Reklam
Süleyman Çalık

Baharı görememek

Mübarek Ramazan Ayı geldi. Oruç tutmaya başladık.

Bu günlerin çok sıra dışı günler olduğunu hissediyorum.

Çünkü sıcak ve uzun günlerde aç ve susuz olmamıza rağmen bir hafiflik rahatlık ve bir huzur içindeyiz.

Bu günlerin benim açımdan önemli bir özelliği daha var.

Onu terk ettim.

Dostum sanıyordum. Ama hayatıma kastı varmış. Bunu anlayınca kesin kararımı verdim ve sonsuza kadar bir daha dönmemek üzere terk ettim.

Ne olursa olsun bu kararımdan dönmeyeceğim.

Ramazan ayının hasat ayı olduğu söylenir.

Bu ay bire bin alırsınız. İnsanlar hayatın, özellikle sosyal hayatın güzelliklerinin farkına varırlar.

İnsanlar bütün gündüz aç ve susuz kalırlar ama bu sadece bir niyetin günlük hayattaki yansımasından ibaret değildir. Aynı zamanda kendi varlığımızın, çevremizdeki insanların, diğer canlıların da farkına varırız. Kendimize, dostlarımıza, insanlara ve diğer canlılara olan sorumluluklarımızı hatırlarız.

Oruç tutuyoruz. Can boğazdan gelir denirdi. Bunun çok doğru olmadığını görüyoruz. Dengeli yeme alışkanlığının, abur cubur tıka basa yemekten daha doğru olduğunu görüyoruz. Bu günlerde bir sofra kuralı hayatımızda yer alıyor. “Acıkmadan oturma, doymadan kalk.”

Bedenimiz; bizim irademize, doğru kararlarımıza, güzel alışkanlıklarımıza ne kadar muhtaç. Hükümlerimizin mahkûmu.  Yanlış kararlarımızdan ne kadar da muzdarip! Bu yenilenme günlerinde, zararlı alışkanlıklarımızı ve yalancı dostlarımızı terk ediyoruz. Zaten yanı başımızda var olan, gerçek tatların ve dostların farkına varıyoruz.

Açlığın farkına vardığımızda başkalarının da farkına varıyoruz. Ya başkalarının arasında gerçekten ve sürekli aç olanlar varsa? Onun için bu günlerde yardım gayretleri bariz bir şekilde artıyor.

Ya susuzluk? Elli kuruşu olanlar için susuzluk riski yok. Hatta Güzel Beykoz'umuzun Onçeşmeleri istemediğiniz kadar bedava su ikram etmeye hazır. Ama mahallemizdeki çevremizdeki sokak hayvanları, dili bir karış dışarıda zavallı köpekler, kediler? Onlar için hazırlanmış içi temiz su dolu kaplarının arttığını görüyoruz.

Hele hele ikram iftarları!

Bu vesile ile iftar sofralarını ikram sofraları yapan diğer bütün kuruluşlar ve kurumlar. Onları bütün kalbimle tebrik ve takdir ediyorum.

İlahi bir irade ile kötüler (şeytanlar) engellendiği için, güzel insanlar etraflarına güzel çiçekler gibi cömertçe güzellikler saçıyorlar.

Selamlar, tebessümler, ikramlar, iltifatlar, ... . 

Temmuz ayına, Ağustos ayına da rastlasa Ramazan ayının aslında bir bahar ayı olduğunu fark ediyoruz.

İnsanın kendi baharı.

Bütün bir ömrü, bir tek baharı dahi göremeden nihayete erdirmek ne kötü!

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...