Hızır Yılmaz, canlı yayında Beykoz'u konuştu

Hızır Yılmaz, canlı yayında Beykoz'u konuştu

CHP Beykoz İlçe örgütü Başkanı Hızır Yılmaz, Vizyon Türk TV’de, Beykoz yerel basınının sorularını yanıtladı

CHP Beykoz İlçe örgütü Başkanı Hızır Yılmaz, Vizyon Türk TV’de Beykoz Güncel Haber, Özgün Haber, beykoztr.com, Beykoz Postası ile Flash Haber’in sorularını yanıtladı.

Beykoz’dan dört gazete katıldı

Hızır Yılmaz, 14 Ekim 2012 tarihinde Vizyon Türk TV’nin Kaynarca’da bulunan stüdyosunda çekimleri yapılan “ Gündem Özel” programında basın mensuplarının sorularına cevap verdi.

Moderatörlüğü Burçin Karaman tarafından yapılan programa; Beykoz Güncel Haber’den Arzu Başlantı, Özgün Haber’den Sedat Dalar, beykoztr.com’dan Fırat Aydoğar, Beykoz Postası’ndan Eda Seskir ve Flash Haber’den Güldür Bilgili katıldılar.

Sorular geniş bir yelpazede yöneltildi

CHP ilçe Başkanı Hızır Yılmaz; programda gazeteciler tarafından kendisine başta 2B Yasası, özel proje alanları, Beykoz’un genel sorunları, rüşvet ve yolsuzluk iddiaları olmak üzere çeşitli konularda yöneltilen soruları yanıtladı.

İşte, CHP İlçe Başkanı’na sorulanlar ve yanıtları:

“ 2B Yasası vatandaş için tuzaklar ile dolu!”

Moderatör Burçin Karaman: “ 2B Yasası’nın sürgün yasası olduğunu söylüyorsunuz. Açar mısınız?”

Hızır Yılmaz: “ 2B Yasası, bugünün konusu değil; yılların konusu. Bu yasa çıkartılırken biz CHP’liler olarak, şöyle bir özlem içerisindeydik: ‘ 2B Yasası bir barış yasası zihniyeti içerisinde çıkarılacak.’ Bunun anlamı şudur: 2B Yasası, ormandan arınmış araziler üzerinde oturan vatandaşlarımızın arazilerinin kendilerine satılması yasasıdır. Ancak bir şekilde yıllarca o araziler üzerinde oturanlara bu yerler satılacak mı, oturanlar alabilecek mi? Yasayı derinliğine incelediğimiz zaman, vatandaşlar ile ilgili tuzaklarla dolu olduğunu göreceğiz.

Eğer çıkmış olsaydı CHP’nin teklifi, tam bir barış yasası idi ama maalesef şu anda çıkan Kanun, bir sürgün yasası.

“ CHP’nin teklifi hakkaniyete daha uygun”

B. Karaman: Bu yasanın doğrusu nedir?

H. Yılmaz: Doğrusu şudur; CHP halkın nasıl bir 2B Yasası özlemi duyduğunu daha genel seçimler gelmeden, çok ciddi bir şekilde araştırdı. Öncelikle Grup Başkan Vekilimiz sayın Akif Hamza Çebi, Beykoz’un bütün muhtarları ile siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları başkanları ile birebir (görüştü) ve 2B seçim bildirgesi yayınlandı. Bunu üç ana kategoriye ayırabiliriz: Gayrı Safi Milli Hâsıla’dan (GSMH) aldığı pay oranı 80 Dolar olan orman köylüsüne sahip oldukları arazilerin bedelsiz olarak verilmesi; Anadolu’nun değişik yörelerinden gelip bir şekilde orman vasfını yitirmiş arazilere ev yapmış insanlara o arazileri Belediye emlak bedeli üzerinden satılması; deniz kenarındaki ormanlarda otel, motel, AVM gibi ticari amaç ile buraları kullananlara da piyasa değeri üzerinden satılması.

Şimdi soruyorum vatandaşlara: CHP’nin bu teklifi hakkaniyete daha uygun değil miydi? Yasa, eğer bu şekilde çıksaydı; bugün bu araziler üzerinde bir şekilde evi olanlar kaygı içinde sonuç beklemeyeceklerdi.

Kaldı ki, bir yasa çıkıyor ve devlet size diyor ki, ‘ Şu tarihe kadar 2 bin TL müracaat bedeli ödeyin!’ Dünyanın hiçbir yerinde bir satıcı, bir malın fiyatını vermeden ‘Önce sen para yatır; fiyatını sonra söyleyeceğim’ demez. Bunun adına ne denir? Ben bunu, bu sorun ile baş başa olanların takdirine bırakıyorum.

2 bin TL kapora olarak mı alınıyor yoksa ecrimisil olarak mı?

B. Karaman: En çok merak edilen konu buydu: 2 bin TL’nin niçin yatırıldığını halk bilmiyordu.

H. Yılmaz: ‘2bin TL’nin ne için yatırıldığını bilmemek ile beraber, bu 2 bin TL’yi alırken vatandaşa verdiğiniz makbuza ne yazıyorsunuz? Ecrimisil bedeli mi yazıyorsunuz? İleride sahibi olunacak arazinin bedelinden düşmek üzere kapora mı yazıyorsunuz; onu da bilmiyoruz.

Bir duyuma göre, ecrimisil bedeli olarak alıyorlar. Onun da anlamı şudur: Eğer ecrimisil bedeli olarak alınmış ise, vatandaş yarın o araziyi almaktan vazgeçer ise, ona muhtemelen diyecekler ki; ‘ Biz senden kaparo almadık, bu zamana kadar arazinin üzerinde oturduğun için senden ecrimisil aldık.’ Halkımıza bunlar çok doğru anlatılmalıydı. Halkımız hâlâ bir bilinmezlik içerisinde kaderini bekliyor.

“Halkın bu arazileri alamayacağını Belediye Başkanı’nın kendisi söylüyor!”

B. Karaman: Bu noktada, 2B Yasası ile Beykozlu gözden çıkarıldı diyebiliyor muyuz?

H. Yılmaz: Biz buna ‘ Sürgün Yasası’ diyoruz. Neden? 2B arazisi olan vatandaşlarımızın bu parayı verip bu arazileri alamayacağını ben söylemiyorum. Beykoz Belediye Başkanı Beykoz Belediyesi’nin sitesinde şöyle bir araştırma yayınladı: 2B arazisinde oturanlar içinde aylık geliri 0 ila bin 500 TL olanların oranı yüzde 75. Peki geliri sıfır TL olan bu araziyi nasıl alacak?

Belediyelerimiz yoksul diye insanlara gıda dağıtıyor. Beykoz Belediyesi de dağıtıyor; iyi de yapıyor... Kime dağıtıyor gıdayı? Sıfır geliri olanlara. Hükümet, Beykoz’da binlerce insana yeşil kart veriyor. Kime veriyor? Sıfır TL geliri olanlara. Peki, sıfır TL geliri olduğu için gıda yardımı yaptığınız, yeşil kart verdiğiniz (bu) insanların çoluk çocuğunu barındırmak için 2B arazisinde olan gecekondusu için ise 100 bin TL, 200 bin TL isteyeceksiniz. Daha ne isteyeceklerini de bilmiyoruz. Bu vatandaşlarımız sıfır TL gelirli. Demek ki, siz bu yasayı sıfır gelirli insanlara dönük çıkarmadınız. Çünkü onların parası olmadığını zaten biliyorsunuz. O zaman siz bu yasayı Beykoz halkı için çıkarmadınız. O zaman bu vatandaşlar bu arazileri alamayacak; zaten niyet de bu vatandaşlar arazileri alsın değil.

Eda Seskir: Beykoz’da 9 mahalleye özel proje yapılıyor. Bu 9 mahallenin dışında kalan 2B mahallelerine ne olacak sizce?

H. Yılmaz: Beykoz Belediye Başkanı bundan önce şöyle diyordu: ‘TOKİ’den bu kadar korkmayın; TOKİ iyi işler yapıyor.’ Sonra ne olduysa, 9 mahalle ile ilgili Çevre Bakanlığı ve TOKİ; ‘Buralarda biz proje üreteceğiz’ dedi. Sayın Çelikbilek, aradan geçen belli bir zamandan sonra şöyle söylemeye başladı: ‘ Biz beş mahalleyi kurtardık.’ Peki, dört mahalleyi kurban mı verdiniz? Aslında beş mahallenin kurtulduğu da yok. Orada oturan insanlar da çok büyük sıkıntı ile karşı karşıya. Niye? Yasa diyor ki, ‘Buraları üzerinde oturan hak sahiplerine verilir’ ama devamında şunu söylüyor: ‘ Çevre Bakanlığı, TOKİ, Anakent Belediyesi ve belediyeler Özel proje alanı talep edebilir.’

Sayın Çelikbilek’e soruyorum!

Yasa, ‘Proje üretir’ diyor. Bu, çok önemli. Şimdi ben sayın Çelikbilek’e soruyorum: Bu tapular önce Çevre Bakanlığı’na mı geçecek ve siz ondan mı alacaksınız? Yoksa, direkt Milli Emlak’tan size mi geçecek ve siz onun üzerinde proje ürettikten sonra vatandaşa mı vereceksiniz? Vatandaşa proje adı üzerine daire mi vereceksiniz?

Bana göre, bu tapular gerek TOKİ’nin üzerine, gerek Çevre Bakanlığı’nın üzerine geçerse vatandaşa geçmiş olur. Ancak Çevre Bakanlığı’nın, TOKİ’nin Belediye’nin ürettiği projelerden gelip vatandaşa diyecekler ki; ‘Sen eskiden buralarda oturuyordun. Seni malından ettik; bari anılarından etmeyelim! Sana 15- 20 yıl faizsiz ve vade farksız bir daire verelim!’ lütfunda bulunacaklar. Halkımızın bunu çok iyi bilmesini istiyorum. 

O tapular bir şekilde Çevre Bakanlığı’nın eline geçtiği zaman, neye güvenelim Belediye bu tapuları bize devredecek diye? Öyle bir niyetleri varsa, şimdiden vatandaşın üzerine çıksın tapular. Niye çıkmıyor? Çünkü kafalarında bu yerleri vatandaşa vermek yok.

Vatandaşı düşünüyorsan, önce fiyatları düşür!

Sedat Dalar: Belediye Başkanımız sayın Çelikbilek, özel proje alanları ile ilgili olarak ‘ Biz, vatandaşımızdan sosyal donatı alanlarını düştükten sonra kalan arazisi üzerinden para talep edeceğiz; bu da devrim niteliğinde bir çalışmadır’ şeklinde bir benzetme yaptı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Hızır Yılmaz: Birbirimizi kandırmaya hiç gerek yok! Ben buradan soruyorum: Belediye olarak, TOKİ olarak, Çevre Bakanlığı olarak bu arazilerin tapularını cebine sen mi koyacaksın yoksa vatandaş mı koyacak? Yasa, belediyelere proje üretme hakkı tanımıştır. Bu arazilerin üzerinde ‘ Dilerse, 50 bin metrekarenin altında kalmamak, 500 bin metrekareyi geçmemek üzere, özel proje alanı olarak talep edebilir’ diyor. ‘ Proje’ diyor. Yani daire mi yapacaksın, işyeri mi yapacaksın? Projeni getir, bunu talep et diyor; ‘Arsa talep eder’ demiyor. Belediye Başkanı Yasa’yı açsın, okusun. Yasada; ‘ Belediye burayı alır; imar planını yapar, kalan kısmını da vatandaşa verir’ diye bir madde var ise, kabulüm! Vatandaşı düşünüyorsan, önce fiyatları düşür.

İddia ediyorum: Beykoz’un yüzde 95’i sürgüne gidecek

B. Karaman: 2B Yasası’na tamamen karşı mısınız, yoksa eksik olduğunu düşündüğünüz hususlar çerçevesinde bu yasanın yeniden düzenlenmesini mi istiyorsunuz?

Hızır Yılmaz: Kesinlikle! 2 B Yasası’na karşı olmak diye CHP’nin hiçbir dönemde sözü olmamıştır. Bu konuda da bilgi kirliliği bilerek yapılmıştır. CHP, bu yasanın bir barış yasası olarak çıkmasından yanaydı. Yani, bu arazileri yıllardır bir şekilde kullanan vatandaşların alabileceği fiyatlar ile çıkmasından yanaydı. Çünkü bu yasa bu şekilde çıkarsa, iddia ediyorum Beykoz’un yüzde 95’i sürgüne gidecek. Eğer memleketinde arazisi varsa ne âlâ oraya dönecek. Eğer yok ise, valizi omzunda kendisine yeni bir yurt arayacak; yeni bir orman alanı açacak aslında. Böyle bir tehlike de var. T.C.’nin Anayasa’sında ne diyor? Devlet, vatandaşların barınma ihtiyacı için konut sağlar.

O zaman T.C. çok güçsüz bir devlet!

Bu, tabii ki AK Parti hükümetinin tek başına sorunu değil. Burada haksızlık yapmak istemem. Devlet, Beykoz’da dört büyük sanayi fabrikası açmış ama oraya çalışmaya gelmiş olan insanların barınma ihtiyacını karşılamak için konut alanı üretmemiş. Bu insanlara ‘İşgalci’  diyorlar. Ben bunu da kabul etmiyorum. Düşünebiliyor musunuz; bir devlet 40 yıldır orada oturan vatandaşına işgalci diyor? O zaman T.C. çok güçsüz bir devlet! Birileri 50 yıldır işgalci olarak kendisine ait bir toprak üzerinde oturuyor ama onu çıkaramamış! İşgalci tanımlamasını bir hakaret olarak kabul ediyorum. Hem vatandaşa, hem de devletin kendisine bir hakarettir. O vatandaşlarımız, devlet sosyal devlet olmanın gereğini yapamadığı için oralara tutunmuşlardır.

Suudi Kralı’nın Sevda Tepesi’ne bir günde imar verildi!

Güldür Bilgili:  2B Yasası hayata geçirilirken, CHP grubu olarak aldığınız tutum veya tepkileriniz dikkate alınmıyor mu? Burada başka bir şey var. İşin özü ne?

H. Yılmaz: 2B Yasası’nın kimin menfaatine çıkarıldığını anlamak için, bu yasanın akabinde çıkan iki yasayı da çok iyi bilmek lâzım. Bu yasalardan biri “Afet Yasası,” diğeri de “Yabancılara Mülk Satışı Yasası.” Bunları bilmeden 2B Yasası’nın kime dönük çıkarıldığını çok fazla anlayamayız.

Bu yasaların üçü de çıktıktan sonra, Çevre Bakanlığı hemen bir günde İstanbul Anakent Belediyesi’ni by- pass ederek, Üsküdar Belediyesi’ni by-pass ederek, Suudi Kralı’nın Sevda Tepesi’ne bir günde imar verdi. Şimdi ben bunu şöyle okuyorum: ‘ Ey Arap sermayesi! Yeter ki siz gelin, buralara talip olun; biz bir günde AK Partili kendi anakent belediyemizi, yerel belediyemizi de by-pass ederiz, size özel imar dahi çıkarırız.’

Zaten Afet Yasası evlere şenlik! Çevre Bakanlığı zaten Türkiye Belediyesi! TOKİ kime bağlı belli değil; herhalde sadece Başbakan’a bağlı.

Madem işgalci; niye yıllarca emlak bedeli aldın vatandaştan?

B. Karaman: CHP’nin Parlamento’da 2B Yasası’na destek vermesine rağmen, bu konuyu gündemde tutup seçim malzemesi yaptığı söyleniyor. Bu konuda ne diyeceksiniz?

H. Yılmaz: Genel seçimlerden önce vatandaşlarımız bize şöyle bir sitemde bulundu: ‘ Hükümet iyi niyetli, bu arazileri bize vermek istiyor ama CHP muhalefet ediyor.’ Biz de bunun üzerine; ‘ Meclis’te kendi teklifimizi vereceğiz ama sonunda Meclis’te evet oyu vereceğiz’ dedik. CHP Grup Başkan Vekilimiz Akif Hamza Çebi bunun için yedi kere kürsüye çıkarak, ‘Yapmayın!’ dedi.

Vatandaşlarımızın çoğu buraların bedelini birilerine ödedi. Muhtar Senetleri’nden bahsedilir. Vatandaşlar ormandan çıkmış arazisini diğerine satarken muhtar senedi ile sattı; muhtar da şahit oldu. Belediyeler buralardan yıllardır emlak bedeli alıyor. Madem işgalci, niye emlak bedeli alıyorsun vatandaştan? Devletin muhtarları burada imza koymuş, şahit olmuş.

Vatandaş bizden 2 bin TL müracaat bedelini borç istiyor

Beykoz’daki vatandaş alamayacak da, Sultanbeyli’deki vatandaş alabilecek mi? Onlar da alamayacak. Uygulanan ekonomik politikalar nedeniyle halkın yüzde 70’i zaten bir şekilde bankalara borçlu. Vatandaşımız bize geliyor, müracaat bedeli olan 2 bin TL’yi borç istiyor. Vatandaş o kadar çaresiz ki! Peki bu müracaatı yaptıktan sonra 100 bin TL’yi, 200 bin TL’yi nasıl ödeyecek? Ödeyemeyecek.

Ben, yarışmayı kongre salonunda bitirdim

Fırat Aydoğar: CHP ilçe Kongresi’ne dönmek istiyorum. 1 Nisan 2012 tarihinde CHP ilçe Kongresi çok ciddi çekişmeye sahne oldu. Siz bir oy fark ile İlçe Başkanı oldunuz. Bu çekişme dolayısıyla kamuoyunda ‘CHP Beykoz teşkilatının yüzde 75’i dışarıda kaldı’ gibi bir algı var. Acaba siz bütünlüğü sağlayabildiniz mi? Bu bütünlüğü sağlamak için neler yaptınız?

H. Yılmaz: CHP, Beykoz İlçe kongresinde tam bir demokrasi şöleni yaşattı. Dört aday ile yarıştık ama o salonda en ufak bir sataşma olmadı. Ben yarışmayı kongre salonunda bitirdim. Benim şimdiki Kadın Kolları Başkanım başka bir listede yönetici adayı idi. Benim Gençlik Kolları Başkanım başka bir listede Yönetim kurulu adayı idi. Biz CHP’ye Beykoz’da bir devrim yaşatıyoruz. ‘Biz’ yok, ‘CHP’ var; ‘ Biz’ yok; ‘Beykoz halkının çıkarları’ var. Biz Beykoz’da yarışmayı bitirdik; Ramazan’da bin 400 eve girdik.

Sosyal demokrat anlayış, vatandaşını işgalci görmez

Arzu Başlantı: Geçenlerde bir toplantıda ‘İşgalci kelimesine çok üzülüyorum’ dediniz. Ancak, basından takip edebildiğimiz kadarıyla, bir dönem CHP Milletvekili Fevzi Topuz, 2B arazi satışları gündeme geldiği zaman şöyle bir ifade kullanmış: ‘ 2B arazilerinin satışı gündeme getirilerek, orman arazisinin ‘ İşgalci’ oylarının seçime alet edilmesine artık son verilmelidir!’.

O günden bugüne CHP’nin işgalci anlayışında neler değişti?

H. Yılmaz: Bunu kim kullanmış olursa olsun, isterse CHP Milletvekili kullansın, doğru kullanmamıştır. Biz, siyaseti dürüst yapacağız. Biz sonuçta CHP’nin yetkili kurullarının ve Genel Başkanı’nın bu olaya nasıl baktığına bakacağız. İşgalci kelimesini, kim kullanırsa, doğru kullanmamıştır. Bugünkü Başkanımız sayın Kılıçdaroğlu böyle bir söz kullanmamıştır ve kullanmaz. Sosyal demokrat anlayış, kendi vatandaşını işgalci görmez. Onun için hiçbir şey değişmedi. Genelde CHP’nin üst yönetiminde ve alt kadro yönetimlerinde bu anlayış aynen devam ediyor. Ama bir vekilimiz öyle bir kelime kullanmış ise, doğru kullanmadığını açık yüreklik ile söylüyorum.

Yücel Çelikbilek kaybedecek; 2B Yasası olsun ya da olmasın!

B. Karaman: 2B Yasası AK Parti’ye Beykoz’da seçim kaybettirir mi?

H. Yılmaz: Aslında 2B Yasası Yücel Çelikbilek’i kurtardı. Niçin kurtardı? Yücel Çelikbilek kaybedecek. 2B Yasası olmasa da kaybedecek. Şimdi onun söyleyecek bir sözü var. Kendisi bugüne kadar emirlerine sadakat gösterdiği parti büyüklerine diyecek ki; ‘ Siz 2B Yasası’nı çıkarmasaydınız, ben kazanırdım!’ Biz, Beykoz’da sosyal demokrat belediyeciliğin bayrağını dikeceğiz; bun kararlıyız. Çünkü bir Belediye Başkanı düşünün; tüm toplantılarında nasıl sattığı ile övünüyor! Astıkları bütün pankartlarda ‘Anakent Belediye Başkanı sayın Kadir Topbaş’a teşekkür ederiz’ yazıyor. Peki Beykoz’u Anakent belediyesi yönetecek idiyse, Yücel Çelikbilek’e ne ihtiyaç var? Yücel Çelikbilek’in de değil; AK Parti’nin Beykoz’da kaybetmekten başka bir sonuç beklemesi mümkün değil çünkü halka verdikleri bir şey yok.

AK Parti’nin adayı kim olursa olsun fark atacağız!

İstanbul’un tüm ilçelerinin nüfusu artmasına rağmen Beykoz’un nüfusu artmıyor. İstanbul’un en güzel ilçelerinden bir tanesi, doğa harikası Beykoz’dur. İstanbul’un nüfusu artıyor da, Beykoz’un artmıyor ise, burada bir gariplik ararsınız ama o kadar yoksullaşma var ki Beykoz’da, insanlar ekmek bulmak için ister istemez, iş arama umuduyla Beykoz’u terk ediyorlar. Beykoz’un 10 yıl yönetmiş böyle bir Belediye Başkanı’na bu Beykozlu bir daha şans tanır mı? Biz iddialıyız. Beykoz’da AK Parti’nin adayı kim olursa olsun, fark atacağız.

Belediye Başkanı emlakçı mı?

Sedat Dalar: Beykoz Belediye Başkanı’nın her mahalle toplantısında Beykoz Belediyesi’nin dört tane CHP’li Meclis üyesi ile ilgili olarak ‘ Dalton Kardeşler’ diye bir rüşvet iddiası var. Bu konu hakkında Beykozlu’yu bilgilendirir misiniz?

H. Yılmaz: Böyle bir sorunun gelmesini istemezdim. Neden; bir Belediye Başkanı’nın anlamsız kurduğu cümleleri tartışırsak, Beykoz halkına ve Türkiye’ye bir faydası olmaz. Benim Meclis üyelerime, benim bir partilime AK Partili Belediye Başkanı veya herhangi bir partinin başkanı, milletvekili hiç kimse haddini aşan kelime kullanamaz. Benim Meclis üyelerimin bir kusuru var ise, CHP’nin disiplini vardır; sorgu mekanizması vardır, gereğini yapar. Bu çete yakıştırması eğer rüşvet ile ilgili bir söylem ise, çete nasıl olur hemen size göstereyim de, halkımız karar versin.

Bu, bir protokol. CHP’nin Kavacık’taki İlçe Merkezi’nin tam yanındaki Belediye arsası ile ilgili bir protokol. Belediye Başkanı burada kendi tabiri ile işgalcilere; ‘Siz dava açmazsanız ve burayı derhal terk ederseniz, size burada yazılı paraları vereceğim’ diyor. Burada da imzası var. Eğer bu imza ona ait değilse, televizyona bağlansın ve ‘O imza bana ait değil!’ desin.  Belediye Başkanı emlakçı mı? Soruyorum: Vaad ettiği bu paraları bu vatandaşlara verdi m? Verdi ise, kendi cebinden mi verdi, Belediye kasasından mı verdi? İhalede o araziyi alan mütahidin parası olarak mı verdi? İddia odur ki, mütahidin parasını verdi. Bunu kim iddia ediyor, bir vatandaşımız. Dava konusu da olmuş. Eğer bu iddia CHP’nin belediye başkanlarından biri için yapılsaydı, gazetede çıktığı günün sabahı, sabah beş’te o belediye basılırdı.

Çelikbilek, bize asaletten, soydan bahsetmeye hiç yeltenmesin

Rüşvet böyle olur. CHP’nin encümenleri ile ilgili ‘ Dalton’, ‘ Çete’ ifadeleri veya CHP’liler ile ilgili ‘Cibiliyetsiz, soysuz’ kelimelerini zaman zaman haddini aşarak kullandığını biliyoruz. Ancak CHP’lilerin soyu belli; Kuvayi Milliye’dir; Mustafa Kemal’dir. Yücel Çelikbilek bize asaletten, soydan bahsetmeye hiç yeltenmesin. Çünkü onun sayın Erbakan Hoca’yı ‘ Amerika Erbakan Hoca’yı nasıl olsa iktidar yapmaz; biz bunu terk edelim, ABD’nin onayını alalım ‘ deyip de nasıl terk ettiklerini Türk halkı iyi biliyor. Geçmişini inkâr ettiğini Türk halkı çok iyi biliyor. Yücel Çelikbilek’in, CHP’nin tek bir bireyi için söyleyeceği tek bir laf yoktur.

Belediye başkanı bunu zaten itiraf ediyor!

E. Seskir: 2009 yerel seçimlerinde CHP seçim propagandasında Beykoz Belediye Başkanı adayı olan Yücel Çelikbilek ve AK Parti için ‘AK Parti Beykoz’u yıkacak’ diyordu ama günümüze geldiğimizde böyle bir şeyi hâlâ yaşamıyoruz; kimsenin evi yıkılmadı. Ancak burada bir çelişki var…

H. Yılmaz: Bizim iddiamızın ne kadar doğru olduğunu daha yeni Beledi Başkanımız zaten itiraf ediyor. Yani, Beykozlu’yu buradan sürecekler. Kendisi itiraf ediyor; okuyayım mı? Şöyle diyor: ‘ Dönüşüme uygun olan yerlerde dönüşümü sağlayacağız. Vatandaşlarımıza ait olan uygun yerlerde ise bu hakkı vatandaşlarımızın kendisine kullandıracağız. Yapılaşmaya uygun olamayan küçük arsa sahiplerini de birleştirmek suretiyle buradaki dönüşümü de biz sağlayacağız.’ Yani, Belediye sağlayacak. Yani, vatandaşlar olmayacak. Hepimiz biliyoruz. Beykoz’da zaten vatandaşların 300-400 metrekare yeri var. Vatandaşlara siz ‘ Bin metrenin altında imar vermeyeceğiz’ derseniz, hepsini sürersiniz. Yani, CHP seçim öncesi tam da doğru söylemiş. Belediye Başkanı’nın ifadeleri ile de zaten belli.

Hamzaçebi’nin gölgesinde kalmaktan keyif duyarım!

F. Aydoğar: Genel seçimlerden önce ve sonra Grup Başkan Vekiliniz sayın Akif Hamzaçebi’nin müthiş bir gayreti olduğunu gördük. Köy köy, mahalle mahalle ayak basmadık yer bırakmadı. Bu üstün başarısı nedeniyle de bölgenin en iyin milletvekili olarak seçti Beykoz Güncel Gazetesi. Bu başarının paralelinde, 2B ve mülkiyet konularında CHP Beykoz İlçe Başkanlığı olarak sayın Akif Hamzaçebi’nin başarısının gölgesinde mi kalıyorsunuz acaba?

H. Yılmaz: Sayın Akif Hamzaçebi dediğiniz zaman Beykozlu onu takdir etmiş. Kişisel olarak saygı duyduğum biri olduğu için ben bundan keyif duyarım. CHP İlçe Başkanı olarak Akif Hamzaçebi’nn gölgesinde kalmaktan keyif duyarım! Zaten bize 2B’yi o öğretti. Doğrudur; Beykozlu geçen gün Beykoz Güncel’in ‘ 2011’in Enleri’ anketinde bölgenin en güvenilir ve sevilen milletvekili olarak sayın Akif Hamzaçebi’yi ilân etti. Ben her gün sokağa iniyorum. Halkın CHP’ye çok büyük bir güveni var. Otağtepe’de üç günde Kavacık’ın yarısına kadar gelemedim. Neden? İnsanlar ilgili. Bize, Belediye’yi aldığınız zaman ne düşünüyorsunuz diye soru soruyorlar.

Oslo’da PKK ile pazarlık yapan da şerefsizdir

S. Dalar:  Beykoz’un arazileri satılıyor ancak Beykoz Belediyesi’nin borçları artıyor. Burada bir ters orantının olması lâzım. Bu konudaki değerlendirmeniz nedir? Ayrıca sizin için her gittiği yerde kavga çıkarıyorlar diyorlar! Siz çok hırçın bir insan mısınız?

H. Yılmaz: Ben çok sakin bir insanım. (Yücel Çelikbilek, Ramazan bayramlaşmasında) protokol bayramlaşmasına beni kendisi davet etti. Biz Milletvekilimiz sayın Mahmut Tanal ile birlikte Belediye’nin önüne gittik. Devlet Bakanı Egemen Bağış’a hoş geldin dedik. Sayın Egemen Bağış, kürsüye çıktı; Tunceli’nin ‘ 3-4 kilometre ötesinde PKK ile piknik yapan milletvekili’ deyince, bayram adabını aştığı için, yalan söylediği için kürsüden inince yanına gittim; ona dedim ki, ‘Sayın bakan, her kim ki PKK ile piknik yapıyor, şerefsizdir ama Oslo’da PKK ile pazarlık yapan da şerefsizdir.’ Söylediğim bu.

Madem Tunceli’nin 3-4 kilometre ötesinde piknik alanı var; kim tahsis etti ona? Devletin bakanısınız. Orada PKK’nın piknik alanı varsa, gidin; kim varsa orada, onunla beraber bombalayın. O piknik alanını siz mi tahsis ettiniz veya bu yeri biliyorsunuz da, birileri size izin mi vermiyor orayı bombalamanız için? Biz her davete icabet ederiz ama bizi davet eden (bize) nezaket göstermek zorunda. CHP’nin hiçbir üyesini kimse küçük düşüremez.

Bir insan ya yapar, ya satar!

Satılan araziler ile ilgili Belediye Başkanımız zaten övünüyor; ben iyi bir satıcıyım, diyor. Bir insan ya yapar, ya satar. Hiçbir şey yapmadığı için Beykoz’da, sattıkları ile övünüyor. Hiçbir şey yapmadıklarını nereden biliyorum? Şimdi Bütçe Meclis’e geliyor. Gerçi üç ay daha var bütçe yılının dolmasına ama şu anda gerçekleşme oranı bizim hesaplarımıza göre yüzde 43. Yıl sonuna kadar en iyi tahmin yüzde 60 gerçekleşecek. Yüzde 40 eksik iş yapmış olacaklar halkın deyimi ile. Böyle bir Belediye Başkanı, yaptıkları ile övünemeyeceği için sattıkları ile övünecektir.

Kendi bütçeleri ile cevap veriyorum

E. Seskir: Belediye Başkanı hiçbir şey yapmadı dediniz ama yapılanları da söylemek gerektiğini düşünüyorum. Nedir bunlar? Sağlık ocakları yapıldı, merdivenli yollardan tutun da daha birçok projeleri de var…

Şu soruyu da sormak istiyorum: Sizin bu (sinirli) yapınız, teşkilatınıza artı mı getirir, yoksa zarar mı verir?

H. Yılmaz: Ben şu anda kendi bütçesinin verileri ile cevap veriyorum. Bütçenin şu ana kadar gerçekleşme oranı yüzde 43. Kendi yaptığı bütçenin ancak yüzde 43’ünü uygulamaya sokan bir Belediye Başkanı’nın yaptıklarını siz yeterli buluyorsanız, o takdir sizin.

Kim ne söylerse, haddini bilerek konuşacak

Ben hırçın falan değilim. İnsan canlısı, paylaşmayı seven bir dostum. Beni tanıyanlar bunu bilir ama edebe, adaba çok dikkat ederim… Denildiği kadar agresif bir insan olsam, CHP üyelerine kendimi sevdirebilir miydim? Ama birileri alışmış: Onlar konuşacak, CHP’liler başını eğecek; ‘Başımıza bir şey gelir mi?’ (diyecek.) Benim başıma ne gelirse gelsin, ben bildiğim doğrudan şaşmam. Kim ne söyler ise, haddini bilerek konuşacak.

Kendimi yok saydırmam

F. Aydoğar: Sokakta vatandaşlar, CHP Meclis üyeleri üzerinde otokontrolünüz konusunda birtakım aksaklıklar olduğunu düşünüyor. Meclis üyelerinizden bir tanesinin ‘Rüşvet baronları,’ ‘Dörtlü çete’ ya da ‘Dalton çetesi’ kelimelerin bulunduğu köşe yazıları yazdığını; bundan dolayı otokontrol konusunda sıkıntı olduğunu söylüyorlar. Böyle bir eksiklik var mı?

H. Yılmaz: Hiçbir Meclis Üyesi’nin CHP’nin disiplinine, tüzüğüne aykırı hareket etmesi mümkün değil. Arkadaşımızın köşe yazısında partiye zarar getirecek suç unsuru varsa, mutlaka gereği yapılır. Hiçbir CHP’li Meclis üyesi, CHP İlçe Başkanı’nı yok saymaz. Ben de saydırmam zaten.

‘Plan sonra gelsin!’ anlayışına karşıyız

A. Başlantı: Beykoz’da fabrikalar kapatıldıktan sonra Beykoz halkının ve esnafının sıkıntı içerisine girdiği konusunda zaten herkes hemfikir. CHP, Beykoz’da dumanlı sanayide ısrar mı ediyor? Halk arasında şöyle bir söylem var: Örneğin, Alman Üniversitesi’ne karşı çıkışınızda, Beykoz Fidanlığı’nı gerekçe gösteriyorsunuz.  Halk diyor ki, ‘ Sadece muhalefet olmak için muhalefet yapıyorlar.’ Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Ayrıca; şu anda Vizyon Türk TV’de 2009 yerel seçimlerini kazanmış bir CHP’nin İlçe Başkanı olarak sizinle burada bulunuyor olsaydık, neleri konuşmuyor olurduk? Beykoz’un hangi sorunlarını konuşmuyor olurduk?

H. Yılmaz: ‘Neleri konuşmaz olurduk’ çok geniş yanıtlanması gereken bir konu. Kısaca söyleyeyim, biz AK Partili Belediye gibi kendi yaptığımız bütçenin yüzde 43’ünü ancak başarabilen bir Belediye olmazdık. O bütçemizi gerçek rakamlara, gerçek planlara dayandırırdık; sene sonunda da yanılma payları sınırında bütçemizi tamamlardık. Bu cevap bana göre belediyecilik tekniğini bilenler açısından yeterli bir cevaptır.

Alman Üniversitesi’ne karşı çıkmadık

Biz Alman Üniversitesi’ne karşı çıkmadık. Biz, Beykoz’un plansız; ‘Sonra plan gelsin, sonra ruhsat gelsin’ anlayışına karşıyız.  Böyle belediyecilik olmaz! Tabii ki dumanlı sanayi Beykoz’un içinde olamaz artık. Oteller olmalı, hastaneler olmalı, eğitim kurumları olmalı ama bunlar Beykoz’un doğa yapısını bozmadan, bir plan bütünlüğü içerisinde olmalı. Bunlar mümkün. Siz yine üniversitenizi yapabilirsiniz; Avrupa’da, İskandinav ülkelerinde bunların örneği var. Ama kafaları estiğinde diyorlar ki, ‘Burayı sana üniversite yapmak için verdim; yarın sabah başla!’ Böyle bir şey olur mu? Bir şehrin planı olur. Bu anlamda CHP’nin üniversiteye, iyiye karşı çıkması düşünülebilir mi? CHP yerelde iktidar olduğu zaman, planlı şekilde otelleri ile eğitim kurumları ile hastaneler ile ancak Beykozlu iş bulur. Çağdaş şehirciliğin ne olduğunu biz herkesten iyi biliyoruz. CHP’li belediyelerin geçmişte ve bugün örnekleri var.

Haber: Arzu Başlantı

YORUMLAR...