Reklam
Şahlanış Hareketi lideri Beykoz'dan seslendi

Şahlanış Hareketi lideri Beykoz'dan seslendi

Beykozlu Ordu Mesudiyeliler Derneği’nin konuğu olan Şahlanış Hareketi’nin lideri Murat Altun ülke gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Siyasi bir parti olma yolunda ilerleyen Şahlanış Hareketi’nin 42 yaşındaki genç lideri Murat Altun, Beykozlu Ordu Mesudiyeliler Derneği’nin konuğu olarak Beykoz’daydı. Altun, eğitim sisteminden, Başkanlık sistemine, Deniz Baykal’a kurulan komplodan Türk dış politikası ve Mavi Marmara hadisesine kadar geniş bir yelpazede Türkiye gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Hareket, Türkiye genelinde 40 ilde teşkilatlanmasını tamamlar ise, ilk seçimlerde oy pusulasında yerini alabilir.

Murat Altun: Şahlanış, bir siyasi harekettir

Şahlanış Hareketi lideri Murat Altun, Beykozlu Ordu Mesudiyeliler Derneği’ne konuk oldu. Burada yaptığı konuşmada, katılımcılara ülke siyasetine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Altun, Beykoz Güncel Haber’in sorularını da yanıtladı.

Şahlanış Hareketi lideri, sözlerine, Şahlanış Hareketi’ni tarif ederek başladı. “ Bir siyasi hareket” olduklarını kaydeden genç lider, şunları söyledi: “ Biz, ‘parti’ kelimesine sıcak bakmayan bir siyasi hareketiz. Parti, bir bütünün parçası. Oysa bütünün parçasına değil, bütüne talip olmak ve o bütün içerisinde daha geniş bir kesime hitap etmek elzem ve gerekli.”

Türkiye, 2 buçuk partili bir siyasi yapıya gidiyor

Siyasi hareketlerindeki şaha kalkmış, kuyruğu dik beyaz at dolayısıyla insanlar tarafından Demokrat Parti ya da Doğru Yol Partisi ile ilişkilendirildiklerine ancak bu iki partiyle, hatta hiçbir partiyle alâkaları olmadığına vurgu yapan Altun, 1990’lardan bu yana devam eden süreçlerinde “ neden parti olmadıklarını” ise şu şekilde açıkladı: “ 23 yıldır ısrarla, inatla Türkiye siyasetinde bir sadeleşme, bir bütünleşme olsun diye bekledik. Bu umudumuzu 2011 seçimlerine kadar koruduk ama 2011 seçimleri gösterdi ki, Türkiye iki buçuk partili bir siyasi yapıya gidiyor. Birincisi, üç dönem oylarını üst üste arttıran mevcut iktidar partisi, diğeri Cumhuriyet’in kurucu gücü Cumhuriyet Halk Partisi, bir de - siz adına ne derseniz deyin ismi değişiyor- BDP, DTP, HADEP gibi ayrılıkçı Kürtlerin bağımsız bir vaziyette Meclis’e girmeleri. Bu ‘ iki buçuk’ yapıdan kastım bu.”

Muhalefet partilerine: “ Bu ne kadar ucuz bir hitabet!”

Bu durumun iyi bir gidiş olmadığına işaret eden Şahlanış Hareketi lideri, toplumun “ Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy verenler ve vermeyenler diye ikiye ayrıldığını” belirtti. Altun,  yüzde 34’lük oy oranından yüzde 54’lere çıkan Ak Parti’nin karşısında yer alan tüm muhalefet partilerinin ‘vatandaşın kendisini kömüre, makarnaya, nohuta ve bulgura sattığı” eleştirisinde bulunmalarını ise “ ucuz ve yakışıksız bir hitabet” olarak niteledi.

Bunu yaparsanız, kaybedersiniz

“ Türkiye’de Ak Parti’ye oy verenlere, ‘ alçak namussuz’ diyen siyasi parti yöneticilerinin görüldüğünü söyleyen Murat Altun, bu şekilde bir söylemi eleştirdiğini belirterek,  “ bunu yaparsanız, otomatikman hem bu yüzde 50’yi, hem de edep ve adap sahibi ancak Ak Parti’ye oy vermemiş ciddi orandaki bir toplumu da kaybedersiniz” uyarısında bulundu.

Muhalefet, iktidar sorumluluğunu almak istemiyor

Türkiye’de ne ana muhalefet, ne de muhalefet partilerinin iktidar olmak istemedikleri iddiasında bulunan Şahlanış Hareketi lideri, “ muhalefetin böyle bir kaygısı olmadığını” savunarak, şu açıklamayı yaptı: “ Muhalefet partileri ısrarla ve inatla mevcut konumlarını korumak noktasında gayret ediyorlar. CHP son seçimlerde yüzde 24 oranında bir oy aldı; oysa yüzde 28 yüzde 30 oranında oy alabilecek bir potansiyele sahip. CHP bugün yüzde 26’yı geçsin, huzursuz olurlar, MHP yüzde 15’iı geçsin, huzursuz olurlar çünkü iktidar sorumluluğunu kimse almak istemiyor. Niye almak istemiyor? İç ve dış borçlar bugün 588 milyar dolar’a gelmiş! Bugün örtülü ödenek Cumhuriyet tarihinde en aşırı şekilde kullanılır hale geldi; örtülü ödeneği üç kere takviye ettiler! Başbakan’a göre Suriye’ye harcanan para başka bir para, Maliye Bakanı ise başka bir para diyor. Türkiye’de net bir biçimde çok ciddi miktarda paralar harcanıyor.”

Ateşin en çok harlandığı an, sönmesine yakın olduğu andır

Türkiye siyasi tarihinde Demokrat Parti’nin on yıl iktidarda kaldığı hatırlatmasında bulunan Murat Altun, bu dönemde radyolardan her gün Vatan Cephesi’ne kaydolanların isimlerinin okunduğunu, hatta bu cepheye üye olmayan esnafın iş yapamadığını belirterek,                                                 “ ateşin en çok harlandığı an, sönmesine yakın olduğu andır” dedi ve Ak Parti’ye atıfta bulunarak, “ hiçbir iktidar ebed müddet değildir” açıklamasında bulundu.

Sol, dine karşı bir duruş gerçekleştirdi

Altun, şunları söyledi: “ Adalet ve Kalkınma Partisi’nin doğru yaptığı şeyler var ki, üç dönem üst üste iktidara geldi ama yanlış ve eksik yaptığı şeyler de var. Ama muhalefet yanlış bir metodoloji üzerinden olayı yürütüyor. Türkiye’de aydınlanmacı sol kesim dine karşı bir duruş gerçekleştirdi. Bu, 1970’lerden beri böyle ve son derece yanlış bir duruş. Esas itibariyle bu ülke 1970’lerde sosyal demokratlara, demokratik solculara çok büyük bir şans verecekti ama dine karşı bu duruş, bunu engelledi.”

Ak Parti, merkez değil

Türkiye’de “ sağ- sol, merkez sol veya merkez sağ” şeklindeki algılanmanın da son derece yanlış olduğunu kaydeden Şahlanış Hareketi lideri, “ bugün Adalet ve Kalkınma Partisi merkeze oturdu ama merkez midir? Değildir! Geçmişteki Anavatan Partisi de merkez değildi” dedi.

Numan Kurtulmuş eleştirisi

Altun, Eski Has Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş’un, Ak Parti’ye geçmesinden önce yaptığı eleştirileri de hatırlatarak, şu eleştiriyi yaptı: “ Numan Bey ( Adalet ve Kalkınma Partisi’ne) söylemediği lafı bırakmadı: Hiç ‘ Ak Parti’ demedi, ‘ AKP Amerika’nın kurduğu bir partidir, bu milletin şahdamarında bir sülüktür’ dedi. ‘ Biz Firavunlaşmayacağız, Nemrutlaşmayacağız’ dedi. Oysa Başbakan’ın önünde ezildi, büzüldü, önünü ilikledi; ‘ Allah razı olsun sayın Başbakanımızdan’ dedi ve Adalet ve Kalkınma Partisi’nin rozetini taktı. 368 bin kişi, çoluğunun çocuğunun rızkından Numan Kurtulmuş’un HAS Parti’sine destek olmuştu. Numan Bey ise ne yaptı? 14 arkadaşıyla birlikte, yakın dava arkadaşı Mehmet Bekaroğlu’nu yarı yolda bırakarak, Adalet ve Kalkınma Partisi’ne girdi!”

Başbakan, Şahlanış Hareketi’nden medet umuyor!

Şahlanış Hareketi’nin 2011 seçimlerinden önce kamuoyunda duyulur hale geldiğini belirten Altun, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın danışmanlarının kendilerini davet ettiğini; Ak Parti’nin daha sonra gerçekleşen 4. Olağan kongresinde ise Erdoğan’ın, “ bizim yolumuz Sultan Alparslan’ın, bizim yolumuz Osman Gazi’nin, bizim yolumuz Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın yoludur’ dediğini hatırlatarak, “  Bu söz, bize ait bir söz! Başbakan ne yapıyor? Şahlanış Hareketi’nden medet umuyor çünkü Şahlanış Hareketi her türlü husumete karşı” açıklamasını yaptı.

Başbakanımız ciddi anlamda yoruldu

“ Sayın Başbakanımız ciddi anlamda yoruldu” diyen Altun, muhalefetin ise kendisinde iktidara girme cesaretini bulamadığını belirterek, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ne çıkma isteğinin de bu yorgunluktan kaynaklandığını öne sürdü. Lider Murat Altun,  “ 1071 rakımlı o tepe çok güzel bir tepe! Herkes o tepeye konmak istiyor. Tayyip Bey de düşüşü gördü, hissetti!” dedi.

İş, ehline teslim edilmiyor!

Şahlanış Hareketi’nin, “ dayanışmacı- toplumcu bir reçete sunduğunu” ifade eden Hareket Lideri, “ ‘ işi ehline teslim edin!’ diyen bir inançtan geliyoruz ama bakıyoruz ki, THY’de yapılan atamalar hiç işin ehliyle alakalı değil” eleştirisinde bulundu. Devlette devamlılığın esas olması gerektiğini kaydeden Altun, bir belediye başkanı değişiminde belediyedeki çaycının dahi değiştirildiğini söyleyerek, Türkiye’de devletin devamlılığı olmadığına işaret etti. 

İmralı’daki Tosuncuk

“ Şahlanış Hareketi’nin bütün cemaat, cemiyet ve mahfillere eşit mesafede” olduğunu kaydeden Hareket Lideri,  “ biz ne bir kesimin tam karşısındayız, ne yanındayız” açıklamasında bulunduktan sonra, “ Şahlanış Hareketi bugün iktidarda olsaydı, ne olurdu?” diye sordu. 

Altun, CHP Grup Başkan Vekili Muharrem İnce’nin Silivri’deki duruşmaları izlemeye gittiğinde ayakkabısının dahi çıkartılarak, üç defa kontrolden geçirilmesine rağmen, eskiden   “ bebek katili” olarak anılan, şimdiki “ Tosuncuk” ile İmralı’ya görüşmeye giden üç temsilcinin ise üstlerinin hiç aranmamasını, hatta kendilerine ikramlarda bulunulmasını eleştirerek, “ bu örneği görüp vicdan muhasebesi yapmayanlara; bu örneği görüp sus pus olanlara söyleyecek söz bulamıyorum” dedi.

Deniz Baykal’a komplo kuran Önder Sav’dır!

Konuşmasında, kaset skandalı sonucunda görevini bırakan Deniz Baykal’a da değinen Altun, şunları söyledi: “ CHP’de Deniz Baykal’a komplo kuranlar, ne birilerinin zannettiği gibi okyanus ötesi, ne birilerinin zannettiği gibi Ak Parti’dendir; bizzat CHP’nin içerisindeki bir klik bunu yaptı. Önder Sav yaptı bunu; Deniz Baykal’ı indirdi. Baykal’ı indirmeseydi, Baykal 2011 seçimlerinde yüzde 28 oy alırdı.”

Pilotlar sağ kurtarılabilirdi

Suriye’de düşürülen F4 jetindeki iki pilotun düşme sonucunda değil, bu ülkedeki sorgulamaları sonrasında öldüğünü savunan Şahlanış Hareketi lideri, kendilerinin uyarıda bulunmuş olmalarına rağmen, yetkililerin erken davranmadıklarını kaydederek, iktidar ve muhalefet partilerini eleştirdi. Altun, “ O pilotlar sağ ve salim kurtarılabilirdi, kurtarılamadı, kimsenin umurunda değil” açıklamasında bulundu.

Murat Altun, bu durumu Taraf Gazetesi’ndeki köşesinde yazan Mehmet Baransu’nun ise Ankara tarafından susturulduğunu iddia etti.

Mavi Marmara eleştirisi: Türk tarihindeki en büyük rezalettir!

Mavi Marmara isimli yardım gemisinde 9 vatandaşın yaşamını yitirdiğini kaydeden Altun,      “ one- minute kahramanı Başbakan, Mavi Marmara’daki olay ile alâkalı olarak ‘tazminat’ dedi, oldu mu? Olmadı! Tezkere çıkartabildi mi? Çıkartamadı” dedi ve bu konuda muhalefeti de eleştiri yöneltti.

Beykoz Güncel Haber’in sorularını yanıtladı

Şahlanış Hareketi lideri Murat Altun, Beykoz Güncel Haber’in “ iktidarda olsaydınız, Mavi Marmara gemisi yola çıkar mıydı?” şeklindeki sorusu üzerine şu açıklamayı yaptı: “ Şayet Şahlanış Hareketi başta olsaydı, açık ve net bir biçimde bunu Mavi Marmara şeklinde yapmazdı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Başbakanlık’a bağlı yardım kuruluşları vardır, Kızılay’ımız vardır; asırlık oluşumlarımız, vakıflarımız vardır.

T.C Hükümeti’nin Başbakan’ı olsaydım, İsrail’li yetkililer ile net bir biçimde temas kurarak, güvenliğini Türk Hava Kuvvetleri ve donanması eşliğinde sağlar ve o yardımı Gazze’ye değil, Aşdod Limanı’na indirtir; Aşdod Limanı’ndan Gazze’ye kadar da, güvenliğimizi kendimizin sağladığı konvoy ile Gazze’de o veya bu örgüte değil, bizzat ihtiyaç sahiplerine tek tek dağıttırırdım.”

Rezil bir hadisedir bu!

“ Usul de budur. İnsanlar hakikaten iyi niyetler ile yola çıktılar ama oradaki amaç, İsrail’in ‘ Gazze’ye giremezsin’ ablukasına karşı çıkmaktı. Bu Mavi Marmara hadisesi, 2 bin 200 yıllık Türk tarihinde Kösedağ Yenilgisi’nden sonra en büyük rezalettir. Onur kırıcı, rezil bir hadisedir bu.”

Amaç, üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek!

“ Sayın Başbakan Mavi Marmara’nın o şekilde olabileceğini biliyordu ama bu sonucu düşünmemişti çünkü bilmediği çok şey var. Sayın Başbakan İsrail’den üç tane ödül aldı. İki tanesi ‘ Üstün Hizmet,’ bir tanesi de ‘Cesaret’ ödülü. Bir nişan atıldığı zaman bile aileler hediyeleri karşılıklı geri gönderirler. Sayın Başbakan Mavi Marmara’dan sonra bu üç ödülü iade etmedi. Mavi Marmara’da amaç üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek. Orada katledilen dokuz vatandaşımızın acısı benim yüreğimde.”

Türkiye, başkanlık sistemine hazır değil

Murat Altun, diğer bir sorumuz üzerine ise, “ Türkiye’nin şu an için başkanlık sistemine hazır olmadığını” ifade ederek, “ Türkiye’de bu siyasi olgunluk henüz oluşmamıştır. Bu ortamda yapılacak bir başkanlık sistemi, ayrılıkları iyice körükler. Biz Türkiye’de iki dereceli seçim olsun istiyoruz. 550 milletvekili çok fazla. 300 tane milletvekili, 150 tane senatör olsun” dedi.

CHP- MHP koalisyonu da olsa, bir şey değişmez!

Konuşmasının devamında, iktidara CHP- MHP koalisyonu da gelse, bir şeyin değişmeyeceği görüşünü ileri süren Şahlanış Hareketi Lideri, “ çünkü yapı aynı yapı” dedi ve “ siyasilerin hiçbirisi zemzem ile yıkanmış değil. Hiçbir iktidar alternatifsiz değildir” açıklamasında bulundu.

Başbakanlığa talibiz!

Şahlanış Hareketi olarak başbakanlığa talip olduklarını da kaydeden Altun, şu açıklamayı yaptı: “ Siyasi oluşumumuzu tamamlayacağız. Oradan buradan, falan devletten gelen yardımlar ile değil; sizin desteğiniz ile. Nasıl? Biz Beykoz’dan mert bir babayiğit istiyoruz, mert bir hanımefendi istiyoruz, mert bir delikanlı istiyoruz. ‘Tüzüğünüzü getirin, okuyayım inceleyeyim’ desin ve şayet hoşuna giderse, iki odalı bir yer tutsun, Beykoz ilçesini kursun ve biz, bu sesi yayalım. Suya atılan bir taş gibi halka halka yayılalım.”

Türkiye’deki siyasi yapıyı değiştirir

“ Bize destek olun! İlk seçimlere kadar siyasi teşkilatlanmamızı tamamlayabilirsek, girdiğimiz seçimlerde yüzde 12 ile yüzde 14 arasında oy alacağımıza inanıyoruz. Bu Türkiye’deki siyasi yapıyı değiştirir. Şahlanış Hareketi, yüzde yüz bağımsız, yüzde yüz yerli ve milli tek siyasi harekettir.”

10 bin sempatizan

Sözlerinin devamında, “ halihazırda İstanbul, Gaziantep, Kahramanmaraş ve Urfa’da teşkilatlanmış durumda oldukları” açıklamasında bulunan Altun, Türkiye çapında on bin civarında sempatizanları olduğunu da kaydetti.

2014 yerel seçimlerinde şahsa göre değerlendirme

2014 yerel seçimlerinde farklı partilerden “ vicdanlı” adayları destekleyeceklerini ifade eden Şahlanış Hareketi lideri, “ yerel seçimlerde konumumuzu şahsa göre belirleyeceğiz, partiye göre değil” bilgisini verdi.

Altun, oluşum tamamlandığında, yani vatandaş Şahlanış Hareketi’ni benimseyip il ve ilçelerde örgütlenerek, Türkiye çapında 40- 45 ile ulaşıldığında ise, olağanüstü kurultay ile partileşmeye gideceklerini ifade etti.

Şahlanış Hareketi lideri neler söyledi?

Şahlanış Hareketi lideri Murat Altun’un, Beykozlu Ordu Mesudiyeliler Derneği’nde gerçekleştirdiği konuşmasında, katılımcıların sorularına da yanıt verdi. Altun, şunları söyledi:

Türkiye, emekli maaşı en az 1.500 TL olacak güçtedir! Yarın iktidar olursak, asgari ücret 1.200 TL, emekli maaşı 1.500 TL olacak.

Öğretmen atamaları Türkiye’nin kanayan yarasıdır. Siz Eğitim Fakültelerinde on binlerce çocuğumuzu öğretmen olmak için eğitime tabii tutuyorsunuz ve lisans diploması veriyorsunuz. Siz adama öğretmenlik yapmak için yetki ve izin veriyorsunuz, sonra ‘yeterlilik’ istiyorsunuz! Atama da yapmıyorsunuz. Burada ciddi derecede politik kaygılar var. Bu, sınavlarda da ayyuka çıktı. Öğretmen atamaları yanlış yapılıyor.

4+4+4 ucube bir sitemdir. Tıpkı, 8 yıllık kesintisiz eğitim sistemi gibi. Türkiye’de tepkili bir şekilde ideolojik eğitim çalışması yapılıyor. Türkiye’de sekiz yıllık kesintisiz eğitim, imam hatiplerin ortaokulunu kapatmaya yönelikti. Ak Partili arkadaşlar da 4+4+4 ile bunun rövanşını yapıyorlar! 4+4+4 diye ucube bir şey olur mu? Eğitim sisteminin temeline dinamit koydular.

Türkiye’de sola çok ciddi bir anlamda ihtiyaç vardır. Türkiye’de insanlar sosyal güvenlik haklarını, yıllık izinlerini, doğum izinlerini, kıdem tazminatlarını hep Bülent Ecevit’in Çalışma Bakanlığı döneminde aldı. Niye bu ülkede Bülent Ecevit’in DSP’si ipi göğüsledi de, diğerleri göğüsleyemedi? Çünkü, Bülent Ecevit’in DSP’si inançlara saygılıydı. O,  ‘ İnançlarımız değerlerimizdir’ dedi. Türkiye’de solun bütün fraksiyonları dine uzak olmuşlardır. Ben ‘ dinsiz’ demiyorum. Dine uzak olunca, bu sefer merkez sağdaki partiler de bunun kaymağını almışlardır! Solun bu ülkenin değerlerine sahip çıkma zorunluluğu vardır.

İsrail’i hizaya getireceğiz!

Hükümetin Suriye politikası yanlıştır; bunlar çok çabuk âşık oluyorlar, çok çabuk nefret ediyorlar. İlişkilerini kamuoyunun önünde yaşıyorlar. Sıfır problem politikası yanlıştır. Eğer siz Azerbaycan’ın dostluğunu arıyorsanız, Ermenistan’ı küstüreceksiniz. Biz akılcı bir siyaset izleyeceğiz; bizim siyasi modelimiz 1922 ila 1932 yılları arasında Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın yapmış olduğu dış siyasettir.

Er ya da geç milli iktidarı bu ülkede kurma niyetindeyiz. 

Hükümetin uyguladığı dış politikanın hepsine tamamen karşıyım.

Aşiretlerin tepesine bineceğiz.

Türkiye’de sendikal hayatı destekleyeceğiz.

Taşeronluk, çağdaş köleliktir, insan onuruna aykırı bir hadisedir; feodal yapının 2013 Türkiye’sinde yıkılması gereken bir kalesidir. Bunu da yıkacağız inşallah!

Haber: Arzu Başlantı

YORUMLAR...