Reklam
Yenimahalle Spor Kulübü değil hayır kulübü!

Yenimahalle Spor Kulübü değil hayır kulübü!

Beykoz Küçüksu Yenimahalle Spor Kulübü’nün daveti üzerine çocukların çalışmalarını izledim… Öğrendiklerimden çok etkilendim…

Sokaktan çocuk topluyorlar!

250 aktif sporcu için 40 metrekarelik tıklım tıkış, küçük bir soyunma odası; alt katta rutubet kokusu ve havasızlıktan dolayı çocukların girmesine izin verilemeyen birkaç duş kabini ile birkaç oda… Burası bir spor kulübü! Vasıta bulamadıklarında,  15 çocuğun antrenman hocasının kango marka arabasının içine sıkıştırılmak suretiyle maçlara götürüldüğü bir spor kulübü!

Onlar kendilerine “Spor kulübü” diyor! Bence değil! Çünkü onlar spor kulübü olmanın çok ötesinde! Burası âdeta sokaktan çocuk toplayan bir hayır kulübü! Bunun en önemli göstergesi ise, kulübe top oynamak için gelen bir çocuğun yetenekli olup olmadığına bakılmaması ve ondan herhangi bir aidat talebinde bulunulmaması!

Birkaç foto al ve hemen çık!

Davet edildim; ziyaretlerine gittim. 30 yılını spora adamış antrenör Mustafa Özdemir’in marifetini sonradan öğreneceğim kango marka arabasına binerek, Küçüksu Yenimahalle Spor Kulübü’nde aldım soluğu. İlk fark ettiğim, tribünü olmayan bir çim saha ve içindeki yüzlerce çocuğun, rengârenk formalarının içinde meraklı gözler ile beni takip edişleri oldu!  

Daveti aldığımda, hiç soru sormadım. Belli ki, bir gazeteci olarak kulüplerini tanıtmamı istiyorlardı benden. İşe, kulüp binasını gezerek başladım.

Hani, bazı yerler vardır; girdiğinizde çok durmak istemezseniz içeride. Bir de ne yazık ki spordan uzak bir kişilik olarak, soyunma odası kavramına da uzak olunca ve üstüne üstük kadın olmanın verdiği bir titizlik duygusu ile (!) odaya girince; “ Buradan hemen birkaç foto al ve çık!” dedim kendime! 

Burada kimse duramaz!

Daha sonra, - Kulüp Başkanı Mustafa Arman şehir dışında olduğu için- Kulüp antrenörleri Mustafa Özdemir, Eyüp Aktaş ve Beykoz Amatör Spor Kulüpler Derneği (BİSK) Başkanı Asım Özdemir ile birlikte, binanın alt katında bulunan ve 2 duş ile 4 soyunma odasından müteşekkil bodrum kata indik. Burası duvarlarındaki çiniler dolayısıyla göze yukarıdan kat be kat güzel gelen bir yer! Ancak, ben galiba yukarısını buraya tercih ederim! Çünkü burada çok yoğun bir rutubet kokusu var; müthiş havasız bir yer!

Bir hizmet aşkı örneği!

Öğrendiğime göre, havalandırması olmadığı için çocukların burayı kullanmalarına izin verilmiyor; yani burası âtıl duruyor. Antrenör Mustafa Özdemir, zamanında su deposu olan söz konusu bu yerin, neredeyse duvarların yarı hizasına kadar su ile dolu olduğunu belirterek, bu kattaki tüm işçiliğin kendisi tarafından yapıldığını, bu yeri “ Adam haline getirmek için” sokağa kadar kazılar yaptığını anlattı.

Erhan, üstüne tuz biber ekti!

11 yaşındaki Erhan ile tanışana ve onun nemlenmeye yüz tutmuş gözlerini görene dek, gittiğim haber benim için normal bir “ Spor” haberi idi. Ancak,  ne zaman ki, antrenör Mustafa Özdemir, evine gitmek üzere kendisini selamlayarak, hızla oradan uzaklaşmaya çalışan Erhan’ı yanına çağırarak;  “Bugün neden bu kadar mahçup duruyorsun?” diye sordu; onun bu soruya aldığı ve bizim de şahit olduğumuz cevap ile birlikte, Küçüksu Yenimahalle Spor Kulübü ile ilgili haberim de sporun ötesinde, sosyal yönü ağır basan bir nitelik kazandı.

Öğrendiğime göre, Erhan, ailesinin maddi durumu nedeniyle bir sene boyunca takım çalışmalarına katılamamış çünkü ailesine destek olabilmek için okuldan çıktıktan sonra bir konfeksiyon atölyesinde çalışmak durumunda kalmış. Takımdan bir sene boyunca uzak kalmış olmak ve belki de arkadaşlarından biraz geride kalmış bulunmak kendisini üzmüş olacak, bir suçluluk duygusu kaplamıştı Erhan’ı; utanıyormuş…

Bize insan lâzım!

Küçük çocuk yanımızdan ayrılınca; “Aman Hocam, özel ilgi gösterin bari Erhan’a!” dedim Mustafa Özdemir’e, gayrı ihtiyari! “ Biz, klasik bir spor kulübü gibi değiliz ki zaten!” diye cevapladı beni: “ Biz buraya seçip de bir oyuncu almıyoruz. Bize hep sporcu lâzım değil, insan lâzım! Mahallemize gelen, burada oturan ve ‘Ben sizinle olmak istiyorum’ diyen bir çocuğun yeteneğine biz hiç bakmıyoruz ve onu çalıştırıyoruz. Eğer yetenekli ise takıma koyuyoruz. Yeteneksiz bile olsa yine bizim içimizde, bizimle beraber. Yani sokağa bırakmıyoruz; hiç kimseyi bırakmıyoruz. Çocuklar burada küçülen kıyafetlerini ihtiyacı olan arkadaşlarına veriyor; suyunu, yemeğini paylaşıyor. ”

Kulübün anahtarı çocuklarımızda!

Konuşmasının devamında, kulüplerinin farklılığına şu karşı soru ile vurgu yapıyor Özdemir: “ Bölgemizdeki veya İstanbul’daki kulüplerin kaçında kulüp anahtarı sporcusunun elinde olabilir? Sporcuya genelde anahtar verilmez. Ancak bizim A takımımızda oynayan oyuncularımızda anahtarımız vardır. Çocuk, kulübü açar, diğer arkadaşını toplar ve antrenmana çıkarır hocası olmasa da.”

8 takım var

Kulüp yöneticilerinden aldığımız bilgiye göre, Kulübün; U-11, U-13, U-14, U-15, U-16, U-17, Genç Takım ve A Takımı olmak üzere, 8 kategorideki liglerde yarışan yaklaşık 250 çocuğu bulunuyor!

2011 ve 2012’de grup şampiyonu oldular!

Küçüksu Yenimahalle Spor Kulübü, 2011 yılında Genç’lerde grup şampiyonluğu aldı;  2012 yılında ise U- 13’te grup şampiyonu olarak, Türkiye elemelerine katıldı. Antrenör Mustafa Özdemir’in deyişi ile “ Kulüp, her sene Türkiye şampiyonasına katılan başarılı takımlar ile maç yapıyor. İstanbul’un alt yapısı en iyi olan bu takımları arasında; Dudullu, İdealtepe, Kartal, Selimiye, Ataşehir, Çiğdemspor bulunuyor.”

U-14 Ligi’ne girmelerinin sebebi, hazırlık maçı yapabilmek!

 “ Biz burada ufak yaşta oynuyoruz. 1998 doğumlu çocukların oynaması gereken grupta biz 1999 ve 2000 doğumluları oynatıyoruz. Amacımız gelecek seneki U-14’te iyi bir derece almak. Hazırlık maçı yapalım diye bu lige girdik. Futbol anlamında iyi oynuyoruz ancak rakiplerimize fizîkî üstünlük kuramadığımızdan,  yeniliyoruz.”

Büyük sahada çalışamayınca, bulunan ilginç çözüm!

Bu aşamada, kulübün 30 yaşındaki antrenörü Eyüp Aktaş araya girerek, bu durumun nedenini şu sözler ile açıklıyor bize: “ Büyük kategoriye girmemizin tek sebebi de, büyük sahada çalışamamamız. Lige giriyoruz ve bu maçı bir lig maçı değil de, bir hazırlık maçı gibi görüyoruz. Bizim sahamızda çift kale maç için ancak 5’e 5 çalışabiliriz; ancak büyük sahada 11’e 11 oynarsın.”

Nasıl yani?

Bu soruya cevabı ise antrönör Özdemir veriyor. Sahalarının küçük olduğunu ve kısa mesafeler içinde paslaştıklarını kaydeden Özdemir, şu açıklamada bulunuyor: “ Büyük sahaya çıktığımızda, çocuktan 20 metreye pas atmasını istediğimizde yapamıyor; çünkü bunu nasıl yapacağını bilmiyor. Kendisine; ‘ 30 metreye uzun oynaman lâzım’ dediğimizde, ‘ Hocam, ben 30 metre top atmadım’ diyor bize. Bu sebepten dolayı Eyüp Hocamız bu açıklamayı yaptı size. Hakikaten ligin ilk beş haftası sadece yeni başlayan oyuncularımızın sahayı tanıması ile geçiyor. Onun için bu sene U-14’ümüzü, U-15’te oynatıyoruz ki, seneye daha rahat edelim! Artık çözümü böyle bulduk. Büyük sahada idman yapmamıza imkân yok; her taraf ücretli.”

Hazırlık maçı bizim için ayrı bir külfet!

Antrenör Özdemir; “ Kulüp olarak hiçbir gelirimiz yok. Hazırlık maçı yapmak bize ayrı bir külfet getiriyor.  Gerçi bu maçlara katılmak da bir külfet! Mesela, yarın Kartal’da bir maçımız var; ona nasıl gideceğiz, onu düşünüyorum şimdi!” diye de ekliyor.

Çavuşbaşı ve Kazım Karabekir spor kulüplerinden sahalarında çalışmaları yönünde davetler aldıklarını da sözlerine ekleyen antrenör Mustafa Özdemir, ancak bu sefer de önlerine “Ulaşım” sorununun çıktığı bilgisini veriyor. .

Kango’da 15 çocuk!

Öyle ki, otobüs gerektiği zaman, şayet en son çare olan Beykoz Belediyesi’nden araç temin edememişler ise, Özdemir Hoca’nın küçük “ Kango” marka arabasına 15 çocuk karga tulumba yerleştiriliyor!

Aidat almayan bir garip spor kulübü!

“ Hocam çocuklar ne kadar aidat ödüyorlar size?” diye sorduğumda ise, Özdemir Hoca, şaşkın mimikleri ile cevap veriyor bana: “ Bize?” ve hemen soruveriyor yanı başındaki çocuklardan birine: “ Oğlum, kaç para ödüyorsun bize?” Sporcu çocuğun verdiği cevap ise şu: “ Hiç para vermedik!”

Başarılı çocuklar var

Kulübün oyuncularından Ahmet, nam-ı diğer “ Fişek Ahmet,” Türkiye’de ilk 30’a girmeyi başararak, bu yaz Milli Takım karmasına seçilerek, kampa gitmeyi başaran yani, gelecek vaad eden çocuklardan.  Fişek Ahmet, 13 yaşında ancak yukarıda bahsi geçen sebeplerden dolayı U-15’te oynuyor!

Eray İren Cin’i üç büyükler istemiş!

Kulübün U-11’de oynayan oyuncusu Eray İren Cin’i ise üç büyükler;  yani, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray istemiş ancak hocaları vermemişler. Bunun sebebini sorduğumda ise, antrenör Özdemir şu şekilde yanıtlıyor beni: “ Burada yetiştirdiğimiz yetenekli oyuncuları kendi ellerimiz ile bir yerlere götürmek istiyoruz; ama arkasında durarak. Büyük takımlarda bu çocuklar harcanıyorlar. Geri dönen yüzlerce çocuk, bu sebepten dolayı futbolu bırakıyor.”

Büyük takımlar,  çocukları harcıyor!

Yaklaşık 15 yıldır sporun içinde olan antrenör Eyüp Aktaş da, Özdemir’in sözlerine eklemede bulunuyor: “ Büyük bir takım var diyelim. Her sene bin kişi geliyor buraya. Bir dahaki sene başka bir bin kişi daha alıyor, eskileri gönderiyor. Biz bunu çok yaşadık. Bir çocuğumuzu 8 yaşında Beşiktaş’a verdim. 8 sene Beşiktaş’ta Süper Genç’e kadar oynadı. Ondan sonra onu Beykoz amatör’e getirdik!”

Bonservisini al, gel!

Sohbetin bu noktasında araya giren BİSK Başkanı Asım Özdemir ise; “ Buradan büyüklere giden çocuk, bir süre sonra geri dönüyor. Geri dönen çocuk ise futbolu da unutuyor, psikolojisi de bozuluyor; bir senede kendine gelemiyor. Hocalar da bunları bildiği için onları büyük takımlara vermek istemiyor” açıklamasında bulunuyor.

BİSK Başkanı ve İASKF Genel Sekreter Yardımcısı Asım Özdemir; bilgilendirmesinin devamında ise şunları söyledi: “ Büyük takımlar bu yetenekli çocuklara, ‘Bonservisini al, gel’ diyorlar. Yani bedava! Para verip alsa, zaten bırakmaz o çocuğu!”

Veliler de hocaları suçluyor!

Bu durum nedeniyle bazı velilerin kendilerine serzenişte bulunduğunu da hatırlatan Antrönör Özdemir; “ Bize, ‘Benim çocuğumu Fenerbahçe istedi de, kulüp mani oldu’ diyorlar. Aile, çocuğunun başına gelecek tehlikeyi bilmiyor ki! Biz, Fuat’ı verdiğimizde o kadar yetenekli idi ki! Ben onu 12 yaşında A Takımı’nda oynattım. Beşiktaş’a gönderdik. Bu çocuk, senede 100 saat oynaması gerekirken, 200 saat spor yaptırdılar ve bu da onun gelişimini, fiziki yapısını etkiledi. Güreşçi gibi koşuyor çocuk! Oysa her yaşın kaldırabileceği bir spor saati var. Sonra çocuk bir hata yapıyor; gönder, gitsin!” eleştirisinde bulundu.

Ramazan ayında 70 TL harçlık ile camii cemaatine verilen iftar!

Yenimahalle Camiisi’nin şu an kullanımda olmadığını ifade eden BİSK Başkanı Asım Özdemir, kulüpteki çocuklar ilgili unutamayacağı bir anısını da paylaşıyor bizimle. Öğreniyoruz ki,  geçtiğimiz Ramazan ayında çim sahalarında kılınan teravih namazlarında büyüklerine hizmet eden çocuklar, aralarında 70 TL toplayıp, onlar için bir iftar düzenlemek isterler. Bunun üzerine bu 70 TL ile gerçekten de 150 kişilik cemaate bir iftar yemeği düzenlenir!

150 kişiye, 70 TL ile iftar! Bu iftarda bulunmak isterdim doğrusu!

5 bin+3 bin= 8 bin?

Beykoz Belediyesi’nin amatör spor kulüplerine verdiği 5 bin TL’lik nakdi yardımı alan Küçüksu Yenimahalle Spor Kulübü; Çevre Haftası etkinliği dolayısıyla gösterdiği örnek davranıştan ötürü kazandığı 3 bin TL’yi de kasasına nakden sokabilir ise, üzerini bir şekilde tamamlayıp en azından ulaşım sorununu ortadan kaldırmanın hayalini kuruyor. Yani, bir ulaşım aracı alınacak; hayal bu! Antrenör Özdemir; “ Zaten bir araç alamaz isek, bu kulüp kapanır” diyor.

Kulüp binası yıkılacak!

Kaymakam Aydın Ergün döneminde başlatılan çalışmalar kapsamında, Sağlık Ocağı’nın ve kulüplerinin yıkılacağı ve yerlerine bir okul yapılacağı bilgisini veren Kulüp yöneticileri; henüz bir tebligat yapılmamış bulunmasına rağmen, büyük bir olasılık ile bayramdan sonra yıkım sürecine girilebileceklerini ifade ettiler. Kendilerine alternatif bir yer gösterildiğine işaret eden antrenör Eyüp Aktaş; “ Söz konusu alternatif alana bir spor tesisi yapılacak ancak burada çalışmalar henüz başlamadı. Ne zaman başlayacak ve ne zaman bitecek, henüz belli değil” dedi.

Yenimahalle’de çocuklar ikiye ayrılıyor: Kulübe gelen ve gelmeyen!

Antrenör Mustafa Özdemir, gazetemize yaptığı açıklamada, kulüplerinin Yenimahalle halkı için önemini şu sözler ile açıkladı: “ Yenimahalle halkı için bu kulüp çok büyük önem arz etmekte. Yenimahalle’de çocukları; ‘Kulübe gelen çocuk’ ve ‘Gelmeyen Çocuk’ olarak ikiye ayırabilirsiniz. Bu farkı da dışarıda hemen görürsünüz. Suç oranından fark edersiniz, okul düzeyinden fark edersiniz.”

Kaymakam Ergün’den teşekkür aldılar!

Sözlerinin devamında, Beykoz eski Kaymakamı Aydın Ergün’ün; “ Yenimahalle’de suç oranının düştüğünü” belirterek; “ Bu çocuklara ne yaptınız?” diye sorduğunu hatırlatan Mustafa Özdemir;  “ Kaymakam Bey, bu nedenle bize teşekkür etmişti” dedi ve ekledi:      “ Bu sahanın etrafı ve görmüş olduğunuz şu park eskiden alkol içenlerin barınağı gibiydi. Burada ne zamanki spor başladı; bu insanlar da buradan gitmek zorunda kaldılar. Biz yöneticiler geç saatlere kadar buradayız. Değişik bir sevgi ortamı var burada. Çocuklar buraya gelmezler ise yanlış bir iş yaparlar; biz de buraya gelmelerini isteriz. Veliler, sekiz, on yaşlarındaki çocuklarını buraya sabah gönderir, akşam yedi’ye kadar çocuk ne oldu hiçbir şey düşünmez! Anneler için burası adeta bir bakım merkezi! Burada devamlı sofra kurulur.”

“ Beykoz’da çok spor kulübü var” deniliyor ama…

Eyüp Aktaş: “ Biz olmayalım şu anda; bu çocuklar nereye gidecekler? ‘ Beykoz’da çok spor kulübü var’ deniliyor. Tamam, bu çocukların gidip spor yapacakları yerler olursa, kulüpler olmasın da, ama bu çocuklar nereye gidecek? Anadolu Hisarı’nda bir sor kulübümüz var ama burada bir ihtiyaç oldu ki, burası kuruldu. Burası bir aile kulübü gibi.”

Sıkıntımız, tesis

Sohbetimizin devamında, ben; taleplerinin ne olduğunu sorunca; “ Biz ufacık şeyler ile mutlu olabiliyoruz” diyor Mustafa Özdemir ve şu açıklamayı yapıyor: “  Yetkililerden bir şey istemiyoruz. Kimseye yük olmak istemiyoruz. Araç talep ederken ben sıkılıyorum ve söyleyemiyoruz mesela o hafta. Kendi aracımız ile ya da arkadaşlarımızın araçları ile hallediyoruz sorunumuzu. Bizim sıkıntımız, tesis.”

Üniversite sahasının saati 80 TL!

Antrenör Eyüp Aktaş, ise bu sorumuzu şu şekilde yanıtlıyor: “ Tesisin bize ait olması da gerekmiyor; antrenmanımızı yapalım, geri dönelim. Bizim, ‘Bize bir yer yapılsın, buradan para kazanalım’ gibi bir beklentimiz yok zaten. Marmara Üniversitesi Anadolu Hisarı Spor Akademisi’nin tesisi var ama parayı yatıracaksın ki, orada spor yapabilesin. Saati 80 TL!”

Bedava olması gerekirken…

Sözün bu noktasında BİSK Başkanı Asım Özdemir araya giriyor ve yasa gereği Spor Akademisi’nin sahasını amatör spor kulüplerine ücretsiz kullandırılması gerektiğinin altını çizdikten sonra; “ Anadolu Hisarı, Göksu ve Yenimahalleliler’in kullanacakları büyük bir saha kesinlikle şart” diyor.

Bir akar olmalı

Antrenör Özdemir ise, “ Kulübün bir akarı olmalı” diyor: “ En azından kiraya verebileceğimiz bir sahamız olmalı.”

Hani deniyor ya, ‘ Kulüpler sadece futbol ile ilgilenmesin…!’

Beykoz’un yetkili makamlarında amatör spor kulüplerine yönelik olarak yapılan bir eleştiriyi hatırlatıyorum kendilerine: “ Beykoz’daki amatör kulüpler sadece futbol ile ilgileniyor!”

Eyüp Aktaş, bunun üzerine şu açıklamayı yapıyor: “ Kulübümüzde bir senedir atletizm takımı kurmaya çalışıyoruz. Bir bayan antrönör bize bu konudaki tekliflerini sundu. Ancak biz kendisine imkân sunamadık çünkü bunun için bir tesis kurmak gerekiyor.”

3 sene önce bir bayan yıldız takımı kurduklarını ancak üç ay sonra aynı sebeple bu takımı dağıtmak zorunda kaldıklarını ifade eden Aktaş; “ Biz başka branşlarda da faaliyet göstermek istiyoruz. Güreşte de, karatede de, atletizmde de çalışmak isteriz. Basketbol, voleybol… Gelen gençlerin içinde yetenekli olanlar var. U-17’de oynayan bir çocuğumuz aynı zamanda atletizm de yapıyor şu an başka bir yerde” diyor.

Yenimahalle’deki okulun spor salonundan faydalanamıyoruz

Konuşmasının devamında, çeşitli gerekçeler gösterilerek, Yenimahalle’deki okulun spor salonundan faydalandırılmadıklarını da ifade eden antrenör Aktaş; “ Türkiye Milli Takımı’na oyuncu yetiştiren çok başarılı bir hentbol hocasından teklif aldık, hentbol için ancak imkânlar yetmiyor; biz kaldıramıyoruz” açıklamasını yapıyor bana.  

Yenimahalle, ekonomik olarak sıkıntılı bir mahalle

Yenimahalle’nin ekonomik açıdan gelir düzeyi düşük insanlardan oluştuğunu kaydeden Eyüp Aktaş, çocukların sokaklarda oynayabileceği boş alanların da kalmadığını belirterek, şunları söylüyor: “Çocuklar nerede oynayacak? Enerjisini nerede atacak?”

Mahallemizde en az 50 kahvehane var!

“ Üstelik, her çocuğun örnek aldığı bir insan tipi vardır. Bizim mahallede örnek alınan insanlar ya birahaneye, ya kahvehaneye gider. Bizim mahallemizde en az 50 tane kahvehane var! Çocukların örnek alacakları insanlar buralara gidiyor. Şimdi ise, ‘ Ben Eyüp Hoca ya da Mustafa Hoca gibi olmak istiyorum’ diyorlar!”

Kulübün başarılı birkaç futbolcusunun görüşlerini alalım istedik. Bakın, küçük çocuklar, yaşlarından büyük neler söylediler!

Fişek Ahmet (13):

“ Üç yıldır futbol oynuyorum. Önce okul tabii! Futbol da olursa, olur. Bana “Fişe” lakabını Mustafa Hoca taktı; hızlı olduğum için. İleride üç büyüklerde oynamak istiyorum. Beşiktaş’a gitmiştim; güzeldi. Burada profesyonel bir takımda tecrübe kazandım. Zaten yol sorunum vardı; okulumu da kötü etkiliyordu; ayrıldım. Buradaki ilişkilerimiz daha iyi. Sinop’ta 25 gün Milli Takım Kampı’nda kaldım. Çok güzel geçti. Çeşitli etkinlikler vardı; benim için yararlı oldu.

Burada çok eksiğimiz var. Sahada hep top sana geliyor; kısa oynamak zorundasın. Büyük sahamız olsa, daha iyi olur. Maça gidiyoruz mesela. Biz kendi imkânlarımız ile gidiyoruz. Belediye’nin bize katkısı olduğunu düşünmüyorum!”

Tarık Çelik (13):

“ 3,5 yıldır futbol oynuyorum. Futbola burada başladım. Daha iyi yerlere varabilmeye çalışacağım. Burada oyuncu kapasitesi olarak çok iyiyiz. Yaş grubumuzda büyük sahada antrenman yapan takımları da yenmiştik. Daha iyisi de olabilir aslında. Her yıl 2., 3. bitirdik. Geçen yıl da şampiyon olduk. Daha iyi imkânlarımız olsa, daha iyi yerlere de gidebiliriz diye düşünüyorum. Servis ile gidemediğimiz maçlar oluyor, hocanın arabasına sıkışıyoruz bazen.”

Görkem Çoban (13):

“ 7 yaşında başladım futbola. Biz bir kulüp değil, bir aileyiz. Futbol için hırs yaparız ama arkadaşlığımızı bozan hiçbir şey olmaz. Burada eskisinden daha fazla takım ile lige çıkıyoruz artık. Hocalarımız ile diyaloglarımız çok iyi. İmkân çok önemli değil. Birlikte çok şeyi başarıyoruz. Benim için her şey dört dörtlük!”

Flama hediye ettiler!

BİSK Başkanı Asım Özdemir, Küçüksu Yenimahalle antrenörleri Mustafa Özdemir, Eyüp Aktaş, kulübe destek vermek amacıyla aralarına yeni katılan U-17 takım antrenörü Pehlivan Gündoğdu ve bir grup sporcunun alkışları eşliğinde, bana takdim edilen Yenimahalle Spor Kulübü flamasını gurur ile kabul ediyor ve eve dönüşte hemen odamın başköşelerinden birine asıyorum!

Biliyorum ki, bu flama, cefayı ama başarıyı; çaresizliği ama mutluluğu; sokakların karanlığı yerine küçük gönüllere umut olmuş hayırlı bir kapıyı simgeliyor. Bu yazıyı sizlere ulaştırmak suretiyle, bu umut saçan kapıya el sürebilmişimdir umarım ben de…

Her biri birer ziyâ damlası…

Sokaktan toplanan her bir çocuk, geleceğimize ışık tutacak birer ziyâ damlasıdır, diyor; bu nedenle bir vatandaş olarak Küçüksu Yenimahalle Spor Kulübü’nün emektarlarına teşekkürlerimi sunuyorum.

Röportaj: Arzu Başlantı

YORUMLAR...