Reklam
Saadet Partisi 'Helal Gıda' hakkında şuurlandırdı

Saadet Partisi 'Helal Gıda' hakkında şuurlandırdı

Saadet Partisi Beykoz İlçe Teşkilatı’nın her ay düzenlediği “Şuurlandırma Konferansı”nın bu ay ki konusu “Helal Gıda” oldu.

Saadet Partisi Beykoz İlçe Teşkilatı, her ay düzenlemekte olduğu “Şuurlandırma Konferansı”nı gerçekleştirdi. Bu ayın konusu “Helal Gıda” oldu. Programın konuğu ise GİMDES (Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hüseyin Kami Büyüközer idi.

Her yiyecek gıda değildir, her temizlik ürünü temizlemez, her ilaç şifa vermez

Şuurlandırma Konferansı’nda, Dr. Hüseyin Kâmi Büyüközer’in bilgilendirme konuşmasının öncesinde, katılımcılara ürünlere “helal” sertifikası veren bir sivil toplum kuruluşu olan GİMDES tarafından hazırlanan bir slayt sunumu izlettirildi.

Dr. Büyüközer, sunumun ardından yaptığı konuşmasının başında, “gıda, ilaç, giyim başta olmak üzere komple hayatımızla ilgili bir problemler çemberinin içerisindeyiz” dedi ve bunun 100 yıldan beri devam etmekte olduğunu ifade etti. Osmanlı Devleti zamanında toplumda meselelerin İslâma göre yürütüldüğünü kaydeden Dr. Büyüközer, hayat felsefesi iman ve cihattan ibaret olan bu sistemin adeta bir ‘gece baskını’ şeklinde batıl güçler tarafından yıkılmasının ardından ise bu günlere dek gelindiğini belirtti.

Dünyadaki 2,5 milyar müslüman gücünü neden gösteremiyor?

Dünyada yaklaşık 2 buçuk milyar müslümanın yaşadığını söyleyen Dr. Büyüközer, “bu büyük bir potansiyel ancak bu potansiyel bugün kullanılamıyor. Henüz istediğimiz noktalara gelemiyoruz” dedi ve bunun sebebi araştırıldığı zaman ise ortaya “yenilen içilen gıdalara dayalı olan helal yaşam sisteminin bir türlü rayına oturtulamamış olunmasının” çıktığına işaret etti. Büyüközer, “ Müslüman toplumu bu nedenden dolayı istenen gücü gösteremiyor” yorumunda bulundu.

Helal ve sağlıklı gıdalar yemeyenler, helâk olurlar

Gerek Kur’an-ı Kerim’de, gerek ise hadislerde müslümanlara önemli mesajlar verildiğini ifade eden Dr. Hüseyin Kâmi Büyüközer şunları söyledi: “ Bu mesajlara kulak verdiğimiz takdirde yanlışlığımızı ve 2,5 milyarlık bir gücün istenen fonksiyonu neden ifa edemediğini yakalamış oluruz. Kuran’da ne diyor; ‘ey insanlar! Helal ve tayyip olan gıdalar ile beslenin. Eğer aksi hareket ederseniz, şeytanın adımlarına uymuş olursunuz ve zarara uğrarsınız; helâk olursunuz.”

“Helal ve tayyip” gıda ne anlama geliyor?

’Helalen tayyiben’ kelimesi, bizim sadece helal ile sınırlı olmayacağımızı gösteren bir ifade. Tayyip; sağlıklı, hijyen, temiz, kaliteli anlamına gelen bir Arapça kelime.  Dolayısıyla biz bu iki kelimeyi beraberce kullanmak ve yaşamak zorundayız.”

Helal ile beslenmediği sürece Müslümanlar sıkıntı içerisinde kıvranır, durur

Helal ile yaşamak zorundayız. Bugün en çok ihmal ettiğimiz en önemli konu bu. Bunu çözmediğimiz müddetçe istediğimiz kadar ağzımız ile kuş tutsak, Cenab-ı Hak bize iktidarı dört başı mağmur vermez. 2,5 milyar müslüman da böyle çileler içerisinde kıvranır durur.”

Dünyada 16 milyon Yahudi’ye karşılık 2,5 milyar müslüman var

Bugün dünyada 16 milyon Yahudi var. Mukayese edin bakalım terazide, ağırlık hangi tarafta? Dünyanın yönetiminde Yahudi’nin ağırlığı mı var, yoksa 2,5 milyar müslümanın ağırlığı mı var? Bu bizim için yüz karası bir olay. Eğer biz yeni bir dünya nizamı oluşturmak istiyorsak, yeni bir dünya sistemi oluşturmak istiyorsak, o halde gıdalarımıza dikkat etmek zorundayız.”

Haram - helal alanı; bir de şüpheliler alanı var

Peygamber efendimiz diyor ki, ‘haram belli, helal de belli. Ama bunun ikisinin arasında geniş bir alan var. Bu alan şüpheliler alanı. Siz siz olun, bu alana girmeyin. Girerseniz, ırzınızı ve dininizi tehlikeye sokarsınız.’ Demek ki, bizim ‘şüpheliler’ denilen sahadan uzak durmamız gerek.”

Şüpheliler sahası

Konuşmasının devamında, marketlere gidildiğinde ambalajı güzel ve tadı gerçekten çok lezzetli olan gıdalar ile karşılaşıldığını ifade eden Dr. Büyüközer, “ ancak maalesef gıda teknolojisinde kullandıkları maddeler sebebiyle bunların ‘şüpheliler’ grubuna girdiğini” belirtti ve bu gıdalara örnekler verdi.

Yoğurt…

Milli gıdamız olan yoğurdun çoğunlukla süt ve mayadan yapıldığını ifade eden Büyüközer, “ancak bugün pazarda satılan yoğurt bu değil; bu yoğurt bizim değil” dedi. Bundan birkaç sene önce bir gezisi sırasında piyasadaki on yoğurtan 8’inde “jelatin” denilen bir maddeye rastladıklarını ifade eden bir Tarım İl Müdürlüğü yetkilisi ile karşılaştığını ve bu kişinin kendisine ‘Tarım Bakanlığı halka açıklamayın’ dediği için bunu ilan etmediklerini anlattığını belirten Dr. Büyüközer, şunları söyledi: “ Sonra ne oldu? Bundan iki sene evvel Tarım Bakanı’mız 22 bin çeşit ürün toplattı ve analiz ettirdi ve bu çeşitler arasında 28 yoğurt örneğinde “jelatin” tespit edildiğini ilân etti.”

Yoğurda katılan jelatin maddesi nedir?

Dr. Kami Büyüközer’in belirttiğine göre, hayvanların kullanılmayan kemik gibi parçalarından elde edilen bir madde olan ve Türkiye’de üretilmeyen jelatin, yoğurtta, dondurmada, pastalarda, reçellerde ve birçok üründe kullanılıyor.  Hatta ilaç kapsülleri de bu jelatinden yapılıyor.

Jalatin maddesi Türkiye’ye daha çok Brezilya ve Çin’den geliyor. Çocukların zevkle yedikleri yumuşak şekerlerde de jelatin bulunuyor.

Hazır baklava yufkaları

Hazır baklava yufkalarında “E920 sistain” denilen katkı maddesi var. Bu da hayvansal bir madde. Bu, ana maddesi insan saçı veya domuz kılı olan beyaz renkli bir toz. Hamur kararken içine koyduğunuzda işçiliği kolaylaştırıyor, yufkanın daha ince hale gelmesini sağlıyor. Pizzalarda ise, bunların piştikten sonra çökmesini önlemek için kullanılıyor. 

Bisküvi, dondurma, pasta

E471, 472 şeklinde ifade edilen ve Mono- ve di-gliseritler, bisküviden, dondurmaya, pastadan birçok ürüne kadar kullanılıyor. Üretim kaynağı ise yağlar. Bitkisel yağlar ile ilgili olarak bir problem olmadığını ifade eden Dr. Büyüközer, bu konuda şu açıklamayı yaptı: “ Ama hayvansal olursa ve bunun üretim kaynakları batı olursa, yani gayrı müslimler olursa burada durmamız gerek. Neden? Domuz yağı olabilir. İslami usule göre kesilmemiş sığır yağı da olabilir. Hatta helal olmayan başka hayvanların yağları da kullanılabilir.”

Cipsler, hazır çorbalar, sucuk, salam…

Monosodyumglutomat gıdalara konduğu zaman, damağımıza değdiği andan itibaren beynimize kumanda ediyor ve diyor ki, ‘ bak bu ağzına aldığın şey var ya, dünyanın en lezzetli maddesi; bunun lezzetini sakın unutma, beynine kaydet.’ Sucuk, salam, sosislerde hatta patates ve mısır cipslerinde, hazır çorbalarda, bulyonlarda… bu madde kullanılmaktadır. Bunun literatürdeki adı ‘Çin restoran sendromu’dur. Çinliler, bu ürünü sıkça kullanıyorlar. Bu ürünler sıkça kullanıldığında beyni yoruyor. Beyin yorulunca, Alzheimer hastalığı meydana gelir. Bu ürünler sürekli kullanılırsa, o insan kısa zamanda Alzheimer hastalığına yakalanabilir. Şu anda Avrupa, katkı maddesiz bir dünya oluşturmaya çalışıyor.”

Meşrubatlar

“Şu anda Türkiye’de fert başına yıllık 40 litre meşrubat; 18 litre ise süt düşüyor. Amerika’da ise fer başına düşen süt miktarı 200 litre. Bu, ters bir sistem.” Meşrubatların içinde fosforik asit bulunduğunu kaydeden Dr. Büyüközer, bu asidin insan vücuduna girdiği zaman metobolize olmadığını ve vücuttan çıkarken ise kalsiyumu da alıp götürdüğünü ifade etti. Bunun da kemik zafiyetine yol açtığını kaydeden Büyüközer, anlattıklarının renkli renksiz tüm gazozlar için geçerli olduğunu belirtti ve “eskiden kemik erimesi hastalığı 60’lı  yaşlarda çıkardı, şimdi 35’li yaşlarda çıkıyor. Bunun ana sebeplerinden biri de bu fosforik asittir” dedi.

Meşrubatların içinde “aspartan” var

Bu içeceklerde şeker yerine, “aspartan” denilen tatlandırıcı bir maddenin kullanıldığının da altını çizen Büyüközer, bir kilo aspartan’ın, 250 kilo şekere eşdeğer olduğunu belirterek, üreticilerin bu nedenle toz şeker yerine bu maddeyi kullandıklarına işaret etti.

Çocukların beynine zarar veriyor

Aspartan, çocukların beyinsel gelişimine ve anne karnındaki ceninin beynine zarar veriyor.

Meşrubatların üzerinde neden ‘soğuk içiniz’ yazar?

Dr. Büyüközer, meşrubatlarda suni tatlandırıcı olarak fenilalenin aspartam kullanıldığını ve bu meşrubatların belli bir derecedeki sıcaklıkta içildiği – yani soğuk içilmediği- takdirde, fenilalenin hassasiyeti olan insanları ölüm ile karşı karşıya getirebileceğini belirtti.

Meyveli sodaları değil, doğal sodayı tercih edin

Dr. Kami Büyüközer, konuşmasında sentetik özelliği olan meyveli sodaların değil, doğal sodaların tercih edilmesi gerektiğini belirterek, “biz zevk uğruna neleri feda ediyoruz? Batı buna ‘hedoizm’  diyor ” açıklamasını yaptı. İçeceklere konulan sentetik aromalar ve boya maddelerinin kanser riski taşıdıklarını da kaydeden Büyüközer, sözlerinin devamında, “tamamen üreticinin menfaatine işleyen yapay bir dünyada yaşanıldığını” belirtti ve “artık uyanmak zorundayız” dedi.

Köy yumurtası rengini verebilmek için tavuğa sentetik boya maddesi yediriyorlar!

Saadet Partisi’nin her ay düzenlemekte olduğu Şuurlanma Konferansı’nda “Helal Gıda” başlığı altında değinilen konulardan bir diğeri de “tavuklar” oldu. Vatandaşların sorularını yanıtlayan Dr. Hüseyin Kami Büyüközer, bazı üreticilerin köy yumurtası rengini verebilmek için tavuğa sentetik boya maddesi yedirdiklerini ifade etti.

Saç boyları ve göğüs kanseri

Bilgilendirmesi sırasında Avrupa’da yapılmış olan bir bilimsel bir araştırmaya da değinen Büyüközer, söz konusu araştırma kapsamında, göğüsleri alınan kadınların incelemeye alındıklarını; araştırmaların sonucunda ise kadınların çoğunda aynı kimyasal maddeye rastlanıldığını belirtti. Dr. Büyüközer, bütün şüphelerin saç boyası üzerinde toplandığını ifade ederek, bu şüphenin de kanıtlanmış olduğunu hatırlattı.

Haber: Arzu Başlantı

YORUMLAR...