Eski 'kadın' Devlet Bakanı'yla özel!

Eski 'kadın' Devlet Bakanı'yla özel!

Devlet eski Bakanı Önay Alpago, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, Beykoz Güncel Haber’e çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Aile ve Sosyal Hizmetlerden Sorumlu Devlet eski Bakanı Önay Alpago, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliği kapsamında davetlisi olduğu Çubuklu Derneği’nde, Beykoz Güncel Haber’e özel açıklamalarda bulundu.

Kadınlar Günü’nü kutlamak mı yoksa sorgulama yapmak mı? ‘ Kadın olmak’ gerçeğine istatistikler ne diyor? Erkekler, kadınları siyasette istemiyor mu? Eğer, Parlamento vekilliğinde ‘ kota’ uygulaması için sadece tüzük değişikliği yeterliyse, bu neden yapılmıyor? Kadınlar aday listelerine seçilebilecekleri sıralardan mı, yoksa seçilemeyecekleri sıradan mı sokuluyorlar?

Devlet eski Bakanı Önay Alpago’yla özel…

8 Mart bir kutlama değil, sorgulama günü olmalı

Ben 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün kutlama günü değil de, bir sorgulama günü olması gerektiğini düşünüyorum. Kadınlar ve erkekler ülkenin gelmiş olduğu çağdaşlık noktasını,       - başta yaşama hakkı olmak üzere- bütün insan haklarından hangi noktada yararlanmakta olduğumuzu görmeli, düşünmeli, sorgulamalı ve yargılamalıdır. O anlamda, dilerim, bundan sonraki 8 Mart’lar ülkemizde ‘ eşitlik ve özgürlük bayramı’ olarak kutlanır.

Bu, kendimizi kandırmaktır

Ancak, günde en az üç kadının öldürüldüğü,  her üç dakikada bir, bir kadının taciz edildiği, her üç kadından birinin taciz ya da şiddet gördüğü bir ülkede, kutlamadan bahsedebilmek, bence kendimizi kandırmaktır.  Zaten bu günün ortaya çıkışı da, dokuma işçilerinin 1857 yılında topluca yakılmasıyla, bir hüzünlü gün olarak başlamıştır ve her yıl en azından onların var olduğunu, o yıllardaki onur ve hak mücadelesinin hatırlanması gerektiğini ifade için dillendirilir.

Etiyopya’dan bile sonra geliyoruz

O bakımdan bugün biz, Davos’ta yapılan Dünya Ekonomik Forumu’nda 132 ülke arasında 126. olmuş isek eğer, burada çok ciddi bir hesaplaşma yapmamız gerekiyor. Siyasette, eğitimde, sağlık hizmetlerinden yaralanmada ve mesleki alanda birçok ülkeden, hatta haritada yerini zor bulduğumuz Etiyopya’dan bile sonra geliyoruz!

81 il valisinden sadece bir’i kadın!

Türkiye’de 81 ilin valisi içinde bir tane kadın var. 103 tane rektörden bir ya da iki tanesi kadın. Hiç müsteşar kadın yok. Bürokraside kadın temsil oranı yüzde 8 ila yüzde 10 arasında değişiyor. Avrupa Birliği ülkelerinde ve dünyada kadının siyasette parlamento temsil oranı yüzde 60’lara ulaşmışken, bizde yüzde 14! İl belediyelerinden sadece ikisinde kadın Belediye Başkanı var; Büyükşehirlerde ise hiç yok. Toplamda belediye başkan sayısına baktığımız zaman, ‘ yüzde’ değil, artık ‘bin’ler ile ifade edebileceğimiz rakamlar söz konusu. Oysa ki, yerel yönetimler, özellikle yerel yönetimler, kadının hayata elini çok daha kolay uzatabildiği alanlardır. Kendi yuvasını yapan dişi kuş, neden birlikte yaşanan yuvaları güzelleştirmesin ki?

Erkekler siyaseti kadınlarla paylaşmak istemiyor!

Ama erkekler siyaseti kadınlar ile paylaşmayı istemiyorlar. Erkek egemen dünya, siyasetin de erkek egemen şekillenmesine dayanıyor. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok! Bunun bir tek çaresi var: Hemen hemen bütün Amerika ve İskandinav ülkelerinde, Kuzey Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, siyasette kadının ve erkeğin eşit temsilini sağlayacak olan ‘kota’ dediğimiz bir pozitif ayırımcılık. ( Kota sayesinde) bugün İspanya’da Bakanlar Kurulu yüzde 50 kadın ve yüzde 50 erkekten oluşuyor. Bütün İskandinav ülkelerinin parlamentoları ve Bakanlar Kurulu neredeyse yüzde 50 temsil ile şekilleniyor.

Sadece tüzük değişikliği yeter

Türkiye’de ise kota hiç yok. Kota, CHP’nin parti içi organlarında var; Parlamento’daki temsilde yani kadınları milletvekili gösterirken ise yok. ( Kota uygulaması için) Siyasi Partiler Yasası’nda bir değişiklik yapmaya da gerek yok. Partiler, parti içi organlarda kotayı getirdikleri gibi, kendi tüzüklerine ‘ Belediye Başkanları, Meclis üyeleri ve parlamenterlerin temsilinde de en az yüzde 40 kota benimsenecektir’ diye bir hüküm koysalar, bu sorunu çözerler.

Ülke yöneticileri kadın edebiyatı yapıyorlar

Ancak, ( kota uygulamasında), kadın adayların seçilebilecekleri yerlerden ( aday)  gösterilmeleri de gerekir. 30 tane milletvekili çıkaran bir bölgede kadınları listede 20’den sonraya koyarsanız, burada kota uygulanmış gibi görünür ancak bu, negatif ayırımcılıktır! Bütün mesele tercih noktasındadır. Neyi tercih ettiğiniz, neye inandığınız, tercihinizi ne yönde kullandığınız ile ilgilidir.

Ben bugün ülke yöneticilerinin her ne kadar kadın edebiyatı yapsalar da, kadının siyasette yeterince temsiline inanmadıklarını ve yer vermediklerini düşünüyorum.  

Röportaj: Arzu Başlantı

YORUMLAR...