Reklam
Av. Erdal Demir, miras hukuku ile ilgili bilgi verdi

Av. Erdal Demir, miras hukuku ile ilgili bilgi verdi

Ak Parti Beykoz İlçe Başkan Yardımcısı av. Erdal Demir, CİNE 5 TV izleyicilerin miras hukuku ile ilgili sorularını yanıtladı.

Ak Parti Beykoz İlçe Başkan Yardımcısı Erdal Demir, Cine 5 TV’de canlı olarak yayınlanan ve Cenk Eren’in sunduğu “ Cenk’in Ev Hâli” isimli programa canlı yayın konuğu olarak katıldı; Demir, Cenk Eren’in ve programa telefon ile bağlanan izleyicilerin miras hukuku ile ilgili çeşitli sorularını yanıtladı.

Av. Erdal Demir, “ Kimler mirasçı olabilir? Mal paylaşımı nasıl yapılır? Mirasta saklı pay ne demektir? Mirasın reddi, evlilik dışı doğan çocukların durumu, anne ve babaların çocuklarının mirasından yararlanmaları, eşin ve çocukların mirastaki hakları”  gibi çeşitli konularda Cenk Eren’in ve program izleyicilerinin sorularını yanıtladı.

Okuyucularımıza da ışık tutabileceği umuduyla, av. Erdal Demir’in programda sorulan sorulara verdiği yanıtları aşağıda sunuyoruz:

Kanuni mirasçılık nedir? Kimler kanuni mirasçıdır?

Miras bırakanın öldükten sonra mirasının kimlere kalacağı hususu kanuni mirasçılık olarak düzenlenmiştir. Kanuni mirasçılar ilgili yasada şu şekilde düzenlenmiştir: Miras bırakanın çocukları, anne- babası, çocukları yok ise büyük anne ve büyük babası ve eşi.

Diyelim ki, Ahmet Bey evli (nikâhlı), 2 çocuğu ve karısı var, anne ve babası da var. Ahmet Bey öldüğünde, mirasçıları kimlerdir?

Ahmet Bey’in çocukları yasal olarak mirasın ¾ ‘ünün yani dörtte üçünün mirasçısıdır. Ahmet Bey’in eşi ise mirasın ¼’ü yani dörtte biri üzerinde pay sahibidir.

Ölen kişinin anne ve babasının mirasçı olabilmeleri için ise, miras bırakanın alt soyunun olmaması yani bu durumda Ahmet Bey’in çocuğunun olmaması gerekir. Yani, eğer Ahmet Bey’in çocuğu yok ise, anne ve babasına mirasın yarısı, eşine ise diğer yarısı kalır.

Ahmet Bey’in çocuğu var ise, anne ve babası mirasçı olamazlar.

Neden çocuğa daha fazla da, eşe daha az miras payı?

Tek çocuk olsa da, on çocuk olsa da altsoy mirasın dörtte üçünü alır. Kanun, alt soya ¾ vermiş; eşe ise ¼ vermiş. Ancak anne- baba ve eş birlikte mirasçı olurlar ise, anne- babanın payı ½ , eşinki de ½  yani yarı yarıya. Miras payları hangi zümre ile birlikte mirasçı olunduğuna göre değişiyor.

Memur bir kişi;  2 çocuğu, anne- babası ve eşi var. Aktif görevdeyken yani memur iken ölür ise maaşı miras olarak kalabilir mi?

Maaşı eşine miras olarak kalır. Anne- babası da alabilir eğer başka bir gelirleri yok ise. Çocukların da burada maaştan pay alabilmeleri için 1 Ekim 2008 yılında yürürlüğe giren 5510 sayılı Genel Sağlık Sigortası’na göre, reşit olmamaları; eğer reşitler ise de 25 yaşına kadar üniversite eğitim hayatına devam etmeleri gerekiyor. Yani, çocuklar da maaştan pay alıyorlar. Kız çocukları evleninceye kadar, ölenin karısı ise ölünceye kadar maaştan pay alabiliyor.

Sadece kocanın maaşı kadına kalır diye bir şey yok; kadının maaşı da kocaya kalabilir.

Ölen kişinin maaşının yüzde 75’i maaş olarak bağlanır. Birden fazla mirasçı var ise de aralarında pay edilir.

Diyelim ki, memur Ahmet Bey öldü. Nikâhlı karısı da Bağkur emeklisi. Karısı yine de Ahmet Bey’in maaşını alabilir mi?

Alabilir.

Evlilik dışı bir ilişki var diyelim. Eğer baba, evlilik dışı bu çocuğu üzerine geçirdiyse, bu çocuk da aynı evlilikten olma öteki çocuklar gibi mirastan pay alabilir, değil mi?

Aynen öyle! Hukukta biz buna ‘nesep’ diyoruz. Evlilik dışı doğan çocuğun nesebi, babanın tanımasıyla veyahut da mahkeme kararıyla (babalık davası sonucu hâkim kararıyla) nüfusa kaydedildiğinde, evlilik içi çocuklar ile aynı mirasçılık statüsüne sahip olur. 1990 yılına kadar bu, böyle değildi. O çocuğun ne suçu varsa!

Diyelim ki, adam evlilik dışı ilişkiden bir çocuğa sahip oldu. Ancak bu çocuğu tam üzerine geçirecek iken hayatını kaybetti. Bu durumda o çocuk ne yapacak?

Kanun babalık davası açma hakkını anneye vermiş. Çocuğun doğumundan itibaren bir aylık süre içerisinde; çocuk da reşit olduktan sonra yine bir ay ve bir yıllık süre içerisinde babasına karşı babalık davası açması gerekiyor. Şayet baba ölmüş ise bu dava dedeye karşı da açılabiliyor. Onlar da yok ise, babanın yasal mirasçılarına karşı bu dava açılıyor.

Diyelim ki, Ahmet Bey öldüğünde karısı hamileydi. Doğmamış çocuğa ‘cenin’ diyoruz. Medeni Kanun’a göre, cenin sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düşmesiyle birlikte mirasçıdır. Ama ceninin sağ doğup doğmayacağını bilemiyoruz. Burada mirasın paylaşılması ceninin doğumuna kadar ertelenir. Kıyasen burada ben şunu söyleyebilirim: Ahmet Bey’in mirası paylaşılmamış ise, Sulh Hukuk hâkiminden bunun babalık davası neticelenene kadar ertelenmesi talep edilebilir. Yetkili mahkeme (ölenin, yani miras bırakanın ikametgahı mahkemesi) aynı tedbiri alabilir.

Ahmet Bey öldü; üzerine geçirmediği bir gayrı meşru çocuğu var. Resmi nikâhlı eşinden de iki tane çocuğu var. Resmi nikâhlı eş ve çocukları ise bu mirası harcadılar ve bir sene içinde bütün parayı bitirdiler diyelim. Evlilik dışı çocuğun durumu ne olacak?

Mirasçılığını ispat ettikten sonra onlara karşı şahsi alacağı oluşuyor bu durumda. Genel hükümlere göre tahsili yoluna gidecek.

Bu durumda o kişi tedbir koyduramıyor mu peki?

Mirasçılığı ile alakalı dava açıp ölenin ikametgahı yer mahkemesindeki sulh hukuk hâkiminden tedbir talep edebilir.

Burada iki ayrı süreç olacak: Bir taraftan babalık davası yürüyecek; ama öbür tarafta da miras paylaşılmayacak. Bu, olabilir. Babalık davasını açar, bu davayı açtığına ilişkin mahkemeden belge alır ve onunla Sulh Hukuk Mahkemesi’ne müracaat eder. ‘ Dava sonuçlanana kadar bu mirasın resmi defteri tutulsun’ şeklinde mahkemeden talepte bulunur. Mahkeme de mirası kimseye vermez, mirasa bir kayyum atar. ‘ Miras şirketi’ diyoruz biz buna. Kayyum eliyle miras idare edilir. Zorunlu giderler var ise sadece onlar karşılanır ancak paylaşma yoluna gidilemez.

Ben boşanma aşamasındayken eşim bütün mallarını benden önceki evliliğinden olan kızının üstüne devretti. Ne yapmam gerekir? Benim de bir çocuğum var. Boşanma sürecim devam ediyor.

Boşanma davanızın görüldüğü mahkemeden eşinizin boşanma aşamasında kızına devrettiği menkul ve gayrımenkuller ile alakalı tedbir kararı talep edebilirsiniz. Mahkemenin boşanma aşamasında bu yetkisi var. Daha sonra da o satışların iptali için dava açabilirsiniz diye düşünüyorum. Bu sadece boşanma sonunda size verilecek mal ve paradan kaçınmak amacıyla yapıldığı için Aile Mahkemesi hâkiminin bu yetkisi var. Bu mahkemeden de tedbir kararı talep edebilirsiniz.

Peki bu beyefendi, ‘ ben bu malları kızıma sattım; parasını da yedim’ derse ne olacak?

Belli derece akrabalar arasında yani baba, oğul, kız; çocuk ile anne baba arasındaki satışlarda para alışverişi gerçekte çok istisnaidir. Türk toplumunda bu tür şeyler hemen hemen yok denecek kadar az. Bir baba, malını satacak ise çocuğuna satmaz, bir üçüncü şahsa satar. Genel olan bu. Satış yapanın gerçek amacı bağışlama ama bunu bağışlama olarak yapmıyor. Burada bir danışıklı işlem olduğu için, üçüncü şahıstan mal kaçırmak için satış olarak yapıyor. Bu nedenle tanık ifadeleriyle bunlar ispatlanıyor ve o satışlar iptal ediliyor.

Hukuk Genel Kurulu’nun kararıyla burada zamanaşımı da işlemiyor. Her hak belirli bir süreyle zamanaşımına tabiidir ancak muvazaa davalarında, özellikle mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapılan satışlarda zamanaşımı kuralını işletmiyor Yargıtay ve ‘burada zamanaşımı olmaz’ diyor.

Ben dulum; annemin evinde oturuyorum. Annem ölür ise üç ablam beni evden çıkarabilir mi?

Bu dört kardeş arasında bir uzlaşma sağlanamaz ise, dul olan kardeş annesinin vefatından itibaren diğer kardeşlerine kira gibi bir ecrimisil ödeyecektir; ayrıca diğer ortaklar evin satışını da talep edebilirler.

Eşimi yedi yıl önce kaybettim. İki çocuğum var. Eşimin sağlığında yaptırdığımız ev, kayınpederimin üzerine. Kendi binamızda oturuyoruz. Kayınpederimin bir çocuğu daha var. O da, ‘ ben de bu haktan alacağım’ diyor. Ancak onun bu evin inşasında hiçbir katkısı olmadı. Kayınpederim 80 yaşında, imza hakkı yok. Bu durumda ben ne yapabilirim?

Eşiniz babasından önce öldüğü için siz ve çocuklarınız eşiniz gibi kayınpederinize karşı mirasçı olacaksınız. Yani, bu evi siz yaptırmamış olsaydınız da, iki çocuk olduğu için ¾ mirasın yarısı size kalacaktı. Ancak burada farklı bir durum var: ‘ Eşim, babasının adına kayıtlı arsa üzerine ev yaptırdı, diğer çocuğun burada payı yok’ diyorsunuz. Şu anda kayınpederinize karşı eşinizin veraset ilamını çıkarıp çocuklarınızla birlikte bir dava açarak, bu muhtesatın mülkiyetinin tespitini isteyebilirsiniz. Bu evi eşinizin yaptırdığını ispat ettikten sonra inşaat bedeli arsa bedelinden fazla ise, mahkeme uygun bir arsa bedeli karşılığında mülkiyeti de verebiliyor.

Ahmet Bey çok borçlu, malı mülkü de yok ve bu şekilde öldü. Geride iki çocuk ve nikâhlı bir karısı kaldı ve yüklü miktarda da bir borç bıraktı. Bu durumda reddi miras oluyor mu?

Evet! Yasa, ‘ mirasçı borca batık ise mirasçılar üç aylık süre içerisinde Sulh Hukuk Mahkemesi’ne müracaat ederek mirası reddedebilirler’ diyor. Bu 3 aylık süre çok önemli. Söz konusu bu 3 ay içerisinde Sulh Hukuk Mahkemesi’ne giderek, mirası red ettiklerini beyan ettiklerinde, mahkeme bunu tespit ediyor ve buna ilişkin bir karar veriyor. Artık alacaklılar da mirasçılara takip yapamıyorlar. Normalde mirasçılar miras bırakanın borçlarından şahsi borçlarıymış gibi sorumlular ancak reddi miras (mirasın reddi) bunun bir istisnası.

Kanun’a göre, miras bırakanın ölümünden sonra birtakım malları kendi üzerine geçiren (örneğin miras bırakanın arabasını alıp kullanmaya başlaması veya satması gibi) mirasçılar mirası reddedemezler. Alacaklılar bu mirasçıların miras redlerini bile iptal ettirebiliyorlar. İyi niyet çok önemli hukukta.

Eşim ile müşterek bir evimiz var. 43 senelik evliyiz, çocuğumuz yok. Benim de, eşimin de kardeşleri var. Halamın da bizim gibi çocukları yoktu ve kocası ölünce mirasçıları onu sokağa attılar. Şimdi ben de tedirginim. İkimizden biri öldüğünde geride kalanın mağdur olmaması için eşim ve ben şimdiden ne yapmalıyız?

İkinizden birinin ölümü halinde, mirasçılarınızdan birinin sizi veya eşinizi dışarı atmasından endişe ediyorsunuz. Eşlerden biri vefat edince, diğer eşin birlikte oturdukları ev ve ev eşyası üzerinde paylaşıma girmeden önce bunu talep etme hakkı var. Beyefendi önce vefat eder ise, eşine malının yarısı kalır. Yani, geride kalan kişi, eşinin kardeşleriyle birlikte mirasçı olacak.

Peki, bu çift henüz yaşarken kendi arasında bir anlaşma yapamaz mı? ‘ Hangimiz önce ölürse, bütün mal mülk diğerine kalacak’ şeklinde bir anlaşma yapsalar olmaz mı?

Olur; ancak bir istisnası var. Miras bırakan mirası üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunabiliyor ancak yasada mirasçıların ‘saklı pay’ları var. Kanun gereği mirasçıların saklı paylarına tecavüz edilmemesi gerekiyor. Çiftin alt soyu yani çocukları olmadığı için tüm mirasını vasiyetname yoluyla eşine bırakabilir. Ancak burada eşin saklı payı anne- baba ile mirasçı olduğunda mirasın ¾’ü yani yine tamamı olmuyor.

Yani, eş mirasının tamamını diğer eşe bırakabilir ama eşinin mirasçıları (çocuğu olmadığı için anne- babası ve anne babası olmadığı için de onların çocukları) nedeniyle bu ¼ yine sıkıntılı.

Bu çift, ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapabilir noterde. O sözleşme hükümleri yerine getirilir ise mirasın tamamı diğer eşe kalabilir.

Bazı durumlar var. Bir kişi, ‘ben ölünceye kadar bu evde oturacağım, öldükten sonra da bu evi Kızılay’a bağışlayacağım’ diyor mesela. Bu kişinin de akrabaları var. Kızılay bu evin ¾’ünü alıp ¼’ünü mirasçılarına vermiyor; anlaşma ile direkt Kızılay’a kalıyor. Bu nasıl oluyor peki?

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi’nde bu geçerli ama vasiyetname yoluyla verir ise, mirasçılar saklı paylarına tecavüz edildiği oranda bu vasiyetnamenin iptalini talep edebiliyorlar.

Zeki Müren bütün malını Mehmetçik Vakfı’na bağışladı. Zeki Müren’in de kuzenleri var ama onlar hiç hak iddia etmediler?

Kanun, ‘Saklı pay’ hakkını miras bırakanın eşine, çocuklarına ve anne-babasına vermiş.  Eğer bunlardan hiçbiri yok ise, büyükanne- büyükbabadan gelen mirasçıların saklı payı olmadığı için kuzenlerin tenkis davası açma hakları yok. Zeki Müren’in amca, teyze, dayı çocuklarının yani kuzenlerinin dava açma hakları yok ama eğer ablasının oğlu olsaydı, yani yeğeni, o açabilirdi.

‘Saklı pay’ kurumu miras kaçırmaya çalışanların işine yaramaz mı?

Saklı pay oranı, miras kaçırmaya çalışanların aleyhine bir durum. Örneğin, Ahmet Bey’in üç tane çocuğu var ama Ahmet Bey bir tanesini çok seviyor, diğer ikisinden o kadar çok haz etmiyor diyelim. Ahmet Bey, vasiyetname ile bütün mirasını sevdiği çocuğuna verdiğinde, diğer çocuklar saklı payları oranında tenkis davası açıp vasiyetnameyi iptal ettirebiliyorlar. Saklı pay, mirasçıyı koruyan bir şey.

Haber: Arzu Başlantı

YORUMLAR...