Reklam
Metin Külünk'den ezber bozan açıklamalar

Metin Külünk'den ezber bozan açıklamalar

Kendini bildi bileli dünyayı değiştirme iddiasında olan AK Parti Milletvekili ve Beykoz Güncel köşe yazarı Külünk'den ezber bozan açıklamalar.

AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk Haber 7'nin konuğu oldu. Türkiye'nin en çetrefilli konuları "Kürt Sorunu, İmralı Görüşmeleri, Milliyetçilik kavramı, Türkiye'nin SınırlarıYeni Anayasa, Yerinden yönetim ve Başkanlık sistemi",  ilgili soruları cevaplayan Külünk, Türkiye'nin genleştiğini, mevcut sınırlara sığmadığını söyledi. 

AK Parti'deki mücadelesini siyasi hevesin ötesinde bir dava olarak niteleyen Külünk, kendini bir dava adamı olarak tanımladı. Çocukluğundan beri dünyayı değiştirme iddiası olduğunu aktaran Külünk, zamanın ve coğrafyanın Türkiye'ye bu fırsatı tanıdığını Ak Parti iktidarında bunun gerçekleşeceğini anlattı.

"Tarih ve coğrafya milletlere biçtiği rolden asla vazgeçmez" diyen Külünk, bu topraklarda zamanın ruhuna uygun olarak kendini yenileyen bir devletin varlığından bahsetti ve yeniden insan ve adalet merkezli bir medeniyet tasavvurunun inşa edildiğini söyledi. İnsanların zihin ve iç dünyasında yeni bir dünya arayışının olduğunu iddia etti.

Bu arayışın sadece Türkiye'de değil, Ortadoğu Afrika gibi kaynakları sömürülen ülkelerde de olduğunu belirten Külünk Türkiye'nin bu arayışta "akıl ve ruh merkezi" olduğunu ifade etti.

Külünk, dünyada görülen rüyaların, 100-150 yıllık arayışların, gerçeğe dönme noktasına çok yakın olunduğunu bunun "bir medeniyet tasavurru" olduğunu ve AK Parti'nin 10 yıllık iktidarı döneminde yapılanları "henüz yolun başı" diye niteledi.

İlk hedefin 2023 olduğunu aktaran Külünk, siyasal anlamda kendini yenilemiş, iktisadi anlamda güçlü, gelir dağılımında adaletin sağlandığı ve insan unsurunun başat olduğunu bir refah toplumu inşa etmek gerektiğini öne sürdü. Külünk'e göre Batı toplumunun mevcut modelinin sonu geldi ve tükendi.

KÜRT SORUNU ÇÖZÜLEBİLECEK Mİ?

Metin Külünk, "Kürt Sorunu çözebilecek miyiz?" sorusunu zul adledeceğini ve bu sürece sıkışmış bir Türkiye tasavvurundan da uzak kalınması gerektiğine vurgu yaptı.

Külünk "Yenilenen bir devlet var. Osmanlı kendini yenileyemediği için kendi kendini tasviye etmek zorunda kaldı Cumhuriyet projesi, Osmanlı'dan sonra milletin kendini yenilemesinin adıdır. Cumhuriyet projesi de hatasıyla sevabıyla bir yenilenme sürecindedir. Tarih bu topraklarda bize kendini ve devleti yenilemeyi emrediyor." dedi.

"AK PARTİ BU TOPRAKLARDAKİ BEKAMIZIN ADIDIR"

Türkiye demokrasi derken hangi demokrasiden bahsedilmesi gerektiği konusunda netlik olmadığını ifade eden Külünk Meşrutiyet'ten bugüne aşama aşama değişime dikkat çekti.

Çok partili dönemde "beyaz tulumlularla kısmı mavi yakalıların demokrasi ve karasaban demokrasi vardı" diyen Külünk ulaştırma, iletişim alanındaki yenilikler ve teknolojideki gelişmelerin insan yaşamına getirdiği değişime dikkat çekti ve "Tarihin yeni dalgasının sosyal yaşam, iktisadi yaşamı belirlediği bir dünyada siz "birey ve devlet, birey ve şirket, birey ve siyaset kurumuolarak kendinizi yenilemezseniz tarih affetmez. Anadolu sadece bir medeniyet beşiği değil aynı zamanda da medeniyet mezarlığıdır. Osmanlı kendini yenileyemediği için bu medeniyet mezarlığında yerini aldı. Bugün AK Parti bu topraklardaki bekamızın adıdır.Sayın Başbakanımızın o müceddid tavırları bu ülkedeki insanların bekasının adıdır. O nedenle yenilenen bir devlet var ortada. Yeni zamanın ruhuna uygun olarak bütün kavramların kendini yenilediği bir dönemden bahsediyoruz" dedi

"HANGİ MİLLİYETÇİLİK KAVRAMI?"

Külünk bugün "milliyetçilik" diyenlerin "hangi milliyetçilik"i kastettiğini sorgulayarak "Hangi milliyetçilikten bahsediyoruz. 19'uncu mu 20'nci mi... Hangi yüzyıla göre milliyetçilikten bahsediyoruz. Hangi ulus kavramından bahsediyoruz. Yeni zaman her şeyi içiçe soktu. Dünyanın dört bir yanını dolaşıyorum ve gençlerin beklentilerine bakıyorum. Zaho'da neyse Saraybosna'da aynı, Tunus'ta ne ise İstanbul'da aynı... Hepsi birbirine benziyor. Ben böyle bir zamanda hala devlet olarak 19.yüzyıl algısıyla Türkiye'yi yöneteceğim bu mümkün değil. AK Parti bu paradigmayı kaldırdı attı. Artık insanını merkeze koyan bir paradigma var.Farklılıklarını sözle değil pratikte zenginlik olarak kabul eden bir Türkiye var." dedi

"ANKARAYI MİLLETSİZLEŞTİRDİLER"

Külünk, Cumhuriyet'in kurulduğu dönemdeki ilk Meclis fotoğraflarını hatırlatarak o dönemde kadrajda "Mehmet Akif, Bediüzzaman, Fevzi Çakmak, Kazım Karabekir, Fethi Okyar, Rauf Orbay, Mustafa Kemal, Çerkez Ethem'in olduğunu; 1924'te ikinci Meclis döneminde bu isimlerden "Mehmet Akif, Bediüzzaman, Çerkez Ethem" olmadığını hatırlatarak "Ankara'yı milletsizleştirdiler. Altını çiziyorum bu ifadenin Ankara'yı milletsizleştirdiler. Özellikle 1924 anayasasından sonra milleti Ankara'dan tasfiye ettiler. Milleti kenara köşeye sıkıştırdılar ama buna rağmen bu millet isyan etmedi.Her türlü eziyete rağmen, varlığını devam ettirdi" dedi.

"YAŞANAN EN BÜYÜK SIKINTI HİLAFETİN KALDIRILMASI"

Külünk belki de en sivri söylemlerinden birini "Hilafetin kaldırılması bugün belki de yaşadığımız tüm sıkıntıların miladıdır.Uzunca süredir tartıştığımız Şeyh Sait isyanı gibi isyanlar hilafet kaldırılmasaydı gerçekleşir miydi? Bu topraklarda üretilen o sosyal Darvinizm üzerinden üretilmek istenen teknik ulusçuluk, sosyal ulusçuluk ve devlet ulusçuluğunun mayası tutmamıştır. Çünkü bu kavramların hiçbirisinde bir olmayı var olmayı asil kılan İslam yoktur... İslamsız bir Ankara tasavvur edildiği için, Lozan'da bu biçilmiştir, İslamsız ve milletsiz bir Ankara tasavvur edildiği için Cumhuriyet'in ürettiği ulusçuluk ve vatandaşlık projeksiyonu başarıya ulaşmamıştır" dedi.

Tanzimat döneminden bu gün değişim talebinin her zaman yukarıdan geldiğine dikkat çeken Külünk ilk defa bu değişim sürecinin millet tarafından başarıldığını söyledi.

AK PARTİ GİDERSE ÇÖZÜM SÜRECİ BİTER Mİ?

Kürt sorunu konusunda toplumun büyük kısmında mutabakat olduğunu ve bunun yanın sıra muhalif görüşlerinde varlığını hatırlattığımız Külünk'e "Ak Parti'nin iktidardan düşmesi çözüm sürecini akamete uğratır mı, Ak Parti sonrası yeni bir yapı yeni bir devlet geleneği oturdu mu?" sorusunu yönelttik.

Külünk "Bu bir uzun yok. En başta önümüzde anayasa süreci var. Türkiye'nin girdiği yoldan geri dönme şansı yok. Küresel denklem bunu gerektiriyor. 1989'da bir fırsat kaçırdık. 1 Mart tezkeresinde bir fırsat kaçırdık. Tarih ve zaman Türkiye'nin önünde muazzanbir fırsat açtı. Afrika'da bugün 30 elçiliğimiz var. THY'nin uçtuğu noktalara bakın. Dünya yeniden yapılanıyor. Bu süreçte tarih ve zaman Türkiye'nin önüne inanılmaz fırsatlar açtı. Bu süreç geri dönülmez bir süreçtir. Büyüyeceğiz. Sınırlar aynı kalabilir. Ama büyüyeceğiz. Zaten insanları bir coğrafyaya bir kaba sığdırmak mümkün değildir."  dedi.

"KİM DEMİŞ SINIRLAR DEĞİŞMEZ"

Külünk Musul, Kerkük, Zaho, Erbil, Halep, Şam'ın tapusunun Türkiye'de olduğunu hatırlatıp "Mustafa Kemal'in asıl kabul ettiği, tasavvur ettiği Misak-ı Milli Batum'dan, Batı Trakya'dan geçmiyor mu? Hilafeti İngilizler istemesine rağmen "bunu size vermeyiz bu Türkiye'nin şahsı manevisine emanettir" demedi mi? Niye sınırlar değişmezmiş.." dedi.

Kürt sorununun çözümü ile birlikte Erbil- Musul Kerkük gibi Kuzey Irak'ın illeri, Türkiye'nin bir parçası haline gelir mi? sorusunuyönelttiğimiz Külünk "Ben Metin Külünk olarak çok net söylüyorum ben Atatürk'ün kabul ettiği Misak-ı Milli'de duran bir adamım.Ben bu coğrafyada Kürtler ile Türklerin kaderinin bir olduğuna inanan bir insanım. Bunu derken sadece Türkiye'deki Kürtleri kastetmiyorum. Bugün Kürt meselesini çözemeyen Türkiye Ortadoğu'ya çıkamaz. 2023 hedefi olan 2 trilyon dolar milli gelire ulaşması akamete uğrar. Bu coğrafyada emparyalist iddiaları olan devletlerin çevrelemesinde tutsak kalır. Bu toprakları yalnız Lozan'a hapsaderek okursak Çanakkale şehitlerinin yüzüne bakacak yüzümüz olmaz" dedi

"BÜYÜME TAMAM DA YA BÖLÜNME KORKULARI NE OLACAK?"

"Buraya kadar anlatıklarınızda yayılmacı bir politika anlayışı var. Bir de diğer taraftan bölünme paranoyası hakim. Bu korkulara nasıl bakıyorsunuz?" sorusunu yönelttiğimiz Külünk "Hayat ümitle korku arasındadır. Korkuyu paranoya haline getirenlerin stratejik hedefleri Türkiye'nin ayağına taş bağlamaktır.Türkiye genleşiyor 50 yıl önceki ülke değil. Bu toprakların şekillenmesini Osmanlı'nın dağılma dönemindeki anlaşmaları anlamadan anlayamayız. Bu toprakları geçmişte ne şekillendirdi, şimdi ne değişiyor ve bu değişimden kimler rahatsız bakmak lazım. Bu topraklarda tarih diyalektiği anlaşılmadan Türkiye anlaşılmaz. 100 yıl önce bir rol biçtiler. Şimdi Türkiye değişti ve bu sınırları kabul etmiyor. Artık halklar da uyandı. İstanbul aklı bu coğrafyanın şekillenişindeki ana merkez. Küresel denge de bunu emrediyor. Bu coğrafyada barış Türkiye'siz mümkün değil. Bu coğrafyada birinci güç İsrail değil. " dedi.

"BÖLÜNME PARANOYASI OLANLAR KOMPLEKSLİLER"

"Ortadoğu'da ABD partner değiştirdiği için Türkiye'nin güçlenmesini buna yoranlar var bu iddilar için ne diyeceksiniz?" sorusuna "Tarih fırsattır. Dış politikanın esasında devletin bekası esastır. Kaybeden tarafta olunmaz" diyen Külünk " Bölünmeyi paranoya haline getirenlerin zihin dünyasında bir kompleks var. Yeni Türkiye herkesin rahatını kaçırıyor.Daha çok çalışmaları gerekiyor. Muhalefet partisine soruyorlar sizin terörü bitirmek için projeniz ne dediklerinde bizim projemiz olmaz ki iktidar yapar diyorlar. Türkiye'nin en büyük şansızlığı bu muhalefetin konuşacak sözü yok. projesi yok. İyi bir muhalefetin olmaması bizim için şans değil. Kendi ülkesini Avrupa'da şikayet eden bir muhalefet. Avrupa'da ABD'de bu mümkün mü? Bölge yeniden şekilleniyor ve salt İsrail Arap dünyası çatışmasını kaldıramıyor artık. Çin yükselmese bugün başka şeyler konuşuyor olabilirdik ama tarih fırsat üretir. Çin'in yükselmesi çok önemli fırsat oldu." dedi.

ÖZAL DÖNEMİNDE BÜYÜK FIRSATI KAÇIRDIK

Özal döneminde Körfez Savaşı'nın ve "Kuzey Irak'a girelim" söylemini hatırlatan Külünk "Büyük bir fırsatı kaçırdık. O yıllarda girseydik bugün bu kadar şehit vermemiştik. Bu alanda büyük mesafeler kat edilmiştik. Önümüzde bölünmüş bir Irak var bundan sonra nasıl bir bölge denklemi inşa etmemiz gerektiğini konuşmalıyız. Iraklısı, Türkmeni, Arabı, Kürdü ilebir Irak var ve bütün hayatı Türkiye'ye angaje olmuş durumda. Ak Parti'nı bu coğrafyada devleti yenileme kabiliyetinin güçlü olması devletin bekasını sağlamlaştırmaktadır. " dedi.

DİN BİRLİĞİ TAMAM DA YA DİL BİRLİĞİ?

"Böyle yayılmacı bir anlayış için din birliğinden bahsettiniz "Dil birliği" gerekmiyor mu?" diye sorduğumuz Külünk " Türkçe'nin geldiği yere bir bakın şu an 300 milyon kilometrekarelik bir alanda konuşuluyor. Kendimizi küçük görmeyelim. Türkler mümessil bir millettir ve Türklersiz dünya sistemi düşünülemez. Bu Türkler tanım olarak sosyal Darvinizm üzerinden üretilmiş la-dini Türkler değildir. İslam potasında kendini eritmiş Türklerdir. Bu Türk tanımında ırkçılık yoktur. Biyolojik milliyetçilik yoktur.Milli Şef döneminde üretilen Türklük tanımının Türklükle alakası yoktur. O Türk tanımı birilerinin sütresidir. Kendi egemenliklerini, sahip oldukları iktisadi gücü devam ettirebilmeleri için ürettikleri milletsiz Türk tanımının Türklükle ilgisi yoktur. Anayasadaki Türk tanımı da milletsizdir. Açsınlar Mustafa Kemal'in tanımına baksınlar... Türkler tarihin hiçbir döneminde ırkçılık yaparak büyük devlet olmadılar. Balkon tarihine Bosna tarihine bakın biz ırkçılıkla mı orada olmuşuz. Onlar Türklük derken biyolojik Türklükten değil İslamın köklerini kendine Türk tanımı olarak kabul ediyor. Çanakkale'de yatan sadece benim dedim değil ki, Kürdün de, Makedon'un da, Rum'un de hatta Ermeni'nin de dedesi.Şimdi hangi Türk tanımından bahsedeceğiz dışlayıcı mı kapsayıcı mı... " dedi.

"ANAYASAYANIN ÖNÜNDE ENGEL YOK MUHALEFET SADECE GECİKTİREBİLİR"

Anayasa sürecinin bu işin önünde engel olmadığına öne süren Külünk muhalefetin süreci sadece geciktirebileceğini ama önüne geçemeyeceğini söyledi. 100 yıl öncesinin tanımlaması ile kelimelere sıkıştırılmış bir anlayışla hareket etmeyeceklerini söyledi. Şapka kanununu örnek verdi. Külünk bugün aleviler ile ilgili meseleyi ve Cemevlerini Tekke ve Zaviyeler Kanunu üzerinden aşmak zorunda olduklarını aktardı. "Türkiye geldiği noktada bu konu tartışılmalı" diyen Külünk kitap bastığı için mahkum olduğu dönemleri hatılattı Türkiye'nin o günden bugüne çok yol kat ettiğini vurguladı "Anayasa yapım sürecini de bu halk başarıyla atlatacak." dedi.

ERGENEKON VE BALYOZ DEĞİŞİME DİRENENLERİ MİLLETİN TASFİYE ETMESİDİR

Ergenekon ve Balyoz davaları hatırlatılan Külünk'e "Yeni anayasalar yapılırken, demokraside bunca yol alınırken ve adil bir ülke dizayn edilirken, Balyoz ve Ergenekon Davaları'nda uzun tutukluluk süreleri, eleştiriliyor bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz" diye sorduğumuz Külünk "Aksayan bir şey yok. Türkiye değişiyor ve dönüşecek. Bu değişimin önünde durmak isteyenler millet tarafından tasfiye ediliyor edilmeye de devam edecek.Geçmişte olduğu gibi kusura bakmasınlar... Siz masumiyet karinesinin ardına gizlenerek Türkiye'nin değişim ve dönüşümünü engellemeye kalkamazsınız millet buna müsaade etmez. Geçmişte çatışma Ankara'da gücü elinde tutanların en büyük sermayesiydi. Ak Parti'nin Türkiye'ye ne kattığını bundan 100 yıl sonra daha iyi anlayacağız.. Türkiye'nin dört bir köşesinde Ak Parti'nin söylemlerini gerçekleştirmek her babayiğitin harcı değil. Muhalefet partileri gitsin de Diyarbakır'dan oy alsın. Biz bundan mutlu oluruz. Önce teşkilat kursunlar. Biz sadece burada da yokuz. Bu coğrafyanın tüm ülkelerinden insanlar geliyor. Bugün doğudaki kazanımları sırf terör örgütünün başarısı olarak değerlendiremeyiz. Orada yapılan hataları da görmeliyiz.Orada ölen de anne evladı bunu görmeliyiz" dedi

VALİYİ HALK SEÇSİN NE VAR BUNDA?

Başkanlık süreci ile ilgili de sorularımızı yanıtlayan Külünk, Başkanlık sisteminin mevcut sistemden daha önemli olduğu iddiasını bu argümanlarla savundu "Bu coğrafya güçlü lider ve devletten hoşlanır. Bu coğrafyanın kahramanları, liderleri vardır. Gözyaşları ve sevinçleri vardır. Bunları hikayeleştiremeyen ülkelerin bucoğrafyada ayakta kalması zordur. Türkiye'nin geldiği eşik yenilenen ve yenilenmeye devam eden eşiktir. Bu yapı bu Türkiye'yi taşımaz. Türkiye başkanlık sistemine geçmek zorundadır. Başkanlık sistemi milletin iradesinin merkez olması demektir. Bazılarının imtiyazları, sosyalleşmeye bağlı batılılaşma projeleri gidiyor da o yüzden karşılarNeden itiraz ediyorlar, başkanlık sisteminin sonunu görüyorlar ve öyle güçlü bir figür istemiyorlar. Güçlü lider istemiyorlar. Başkanlık sisteminde Meclis etkin, yürütme Meclisin denetiminde... Ben yaşıyorum mevcut sistemi... Valiyi halk seçsin ne var bunda? Şimdiki sistemde Vali ayrı belediye başkanı aynı, il genel meclisi ayrı, belediye ayrı.. Var mı böyle ikilik... Yerinden yönetim esas olmalı meseleler başladığı yerde sonuçlandırılmalı. "Riskleri var mı?" derseniz elbette var. Büyük bir iddiadan bahsediliyor risksiz hayat olur mu? Madem bunda risk vardı. Cumhuriyet döneminden beri yaptıkları proje tutsaydı! Alevi ile kavgalı, Kürt ile kavgalı, Türk milliyetçisi ile kavgalı... Kimle barışık bu? Türkiye'nin siyasi sorunlarının çözümünden sonra ekonomik değişim adımları atılacak."dedi

40 BİN DOSYA TAKİP EDİYOR 1 GÜNDE 300 KİŞİ İLE GÖRÜŞÜYOR

Milletvekili olduğu günden bu yana millete hizmet için çabaladığını ifade eden Külünk takip ettiği 40 bin dosya olduğunu söyledi. "Dua almanın en büyük sanat" olduğunu aktaran Külünk, ellerinden geleni yaptıklarını aktarıyor.

Külünk çalışmalarını "Yurt dışında cezaevi ziyareti yaparak mahkumlara "siz sahipsiz değilsiniz" mesajını verdik. Tek tek hepsini ziyaret ettik. Eğer dışarıda hapis yatan vatandaşlarımız eğer cezalarını Türkiye'de çekmek isterse bunu sağlayabiliyoruz. Türkiye'deki cezaevleri şartları avrupadan daha iyi durumda. Gençlik dairelerimizin icraatleri var. Gençlere sahiçıkıyoruz. Sosyal hizmet ateşeleri kadroları da tahsis ediyoruz. Avrupa'daki vatandaşlarımızın problemlerini çok önemsiyoruz. Mücadele hayatımız insanı tarafımızı unutturmuyor. Gözyaşları yoksa tükenmişisz demektir. Vekillik sürecinde daha çok yapılacak işimiz var. Günde 300 kişi ile görüştüğümü biliyorum." diye anlatıyor

İMRALI GÖRÜŞMESİ VE SIZAN TUTANAKLAR İÇİN NE DEDİ?

"İmralı görüşmeleri ve sızdırılan tutuanaklardaki iddialar" ile ilgili sorularımızı da yanıtlayan Külünk "Bu uzun bir süreç. Terör örgütü mensupları sınır dışına çıkacak. 70 bin korucu var bunlar 30 yıldır teröre karşı savaşıyor. Irak bölünüyor. Pişmanlıktan yararlananların nasıl döneceği gibi soruların cevapları uzun zaman istiyor. Aslında Ak Parti anayasa ile taçlanacak sürecin altyapısını hazırladı. Anayasa sadece bu işin tacı olacak. AK Parti'nin doğu ve güneydoğuda neler başardığı ortada... Bugün devlet ve millet kaynaşmasında gecikmişlikleri hızlandıran bir Türkiye var." dedi.

"Biz kardeşlik projesine çalışırken bir taraftan terör örgütüne akıl verenler var" diyen Külünk "Bakın yakın zamanda neler olacak. İmralıyı etkisizleştirmek isteyen yeni hamleler göreceksiniz. Bölge yeniden şekillenirken Türkiye'nin Ortadoğuya çıkmasını istemeyenler... Katar doğalgazının Türkiye'ye gelmesini istemeyenler birilerinin Ak deniz'e çıkma rüyası, Doğu Akdeniz'delki güç mücadelesi... Kıbrısı bu işin dışında tutamazsınız. İyi ki 1974 Kıbrıs BarışHarekatı yapılmış yapılmasaydı bugün çok daha çetin günler yaşardık. Büyük harita üzerinden bakmak lazım. Örgüt içinde bir kanat da bu sürecin böyle işlemesine izin vermiyor. BDP kendi etki alanının daralmasından sarsılıyor. Tamamen etnik bir milliyetçiliğe tutsak olmalarından dolayı sıkışmış durumda, İmralı'nın inisiyatif alması BDP'yi de ciddi anlamda sıkıntıya sokuyor. Hepsinde temel bir ihtiyaç orkestranın şefi o da BaşbakanımızdırBütün riskleri üzerine aldı. Yapmamız gereken arkasında dimdik durmak. Herkesin istediği gibi konuşmasının anlamı yok. Toplumu yatıştırıcı güveni insa eden söylemler ile bu süreci yönetmeliyiz. Dolayısıyla önümüzde uzun bir zaman dilimi var. Tarihi bir dönem yaşıyoruz. Ortadoğu yeniden şekilleniyoruz. Bir tarafta Rusya, Çin, AB bir tarafta genleşen Türkiye bundan rahatsız olan küresel güçlerden bağımsız bu süreci değerlendiremeyiz. Ama durum çok iyi gidiyor. Bu süreci çözdüğümüz durumda bizi kimsenin durdurması mümkün değil. Anayasa yapılacak ve çok temel sıkıntılar çözülmüş olacak. En önemlisi de millet destek veriyor bu sürece. Terör örgütü bu oyunda kendinin yeri olmadığını biliyor. Devletin tepesindde çok iyi bir eşgüdüm var. Türkiye bu fırsatı kaçırmaz. En önemlisi Başbakanın muhkem duruşu var." diye sözlerini tamamladı

Hakan GÖKSEL/Haber 7

 

Reklam

YORUMLAR...