Reklam
Beykoz Müftülüğü Festival standında sizi bekliyor

Beykoz Müftülüğü Festival standında sizi bekliyor

Beykoz Müftülüğü’nün Çayır Festivali’nde açtığı kitap standında her akşam ayrı bir din görevlisi vatandaşların sorularını yanıtlamak üzere hazır bekliyor.

Beykoz Müftülüğü’nün Çayır Festivali’nde açtığı kitap standında her akşam ayrı bir din görevlisi vatandaşların sorularını yanıtlamak üzere bekliyor. Çayır Festivali’ne bir kitap standı ile katılan Beykoz Müftülüğü, burada çocuklara yönelik olanlardan Kur’an-ı Kerim’e kadar çok çeşitli kitabı vatandaşların ilgisine sunuyor.

Beykoz Çayır Festivali, panayır havasında geçiyor

Beykoz Güncel Haber olarak kendisiyle sohbet ettiğimiz Beykoz Müftüsü, Beykoz Çayır Festivali’nin adeta bir panayır havasında geçtiğini ifade ederek, Hazreti Muhammed’in de döneminde kurulan panayırlara çok önem verdiğini ve İslam’ı halka tanıtmak için bu panayırlardan yararlandığını hatırlatıyor bize.

Gelecek sene daha büyük bir stand kuracaklar

Müftü Demirtaş, gelecek seneki Çayır Festivali’nde stantlarını daha da büyütecekleri bilgisini de aktarıyor; bu şekilde daha çok ve daha çeşitli kitap, meraklılarıyla buluşma olanağına kavuşacak.

Vatandaşların sorularını yanıtlıyor, bilgilendiriyorlar

Beykoz Müftüsü Hüseyin Demirtaş’ın bizlere aktardığı diğer önemli bir bilgi de, dini konularda bilgilenmek isteyen veya aklına takılı sorular bulunan vatandaşlar için Müftülük olarak her akşam farklı bir din görevlisinin Festival standında misafirlerini beklemekte olduğu. İlgililerine duyurulur!

Sohbetimizden alıntı bir kıssadan hisseyi merak ediyor musunuz?

Bu arada, Müftü Hüseyin Demirtaş ile yaptığımız sohbetimiz sırasında kendisinin bize anlatmış olduğu bir kıssadan hisseyi sizlerin de dikkatlerine sunmak istiyoruz. Demirtaş’ın belirttiğine göre, söz konusu kıssadan hisse, Hazreti Peygamber’in döneminden önce yaşanmış olmakla birlikte, bizzat kendisi tarafından aktarılmış bulunan bir hikâyedir.

Mağarada kapalı kalan üç adamın hikâyesi

Birlikte yolculuğa çıkan 3 erkek, yağmurlu havadan sakınmak üzere bir mağaraya sığınırlar. Gelgelelim, mağaranın tepesindeki büyük bir kaya yuvarlanarak, adamlar içerideyken  mağaranın ağzını kapatır. İçeride tıkalı kalan bu üç kişi, çaresizlik içindedir. Zifiri karanlıkta dua etmekten, olağanüstü bir gücün yardımını dilemekten başka çareleri yoktur. Biri, ötekilere,  “ arkadaşlar, yapmış olduğumuz bir iyiliği, bir erdemi, bir fazileti gündeme getirerek, ‘Ya Rabbi! Bu amelim eğer senin katında kabul oldu ise, ne olur bize yardım et ve şu taşı mağaranın önünden çek de, buradan kurtulalım’ diye dua edelim!” önerisini sunar.

Bu öneri üzerine bu üç adam, Allah rızası için yapmış oldukları ve iyi olduğunu düşündükleri amellerini tek tek anlatmaya başlamışlar. Birinci adam, şunları söyler:

Birinci adamın hikâyesi

Yarabbi, ben, bir işverendim. Yanımda çoban olarak bir adam çalıştırdım. Ben, ücretini ona verecektim, ancak o, ücretini almadan gitti. Ben de bu kişinin ücreti zayii olmasın diye, ona vereceğim para ile bir koyun aldım. Bu koyun kuzuladı, çoğaldı, çoğaldı.

Yıllar önce benim için çalışmış olan çoban, bir gün kapımı çaldı ve bana, “ senin için yıllar önce çobanlık yapmıştım. Hakkımı almadan gitmiştim; şimdi almaya geldim” dedi.

Bunun üzerine ben çobanı yanıma kattım ve onu dağın eteklerinde otlamakta olan koyun sürüsünün yanına götürerek, şöyle dedim: “İşte, bu sürü senin alacağındır!”. Adam buna çok sevindi. İşte Yarabbi, ben bu adamın hakkını korumak adına böyle yaptım. Eğer bu, senin katında makbul bir amel ise, ne olur şu taşı önümüzden kaldır”

Birinci adamın bu sözleri üzerine mağaranın önündeki taş, azıcık ama azıcık aralanır. Sonra, ikinci adam iyi amelini anlatmaya başlar.

İkinci adamın hikâyesi

Benim yaşları çok geçkin olan annem ve babam vardı.  Onlara ben bakıyordum, eşime baktırmıyordum çünkü annem ve babama bakmaktan, eşim değil ben sorumluyum. Her gün ineğin sütünü sağıyor, onların yanlarına getiriyor ve çok yaşlı oldukları için onlara ben yediriyordum. Bir gün geldim baktım ki, annem ve babam ikisi de uyuya kalmışlar. Acıdım hallerine, uyandırmadım. “ Haydi, yemeğinizi yiyeceksiniz, kalkın!” demedim. Uyansınlar da, ondan sonra yedireyim, dedim.

Ancak onların başlarında olarak, uyanmalarını beklerken, sabah oldu. Gözlerini açtıklarında bir baktılar ki, ben karşılarındayım. Bu duruma çok mutlu oldular.

Yarabbi, sen diyorsun ya; ‘Allah’a olan saygıdan sonra, anne babaya saygı’; işte, eğer benim bu amelim senin katında değerliyse, bize yardımcı ol ve şu taşı mağaranın kapısından çek.”

İkinci adamın bu duası üzerine mağaranın çıkışını tıkayan kaya biraz daha kaymaya ve mağaranın içine ışık sızmaya başlar.

 Sıra, üçüncü adamın amelini anlatmasına gelir.

Üçüncü adamın hikâyesi

Ben çok zengin bir adamım. Bir gün bir kadın yanıma geldi ve bana dedi ki, ‘ Varlıklı adam, ne olur, bana yardımcı ol! Zor durumdayım. Beyim yok, evde ise çocuklarım var. Bana kapında bir iş ver. Sen zengin bir insansın.”

Bunun üzerine ben de kadına dedim ki: “ Sen çok güzelsin. Eğer benimle beraber olursan, sana çok para veririm.”

Bunun üzerine kadın bana şöyle bir baktı, sonra da bir şey demeden yanımdan ayrıldı.

Ancak aradan bir zaman geçtikten sonra tekrar yanıma geldi; çok çaresizdi. Bunun üzerine ben, kötü emelimi uygulamak üzere kadını yanıma aldım ve bir yere götürdüm. Kadın korkuyordu, tir tir titriyordu. Ona, “ ne oluyor?” diye sorunca, bana dedi ki; “ ben Allah’tan korkuyorum!”

Kadının bu cevabı üzerine, ben kendime geldim. “ Ben ne yapıyorum? Allah bana bu malı mülkü vermiş, beni imtihan ediyor. Ben ise kadının bu zor durumundan faydalanarak onu sömürmeye, ondan istifade etmeye çalışıyorum. Bu insanlığa yakışmaz.”

O kadın beni uyarmış, kendime getirmiş oldu. Ondan sonra da ona büyük servetler vererek, onu evine gönderdim.

Yarabbi, bu amel senin katında gerçekten değerli ise, ne olur bize yardım et, şu mağaradan çıkabilelim.”

Sonunda…

Üçüncü adamın da itiraf niteliğindeki bu duasının ardından mağaranın çıkışındaki kaya biraz daha aralanır ve üç adamın tek tek geçecekleri büyüklükte bir çıkış oluşur.

Güzel amelleri bir araya gelerek, mağaranın önündeki kayayı kıpırdatmayı başaran bu üç adam, bu şekilde özgürlüklerine kavuşurlar.

Haber: Arzu Başlantı

YORUMLAR...