Bin 500 Beykozlu, Eminönü'ne çıkarma yaptı!

Bin 500 Beykozlu, Eminönü'ne çıkarma yaptı!

Bin 500 Beykozlu, 2B rayiç bedellerini protesto etmek için 3 tekne ile Eminönü’ne geçerek, İstanbul Defterdarlığı’na yürüdü

Bin 500 Beykozlu, 2B rayiç bedellerini protesto etmek için 3 tekne halinde Eminönü’ne geçerek, İstanbul Defterdarlığı’na yürüdü. Burada bir basın açıklaması yapan Beykozlular, ardından İl Defterdarı Bekir Bayrakdar ile görüştü. Sonuç: Yollar, Ankara’ya çıkıyor!

Beykoz İl ve Bölge Dernekleri Birliği organize etti

Beykoz’da faaliyet gösteren 15 il ve bölge derneğini çatısı altında toplayan Beykoz İl ve Bölge Dernekleri Birliği tarafından organize edilen protesto ve basın açıklaması eylemi için Beykozlular, saat 13.30 itibariyle, Beykoz Korusu karşısında bulunan iskeleden kaldırılan tekneler ile Eminönü’ne hareket etti.

CHP, MHP ve Saadet Partisi Beykoz İlçe başkanları Hızır Yılmaz, Ali Emanet ve Burhan Öz’ün de katıldıkları eylem için kadınlı, erkekli, hatta çoluk çocuklu bin 500 Beykozlu harekete geçti.

Davul zurna ve akordeon

Ulusal basının da yoğun ilgi gösterdiği eylem, teknelerin içinde çalınan davul, zurna ve akordeon eşliğinde çekilen halaylar ile başladı.

Provokasyon uyarısı

Eylem boyunca, dernek yöneticileri tarafından gruba, “ amaçlarının bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek” olduğu hatırlatmasında bulunuldu ve güvenlik güçleriyle karşı karşıya gelinmemesi için provakatörlere karşı dikkatli olunması uyarısı yapıldı. 

Polis, güvenlik önlemi aldı

Teknelerin içinde zaman zaman, “ Beykoz bizimdir, bizim kalacak”, “ Başbakan şaşırma, sabrımızı taşırma” şeklinde sloganlar atan eylemciler, Eminönü İskelesi’ne indiklerinde ise, Beykoz İlçe Emniyet eski Müdürü iken Fatih İlçe Emniyet Müdürü olarak atanan İrfan Mazlum Bekaroğulları tarafından karşılandılar.

Vatandaşlar da alkışlarıyla destek verdi

Turistlerin ilgi dolu bakışları altında, Cağaloğlu’na doğru ilerleyen gruba, zaman zaman vatandaşlar da alkışlarıyla destek verdiler. Trafiğin aksatılmamasına ve herhangi bir taşkınlık yaşanmamasına oldukça itina gösteren Beykozlu eylemciler grubunun yol boyunca attığı sloganlardan bazıları şunlar oldu: “ 2B’ye sürgün, teröriste açılım,” “ Beykoz bizimdir bizim olacak,” “ Vur vur inlesin, Başbakan dinlesin,” “ İşgalci miyiz? Hayır! Rantiyeci miyiz? Hayır!” “ Mülkiyet hakkımız, söke söke alırız” “ Ankara duy sesimizi, bu gelen Beykoz’un ayak sesleri” “ Tapu bizim hakkımız, söke söke alırız.

Vatandaşın isyanı dövizlere yansıdı!

Bir vatandaşın elindeki dövizlerden birinde ise şu ifade dikkat çekti: “ Reyimle abad oldun, zulmünle berbat olma.”

İşte, yapılan basın açıklamasının metni:

Grup, sloganlar eşliğinde İstanbul İl Defterdarlığı’nın önüne ulaştığında ise, Beykoz İl ve Bölge Dernekleri Birliği Başkanı Hasan Karakaya tarafından basın açıklaması okundu. Söz konusu açıklamada şu ifadelere yer verildi:

 “Milletin barış yasası olarak beklediği,  2B kanunu açıklanan rayiç bedeller ile bizleri perişan etmiştir. .

Maaşları 750 TL ile 1.500 TL arasında değişen işçi emekli kenti, Beykoz’umuzda, Beykoz insanı derin yaralar almıştır. Rantçılara gün doğmuştur. Hemşerilerimizin Beykoz’da yaşamları zora girmiştir

Ortaçeşmelim, Çamlıbahçelim,  Tokatköylüm!

400 TL’yi bulan fiyatlar ile yerlerinizi tekrar nasıl alacaksınız?

Hangi paralar ile alacaksınız?

Gümüşsuyulum! İncirköylüm!  Soğuksulum! Fakir fukara vatandaşlar 800 TL’yi bulan değerler ile yerlerini nasıl alacaklar?

Ey hükümet! Ey Bürokratlar!

Oturduğunuz yerden, belirlediğiniz rayiç bedel, Beykozlumuzu ezmiştir.

Gelin, emlak değerlerini baz alalım. Barışı sağlayalım.

Beykozlu’yu Beykoz’da yaşatmak için, gelin Beykoz’dan doğal SİT’i kaldıralım.

Gelin Beykoz’da 6.700 haneyi kapsayan ‘ormanda kalan’ insanlara da bir çözüm sunalım. Gelin, ecrimisil’i Beykoz’da unutalım.

Maliye Bakanı’nın ve ekibinin belirlediği, bu rayiç bedeller bizleri mutlu, bizleri huzurlu bir şekilde taşıması gerekirken, bir karar aldığında sevinmemiz gerekirken, bu kurumun aldığı karara bakın!

Ankara’ya ‘sesimizi duy!’ diyoruz. Beykoz’un sesini duy artık!

2010 yılı rayiç bedelleri çok yüksek derken:

2012 yılında rayiç bedel ve emlak değerlerinin fiyatlarına baktığımız zaman, yüzde 50 oranında artırılmıştır. Bu ne demek? Beykoz’da yaşayan insanlara ‘git’ mi demek? Beykozlular, yıllar önce Atatürk’ün kurduğu, Cumhuriyetimizin kalkınma hamlesinin en önemli yapı taşlarından, üç fabrikada çalışmak için gelmişler ve anayasal hakları olan barınma sorununu gidermek için bu fabrikaların etrafındaki mahalleleri oluşturmuşlardır. Üstelik bu fabrikalarda çalışarak kazandıklarından arttırarak, çoluğunun çocuğunun nafakasından keserek yaptıkları evlerinde yıllardır ağır şartlarda yaşamışlardır.

Tekrar ediyorum: Barınma ihtiyacı için yapmışlardır. Rant için yapmamışlardır. Beykoz’un değer kazanmasını sağlamışlardır.

Ayrıca yıllardır emlak vergisini de ödemiştir. Yıllar yılı ödenen emlak vergilerinin bu günkü değer üzerinden bu bedellerden mahsup edilmesi gerekmez mi?

Bugün bu ortamı yaşayacaklarını bilselerdi, buradaki halkın hiçbiri buralara gelmez, bu işkenceyi çekmezdi. Ama ne yazık ki bu insanlar hem milletine, hem vatanına sahip çıkmış, bugün Beykoz’u Beykoz yapmıştır. Beykoz’u Beykoz yaptıysa,  Beykozlu’yu görmemenizin de bir anlamı yoktur.  Beykozlu’yu Beykoz’da, yuvasında rahat uyutmanız lâzım. Beykozluya işgalci diyemezsiniz. Beykozlu hak sahibidir.

Bizsiz Beykoz düşünülemez

Bizler uzun yıllardır Beykoz’umuzun vazgeçilmez değerleri olarak yaşamaktayız. Bizsiz Beykoz, Beykoz’suz biz düşünülemez. Beykoz, bizim yaşam tarzımızdır. Dedeler torunlara, Beykoz anılarını anlatır, anneler kızlarına çeşm-i bülbül çeyiz hazırlatır. Delikanlılar, Boğaz’da yüzmeyi öğrenir. İhtiyarlar, Onçeşmeler’den su içip, Bostancı Mustafa Ağa Camii’nde namaz kılar. Bizim, hayat tarzımızdır, Beykoz.

Beykoz, artık kapanan fabrikaların, açtığı yaraları sarmaya uğraşmıyor. Bizi farklı gündemler sardı. Bizler artık, Beykoz’da kalabilme mücadelesi veriyoruz. Yıllarımızı vererek kurduğumuz, Beykoz’umuzda bizleri, kalabilme korkusu sardı. İşgücünü karşılamak için getirildiğimiz Beykoz’da mülkiyet sahibi olabilme sevdamız, açıklanan rayiç bedellerle hayal oldu. Beykoz’da kalabilme mücadelesine dönüştü.

Elimizi taşın altına koymaya hazırız

Beykoz için ne yapılacak ise, bizler elimizi taşın altına koymaya hazırız. Beykoz’un geleceği için ne yapılacaksa, en önde mücadele etmeye varız dedik. Beykoz bizimdir, bize rağmen iş yaptırmayız dedik.

Gün, bugündür!

Gün, bugündür! Siyaset, tarzını ortaya koymuştur. Vatandaşın tasfiyesini resmi rayiç bedellere bağlamıştır.

Bu rayiç bedeller kabul edilemez…

Bu satış listesi kabul edilemez…

Beykoz’un satışı kabul edilemez…

Biz, Beykoz’un işgalcisi değil, gerçek sahipleriyiz…

Bizler bu yerleri gasp etmedik, satın aldık. Bizler buraları sanıldığı gibi ormanlardan açmadık. Bizler buraları uzun yıllar koruyan, gerçek sahipleriyiz. Beykoz, bizlere ecdat mirasıdır. Miras yerlerimiz para ile tekrar satılmak isteniyor. Bu oyuna gelmeyeceğiz. Beykoz halkının kaderi, birkaç yol bilmez maliye bürokratının eline bırakılamaz. Devlet kendi vatandaşının sorunlarını rant kapısı olarak göremez. Hazine, bizim umutlarımızla ve alın terimizle finanse edilemez. Geleceğimiz bir kez daha ertelenemez. Bu vebali siyaset de, bürokrasi de kaldıramaz.

İktidara ve bürokrasiye çağrımızdır…

Beykoz’u eğer gözden çıkarmamışsanız;

Fahiş rayiçlere dur de!

Bürokratların katliamına dur de!

Koruma kanunlarının zulmüne dur de!

Halka rağmen olan her şeye dur de!

Beykoz’un satılmasına dur de!

Beykoz’un satılmasına dur de!”

Gazeteciler, görüşmeye alınmadı

Beykoz heyeti, basın açıklamasının sonrasında ise, İl Defterdarı’yla görüşmek üzere harekete geçti.

Defterdarlık görevlilerinin, Defterdar Bayrakdar’ıın, makamına sadece dört kişilik bir heyeti kabul edeceğini bildirmeleri üzerine ise, İl ve Bölge Dernekleri Birliği Başkanı Hasan Karakaya, Dernek yöneticileri Süleyman Çalık, Ziya İnik ve Fatih Yılmaz ile Muhtarlar Derneği Başkanı Cavit Gül’den oluşan bir grup, makam odasına çıktılar.

Beykozlu yerel gazeteciler ise, makam odasına alınmayarak, görüşmenin sonunda fotoğraf almak üzere, toplantı salonunda ağırlandılar.

İçeride neler konuşuldu?

Edinilen bilgiye göre, Beykoz heyeti ile İstanbul İl Defterdarı Bekir Bayraktar arasında şu konuşmalar geçti:

Makam odasına girişte, İl Defterdarı Bayraktar’a, “ davullar ile zurnalar ile geldik, inşallah ağıtlar ile gitmeyiz” diyen Samsunlular Dernek Başkanı Fatih Yılmaz’ın ardından, Beykozlu heyet, kendisini Defterdar Bekir Bayraktar’a tanıttı.

İl ve Bölge Dernekleri Birliği Hasan Karakaya, burada yaptığı konuşmada, “ Beykoz’un durumunun içler acısı olduğunu” belirterek, fabrikalarda çalışmak üzere ilçeye yerleşen halkın, barınma ihtiyacını karşılamak amacıyla, yaşadıkları yerleri mesken edindiklerini ve bu insanların orman işgali söz konusu olmaksızın bu yerleri aldıklarını kaydetti.

Tespit edilen rayiç bedellerin, gerçek fiyatların daha üzerinde olduğunu ifade eden Karakaya, Beykoz’un tam bir emekli cenneti olduğunu ve buradaki halkın 750 TL ile bin TL’lik maaşlar ile yaşam mücadelesi verdiklerini söyledi.

Fiyatlar çekilmez ise, eylemlerin arkası gelecek!

İstanbul Defterdarı Bayraktar’a, söz konusu rayiç bedellerin hangi yöntem kullanılarak tespit edildiği sorusunu yönelten Hasan Karakaya, şunları söyledi: “ Bu fiyatları ya uzaydan, oturdukları yerden tespit ediyorlar, ya da tabiri caiz ise, sayı saymasını bilmiyorlar! Bu fiyatlar ile Beykoz’un yüzde 95’i, 80 senelik evlerini boşaltıp gitmek zorunda kalacak. Bizler, size bunu hatırlatmak ve fiyatların bunlar dikkate alınarak tespit edilmesini arzu ediyoruz. Ancak bu fiyatlar bu noktalara çekilmez ise, bu eylemlerin arkası çok daha büyük gelecek. Gerekirse, yüz bin insan buraya gelecek. Bizler tamamen iyi niyet içerisinde buraya geldik. Ama insanların en temel hakkı olan barınma mekânına el uzatılırsa, o zaman kimse insanları zapt edemez.”

Dağdaki PKK’ya taviz verilen bir ülkede…

“ Bizler, oradan buradan gelmedik. Dağdaki PKK’ya her türlü tavizin verildiği bir ülkede, Beykozlu’nun kendi elleriyle kazarak yaptığı yerlerin ( fiyat )tespitinde hangi kurumdan bilgi alındı? Muhtarlara gelip soran oldu mu?”

İstanbul Defterdarı’nı Beykoz’a davet ettiler

Beykoz heyetinin ısrarla, fiyat tespitinin makul bir şekilde yapılmadığını belirtmesi üzerine, Defterdar Bayraktar da, kendisinin Beykoz konusunda çok gayret göstermiş olduğunu ifade etti. Bekir Bayrakdar, söz konusu fiyat tespitlerinin bir usul çerçevesi içerisinde yapıldığını hatırlattı.

Beykozlu grup, yerinde görmesi ve halkı yakından tanıması için, Bayrakdar’ı ısrarla ilçeye davet etti.

Görüşme sonrası açıklama: Bundan sonraki hedefimiz, Ankara!

Dernek Başkanı Hasan Karakaya, İl Defterdarlığı çıkışında, kendisini bekleyen Beykozlulara, görüşme ile ilgili olarak açıklamada bulundu. Karakaya, CHP İlçe Başkanı Hızır Yılmaz’ın,   “ İl Defterdarı’na bu konuda bir talimat verilmiş mi?’ şeklindeki sorusuna, “ verilen bir talimat yok” cevabını verdi ve akabinde ise, “ bundan sonraki hedefimiz Ankara olacak” açıklamasında bulundu.

“ Beykoz’u satanı biz de satarız!”

Beykozlu eylemciler, bu açıklamanın ardından ise, Beykoz’a doğru yol almak üzere, kendilerini Eminönü’nde beklemekte olan teknelerine olaysız bir şekilde geri döndüler. Grubun, dönüş yolunda sloganları arasında yeni birini daha ekledikleri görüldü:  “ Beykoz’u satanı biz de satarız!”

Haber: Arzu Başlantı

Reklam

YORUMLAR...