginde buluştu

Binlerce Beykozlu 2B mitinginde buluştu

Binlerce Beykozlu, 2B Yasası’nın Cumhurbaşkanı Gül tarafından yeniden düzenlenmek üzere Meclis’e iade edilmesi için toplandı.

Beykoz Muhtarlar Derneği, İl ve Bölge Dernekler Birliği ve BEYMEZ Derneği “Beykoz Platformu” adı altında, T.B.M.M Genel Kurulu’ndan geçen 2B Yasası’nın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından Meclis’e geri gönderilmesini sağlamak için Belediye Meydanı'nda miting düzenledi.

Miting öncesi gerginlik yaşandı

Miting başlamadan önce CHP Beykoz İlçe örgütü pankart ve bayrakları açınca Muhtarlar ve Dernek Başkanları tarafından “Burada sivil bir organizasyon var, siyasi propaganda yapmak doğru olmaz böyle karar aldık” şeklinde uyarılarak siyasi figür kullanılmaması istendi. Bunun üzerine CHP İlçe Başkanı Hızır Yılmaz, “Ben pankart açarım, buraya örgütümle geldim ve bu bir eylemdir. Bende gereğini yaparım” diyerek tartışma başlattı. Tartışma ilerlerken KAS-DER Beykoz Şube Başkanı Süleyman Çalık, “eylemi bu kadar önemsiyorsun da Pazar günü Kavacık’ta köprü yolunda yapılan eyleme niye katılıp pankart açmadın” diyerek CHP İlçe Başkanı Hızır Yılmaz’a tepki göstersi. Olay araya giren insanlar tarafından daha fazla büyümeden yatıştırıldı.

“Beykoz Platformu” adı altında yapılan miting’e Beykoz Muhtarlar Derneği, İl ve Bölge Dernekler Birliği, Belediye Meclis Üyeleri Derneği, Karlıtepe Derneği üyeleri ile CHP İlçe Başkanı Hızır Yılmaz, Sadet Partisi İlçe Başkanı Burhan Öz ve binlerce vatandaş katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal marşının okunması ile başlayan Beykoz Platformu mitinginde ilk olarak BEYMEZ Derneği adına Rafet Şişmanoğlu bir konuşma yaptı.

Beykoz Meclisi üyelerinin oluşturduğu Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği (BEYMEZ) adına konuşan Dernek Sekreteri Rafet Şişmanoğlu şunları söyledi:

“Hükümetimiz orman özelliğini yitirmiş orman arazilerinin hak sahiplerine satılması ile ilgili yasa tasarısını T.B.M.M’nden geçirip kabul etmesi, bizleri sevindirmiştir. Yasa’nın sayın Cumhurbaşkanı’nın onayından sonra yürürlüğe girecek olması bizleri mutlu edecektir.

Ancak, hak sahiplerinin m2 birim fiyatının rayiç bedelin yüzde 70’i olması, gelir düzeyi düşük bizleri geceleri uykusuz bırakmakta ve ailemizi tedirgin etmektedir.

İlçemizin derneklerinde, kahvehanelerinde ve cami avlularında burada ifade etmekten çekindiğim m2 birim fiyatlarının anlamı bizlere 100 yıldır yaşadığımız bu arazilerden yavaş yavaş toparlanın, gidin anlamı taşımaktadır.

Hele arazilerini satın alamayacak olanların arazilerinin ihale ile satışa sunulacak olması yüreğimize bir hançer gibi batmaktadır.

Çoğumuzun vefat etmiş aile fertleri ilçemiz mezarlıklarında yatmaktadır. Bizler onları bırakıp bu topraklardan gitmek istemiyoruz. O nedenle m2 irim fiyatının gerçek değerinin tespitinin yapılmasını ve rayiç bedel oranının yüzde 70’lerden çok daha aşağı çekilmesini sayın Cumhurbaşkanımız ve hükümetimizden talep ediyoruz.

Netice olarak, bizler buralardan gitmek istemiyoruz. Çünkü ödeme gücümüz yetmiyor. Bizlere yardım ediniz.”

Muhtarlar adına konuşan Tokatköy Muhtarı Erkan Atagün ise şu açıklamayı yaptı:

“Buraya geliş amacımız, yıllardır umut diye beklediğimiz 2B ve ona bağlı olarak bize satış fiyatlarının hangi yöntem ile bize uygulandığını size anlatmak. Başka hiçbir amacımız yok. Bu çalışma sırasında özellikle bir iki partiden, başında milletvekilleri olmak üzere çok büyük destek aldık. Tüm Beykoz adına onlara teşekkür ediyorum. Aslında hükümet bu Yasa’yı bize bir umut olsun diye çıkardı. Maliye Bakanlığı’na ve ona bağlı olarak Milli Emlak Müdürlüğü’ne bu konuda çalışma yürütün dedi. Aslında bu çalışma sırasında Beykozlu muhtarları ve STK’lar boş durmadı.  Biz onların anladığı anlamda işgalci değiliz dedik. Biz, bu paraları yüksek tutar iseniz, ödeyemeyiz dedik. Burası Beyrut’a döner, edik; anlamadılar bizi. Niçin anamadılar biliyor musunuz? Maliye Bakanlığı’na verdiler. Maliye Bakanlığı’nda ben bu topraklara geldiğim zaman doğmamış ve oradan burayı bilmeyen memur görev verildi, aldı kâğıdı eline; burada fiyat belirlediler. Kime sordular? Emlakçılara sordular, kime sordular, muhtarlara sordular ve bunun adına rayiç değer dediler. Halbuki rayiç bedel belirlenmesinde ana unsur, bir mahallenin veya köyün yakınlığına, uzaklığına ve aldığı hizmetin kalitesine, arazi yapısına ve o köyde yaşayanların ortak bir fikir ile oluşturması gereken fiyattır; emlakçıya soruyor!”

Lütfen bizi rahatsız etmeyin

“Babamın aldığı o dikenliğin her santimetresini kendi birikimleriyle, kendi emekleriyle, ahırını, kümesin, tavuğunu, ağacını, yeşilini yapan ve onun kaç para edeceğini bilen sanki onun babasının malıymış gibi ‘ben burayı 100 TL’ye alırım; adama sordum 100 TL dedi.’ Sana ne kardeşim. Benim burayı kaça sattığımdan sana ne? Ve Maliye Bakanlığı, hükümeti ikna etti. Dedi ki, ‘onlar orada zaten işgalci. 70 milyonun hakkını yiyorlar. Şimdi, o ’70 milyonun hakkını yiyorlar’ diyen adama sorarlar: Kardeşim, bir tarafı denize bakıyor, aylığı 250 TL.  Onda hakkınız yok da, akşam eve ekmeğini zor götüren Beykozlu’dan mı hakkını alıyorsun? Burada kuru soğan ekmekle yaşamaya razıyız. Lütfen bizi rahatsız etmeyin. Bizden bir şey istiyorsanız, bizi bugünkü yaşamımızdan, bir üst yaşam biçimine getirecek çalışma ve öneriniz varsa, başımızın üstünde yeriniz var. Yoksa sen kimsin kardeşim, benim malıma nasıl sahip çıkıyorsun? Sayın Cumhurbaşkanım bu sese kulak verecektir. Bizi duyacaktır.”

İl ve Bölge Dernekler Birliği’nin açıklaması:

İl ve Bölge Dernek Birliği adına Beykozlu Giresunlular Dernek Başkanı Hasan Karakaya bir açıklama yaptı:

Bu kanun Beykozlu’nun uykusunu kaçırmıştır

“Bugün burada Beykoz’un büyük çoğunluğunu yakından ilgilendiren, yeni çıkan bir kanunu protesto etmek için ve sesimizi bu kanunu çıkaran Türkiye Büyük Millet Meclisine duyurmak için Sivil Toplum Örgütleri olarak toplanmış bulunuyoruz.

Hükümet bu Sivil Toplum Örgütlerinin sesini duymalı ve taleplerini karşılamalıdır.
Taleplerimiz sadece şahsımızın ya da Başkanı bulunduğum Derneğin talepleri değil, Beykoz’da kurulu bulunan ve İl Dernekleri Birliği çatısı altında toplanmış 16 il ve bölge derneğinin talepleridir.

İşte o kanun ki, hepimizi derinden yaralamış, kara kara düşündürmektedir. İşte o kanun Beykozlu’nun aylardır uykusunu kaçırmıştır. İşte o kanun geçen haftadan beri Beykozluya kâbus yaşatmaktadır. Çünkü o kanun vatandaşın beklentilerini karşılamamaktadır. Çünkü o kanun ortalıkta dolaşan ve sızan bilgilere göre satışa baz alınacak rayiç değerleri çok yüksek tutmuştur. Hatta komisyonlarda rayiç değerin yüzde 50 bedelinden satılacağı şeklinde geçmişken, Meclis’te yüzde 70 oranına çıkarılmıştır.

Çengeldere’de m2’si 1000 TL olduğu söylenen rayiç değerin yüzde 70’ini ödeyerek yıllardır ömrünüzü verdiğiniz, kullanıcısı olduğunuz yerleri alabilecek misiniz?

Beykoz’da 2/b arazileri üzerinde yaşayan vatandaşlarımızı işgalci olarak göremezsiniz. Çünkü bu halk yıllardır kullanıcısı oldukları bu yerlerin emlak vergilerini devlete ödemiş ve ödemeye devam etmektedir. Hiçbir kişi ya da kuruluş “Arkadaş bu alanlar zaten devletin, kendine ait olmayan bir yere, nasıl emlak vergisi veriyorsun” dememiştir. Vatandaş vergi vermiş devlette almıştır. Belki de bugün satışa konu olan bedelden fazlasını vergi olarak ödemiştir.

Ayrıca bu arazilerin kullanıcılarına ecrimisil tahakkuk ettirilmiş vatandaş yine ödemek zorunda kalmıştır. Ve halen de ödemeye devam etmektedir.”

Vurun abalıya!

“Bu gelişmelere bakıldığında vatandaş hep ezilmiştir. Bu gelişmeleri başka bir deyimle “Vurun Abalıya” şeklinde algılayabiliriz.

Çok ciddi nüfusların barındığı 2/B alanlarında arazi yağmacısı diyemezsiniz. Bu alanlarda yaşayanlara imar mağduru demek daha doğru olacaktır. Bu insanlar bir taraftan vergiler başta olmak üzere, devletine karşı tüm yükümlülüklerini yerine getirirken, diğer taraftan her anı kaygıyla dolu bir yaşam sürdürmek zorunda bırakılmıştır. Bu gün bu kanundan sonra da kâbuslar yaşatmaktasınız. Evet, bu kanunu vatandaş yıllardır bekliyor. Ama bu şekliyle değil. Vatandaşı ödeyemeyeceği bir yükümlülük altına sokmanın Anayasa ilkelerine de aykırı düşeceği kanısındayız.”

Hibe edin demiyoruz!

“Benim Hemşerim, benim Beykozlum bu yerleri bize hibe edin demiyor, Bizim beklentimiz sadece makul satış rakamları oluşturulmasıdır.

Sizler bu araziler üzerine keyfe keder yerleşmediniz. Sizleri yıllardır Ülkemizi yöneten iktidarlar buna zorladı. Sizlerin bu alanlar üzerine yerleşmiş olmanızın sorumlusu bugünkü hükümette değildir. Çok uzun yıllar gerilere gidiniz, İstanbul’un kapılarını sonuna kadar açan yetkililer, vatandaşın barınma sorununa çözüm üretmemiştir.

Halkın büyük bir çoğunluğunun ülke ekonomisinin dinamiklerinden olan ilçemizdeki üç fabrikamızda çalışmak için gurbete gelmiş fertlerden oluşmaktadır. barındıkları evlerinin arsalarını rant amaçlı değil, kesinlikle barınma sorunu için para ile almışlardır. sonrasında devletin yol, elektrik, su, gaz gibi hizmetlerinden yararlandırılıp, ardından vergileri alınmıştır, bu insanların rant amaçlı arsa ve arazi kapatanlar ile eş değerde bir değerlendirilmeye alınması külliyen yanlıştır.”

Vatandaş İstanbul’a niçin geldi?

“İstanbul’un kapılarını sonuna kadar açtılar. Evet, “açtılar” derken, bakın nasıl açtılar:
Hiçbir konuda İstanbul ve çevresi ile Anadolu arasında fırsat eşitliği sağlamadılar.
Özellikle sanayide fırsat eşitliği yok, sağlıkta fırsat eşitliği yok, eğitimde fırsat eşitliği yok. Vatandaş bu ihtiyaçlarını karşılayabilmek için İstanbul’a geldi.

Peki, idarecilerimiz ne yaptı? İstanbul’a gelen Anadolu vatandaşına konut üretmedi, arsa üretmedi. Belki de 2/ B alanları üzerine yerleşimlerin sebebi budur.

Bugün Hükümet bu sorunları TOKİ marifetiyle çözmek için ciddi çaba sarf ediyor ama, yılardır 2/B sorununu yaşayan mazlum ve mağdur vatandaşlarımızı da düşünmesi lazım.

Bakın Televizyonlarda izlediğiniz belgesellerde bile, yaban hayatı canlıları yaşayabilecekleri bir in, kovuk aramaktadırlar. Kendi yuvalarını inşa etmektedirler. Çünkü her canlının hayatını idame ettirebilmesi için bir İn’e, bir kovuğa ya da bir eve ihtiyacı vardır.
Hükümetler bu soruna çare üretmede geç kaldığı için bugün vatandaş kucağında 2/b kangrenini bulmuştur.”

Rant amaçlı arsa kapatanlar vurgun vuracaklar

“Çıkarılan kanunun onaylanması ile barınma amaçlı küçük arsa sahipleri bu yerleri satın alamayacakları gibi, rant amaçlı arazi ve arsa kapatanların vurgun vuracakları kesindir.

Bunun için öncelikle ilk hedef, yasanın Sayın Cumhurbaşkanı’ndan tekrar Meclis’e yeniden görüşülmesi için gönderilmesini sağlamak için, Beykozluluk duygusuyla, siyasi kimlikleri bırakıp güçlü bir ses çıkartılması gerekli,  bu ses Beykoz’un ortak sesi olmalıdır; ya da Milli Emlak tarafından tespit edilen rayiç değerler listesi yeniden düzenlenmeli, bedeller vatandaşın mağdur edilmeyeceği seviyelere çekilmelidir. Olası bir varsayım ile çıkarılan yasa kanunlaşırsa, bu sefer adeta seferberlik gibi birlik oluşturulup, yeniden yasa hazırlanmasının girişiminde bulunulması gereklidir; bu çalışmalara, ilçedeki tüm sivil toplum kuruluşları ve siyasiler ile vatandaşlar koşulsuz destek olmalıdırlar ve enerjilerini ortak noktada birleştirmelidirler.

Ayrıca satış bedelleri parsel büyüklüklerine göre çeşitlendirilmelidir. Unutulmamalıdır ki bu vatandaş üzerinde oturduğu bu arazilerin, hem vergisini vermiştir, hem de ecri misil ödemiştir ve ödemeye devam etmektedir.

Hepinize temsil ettiğimiz dernekler adına saygı ve sevgilerimizi sunuyor, Demokratik tepkinizi ortaya koymanızı bekliyoruz.”

CHP ve Saadet Partisi ilçe başkanlarının konuşmasına izin verilmemesi ortamı gerdi

Muhtarlar Derneği yöneticilerinin mitinge siyasi bir nitelik vereceği endişesiyle, siyasi parti liderlerini konuşma yapılan platforma davet etmeyerek, konuşma yapmalarına izin vermemeleri, partililer arasında tartışmaya sebep oldu.

Cavit Gül: Konuşma yapmaları için söz vermedik

Bu tartışma ortamı içinde konuşma yapmak üzere söz alan Cavit Gül ise, siyasi parti ilçe başkanlarını destek amaçlı olarak davet ettiklerini belirterek, kendilerine konuşma yapacakları yönünde bir sözü kesinlikle vermediklerini ifade etti

Beykoz Platformu’nun Basın Açıklaması

Beykoz Platformu’nun ortak basın açıklamasını ise Tokatköy Muhtarı Erkan Atagün tarafından okundu:

“Bir mülkiyet probleminin daha çözümü anlamına gelen “Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun”  18 Nisan 2012 tarihinde TBMM Genel Kurulu’ndan geçmiş, 20 Nisan 2012 tarihi itibari ile sayın Cumhurbaşkanı’na imzaya gönderilmiştir. Bu kanun mevcut Meclis’in sözlerinin arkasında durduğunun bir sonucu olarak bizleri mutlu etmiştir.

Ancak, mevcut düzenleme de öne çıkan “rayiç bedel” kavramı Beykoz halkının tasfiyesi gibi bir sonucu ortaya çıkarmaktadır.

Nitekim gerçek bedellerinden daha yüksek bir bedel ile kullanıcı- hak sahiplerine satılması öngörülen yerler, gelir seviyesi incelendiğinde Beykoz halkının tasfiyesi, yerlerine sermaye grubunun ikamesi sonucunu doğuracaktır.”

Biz Beykoz da işgalci değiliz!

“Aslında, incelendiğinde Beykoz mahalle ve köylerinde 2B arazilerinde oturanların ormanları açarak bu yerleri oluşturmadığı, aksine para ile satın alındığı ve iptal edilen tapulardan oluştuğu ayrıca 80’li yıllarda bölge halkına bedelleri ödenerek tapu tahsisler ile verilmiş olmasına rağmen bu bedeller geri ödenmeden tapu tahsisler iptal edilmiştir. Üçüncü sefer fahiş fiyatlar ile almamız dayatılmaktadır. Dedelerimiz Beykoz’a doğal güzelliklerinin peşine düşerek gelmedi. Bizler Kundura Fabrikası, Paşabahçe Cam Fabrikası ve Tekel Fabrikası’nın iş gücünü karşılayıp, devlete değer üretmek için getirildik.”

Beykoz’u biz güzelleştirdik!

“Yarım asırdır tapu ve imar planı umudu ile siyasilerden çözüm bekleyen halkımız yine hüsrana uğramıştır. Rayiç bedellerin bu kadar yüksek şekilde uygulanacak olması, bu kanununun bizler için olmadığını, aksine bizleri tasfiye etmek için çıkarıldığını akıllara getirmektedir. Özü itibari ile sorunları büyük oranda çözen bu kanun düzenlemesi Ak Parti, Cumhuriyet Halk Partisi ve  Milliyetçi Hareket Partisi ittifakı ile çıkmıştır. Bu bağlamda çözüm yeri olarak, büyük oranda  iktidar partisini görsek de  CHP ve MHP’nin de çözümde rol alması ve halkçı tavırlarını ortaya koyması beklentilerimizdendir.”

Beykoz Beykozlularındır!

“Ortalama gelir seviyesi 1000.-TL(Bin Türk Lirası) olan Beykoz halkının bu yüksek rayiç bedelleri ile oturduğu evi satın alması mümkün değildir.M2 si 100 (Yüz) TL’ den 1000.-TL (BinTL) civarına kadar çıkan rayiç bedellerin tespit şekli teknik ve etik açıdan uygun değildir. Gerçekleri yansıtmamaktadır. Daha önce doksanlı yıllarda yapılan uygulamalarda bölgemizde ve Çekmeköy ilçesinde satış bedeli olarak “emlak değeri” uygulanmıştır. Milli emlak tarafından yapılan bu uygulamalarda hak sahipleri mağdur edilmemiştir.”

Emlak Bedeli Üzerinden satış istiyoruz!

“Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu hassasiyetleri gözeterek, kanun maddesini yeniden düzenlenmek üzere meclise iade etmesini, sayın Başbakan ve muhalefet partisi liderlerinin de halkımızı mağdur etmeyecek şekilde “emlak beyan değeri” üzerinden satışına dönük düzenleme yapmasını ve taksitli satışlarda sürenin tekrar 5 yıla çıkartılmasını Beykoz halkı adına arz ve talep ediyoruz.”               

Reklam

YORUMLAR...