Reklam
Ulusal TV'ye maddi destek için buluştular

Ulusal TV'ye maddi destek için buluştular

Ulusal Kanal Televizyonu, Beykoz İşçi Partisi’nin de desteğiyle Beykoz’da yoğun katılımlı bir dayanışma kahvaltısı düzenledi

Ulusal Kanal Televizyonu, Beykoz İşçi Partisi’nin de desteğiyle Beykoz’da yoğun katılımlı bir dayanışma kahvaltısı düzenledi. İşçi Partisi temsilcileri, CHP İlçe Başkanlığı’nın bazı üst düzey yetkilileri ve ulusal kanal severlerden oluşan yaklaşık 180 kişi, Beykoz Merkez’de bulunan Boğaziçi Kafe’yi doldurdular. Kahvaltı, Ulusal Kanal TV’ye maddi destek sağlamak amacıyla “ Ulusal Kanal Gönüllüsü” sayısını arttırmak amacıyla düzenlendi.

Ünlü gazeteci Can Ataklı, burada yaptığı konuşmada, Ak Parti iktidarının hatalar yapmaya başladığını belirterek, bunun yeni Türkiye’nin oluşturulması sürecinde kendisine umut verdiğini söyledi.

İşçi Partisi Beykoz İlçe Başkanı Eyüp Bostan’ın Beykoz Güncel Haber’e verdiği özel röportajı haberimizin sonunda bulabilirsiniz.

Kimler katıldı?

Beykoz İşçi Partisi Başkanı Eyüp Bostan ve bazı Yönetim Kurulu üyeleri, Gazeteci- yazar Can Ataklı,  CHP Beykoz Gençlik Kolları Başkanı Ege Ercan ve Gençlik Kolları Yönetim Kurulu üyeleri, Beykoz Vakfı Başkanı Şaban Tören, Akbaba Köyü Muhtarı Yüksel Kılıç, Türkiye Gençlik Birliği (TGB) kurucu üyesi ve Boğaziçi Üniversitesi araştırma görevlisi Cenk Özdağ, Ulusal Kanal TV programcısı Merdan Aslan ile çok sayıda davetlinin katıldığı etkinlik, Beykoz İşçi Partisi üyesi Şeref Kılıç’ın selamlama konuşmasıyla başladı.

Şeref Kılıç: Seksen yıllık Cumhuriyet değerleri yok edildi

İşçi Partisi Beykoz Şubesi üyesi Şeref Kılıç, konuşmasına, “ Büyük Aile” olarak nitelediği Ulusal Kanal severleri bir araya getirişlerindeki amacı, “ dertleri, sıkıntıları, bugünü ve yarınları birlikte masaya yatırarak, bir çıkış yolu bulmak üzere tartışmak” olarak açıkladı.

Şeref Kılıç, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “ Ülkemiz küresel sermayenin tsunamisi altında. Ülkemizin bütün kaleleri, limanları, fabrikaları, tarlaları, ovaları, ormanları, yer altı ve yer üstü kaynakları, her tarafı talan edilmiş durumda. Bu talanın yapılabilmesi için de mutlaka ve mutlaka bu talanı yapacak taşeron siyasal örgütlere ihtiyaç vardır. İşte, bu taşeron siyasal örgüt, Türkiye’de kuruldu ve görevlendirildi. Bunun adı Adalet ve Kalkınma Partisi’dir. Ak Parti, son on yılda Mustafa Kemal ve arkadaşlarının kurmuş olduğu bütün Cumhuriyet değerlerini yerle bir etti. Seksen yıllık alın terimiz, birikimimiz satıldı, yok edildi. Ekonomi el değiştirdi; Cumhuriyet’in temel değerleri dediğimiz yargımız, ordumuz, her şeyimiz elimizden birer ikişer alındı, yok edildi.”

Ulusal basın devşirildi

Konuşmasının devamında, basının da kontrol altında tutulduğunu kaydeden İşçi Partisi Beykoz temsilcisi Kılıç, Türk basınının “ devşirildiğini” kaydederek, şunları söyledi: “ Tabii, küresel sermaye ayak bağı istemiyor. Bunu yapabilmek için de ulusal basın dediğimiz, görsel basın dediğimiz, yazılı basın dediğimiz bütün kurum ve kuruluşlar devşirildi; hepsi onların kontrolü altına geçti. Şu anda Türkiye’de sesimiz, gözümüz, kulağımız, akşam evlerimizden izlediğimiz her şey, onların kontrolü altında. Yediğimiz içtiğimiz, gördüğümüz, duyduğumuz her şeyde zehir var. İşte bu kadar ağır koşulların yaşanmış olduğun bir ülkede,  sesimiz, soluğumuz, gözümüz, kulağımız bir Ulusal Kanal’ımız kaldı.”

Can Ataklı: İktidarlar en güçlü oldukları dönemlerde hata yaparlar

Şeref Kılıç, konuşmasının sonrasında ise kürsüye ünlü gazeteci- yazar Can Ataklı’yı davet etti.

Sözlerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Balyoz Davası’da 18 yıl hapis cezasına çarptırılmasına rağmen, sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilen ve geçtiğimiz günlerde kalp ameliyatı geçiren emekli Orgeneral Ergün Saygun’u hastanede ziyaret edişine atıfta bulunarak başlayan Can Ataklı, şu eleştiride bulundu: “ Başbakan, ‘ savcısıyım’ dediği ve yaklaşık dört buçuk yıldır sürekli aleyhinde konuştuğu; polisi, savcıları, yandaşlarını saldırttığı insanları şimdi ziyaret etmeye başladı.”

Bu durumu “bir çelişki” olarak nitelendiren Ataklı, bu yaşanılanın yandaş kesimi de “ şoke ettiğini” ifade ederek, bunun altında yatan sebepler bulunduğunu kaydetti.

Her şey önceden kararlaştırıldı; insanlar şu anda alıştırılma dönemini aşıyor

Can Ataklı, şunları söyledi: “ Türkiye’de ciddi bir oyun ortaya çıkmaya başladı. Ben, Başbakan’ın söyledikleriyle, Amerikan elçisinin söylediklerini pek ayrı tutamıyorum. Her ne kadar dün Başbakan Amerika’ya ayar verdiyse de, işin altında sanki ortak bir operasyon var gibi geliyor. Şahsi inancıma göre, anayasa konusunda ya da Kürt açılımı diye başlattıkları olayda ne olacağı çoktan kararlaştırıldı; yazıldı, çizildi. Şu anda 60- 65 milyon insanı alıştırma döneminde Türkiye. Bu kararlaştırıldı, ama bunu kamuoyuna anlatmak tabii o kadar kolay değil. ‘ Ben Anayasa’dan Türk olmayı çıkarıyorum, Atatürk’ü çıkarıyorum, Federasyon ya da özerk bölge ilan ediyorum, terör liderlerini serbest bırakıyorum, APO’yu belki bırakacağım, siyaset yapsın!’ demek bir anda zor ama son üç-dört yıldır sürdürülen kampanyaların sonucunda sokakta dolaşan milyonlarca insanın zihni çok zedelendi.”

Barış süreci dayatması

Ulusal gazetelerden birinde yürütülen bir çalışmanın, sanat çevresinde de görülen söz konusu bu zedelenmenin varlığını kanıtladığına işaret eden ünlü gazeteci- yazar, “ herkes barış istiyor, ‘barış sürecini destekliyoruz’ diyor. Barış sürecini desteklememek gibi bir şey olabilir mi? Ama insanlar şu anda müthiş bir dayatmayla, ‘aman sürece zarar vermeyelim, aman barışa karşı çıkmayalım; Türkiye artık işin ucuna geldi, bundan sonrası çok kolay olacak’ diye herkesi konuşturuyorlar.  Bakıyorum sanatçılara, hepsi çok haklı olarak ‘barıştan yanayız’ diyor ama söylenmeyen bir tek şey var: Ne olur ise barış? Bana şunu söyle: Seni ne tatmin edecek? Ne olur ise bunun adına barış sağladık diyeceğiz? Orada herkes duruyor. Parlak sözler herkesin kulağına hoş geliyor” açıklamasını yaptı.

Böylece, halkın vereceği olası tepkilerin gücü azaltılıyor

Türk kamuoyunun ‘ barış’ adı altındaki bu sürece alıştırıldığını ve yarın öbür gün bu kararlar açıklandığında ise bunu zaten beklenilen bir durum olarak kabulleneceğini kaydeden Can Ataklı, bu an geldiğinde, yani iktidarın istediği gerçekleştiğinde ise halkın vereceği tepkinin şiddetinin bu şekilde azaltılmasının amaçlandığını kaydetti.

Cemaat ile Ak Parti çatışmasını önleyebilmek artık çok zor: Kılıçlar çekildi!

İnsanların uzun süren tutukluluk hallerini de bu alıştırma süreci içinde değerlendirdiğine vurgu yapan Ataklı, “ bu durumun insanların zihinlerinde vicdani muhasebeler başlattığını” belirterek, “ bu aşamada Başbakan duruma müdahale ediyor ve oradan puan almaya çalışıyor ama benim gördüğüm esas kavga, cemaat ile iktidar arasındaki net savaşın ilanıdır. Şu andan itibaren artık cemaat ile Ak Parti iktidarını yan yana tutabilmek ya da çatışmayı önleyebilmek zor görünüyor. Kılıçlar çekildi!” dedi.

Ak Parti ile cemaat arasındaki kırılma noktaları neler?

Söz konusu bu kavganın örtbas edilmesine rağmen ortaya çıktığını ifade eden gazeteci-yazar, “ çünkü cemaatin temsil ettiği zihniyet ile Ak Parti’nin dayattığı işler artık Türkiye’nin bazı konularında çok ciddi çelişmeye başladı. Örneğin, cemaat Güneydoğu’da BDP ve PKK ile çok şiddetli bir çatışma içerisinde; oradaki cemaat yaygınlaşmasını sağlamak için kendine ön açmaya çalışıyor. İktidar ise bunu siyasi yönden yapmaya çalışıyor. Sonuçta (her ikisi de) aynı yere varmayı, yani orada bir ümmet zihniyetinin yaygınlaşmasını istiyorlar ama cemaat burada ön alamayacağını görüyor; ondan karşı çıkıyorlar”

Cemaatin para kaynakları iktidara geçti

Konuşmasının devamında, cemaatin askere olan hınç ve düşmanlığının devam ediyor olmasına karşın, iktidarın savaşacak bir adam bulamama tehlikesi dolayısıyla tedbir almaya başladığını kaydeden Can Ataklı; okullar, hastaneler ve dershaneler gibi ciddi para kaynaklarının - dershanelerin kapatılması gibi yöntemler ile- cemaatten iktidara geçmesini de çatışmanın bir diğer nedeni olarak gösterdi.

Ben de korunmak için gazete yazılarında frene basıyorum!

Medyanın yoğun baskı altında bazı şeyleri yazıp çizemediğini de kaydeden gazeteci- yazar, yaygın medyanın çok ciddi bir oto-sansür uyguladığını belirterek, “ hepimiz yapıyoruz, ben dahil. Çoğu zaman kendimi korumak için tedbir almaya çalışıyorum, bir yerde frene basıyorum; en azından gazete yazılarımda” dedi.

Ergenekon bir oyundur!

Tuncay Güney’in birden bire bütün gazetelerde kontrolsüz bir şekilde yer aldığını belirten Ataklı, Güney’in, “ Ergenekon bir oyundur; benden işkence ile ifade aldılar. Artık o oyun bitti, içeride yatanlar boşu boşuna yatmasın” şeklindeki sözlerine atıfta bulunarak,     “ bunlar kontrolsüz, fiili gelişmeler çünkü çok yeri kontrol etmeye çalıştığınızda ve her tarafı baskı altına aldığınızda, mutlaka başınıza böyle bir şey gelir” yorumunda bulundu. Ataklı, “ (işte,) bu tür fiili durumların artması, sesin yükselmesi, cesaretin çoğalması lâzım” dedi.

“ Biz BDP ile anayasayı yaparız”

“ İktidarlar en güçlü oldukları dönemlerde hata yaparlar” diyen Can Ataklı, muhalefeti, özellikle CHP’yi, görevini yapmaya çağırarak, Başbakan’ın, ‘ Biz BDP ile anayasayı yaparız’ şeklindeki sözlerinin “ muhalefet tarafından çok iyi kullanılması gerektiğini” ifade etti.

Türkiye’ye bir şeye musallat oldu

“ Türkiye, bu iktidar ile çözemeyeceği sorunların içine doğru gidiyor” diyen ünlü gazeteci- yazar, “ Kuzey Irak sorununu, Suriye sorununu, İran ile muhtemel sorunlar, içeride sanal zenginliğin yarattığı aşırı borçlanma, işsizlik, insanların giderek daha mutsuz ve umutsuz hale gelmesini” bu sorunlara örnek olarak göstererek, konuşmasını,        “ Türkiye’ye (on yıldır) bir şey musallat oldu… ama daha özgür yeni bir Türkiye’yi kurmak da bizim elimizde” sözleriyle sonlandırdı.

Cenk Özdağ: Vatanı savunanların mücadelesi kardeşliğe engelmiş!

Gazeteci Can Ataklı’nın ardından ise TGB kurucu üyelerinden Cenk Özdağ kürsüye davet edildi.

Özdağ, burada yaptığı konuşmada, Türkiye’de bugün, “ulus kavramının tartışılır” haline geldiğini belirterek, “ Türk ulusuyla, Kürt milleti eşit olamaz” şeklindeki sözü üzerine CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler’in başında âdeta “cadı kazanlarının kaynatıldığını” ve Ayman’ın bu sözü nedeniyle “ ırkçılık” söylemlerine maruz kaldığını ifade etti.

“ Düşman sizin kahramanlarınızı hayalet haline getirir” diyen Cenk Özdağ, “Türkiye’de bir ulusalcılık hayaleti var” açıklamasında bulundu.

Kahvaltıda hazır bulunan katılımcıları, Ulusal Kanal’a maddi ve manevi destek olmaya çağıran Özdağ, Ulusal Kanal’da şehit mitinglerinin yayınlanmasına karşı çıkan iktidar temsilcilerini de eleştirerek,  Ak Partili milletvekilleri ve bakanların, ‘ şehit mitinglerini yayınlamayın, kardeşliğe engel oluyor’” dediklerini hatırlattı. TGB üyesi Özdağ, “ vatanı savunanların mücadelesi kardeşliğe engel oluyormuş!” serzenişinde bulundu.

Özel Röportajımız

Beykoz Güncel Haber, organizasyona destek olan İşçi Partisi Beykoz İlçe Başkanı Eyüp Bostan’la görüştü. Bostan’a gerek söz konusu organizasyon ile ilgili, gerekse Beykoz’u ilgilendiren çeşitli sorunlar hakkındaki sorularımızı yönelttik.

Eyüp Bostan: İşçi Partisi’nin önceliği anayasadır; diğer konular ise insanları oyalamadır!

Eyüp Bey, İşçi Partisi’nin bu sabahki organizasyondaki rolü nedir?

“ Bugünü organize eden Ulusal Kanal’dır. İşçi Partisi olarak bizim yakın olduğumuz bir kanal olduğu için biz de kendilerine destek veriyoruz. Bu toplantı, bizim üyelerimize yönelik değil;  tüm yurtseverleri, ulusal kanal gönüllülerini bir araya getirmek için yapılan bir toplantı bu. Bence bugün olumlu geçti. Burada önemli olan şey, insanların çeşitliliği oldu. İşçi Partisi’nin Beykoz’da 60 tane üyesi var. Burada ise şu anda saysak, 15-20 tane üyemiz ancak bulunuyor. Gerisi hep yurtsever insanlar. O anlamda da bugün bizim için çok değerli. Bu sıkıntılı dönemde, bu toplantı hoş oldu; gelecek için ümit verdi.”

İşçi Partisi olarak sizin Beykoz’un 2B gibi çeşitli sorunlarında adınızı duymuyoruz. Neden?

“ Bizim, ülkenin önündeki problemler ile ilgili olarak bir sıralamamız var.  Şu anda bizim için en önemli konu, anayasa konusu. Anayasa konusu çözümlendiği zaman Beykoz’da 2B’lere de, belediye başkanı seçimleri gibi konulara da gerek kalmayacak. Yani, düşünün, eğer   ‘ Başkanlık Sistemi’ gelir ise,  her şey Recep Tayyip Erdoğan’ın dilinin ucunda olacak. Eğer biz bu anayasa mücadelesinden uzak kalır da, belediye başkanlığı mücadelesiyle uğraşır isek, abes ile iştigal etmiş oluruz! Bizim mücadele önceliğimiz anayasadır. Recep Tayyip Erdoğan, Mart ayını işaret ediyor; yani, 23 Nisan’a kadar ülke çok farklı yerlerde olacak. Onun için bizim belediye başkan adaylarıyla v.s. uğraşacak (lüksümüz) yok.

Yerel seçime öncelik tanıyanlar yanlış yapıyorlar!

“ Beykoz Belediye Başkanı, bu mücadelenin içinde olanlardan çıkacaktır. Milli bir çatı oluşuyor. Bir tarafta yurtsever insanlar var; bir tarafta da işbirlikçiler var. Ben bakıyorum şimdi herkeste aday adayı spekülasyonu var. Önceliği yerel seçime koyanlar da yanlış yapıyorlar. Bu, bence Türkiye’nin önünü görmemezliktir.  İşçi Partisi olarak bizim önceliğimiz anayasa ve anayasadaki Cumhuriyet’in değişmez ilkelerinin korunması çabasıdır.”

İktidarın istediği olur ise, zaten başka konular ile uğraşmaya gerek kalmayacak!

“ Zaten şu anki iktidarın istediği olur ise, diğer şeyler ile uğraşmaya gerek kalmayacak! 2B olsa, 3B olsa ne olur? Bunlar bizim önümüze konulan abuk subuk formüller! Biz 90 senedir Beykoz’dayız. O zamanın da devleti, jandarması, polisi vardı! Biz (buraya) tepeden uçmadık! Eğer burada ( 2B ile ilgili) bir sorumlu var ise, devletin kendi sorumluluğu da var. Bütün sorumluluğu Beykoz’daki halka yüklemenin mantığı yok ve bu, haksızlıktır. Yani 2B, yerel seçim gibi konular birer oyalama; bir çözüm değil.”

Teşekkür ederiz Eyüp Bey!

Haber: Arzu Başlantı

YORUMLAR...