Reklam
Beykoz Devlet Hastanesi'nin dönüşüm hikâyesi

Beykoz Devlet Hastanesi'nin dönüşüm hikâyesi

Beykoz Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Yavuz Baştuğ, “nakil hastanesi”nden, “örnek hastane”ye dönüşümünün hikâyesini anlattı.

Beykoz Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Yavuz Baştuğ, Beykoz yerel basınını kahvaltılı bir toplantıda bir araya getirdi. Beykoz Devlet Hastanesi, bir zamanlar sadece “nakil hastanesi” konumunda iken, şimdi Eğitim ve Araştırma hastanelerinin niteliğine en yakın olanlar arasında, Sağlık Bakanlığı’nın örnek gösterdiği hastanelerden biri haline geldi. Beykoz’un 60 yıllık hastanesinin Başhekimi Op. Dr. Yavuz Baştuğ, sağlıktaki bu dönüşümün serencâmını Beykoz yerel basını ile paylaştı.

Hastane balkonunda kahvaltı

Beykoz yerel basını için Beykoz Devlet Hastanesi’nin yemekhane balkonunda verilen kahvaltılı toplantıya, Beykoz Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Yavuz Baştuğ, Başhekim Yardımcısı Yaşar Çelik, Hastane Müdürü Nuh Terlemez, Baş Hemşire Ayşe Kabacıoğlu ile Başhemşire Yardımcısı Kader Apaydın katıldılar.

Kare kare görüntüledik!

Beykoz Devlet Hastanesi’nde 5 yıl önce göreve başlayan Başhekim Op. Dr. Yavuz Baştuğ, hastanelerinde son dönemlerde yaşanan gelişmeler hakkında Beykozlular’ı bilgilendirmek için basın mensuplarına hastaneyi gezdirdi. Hastaneyi ameliyathanelere kadar gezen Beykoz Güncel Haber de, sizler için kare kare fotoğraflar görüntüledi!

Başhekim Yavuz Baştuğ: Beykoz’da ciddi bir dönüşüm yaşadık!

Hastane Başhekimi Baştuğ, bilgilendirme konuşmasına,“Sağlıkta Türkiye’nin yaşadığı dönüşüm ile birlikte biz de Beykoz’da hakikaten ciddi bir dönüşüm yaşadık” sözleri ile başladı. Revize edilen hastanelerinde depreme dayanıksız binaların deprem güçlendirmelerinin yapıldığını; iç revizyonların gerçekleştirildiğini kaydeden Baştuğ, alet, cihaz, donanım eksikliklerinin büyük ölçüde giderilmesiyle birlikte de Beykoz’un şu an hastanesi ile örnek gösterilen bir ilçe olduğunu ifade etti.

Dünya bankası kredisi kulanıldı

Başhekim Baştuğ, şunları söyledi: “2008- 2009 içinde bize bağlanan Tepeüstü binası eski adıyla Beykoz Devlet Hastanesi, deprem güçlendirmesi ve arından da bir revizyona girdi. O bittikten sonra da 2011-2012’de Paşabahçe binamız revizyona girdi. Bunları Dünya Bankası kredisi ile İl özel İdaresi yaptı. Tabii ki bütün projede bizim müdahalemiz var. Beykoz’un ihtiyaçlarına binaen bizim isteklerimize göre mimari çizimler yapılarak, hastanemize son hali verilmeye çalışıldı.”

Paşabahçe binasının maliyeti 9 milyon 600 bin TL

Paşabahçe binamızdaki son revizyonumuz yaklaşık 9 milyon 600 bin TL Türk Lirası’na mâl oldu. 15 bin m2 kapalı alan revizyonu ile tüm binaların deprem güçlendirmesi yapıldı.

3 milyon TL’lk tıbbi cihaz ve mobilya

Bunun yanında Bakanlık ve Hastane olarak yaklaşık 3 milyon TL civarında mobilya ve tıbbi cihaz yerleştirdik.”

Eksik cihazlar da tamamlanıyor

Başhekim Op. Dr. Yavuz Baştuğ, hastanelerinde halen bir kısım cihazların eksik olduğunu ifade ederek, şu anda 2 milyon 500 bin TL’lik bir ihale sürecinin Bakanlık nezdinde devam etmekte olduğunu belirtti. Baştuğ, “yılsonuna kadar bu cihazlarımız da geldiğinde hakikaten cihaz parkı olarak modern bir hastanemiz olacak” dedi.

5 yıl önceki ACİL servisten günümüze…

Beykoz’da göreve geldiği 2007 yılında ACİL serviste 2 pratisyen doktorun sadece dahiliye ve cerrahi nöbetleri tuttuğunu hatırlatan Baştuğ, o dönemlerde daha ziyade nakil hastanesi olarak çalışıldığını belirterek, “gelen hastalara müdahale edecek ne donanımımız vardı, ne de nöbetçi hekim potansiyelimiz vardı” açıklamasını yaptı.

Her şey, ACİL’in revizyonu ile başladı

Beykoz’da ilk fark ettiği açıklardan birinin bu durum olduğunu ifade eden Baştuğ, “ hemen ACİL’in revizyonu ile işe giriştik” dedi ve 2007-2008 yılları içerisinde ACİL Servis inşaatının tamamlandığını ifade etti. Beykoz Devlet Hastanesi ACİL servisinin gerek fiziki, gerek ise işleyiş bakımından Sağlık Bakanlığı’nın yetkili birimleri tarafından Türkiye’de örnek olarak gösterildiğini belirten Dr. Yavuz Baştuğ, “tabii ki zaman zaman sıkıntılar yaşamaktayız. Sağlıkta sıfır hata, sıfır sıkıntı mümkün değil; ancak şu anda Türkiye’nin örnek acillerinden birine sahibiz; bunun bilinmesini isterim” dedi.

İstanbul’un ilk kırmızı, sarı ve yeşil alan uygulaması Beykoz’da!

Konuşmasında, öncelikli olarak tedavi edilmesi gereken hastaların tespiti amacıyla acil servise başvuru sırasında yapılan hızlı seçme ve renk kodlama işlemi sonucunda, gelen hastaların öncelik sırasına göre kırmızı, sarı ve yeşil renkli alanlara yönlendirilmesi anlamına gelen “tiriaj” sisteminin önemine değinen Op. Dr. Baştuğ bunu İstanbul’da ilk uygulayan hastanenin Beykoz devlet Hastanesi olduğunu da söyledi.

ACİL’e gelen her hasta acil hastası değil

ACİL’e başvuran her hastanın bu servisin hastası olmadığını belirten Başhekim Baştuğ, “biz diğer hastaların poliklinikten hizmet almalarını istiyoruz ki, gerçekten acil olanların hakkını gasp etmesinler ve orada da bizler de personel olarak bazı vakaları atlamayalım” dedi.

Nadir hastanelerden biriyiz!

ACİL servisin günde 800 hastası bulunduğunu belirten Baştuğ, “bizim boyutumuzdaki bir hastane için bu çok ciddi bir rakam. İstanbul’da çoğu Eğitim- Araştırma hastanesinin baktığı rakamlar bu düzeyde. Biz bir Eğitim- Araştırma hastanesi olmadan bu rakamı kaldıran nadir hastanelerden bir tanesiyiz” açıklamasında bulundu.

İdeale yakın bir acil servis

ACİL serviste artık dahiliye, genel cerrahi, anestezi, kadın doğum, çocuk ve ortopedi branşlarında nöbetçi doktorların kaldığını kaydeden Hastane Başhekimi, “ hastanın acil servise gelişinden sonra yapılan sevk oranlarında yüzde 18’lerden, şu anda yüzde bir’lere indikleri” bilgisini verdi ve bunun da “ideale yakın bir acil servisin göstergesi olduğuna” işaret etti.

22 yataklı yoğun bakım ünitesi

Bunda arka plandaki alt yapının çok önemli olduğunun altını çizen Baştuğ, 2008 yılında açılan 9 yataklı yoğun- bakım ünitesine ek olarak, daha sonra ikinci bir 9 yataklı yoğun bakım ünitesi açtıklarını ve eski yoğun bakım ünitesindeki yatak sayısının da 13’e çıkartıldığını belirtti.

12 yataklı “yeni doğan yoğun bakım ünitesi” de açılacak

Yeni doğan yoğun bakım ünitesinin Beykoz’un önemli bir ihtiyacı olduğunu kaydeden Başhekim Baştuğ, “ Beykoz’da yeni doğan bebeklerde yoğun bakım ihtiyacı olduğu zaman onları başka yerlere sevk etmek durumunda kalıyorduk. Şimdi, yine çok ağır hastaları belki göndereceğiz ama artık birçoğunu buradaki yoğun bakım ünitemizde tedavi edebileceğiz. Kalan birkaç eksiğimizi tamamlayarak, bu ünitemizi Temmuz sonunda faaliyete sokacağız” dedi.

Sağlık Bakanlığı artık global planlamalar yapıyor

Son 3-4 yıldan beri Sağlık Bakanlığı tarafından hastaneler ve doktorlar ile ilgili global bazda planlar yapıldığı bilgisini veren Baştuğ, “ Sağlık Bakanlığı’ın bize biçtiği roller var, ‘hiçbir hastane kendi kafasına göre işler yapmasın’ diyor ve örneğin İstanbul Anadolu yakası için bir düzenleme yapıyor. Bir hastanede kaç tane yoğun bakım ünitesi olması gerektiği ya da onkololoji veya kardiyoloji birimlerinin kapasitelerinin ne olması gerektiği gibi konuların hepsini Sağlık Bakanlığı planlıyor” açıklamasında bulunarak, “biz de çalışmalarımızı bu bağlamda yapmaya çalışıyoruz” dedi.

Beykoz’da ciddi bir sağlık personeli açığımız var

Bu durumun, sağlık personelinin verimli kullanılması amacıyla hastanelere dağılımını da etkilediğini ifade eden Baştuğ, şu anda ciddi bir sağlık personeli açığının söz konusu olduğunu belirtti ve konuşmasının devamında, Türkiye’nin doktor sayısı olarak Avrupa standardının gerisinde olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Yüz bin kişiye olması gereken doktor sayısında biz üçte bir’lerdeyiz. Şu andaki mevcut doktor sayımızın daha iki buçuk katı kadar doktor olması lazım ki, Avrupa standardını yakalayalım.”

Türkiye’de 130 bin civarında doktor var!

Türkiye’deki toplam doktor sayısının 130 bin olduğunu belirten Beykoz Devlet Hastanesi Başhekimi, “bu sayının 350 bin olmazı lâzım. Hemşire ve ebe açığında ise 7’de 1’deyiz. Şimdiki mevcut ebe ve hemşire sayısının altı katı kadar daha fazla ebe ve hemşiremiz olması gerekir ki, AB standardını yakalayabilelim. Şu anda Türkiye’de bu kadar az bir personel ile ciddi bir sağlık hizmeti üretiliyor. İşte bu istihdam sorununu gidermek için de Bakanlık, personelin nasıl daha verimli kullanılacağını planlıyor” dedi.

Bazen hastalar soruyorlar…

Bazen hastaların kendisine gelerek ‘neden burada bir hemotoloğumuz yok?’ ‘neden bir endokrinci yok?’ şeklinde sorular yönelttiğini kaydeden Baştuğ, “ eğer Bakanlık, bunları bizim hastanemizde istihdam ederse, bu sefer daha geniş kitlelere ulaşılma şansı kaybedilir. Bu uzmanlar eğitim araştırma hastaneleri gibi daha merkezi yerlerde toplanıyorlar”  açıklamasında bulundu.

Beykoz Devlet Hastanesi, İstanbul’un iki hastanesinden biri

Beykoz Devlet Hastanesi’nin “hizmet hastaneleri” içinde A2 denilen, “ eğitim-araştırmalara en yakın hizmeti üreten ancak eğitim araştırma olmayan, en iyi işlevsel çalışan hastane” kategorisinde olduğu bilgisini de veren Başhekim, İstanbul’da bu şekilde sadece iki hastane bulunduğunu belirterek, bu hastaneleri Beykoz Devlet Hastanesi ve Kartal Yavuz Selim Hastanesi olarak sıraladı. .

Doğumhane sıkıntısı giderildi

Başhekim Baştuğ, doğumhane konusunda ise şu bilgileri verdi: “ Eskiden doğumhane sıkıntımız vardı. SSK dönemindeki eski zihniyetten kalan bir doğumhanemiz vardı ki, hiç kimse orada doğum yapmak istemezdi, öyle kötü bir yerdi! Şu anda oldukça modern, özel hastaneler ile yarışacak bir doğumhaneye sahip olduk. 7 tane tek kişilik sancı odası, 3 tane güzel doğumhaneden oluşan ve Beykoz’un şimdiki nüfusunun 3 katına hizmet verebilecek bir doğumhanemiz var.

Eskiden doğumu yaklaşmış olan sancı çeken gebeleri tek bir odaya koyuyorduk. 5-6 yatak aynı yerde idi; bir kadının bağrışını öteki duyuyordu; ancak şimdi herkes kendi odasında sancı çekiyor.”

Odalar tek kişilik, buzdolaplı ve televizyonlu!

Doğum sonrasında annelerin içinde buzdolabı, televizyonu ve tuvaleti olan bir veya en fazla iki kişilik odalara yerleştirildiklerini kaydeden Baştuğ, sadece yemekhanenin içinde bulunduğu blokta özel oda kavramına henüz gidilemediğini ancak bunun da projesinin tamamlandığını söyledi. Baştuğ, “söz konusu blok da bitirildiğinde, Beykoz Devlet Hastanesi’nde artık 3 kişilik oda kalmayacak” açıklamasını yaptı.

60 yıllık hastane

Beykoz Devlet Hastanesi’nin bu yıl 60. yılını dolduracağını da hatırlatan Başhekim, “ameliyathanemiz bu süre içinde sadece makyajdan geçmişti. Sadece 5 odası olan, sıkıntılı bir ameliyathane idi. Şu anda 11 odalı, oldukça modern bir ameliyathaneye kavuştuk.  Tepeüstü binamızda da ayrıca 4 tane ameliyathanemiz var. Birçok yere örnek olacak ameliyathane ve sterilizasyon merkezi oluşturduk. Sterilizasyon merkezinin cihazları ise alım aşamasında. Ancak ameliyathaneyi şu anda kullanıyoruz çok güzel, modern bir ameliyathanemiz oldu” dedi.

2013’te kalan tek sorun personel sıkıntısı olacak

Yeni dönemde hastanelerinde 160 kişilik bir eğitim konferans solunu yapıldığını, elektrik mekanik donanımının gözden geçirildiğini ve her odanın iklimlendirme- havalandırma sistemlerinin kurularak, hastaların yazın terlemeden, kışın üşümeden odalarında kalabildikleri bilgisini veren Baştuğ, 2013 yılı bittiğinde Beykoz’da bina ve malzeme sıkıntısı kalmayacağını, ancak devam edecek tek sorunun tüm Türkiye’nin de sıkıntısı olan personel sayısı konusunda olacağını belirtti.  

Şu an ayın 30 gününü dolduracak nöbetçi doktor bulunamıyor

Başhekim Baştuğ, şu anki personel sayısı ile ayın 30 gününü dolduracak nöbetçi doktor bulamadığını belirterek, bazı günlerin bu nedenle boş geçirilmek durumunda kalındığını ifade etti.

Kreş yapılacak

Başhekim, çalışan personelin kreş açığının da açılacak olan bir kreş ile giderileceğini  belirterek, Temmuz ayı sonunda burasının da açılışının yapılacağını kaydetti.

Fizik tedavi ünitesi tam kapasite çalışıyor

Beykoz’un fizik tedavi konusunda büyük bir ihtiyaç içinde bulunduğunu da belirten Op. Dr. Baştuğ, İstanbul’da Bahçelievler ve Erenköy’de olmak üzere iki tane fizik tedavi merkezi bulunduğunu, ancak bu yerlerde hastalara 5-6 ay sonraya gün verildiğini hatırlatarak, “ Tepeüstü binasının bir katını komple fizik tedaviye ayırdık. Şu anda burada 30 yataklı bir fizik tedavi ünitesi tam kapasite ile çalışıyor. Hiçbir tane boş yatağımız yok, burası devamlı dolu” açıklamasını yaptı.

Fizik tedavi rehabilitasyon salonu da açılacak

Tepeüstü’nde fizik tedavi rehabilitasyon salonunun da açılacağını belirten Başhekim, bunun için gerekli alt yapının hazırlandığını, gerekli cihazların alım aşamasında olduğunu belirtti. Baştuğ, bu salonun da önümüzdeki Ekim ayına yetiştirileceğini ifade etti.

Vatandaşlar çok memnun

Fizik tedavi bölümünde iki vardiya olarak çalışıldığını da belirten Başhekim, bu konuda vatandaşlardan çok iyi bir geri dönüşler aldıkları bilgisini de verdi.

Tepeüstü’nün ameliyathanesi, Eylül ayına kadar fizik tedaviye verilecek

Yaz sezonunda 16 Temmuz 2012 tarihinden itibaren, Tepeüstü’ndeki ameliyathanenin Paşabahçe’ye taşınacağı bilgisini veren Baştuğ, boşalan bu alanın da fizik tedavi bölümüne verileceğini söyledi. Baştuğ, buna sebep olarak da fizik tedavi bölümüne yönelik vatandaş talebinin yoğun oluşunu gösterdi. Başhekim’in verdiği bilgiye göre, bu durum yaz dönemi boyunca yani Eylül ayında kadar bu şekilde devam edecek ve bu tarihten sonra ise eski sisteme geri dönülecek.

990 çalışanı var

Beykoz Devlet Hastanesi’nin taşeron firmadan gönderilen elemanlar da dahil olmak üzere 990 personel çalıştırdığını ifade eden Başhekim Op. Dr. Baştuğ, hastanelerindeki özel güvenlik elemanı sayısının arttırılacağını ve her noktasının güvenlik kameraları ile donatılarak, sıfır noktaların kalmayacağını belirtti.

Yerel basınla birlikte hastaneyi gezdi

Başhekim ve ekibi, daha sonra yerel basın ile birlikte hastaneyi gezdiler. Hastanenin labaratuar, çocuk hastalıkları, yoğun bakım, hasta ve refakatçi odaları, steril depo, onkoloji gibi çeşitli bölümlerini gezen yerel basın mensupları, ameliyathane kıyafetleri giyerek, buradaki odaları da görüntülediler.

Başhekim’in Beykozlular’a mesajı

Beykoz Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Yavuz Baştuğ, bu bilgilendirici gezinin sonunda Beykozlular’a şu mesajı  gönderdi: “ Biz, onlara hizmet için buradayız. Bayağı bir yol kat ettik. Bunları yaparken de vatandaşımızdan anlayış bekliyoruz. Vatandaşlarımızdan ACİL servisi mümkün olduğunca zorlamamalarını istiyoruz. Bu ACİL’de gerçek hastaları atlamamıza neden olabilir ki, biz en iyi işleyen acillerden biriyiz.”

Allah hasta etmesin ancak hastanelerimizin ve sağlık çalışanlarımızın eksikliğini de göstermesin! Bu vesileyle Beykoz Devlet Hastanesi’nin tüm personeline sağlıklı günler ve çalışmalarında kolaylıklar diliyoruz!

Haber: Arzu Başlantı

YORUMLAR...