Reklam
Beykoz Kaymakamı Erdoğan ilk kez konuştu

Beykoz Kaymakamı Erdoğan ilk kez konuştu

Beykoz’un yeni Kaymakamı Süleyman Erdoğan, ARDA-DER’in düzenlediği kahvaltıda ilk kez konuştu..

Ardahanlılar Kültür ve Dayanışma Derneği (ARDA-DER)’in yeni yönetimi, tanışma ve fikir teatisi amaçlı olarak Beykoz sivil ve idari erkanı ile STK’ları kahvaltı bir toplantıda bir araya getirdi. İ.B.B. Koru Tesisleri’nde düzenlenen kahvaltıya Beykoz’un yeni Kaymakamı Süleyman Erdoğan, Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek, AK Parti İlçe Başkanı Adem Sefer, Beykoz İl ve Bölge Dernekler Birliği Dönem Başkanı Ali Kemal Kılıç, KAS-DER Başkanı Süleyman Çalık, Samsunlular Dernek Başkanı Fatih Yılmaz, Kars-Ardahan-Iğdır Dernek Başkanı Zeki Avşar, Bulancaklılar Dernek Başkanı Abdullah Yümsel ile davetliler katıldılar.

ARDA-DER Başkanı Bayram Ulusoy’un misafirlerini selamladığı kısa konuşmasının ardından Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı Güven Doğruyol, Beykoz İl ve Bölge Dernekler Birliği Başkanı Ali Kemal Kılıç, Ardahan Bölge Yatılı İlköğretim Okulları Denek Başkanı Celil Ünlü, AK Parti Beykoz İlçe Başkanı Adem Sefer, Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek ve Beykoz’un yeni Kaymakamı Süleyman Erdoğan birer konuşma yaptılar.

Adem Sefer’in birleşme yönündeki talebi

Kendisi de Ardahanlı olan AK Parti Beykoz İlçe Başkanı Adem Sefer burada yaptığı konuşmada, “ Beykoz’daki Ardahanlı nüfusunun üst sıralarda bulunmasına rağmen, bir türlü birlik sağlayamayıp, bu zamana kadar istedikleri noktalara gelemedikleri” serzenişinde bulundu.

Sefer,  ARDA-DER ile Kars-Ardahan- Iğdır Derneği’nin iki farklı dernek olarak faaliyet göstermelerine atıfta bulunarak, “Bizim gönlümüz bu ikisinin bir arada olması ve tek bir ses çıkarması” dedi. Sefer, şunları söyledi: “ Bu birlikteliğin hem Beykoz için, hem de Kars, Ardahan ve Iğdır için hayırlı olacağına inanmaktayım.

Yücel Çelikbilek: Önce Beykoz!

Sefer’in ardından söz alan Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek ise, Beykoz'daki STK'ları önemsediklerini ifade ederek, şunları söyledi: “ İl derneklerimiz bizim için önemlidir. Ardahan’ın bir il olduğunu herkes kabul ediyor; zaten biz başının önünde ‘Beykoz’ ibaresi bulunanları il olarak kabul ediyoruz, koymayanları kabul etmiyoruz! 

 “ Önce doyduğumuz yer, ‘Beykoz’ diyeceğiz; sonra doğduğumuz yer diyeceğiz. Biz bu bölgede yaşayan herkesi kardeşimiz biliyoruz. Geldiğimiz yörelerin değerlerini burada yaşatmak çok güzel bir şey. Bizim bütün bölgelerimizin kültür zenginliği vardır. Her ilimizin övünülecek kültür güzellikleri vardır. Biz böyle güzel topraklarda yaşıyoruz.”

Edirne’den Kars’a her yer bizim!

“ Hiç kimse bu ülkede birbirinden üstün değildir. Bu anayasa ile imza altına alınmıştır. Edirne'den Kars'a her yer bizim. Birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var. Nasıl ki, Beykoz'da farklı farklı bölgelerden insanlar olarak birlik ve beraberlik içinde yaşıyor isek, ülke genelinde de bunu sürdürmemiz gerekir. Böylece millet olma şuurunu elde ediyoruz.”

Beykoz, bir Türkiye mozaiğidir!

Düğünlerde, bayramlarda, cenazelerimizde bir araya gelmeyi başarıyoruz. Bir ilin acısı hepimizin acısı, sevinci hepimizin sevincidir. Geçtiğimiz zamanda çayırda yaptığımız şenliklerde, festivalde yöre derneklerinin bütünleşmelerini gördük. Bu bizim zenginliğimizdir. Beykoz'umuz da 81 ilin insanı yaşıyor; burası bir Türkiye mozaiğidir.”

Yeni Kaymakam Süleyman Erdoğan’ın ilk resmi kahvaltısı ve konuşması

Süleyman Erdoğan: Eskiden ‘örgüt’ denilince korkardık!

Yücel Çelikbilek’in ardından ise Beykoz’un yeni Kaymakamı Süleyman Erdoğan söz aldı. Erdoğan, konuşmasının başında Beykoz’a atanması ile ilgili olarak, “ nereye gönderildim ise, orada mutlaka yapacağımız bir iş var ki, kader onu çekiyor, diyoruz” açıklamasında bulunarak, “ sivil toplum kuruluşlarını çok önemsediğini” ifade etti.

Erdoğan, şunları söyledi: “ Eskiden ‘örgüt’ dendiğinde çok korkar idik. Örgüt deyince insanlar birbirini dövmeye, öldürmeye çalışırdı. Korkumuz da yanlış değildi ama bir yanlış algı idi.”

İstişare kültürü önemlidir!

Konuşmasının devamında, istişare kültürünün önemine değinen Beykoz Kaymakamı, “yönetim ile ilgili olarak, ‘beraber yöneteceğiz!’ diyoruz; peki, bunu isteyen arkadaşlarımız evde, bulunduğu ortamda, başkan olduğu dernekte istişare ile beraber mi yönetiyor, yoksa ‘ben’ mi diyor? Bu, bir kültürdür; bütüncül bakmak lâzım. Benim yukarıdan yetki devri istediğim kadar, benim de yetkileri devrediyor olmam lâzım; derneklerde de bu çok önemlidir” açıklamasında bulundu.

Seçimleri kazanamayan, yeni bir isimle başka bir dernek kuruyor!

Süleyman Erdoğan, faaliyet gösteren çok sayıda dernek bulunmasının sebebi ile ilgili olarak ise şu yorumda bulundu: “ Niye çok sayıda dernek var? Bazı dernekleri arkadaşlar kuruyor; süre içerisinde seçimlere gidiliyor; seçimi kaybeden kişi, iki gün sonra bakıyorsun başka bir isim ile yeni bir dernek olarak ortaya çıkıyor. Böyle bir dernekçilik istediği başarıyı sağlayamaz. O zaman kişisellikler öne çıkar; oysa kurumsallaşmak lâzım. Çok sayıda dernek yerine; daha güçlü, daha profesyonelleşmiş STK’lara ihtiyaç var; ancak o zaman yönetime istediğimiz gibi katılabiliriz.”

İyi eğitemediğimizde bu gençlik başımıza bela demektir

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “ Ülkemiz yine bir tarihi dönemeçten geçiyor; tarih, bu milletin evlatlarına bir fırsat daha çıkarttı. Bu dönemi iyi geçirmemiz lâzım. Tekrar ayağa kalkmak için birbirimiz ile didişmeden, birbirimize engel olmadan, birbirimizi taşlamadan, haşlamadan, sözlü - fiili olarak birbirimiz ile uğraşmadan yarınlara iyi hazırlanmamız lâzım. Genç bir nüfusuz; ama bu gençlik başımıza belâ olabilir. İyi eğitemediğimizde, bu genç nüfus, ‘bela’ demektir; bomba gibi patlar, paramparça olur. Onun için ülkemizin dört bir bucağından herkesin ‘bana ne görev düşüyor?’ diye, Necip Fazıl’ın ifadesiyle, ‘kim’, dendiğinde ‘ben’ diye ortaya çıkmazı lâzım.”

Önümüzde tarihi bir fırsat var

Güzel bir ecdadın torunları olarak, bizim tekrar toparlanmamız, ayağa kalkmamız gerekiyor; bugünler bizim için iyi bir fırsat. Batı kendi içerisinde krizler ile sorun yaşıyor; yaşlanmış bir nüfus var; işte, tarihi bir fırsat önümüzde! Güçlü bir yönetimimiz var.”

Kahve köşelerinde vakit harcanmasın!

Konuşmasının devamında, zamanın çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini de ifade eden Kaymakam Erdoğan, zamanın kahve köşelerinde harcanmayacak kadar önemli oluşuna dikkat çekerek, buralarda zaman harcamak yerine STK’larda veya sosyal dayanışma hizmetlerinde görev almak gerektiğine vurgu yaptı.

Biz, Belediye’yi ve devleti suçluyoruz!

Vatandaşların, hizmet beklerken veya suçlamalarda bulunurken, kendi eksik ya da yanlışlarını görmelerinin önemine de işaret eden Erdoğan, şunları söyledi:                 “ Belediye hizmetlerinden yakınan insanların ne yapması lazım? Belediye’nin işlerini kolaylaştırması lâzım. Ülkede imarda sorun var. Peki, sağlam olmayan, yıkılacak, bu riskli binaları kim yapıyor? Bizler yapıyoruz! Kime suç atıyoruz? Belediyeye, yetkililere, devlete. Peki yaparken niye düşünmüyoruz? Heyelan bölgesine ev yapıyorsun; iki gün sonra yıkıldığında, nerede bu devlet? Arkadaş, devletten önce sen bir bakmıyor musun? Sel gelirse, bir şey olursa, bu ev yıkılır diye niye düşünmüyorsun?”

Sorunun değil, çözümün parçası olmalıyız!

Temizlik hizmetlerinin iyi yapılmadığından yakınıyorsak, öncelikle bizim çöpümüzü ve çevreyi kirletip kirletmediğimiz konusunda duyarlı olmamız lâzım. Çöpü rastgele atacaksın; şehri kirleteceksin, ondan sonra da ‘bu şehir temizlenmedi’ diyeceksin! Dolayısıyla bizim öncelikle sorunun değil, çözümün bir parçası olmamız lâzım.”

Önce evimizin içeride dirlik sağlayacağız

Bu bağlamda toplumun her kesiminde topyekûn bir seferberlik ve her noktada bir ayağa kalkışın yaşanması gerektiğine dikkat çeken Erdoğan, öncelikle içeride birlik ve beraberliğin sağlanması gerektiğini belirterek, “ içeride birbirleriyle kavgalı olan insanlar, komşusuna bir şey yapamaz” dedi ve Türkiye’ye Ortadoğu’da ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

24 saat koşalım derseniz, koşarım!

Süleyman Erdoğan, salonda bulunan STK’lara şu şekilde seslendi: “ Beykoz’da yapacak çok iş var. İnşallah el ele, omuz omuza birçok şeyin hayırlı hizmetinin yapılmasında katkımız olur diye düşünüyoruz. ‘24 saat koşalım’ derseniz, gücümüz yettiği kadarıyla koşarız!”

Ardahan türküsü de okundu

Yapılan konuşmaların ardından ise yöre sanatçısı Mehmet Kılıç tarafından bir türkü seslendirildi.

Kahvaltı, çekilen hatıra fotoğrafı ile son buldu.

Haber: Arzu Başlantı

Reklam

YORUMLAR...