Sadullah Kabahasanoğlu

EVET'?in dayanılmaz cazibeleri !

 

Ülkemiz; 12 Eylül 1980?le başlayan devletin içindeki oligarşik yapıyı yine aynı kardeş tarihe denk gelen fakat bu milletin tam 30 yılına mal olan, bu derin sürecin yırtılan kozası 12 Eylül 2010 tarihinde milletin kendi operasyonu ile patlatılmıştır. Bu kozanın oluşumu bu kısacık sürede olmamıştır. Bu devlet içindeki cuntalaşma faaliyetleri 1859?dan beri olagelmiştir. Bundan sonra da mutlaka olacaktır. 

Bu oligarşik düzen; kargaşadan, terörden, iç çekişmelerden ve kavgalardan beslenmektedir. Toplumun çatışmacı yönleri bilerek ve planlı bir şekilde tırmalanmış ve insanların birbirlerine düşmanca bakmaları tetiklenmiştir. Sonunda bu tetiklemeler şiddeti, kavgayı ve terörü doğurur mantığı ile hareket etmemizi ve böyle düşünmemizi sağlayan yine bu yapının planlamaları olmuştur. Toplumun kavgaları, çekişmeleri, kutuplaşmaları ve ayrışmaları bu yapının değirmenine su taşımaktan başka da bir işe yaramadığını şimdilerde daha iyi anlar olduk.

Ülkelerin tarihlerinde 30 yılın 50 yılın hiç mi hiç önemi yok kabul edilirken öyle tarihler vardır ki ülkelerin tarihinde dönüm noktaları oluşturur. 12 Eylül 2010 tarihi de sanki bu dönüm noktalarından bir tanesidir. ?12 Eylül neyin dönüm noktasıdır?? diye sorulan soruların cevapları şunlar olabilir:

Türkiye?deki demokratikleşmenin önünün açılmasının dönüm noktasıdır. 

Türkiye?de terörün bitmesinin dönüm noktasıdır.

Türkiye?de sivil iradenin yönetime hâkim olabilmesinin dönüm noktasıdır. 

Türkiye?de milletin egemenliğinin yeniden millete teslim edilmesinin dönüm noktasıdır.

Türkiye?de hukukun üstünlüğünün gerçek manada tecelli etmesinin dönüm noktasıdır.

Türkiye?de derin yapıların yaptıkları ile yüzleşmelerinin ve mutlaka hukuk önünde hesaba çekileceklerinin herkes tarafından bilinmesinin dönüm noktasıdır.

Türkiye?de artık hiçbir şeyin gizli icra edilemeyeceği gerçeğinin bilinmesinin dönüm noktasıdır.

Bu cevapları art arda çokça uzatmak mümkündür,  fakat asıl önemle dikkat edilmesi gerekli olanı terörün bitmesinin dönüm noktası olup olmadığıdır. Evet?in doğal ve etkili baskısı ile bazı çözümü zor görünen süreçler, hızla çözüm noktasına doğru ilerlemektedir. Bazı güçler beslendikleri yapıların yıkıldığını görünce kendilerini sürece teslim etmekten başka bir çıkar yolun olmadığını fark etmektedirler. Bazıları da bunca zamandır kullanıldıklarını anlayınca susmayı ve konuşmamayı tercih etmektedir. Ayrıca siyasilerin bazen çıkışlarındaki sertlik ve üslup değişikliklerini iyi okumak gerekmektedir. Süreç; bazılarının varoluşlarını bitirirken, bazılarının da elinde halka anlatacak hiçbir argüman bırakmayacak şekilde devam etmektedir. Bütün bu çırpınmalar sürecin hızla ilerlemesinin ön alınamaz hale gelmesinden kaynaklanmaktadır.

Asıl süreç bundan sonra başlamaktadır. Terör bitince dağılan ve yıkılan bu yapının gerçeklerle yüzleşen alt kademelerinin hüsranlarının iyi yönetilmesi gerçeğidir. Bir diğer önemli konu ise; halkın gerçeklerle yüzleşmesinin doğuracağı travmaların iyi yönetilmesidir. Bu iki önemli süreci sivil irade çok iyi yönetmelidir.

Kardeşliğin, Milli Birlik ve Beraberliğin yeniden tesis edilmesinde bu sürecin iyi şekilde yönetilmesi önemli roller üstlenecektir. Bu fırsatı Türkiye?nin kaçıracak ne lüksü ne de kaybedecek zamanı vardır.

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...