Arzu Başlantı

Erkek Genelevi!

Milliyet’ten bir haber…

“ Şefkat-Der "Erkek Genelevi" için kendilerine 1 haftada 2 bin kişinin başvurduğunu açıkladı.

Kadınların köle gibi çalıştırıldığı belirten dernek "erkek genelevi de açılsın" çağrısı yapmıştı. Şefkat-Der bugün yaptığı açıklamada, kendileriyle 1 hafta içinde 2 bin erkeğin temasa geçtiğini kaydedildi. Yapılan açıklamada, email ve telefonla irtibata geçen erkeklerin en çok sorduğu sorular ise şu şekilde belirtildi:
“İşsizim, çok zor durumdayım, ben de erkek genelevinde çalışabilir miyim, bunun için nereye başvurmam  gerekiyor"
“Erkekler de kadınlar gibi vesika mı çıkaracak"
“Genelevden çıkmak istediğim zaman istediğim zaman çıkabiliyor muyum"
“Erkek genelevinde vizite ücreti ne kadar olur, patronun payı, devletin vergisi ne kadar olur bana ne kadar kalır, emekli olabilmek için kaç yıl çalışmam gerekir"
“Erkek genelevinde güvenlik olacak mı, namus cinayetine maruz kalabilir miyim"
“Genelev yaşamını bırakmak istediğim zaman, rahatça bırakabilir miyim, genelev mafyasının bir baskısı olur mu?"
“Evli erkekler de genelevde çalışabilir mi?"
“Vesikalı genelev erkeği olmak çocuklarımın hayatını nasıl etkiler, çocuklarımın bazı özel mesleklere girmesinde vesikam olumsuz etki yapar mı?”

( İmlâ kuralı düzeltmesi vs. yapmadan aynen alıntıladım!)

Bu habere yorum yapmayacağım, içinizde kaçıranlarınız olmuştur düşüncesiyle, sadece paylaşmak istedim. Ancak dayanamayıp sormak istiyorum: Erkek vatandaşlarımızın bu sorularının altında sadece zevk arayışı mı yatıyor sizce, ya da merak? Yoksa başka şeyler mi var?

Gerçekte üye olmayan üyeler!

Geçenlerde, geçmişte siyasi bir partide mahalle temsilcisi olarak görev yapmış olan bir vatandaşla sohbetim sırasında duyduklarım (öğrendiklerim demiyorum, dikkat!), beni üzmedi desem eksik olur!

İlgili kişi, mahalle temsilcisi olarak görev yaptığı sırada, çok üye kaydı yapmış görünmek ve iltifata tabii olmak için - kendisi de dahil olmak üzere-  bazı temsilcilerin, aslında partiye üye olmayan (durumdan haberi dahi olmayan) vatandaşları üye gibi gösterdiklerini ve bunun için gerekli imzaların da kendileri tarafından atıldığını söyledi.

Bundan üst yönetimin haberi var ya da yok; bu konuya girmeyeceğim. Ancak, hangi alanda veya hangi amaçla olursa olsun o işin içine yalan girmişse, orada bereket kaçmıştır, işe bâtıl bulaşmıştır diye düşünüyorum.

Kadınlar Günü’nün ardından…

Kurtuluş Savaşı’nda varıyla, yoğuyla mücadele etmiş, hiçbir şey yapamamışsa dahi eşini, oğlunu, torununu vatana şehit vermiş, döneminin yoksulluğuna, sefaletine katlanmış kadınlarımız başta olmak üzere… dünyanın çeşitli ülkelerinde kadın hakları için mücadele etmiş, bu uğurda acı çekmiş, dışlanmış, horlanmış, hafife alınmış tüm kadınlara… sevgiler olsun! Rahmetler olsun ya da toprakları bol olsun…ve tabii, erkeklerin o kadınların arkasında durabilmiş vizyon sahibi olanlarına da... 

Söylenecek çok şey var kadına dair. Ortadoğu ülkelerine şöyle bir bakınca, Atatürk’e dair de söylenecek çok şey var… ama söylemeyeceğim, gerek yok. Anlayana sivrisinek, anlamayana; vay başıma!

Gönül Sibirya’sına sürgün

Bulunduğu görevi hazmedebilmek önemli. Devletin size hizmet etmek ile görevli olan memurları, - ve özellikle adalet dağıtmak ile yetkili olanları- mesai odalarının kendilerine değil, o küçük gördükleri, bağırıp çağırmaya, azarlamaya ve hatta hakaret etmeye hakları olduğunu sandıkları halkın (avamın) yerleri olduğunu bilecekler; herkes haddini bilecek. Kılıç elimde diye, öyle canı istediği gibi sağa sola sallamakla olmuyor.

Adalet adına görev yapan devlet memurları, Kaf Dağı’nda gezinirlerse, adalet de başka yerlerde gezinir. Dağıtamadıkları o adalete bir gün kendileri muhtaç olurlar.

Tiyatro oyuncusu iseniz, bir yandan seyircilerinize çok güzel bir oyun sergilerken, aynı anda o rol ile kendinizi de tatmin edebilirsiniz. Canlandırdığınız bir kral olursunuz oyun süresi içinde; bir güzellik kraliçesi, bir peri, bir deli, bir trilyoner, bir yankesici, delicesine seven ya da delicesine sevilen… Ancak her meslekte bu lüks yoktur! Oralar kişisel ezikliklerin, komplekslerin ya da bilmem hangi havaya girişlerin tatmin edilme yerleri değildir; orada sadece görev icra edilmek gerekir. Burada tatmin, ancak dağıtılan adaletteki isabet oranında olacaktır; kompleks doyurma seviyesinde değil! Özellikle bazı mesleklere girişte şöyle sağlam bir psikoloji testi yapsalar çok iyi olacak!

Ancak şu var ki, hiçbir adalet sistemi, insan vicdanı kadar güçlü değildir. Dostoyevski’nin Raskolnikov’unu, Sibirya’ya gönderen, gerçekten adalet sistemi miydi? Hayır! Adalet dağıtmada kusur işleyen her görevlinin bir “ gönül Sibirya’sı” muhakkak vardır. 

Sâdi, der ki…

“ Derler ki, tekmil hayvanların reisi arslan, canlıların en aşağısı da merkeptir. Maamafih, akıllılar; ‘ Yük çeken eşek, adam paralayan arslandan hayırlıdır’ der. Zavallı eşeğin her ne kadar idraki yoksa da, yük çektiği için değeri vardır. Yük taşıyan öküzler ve eşekler, adam inciten insanlardan daha iyidir.”

Ağzına sağlık Sâdi… Daha doğrusu, rahmetler olsun!

İçimden geldi, bu yazıyı şöyle bitirmek istiyorum: Devran döner sap döner, gün gelir hesap döner!

Sağlıcakla kalın! 

Reklam

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...