Reklam
CHP'nin dünü, bugünü ve yarını tartışıldı

CHP'nin dünü, bugünü ve yarını tartışıldı

Beykoz Vakfı, “CHP’nin Dünü, Bugünü ve Yarını” konulu bir panel düzenledi. Panele, CHP Parti Sözcüsü Haluk Koç, konuşmacı olarak katıldı

Beykoz Vakfı, “CHP’nin Dünü, Bugünü ve Yarını” konulu bir panel düzenledi. Moderatörlüğü İstanbul Gerçeği Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İmambakır Üküş tarafından yapılan panelin konuşmacıları CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Prof. Dr. Haluk Koç ile CHP Parti Meclisi Üyesi, emekli müsteşar Halit Toraman’dı.

Siyasi camianın yerel ve ulusal bazda önemli isimlerini bir araya getiren panele, Çalışma ve Sosyal Güvenlik ile Adalet eski Bakanı Mehmet Moğultay, İmar ve İskan eski Bakanı Ali Topuz, Ümraniye Belediye eski Başkanı Şinasi Öktem, CHP İstanbul İl eski Başkanı Nebil İlseven, CHP eski Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tanla, Kadıköy Belediye eski Başkanı Cengiz Özyalçın, DİSK eski Genel Başkanı Rıdvan Budak, CHP Beykoz İlçe Başkanı Hızır Yılmaz, partililer ve davetliler katıldılar.

Şaban Tören: CHP’nin dünü kamuoyu tarafından anlaşılmadı

Panelin açılış konuşmasını Beykoz Vakfı Başkanı Şaban Tören yaptı. Konuşmasına, düzenledikleri panelin çok önemli olduğunu ifade ederek başlayan Vakıf Başkanı, bunun sebebini ise “ CHP’nin özellikle dününün, kamuoyu tarafından hiç anlaşılmamış olması” şeklinde açıkladı. 

İmambakır Üküş: CHP, pulsuz dilekçe ile kurulmuş bir parti değil

Şaban Tören’in konuşmasının ardından moderatör ve konuşmacılar yerlerini aldılar. Moderatör İmambakır Üküş, açılış konuşmasında, CHP’nin dününü anlatmanın, “Cumhuriyet’in kuruluş sürecini ve ülkenin yaşadığı her şeyi tartışmak” anlamına geldiğini ifade etti.

Üküş, bunun nedenini anlatırken şu ifadelere yer verdi: “ CHP, İçişleri Bakanlığı’na bir pulsuz dilekçe verilerek kurulmuş bir parti değil.  CHP, herhangi bir parti de değil ve dünyada benzeri az görülen bir kuruluş süreci yaşamış bir parti çünkü kuruluşu ve kurtuluşu örgütleyerek partileşmiş bir hareketin cisimleşmesi. Yani, kendi kurduğu Cumhuriyet’te daha sonra kendi kuruluşunu yapmış bir parti. Bugün gerek AK Parti iktidarının CHP’nin kuruluş sürecine ve geçmişine yönelik inanılmaz bir saldırısı var, gerek CHP’nin içinde de çok etkili unvanları olan arkadaşlarımız da CHP’nin geçmişi, bugünü ve geleceği ile ilgili gerçekten bir kafa karışıklığına sahipler.”

Sivil diktatörlüğe gidiş süreci

Moderatör İmambakır Üküş, konuşmasının devamında, Türkiye’nin geçmişindeki birinci dönemde, Cumhuriyet’in kuruluşu ve kurtuluşu için öncülük yapmış bulunan CHP’nin, “ Hızlı bir şekilde sivil diktatörlüğe doğru gidilen günümüz karanlık sürecinde” ise bu karanlığı aydınlatma görevi olduğunu ve sorumluluğunun çok büyük olduğunu belirtti. 

Haluk Koç: Türkiye’nin yaşadığı darbeler birer NATO darbesidir!

Üküş’ün ardından ise ilk sözü CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Prof. Dr. Haluk Koç aldı. Konuşmasına, “ Günümüzdeki gelişmeleri değerlendirmenin bir yolu geçmişe de çok kısa göz atmaktır” şeklinde başlayan Haluk Koç, “ Cumhuriyet Halk Partisi, bir takım pazarlıklar ile o dönemin konjonktürünün getirdiği ilişkiler sonucunda şunun, bunun, onun yan yana gelerek kurduğu bir siyasi organizasyon değildir” dedi.

Tepeden inme gibi gösterilen devrimler

Haluk Koç, Cumhuriyet’in kuruluş döneminde hilafetin kaldırılması da dahil olmak üzere yapılan reformların ‘ referandum’ yoluyla halka sorularak gerçekleştirilmediğini belirttiği konuşmasında, “ Bu devrimlerin hepsinin bugün tepeden inme gibi gösterilen ama Batı ile 300 yıllık bir gelişmişlik farkını, o makası kapatmaya yönelik ve Türk toplumunu uygar dünyanın çağdaş bir unsuru yapma yönünde yol kısaltıcı devrimler” olduğu hatırlatmasında bulundu.

1961 seçimlerine sâlimen gidilebilseydi?

CHP’nin, kuruluşundan günümüze kadar geçirdiği siyasal süreci, ülkedeki siyasal yaşam bağlamında katılımcılara aktaran Koç, “ Türkiye 1961 seçimlerine sâlimen gidebilseydi, 1950 seçimlerindeki gibi sandıkta Demokrat Parti- CHP değişimi olabilir miydi?  Bugünkü uygulanan çoğunluk sistemine göre bunun olabilme ihtimali yüksekti çünkü oy yükselmeleri o şekilde gidiyordu” dedi.

Nato’nun darbeleri

Türkiye’de yaşanan 1960, 1971 ve 1980 darbelerine atıfta bulunan Haluk Koç, “ Bunların hepsin, Türkiye’nin istemedikleri bir yöne gitmesini engellemek için planlı, organize, uluslar arası destekli birer NATO darbesi olarak Türkiye’nin başına belâ edilmişlerdir” açıklamasını yaptı.

“CHP-ordu el ele” eleştirisi

Haluk Koç, şunları söyledi: “ 1960’ın arkasında acaba uluslar arası bir süreç işledi mi? Yoksa sadece Türkiye’ye getirilen demokratik kıskaç, demokrasi adına getirilen demokrasiyi yok etme süreci mi etkili oldu? Bu, tartışılıyor. Menderes’in 1959 sonu, ABD ile ilişkilerinin biraz nahoş seviyeye gelmesi, Rusya ile ilişkilerin biraz daha sıcak hale gelmesi, acaba bu darbe sürecini uluslar arası destek boyutunda hızlandırdı mı?”

Koç, bu konunun Türkiye’de yeteri kadar araştırılmadığını belirterek,  1960 darbesinin arkasında CHP- ordu işbirliği olduğunu iddia eden, “ CHP-ordu el ele” şeklinde bir mantığın sık sık gündeme getiriliyor oluşunu da eleştirdi.

1971 darbesinin arkasındaki güçler

12 Mart 1971’de gerçekleşen darbenin ise, “Büyük bir balyoz olarak Türkiye’nin kafasına indiğini” kaydeden CHP Parti sözcüsü, Genel Kurmay Başkanı Memduh Tağmaç’ın, söz konusu darbe ilgili olarak yaptığı “ Sosyal uyanış, ekonomik kalkınmanın önüne geçmişti” şeklindeki açıklamasından hareketle şu yorumu yaptı: “ Yani Türkiye, Amerika’nın, müttefiklerinin ve NATO’nun istemediği bir sol kulvara savrulabilir kaygısıyla 12 Mart 1971 darbesi yapıldı.”

‘ Bizim çocuklar başardı’

Aynı güçler tarafından 1980 darbesine giden yoldaki kaldırım taşlarının da döşediğini belirten Koç, örgütlü tolumun ve gençlerin tepkisi ile karşılaştıkça terör olaylarının tırmanmış olmasına dikkat çekerek, “ Çünkü ‘ biz Türkiye’nin önümüzdeki dönem kendi başına bir planlı kalkınma hamlesini devam ettirmesini istemiyoruz. Biz, Türkiye’nin ağır sanayiye girmesini istememiştik. Bundan sonra tarıma da girmesini istemiyoruz. Türkiye bizim için üreten bir toplum değil, tüketen bir toplum olsun. Türkiye’nin insan kaynaklarının, yer üstü, yer altı kaynaklarının tümü uluslar arası sermayenin kullanımına açılsın’ şeklindeki bugünkü küreselleşme sürecinin Türkiye sahnesi yavaş yavaş hazırlanıyordu. 12 Eylül 1980, basit bir iç terörü söndürme çabası değil. ‘ Bizim çocuklar başardı’ sözü Washington’da yankılandığında, 12 Mart 1971 darbesinin nasıl devamı olduğu ortada” dedi.

O dönemin Kenan Evren’i, bu dönemin Recep Tayyip Erdoğan’ı

Sözlerinin devamında, 12 Eylül sonrası dönem ile 2012 Türkiye’sini karşılaştıran CHP Genel Başkan Yardımcısı, “ O dönemi bugünkü yargı ile değerlendirdiğimiz zaman mukayesesi çok basit: 12 Eylül ‘Sıkıyönetim Mahkemesi’; 2012 yani bugün ‘Özel Yetkili Mahkeme.’ Aldıkları davalarda hâlâ bu sıfatı kullanan bu özel yetkili mahkemeler. Bazı yerlerde ‘Terör ile Mücadele Mahkemesi’ ama yetki aynı. O zaman ‘Sıkıyönetim savcıları,’ ‘DGM savcıları’; bugün ‘ Özel yetkili savcılar.’ O zamanki mantık, ‘Asmayalım da, besleyelim mi?’ mantığı; bugün, ‘ Yargıya gereken talimatı verdim’ diyen Başbakan mantığı. O dönemin Kenan Evren’i, bu dönemin Recep Tayyip Erdoğan’ı; arada ne fark var?” açıklamasını yaptı.

Medya, hesabını ileride verecek

Koç, bugünkü medyanın, “Başbakan’ı hiddetlendirmemek üzerine kurulan bir genel yayın politikası” yürüttüğünü de kaydederek, “ 28 Şubat andıçlarının peşine düşenler, bu dönemde yönettikleri basın medya organlarının başında bulunanlar, ileride bulundukları noktalardaki görevlerini nasıl suiistimal ettiklerinin ayrıca hesabını verecekler” dedi.

Yarın için ne yapılmalı?

CHP’nin yarını için ise “ sağlıklı bir örgüt yapısı” kurmaları gerektiğine işaret eden Haluk Koç, “Artık CHP’de siyaset yapmanın, belirli yerlerde pozisyon kapabilmek için arkadaş ilişkileri kurmaktan geçtiğini reddetmek zorundayız” vurgusunu yaptı.

Yılanın başı İstanbul’da koptuğu zaman…

Yapılacak yerel seçimlere de değinen Parti Sözcüsü, “ Bu yerel seçimler bir çıkış noktasıdır. Başarılı olmak zorundayız, mahkûmuz” dedi ve yerel seçimlerde Ak Parti’nin bilhassa İstanbul’da yenilmesi gerektiğini kaydederek, “ Çünkü yılanın başı İstanbul’da koptuğu zaman Türkiye’de başı kıpırdamayacaktır” açıklamasını yaptı.

Demokrasinin ırzına geçiliyor

Koç, sözlerini, “ İşimiz zor. Cumhuriyet Halk Partili olmak daha da zor.  Ama unutmayalım, bugün yaşadığımız süreç, demokrasi adına sandıktan gelen bir çoğunluğun, demokratik hak ve özgürlüklerini kullanarak, demokrasiyi tahrip etme, yok etme dönemidir. Bütün kurumlarıyla demokrasinin ırzına geçme dönemidir. Buna karşı bizim siyasi birikimimiz var” şeklinde sonlandırdı.

Halit Toraman: Huzur olmayan yerde başarı olmaz

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti sözcüsü Haluk Koç’un ardından ise, Parti Meclisi Üyesi Halit Toraman söz aldı.

Konuşmasında, Türkiye’nin 1923 yılından itibaren içinden geçtiği koşulları aktaran Toraman, çok partili döneme geçiş kararının İsmet İnönü tarafından alındığını hatırlatarak, sözlerinin devamında parti içi saygıya vurgu yaptı. Toraman, “ Saygı olmayan bir ortamda sevgi olmaz. Nasıl huzur olacak? Huzur olmayan yerde başarı olmaz. Bizim kesimde en büyük birinci olay bu; bunu halletmeliyiz. Biz geçmişte Kurultay’da kapışırdık, yarışırdık, seçim biterdi aynı akşam önce rakiplerimiz ile kucaklaşırdık, ertesi gün seçimlere kol kola giderdik. Bir partide partinin Genel Başkanı başarılı ‘kılınmasa,’ o partinin bireysel insanlarının başarısı ile başarı olmaz” dedi.

Sorular cevaplandı

Yapılan konuşmaların ardından ise panelistler, kendilerine katılımcılar tarafından yöneltilen soruları yanıtladılar.

Haber: Arzu Başlantı

Reklam

YORUMLAR...