Reklam
Metin Külünk

Yeni restorasyon dönemi

Bir önceki yazımızı, “Türkiye’yi nasıl bir gelecek bekliyor” sorusuyla bitirmiştik. 30 Eylül tarihinde yapılan AK Parti Kongresi, hem Başbakanımız ve Genel Başkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasında, hem çevre coğrafyalardan gelen liderlerinden konuşmalarında hem de salon organizasyonu ile bu sorunun cevabını oluşturmaktaydı. Türkiye ve bölgemiz yeni bir restorasyon dönemine girmiş bulunmaktadır. Başbakanımızın 2023’ün ötesinde, gelecek nesiller ve gençler için bininci yıl hedefini 2071 olarak belirlemesi kayda değerdir. 1071’de Malazgirt Savaşıyla, Çin Seddinden Viyana kapılarına kadar bir tarihi yürüyüşe referans alan bu hedef, coğrafyamız için yeni bir diriliş hamlesini ifade ediyordu. Zaten Kongre salonundan dünyaya seslenen başta Mısır olmak üzere bölge liderleri, mevcut bölgesel restorasyonun parçası olarak bu vizyonu içermekteydiler.

Hem Başbakanımızın konuşmasında hem de çağırılan liderlerin profilleri, Selçuklu ve Osmanlı coğrafyasında aittiler. Açıktır ki bu yeni bir vurgudur. Selçuklu'nun sosyal ve kültürel köklerine değinen, Osmanlı’nın devlet teşkilatını benimseyen bir anlayışın coğrafyamızda yükseldiğine işaret çok net olarak Kongre salonunda alınmıştır. Türkiye, Mısır ile birlikte bu sürecin doğal lideridir.

Geçtiğimiz haftalarda bir gazetemizde Suriye’den kaçıp Türkiye’ye sığınan Suriyeli Türkmenlerle ilgili bir haberde bir fotoğraf dikkatimi çekti. Bu fotoğrafta, o kampta bulunan prefabrik binada Büyük Selçuklu Devleti’nin bayrağı asılı bulunmaktaydı. O bayrak, coğrafyamızda Selçuklu bilinci ve etkisinin devam ettiğine dönük kıymetli bir örnektir. Demek ki o bölgelerde yaşayan insanlarımızda Selçuklu algısı yaşamaktadır.

Demek ki coğrafyamızda ortak bir geleceği inşa etmek için gerekli tarihi ve kültürel temeller sağlam olarak yerinde durmaktadır. 100-150 yıldır toprakları tırpanlayan pozitivist akıl, köklere henüz ulaşmamıştır. Açıktır ki Türkiye’de son 10 yılda atılan adımlar ve Arap Baharının, Cebelitarık’tan Babülmendep’e kadar uzanan etkileri, pozitivizmi bu coğrafyadan geri dönmemek üzere çıkarmıştır.

Bilindiği üzere başta Türkiye olmak üzere Tunus ve Mısır’da da yeni anayasa üretmeye dönük çalışmalar yapılmaktadır. Söz konusu üç ülkenin zamanın ruhuyla bu coğrafyadaki hakim medeniyet tasavvurunu buluşturacakları anayasalar, aslında bir birlik ruhunun doğuşuna da vesile olacaktır. Bu birlik ruhundan doğacak sinerji, tüm bölge haklarını ortak bir gelecek konusunda ikna etmeye ve kilitlenmeye yönelik motive edici olacaktır. Ayrıca AK Parti Kongresinde sunulan 63 maddelik liste Türkiye’nin kısa ve orta vadede hayata geçireceği ve yeni anayasayı destekleyecek sosyal, kültürel, siyasi ve ekonomik vurgularıyla kıymetli bir vizyon sunmaktadır.

Açıktır ki bu yeni Türkiye’ye açılan restorasyon sürecinin başlangıç işaretini oluşturmaktadır. AK Parti geçtiğimiz 10 yıl boyunca, eski Türkiye’yi 21. Yüzyıla uyum sağlatacak adımlar atmış, kendi içine kapanan Anadolu’yu diğer coğrafyalara açarak, milletimizin ufkunu tekrar tüm dünyayı algılayacak şekilde genişletmiştir. AK Parti kongresi diğer siyasi partilerde olduğu gibi küçük olsun benim olsun anlayışına göre değil, küresel bir liderlik vizyonu ve bölgesel bir dayanışma resmi çizerek, gerçek siyaseten temelini sağlamlaştırmıştır.

Türkiye, Cumhuriyetimizin 100’ncü yılını ifade eden 2023’e tüm kurumlarıyla, ve toplumsal yapısıyla zamanın ruhuna uygun bir restorasyon sürecinden geçerek ulaşacaktır. Bu restorasyon sürecinin bitişi, sadece bir es olacak ve hedef tüm coğrafyanın 2071 ruhuyla buluşacağı yeni hedefe doğru, yeni küresel vizyonun eşliğinde yetişmiş bir genç nesille yürümeye başlayacaktır.

Bu yolda yürüyenlere kutlu olsun.

 

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...