Reklam
Saadet kahvaltısında, STK ve muhtarların 2B öfkesi

Saadet kahvaltısında, STK ve muhtarların 2B öfkesi

Saadet Partisi Beykoz İlçe Başkanlığı’nca düzenlenen kahvaltılı toplantında söz alan STK ve muhtarların eleştiri konusu 2B oldu.

Saadet Partisi Beykoz İlçe Başkanlığı’nca düzenlenen kahvaltılı toplantında söz alan STK ve muhtarların eleştiri konusu 2B oldu; muhtarlar ve sivil toplum kuruluşları yöneticileri, öfkeliydi. SP İlçe Başkanı Burhan Öz’ün, yapılan konuşmalar sonrasında, Beykoz İl ve Yöre Dernekleri’ne, önümüzdeki aylarda gerçekleşecek olan Çayır Şenliği’ni protesto etmeleri şeklindeki önerisi dikkat çekti.

Burhan Öz yönetimindeki Saadet Partisi Beykoz İlçe Başkanlığı tarafından tertip edilen ve İstanbul il Başkanı Selman Esmerer ile İl Yönetim Kurulu üyelerinin de hazır bulundukları toplantıda söz alan Beykoz muhtarları ve sivil toplum kuruluşları (STK) yöneticileri, burada, “ bıçak artık kemiğe dayandı” mesajı verdiler.

Haberini önceden yayınladık

Söz konusu toplantıda Saadet Partisi İlçe Başkanı Burhan Öz ve İl Başkanı Selman Esmerer tarafından yapılan konuşmalara “ Saadet Partisi Beykoz Muhtarları ile STK’ları ağırladı” başlıklı haberimizde ayrıca yer vermiştik.

Bu haberimizde ise, söz konusu toplantıda muhtarlar ve STK temsilcileri tarafından yapılan açıklamalara yer vereceğiz.

Neler söylediler?

AHMET SOYLU ( Beykoz Muhtarlar Derneği Sekreteri/ Gümüşsuyu Mahalle Muhtarı)

Ak Parti hükümetinin gözünü para hırsı bürümüş

“ 2000’li yıllarda ( hâlâ) bu 2B süreci devam ediyor. Geçmişte 2B arazileri ANAP- DSP-        ( MHP) üçlü koalisyonu döneminde emlak değerleri ile yanı başımızdaki Çekmeköy’de hak sahiplerine iade edildi. ( Ak Parti) hükümeti baştan beri bir yanlışa oynuyor. Paraya tercih etti 2B’yi. Hak sahipliğini bir tarafa itti; gözünü para hırsı bürümüş. Baştan beri 25 milyar dolar (diyor.) Ne zaman söylüyor bunu? 2003 yılında. Bu 25 milyar dolar gökyüzünden gelecek değil. Ahmet’in, köylü Mehmet’in cebinden çıkacak. Ben 2 dönemdir muhtarım. Biz, 2000’li yıllardan itibaren bu konu ile ilgili çözüm anlamında çeşitli yerlere gittik. Ankara’da grup başkanları ile defalarca toplantılar yaptık. O gün kanun yoktu, hak sahipleri belli değildi; bir boşluk vardı, onlar doldu ve 2B ( Kanunu) çıktı.

Biz, bugünü dünden hatırlattık

Kanun çıkarken Beykoz muhtarları dedi ki, “ bu kanunu çıkarıyorsunuz ama şu şu sakıncaları olur’ dedi ve rapor hazırladı. Görevli olmamasına rağmen hükümete, siyasi partilere, ilçe başkanına verdi. Yani, bugünkü gelecek, dünden hatırlatıldı. Biz hatırlattık bunları.

Belediye Başkanı, “ sen kimsin muhtar olarak?’ diyor

İktidar partisi, muhalefet partisi Beykoz’da defalarca toplantılar yaptı; diğerleri de yaptı. Gelinen noktada, hep beraber olamadığımız için, ‘ben’i geçemediğimiz için, Belediye Başkanı da ‘ben bilirim’ dediği için… Belediye Başkanı, “ ben bilirim! Sen kimsin muhtar olarak?’ diyor. ‘ Sivil toplum olarak sen kimsin?’ diyor. Siyasi parti diyor ki, ‘ bir başka (siyasi parti) kimdir?’ diyor!

Kurbanlık koyunuz!

Yani toplu olarak hareket edemediğimiz için, kurbanlık koyun olduk. Bugün kurbanlık koyunuz; kurbanı kesecekler de belli zaten!

İktidar, Beykoz’u özgürleştirecek!

Amerika, geldi bölgemizi özgürleştiriyor! Irak’ta, Libya’da, Suriye’de özgürleştiriyor! Ve Beykoz’u da özgürleştirecekler! Kim özgürleştirecek? İktidar özgürleştirecek! Burada kimseyi tutmayacaklar. Hedef o!

İktidar sahipleri Beykoz’u gözden çıkarmış!

Hükümet belki duydu bu (sesimizi). ‘ 400 metre’ye kadar 500 TL’yi, 150 TL’ye indirelim’ dedi. Ama bürokrat onu demedi. ( Buna) belki siyasetin de katkısı oldu. ‘ Önce bin TL yapalım, sonra 500’ye indirelim’ (dediler.) Yani, tavşana kaç, tazıya tut! Böl parçala yut Beykoz’u. Beykoz, yutulacak! Ne yapalım? Bölge bölge fiyat yapalım. Plan birliği olmadan! Köylere ayrı plan, 9 mahalleye ayrı plan, diğer mahallelere ayrı plan. Burada bölge bölge parçalayarak, yutmak istiyor. İktidar sahipleri Beykoz’u gözden çıkarmış. Yani, ‘ Beykoz’da Ak Parti olsa olur, olmasa olur’ diyor. Ama bilmiyor ki, Beykoz gidince İstanbul gidecek; İstanbul gidince de Türkiye gidecek.

Emlak vergilerini 1’e 5 yaptılar!

Bugün Milli Emlak memurlarını kötülüyoruz, bağırıyoruz, çağırıyoruz. Sana ne oluyor? Sen Beykoz’un belediyesisin. Emlak değerlerini 1’e 5 yapıyorsun! Şimdi diyorlar ki, (emlak vergilerini) yüzde 40’a çektik! Yani halka bir şey yapmışlar gibi! Ben buradan muhtarlarımı tebrik ediyorum! Bir tek imza atmadılar oraya. Eğer bir muhtarımız imza atsaydı, bugün o değerler ( Komisyon’dan) geçmiş olacaktı.

Bu İl Başkanı’nın eksikliği değil, AK Parti İlçe’nin eksikliği

Biz, Ak Parti İl Başkanı (Aziz Babuşçu’yu) makamında ziyaret etmek isteriz. Bu, Beykoz’da siyaset yapan Ak Parti İlçe temsilcilerinin eksikliği. Bu, Aziz Babuşçu’nun eksikliği değil. Bu eksiklik, burada siyaset yapan, ‘ ben Ak Parti’nin temsilcisiyim’ diyen kardeşimizin ( Adem Sefer) eksikliği. Kimse kusura bakmasın! Şile’ye gitmek zorunda değildik ve Şile’de Ak Parti İl Başkanı’nı yakalamak zorunda değildik; öyle bir görevimiz de yok. Biz Ak Parti İl Başkanı ile ya Beykoz’da görüşecektik, ya makamında. Ama onu da yapacağız. Yarın öbür gün ya İl teşkilatında, ya İlçe teşkilatında Beykozlu orayı gerekirse işgal edecek, gereken cevabı verecektir.

ŞEFİK YAVUZ YILMAZ ( İncirköy Mahalle Muhtarı & Muhtarlar Derneği Başkan Yardımcısı)

2B Yasası bizi mahvetmiştir

Çıkan (2B) Yasası, bizi mahvetmiştir. Tapulu mülkiyetleri de bu işin içerisine sokmuştur. Bizleri hakikaten çok büyük bedeller ödemeye hazır hale getirmiştir.

Ecrimisil’den dolayı mahallemde 5 insan kalpten öldü

Bu şartlarda burada ne yaparsanız, yapın; ne dönüşümü yaparsanız, yapın; bu insanları burada tutmak mümkün değildir. Yazık olacak, günah olacak. 2881’e bağlı tapu tahsis belgesi aldığımız rahmetli Özal döneminde, biz bu tapu tahsislerini aldığımızda, tekrar 6831 sayılı Yasa bunu ortadan kaldırdı. Ne oldu? Bu yok sayılarak, bizden ecrimisil (istendi.) Bu parayı bizim maaşımızı keserek, bankadaki hesabıma el koyarak, ortadan kaldırdı. Bu ecrimisillerden dolayı kalp krizinden ölen insan sayısı ( benim mahallemde) 5’tir.

Hükümetin bize yaptığı büyük bir kazık

Bu şartlarda sen 6831’e bağlı çalışmalar yaptın. Bu fiyatlar da anormal. Kim ödeyecek? Nasıl ödeyecek? Yok ki bir şey! 600 TL- 650 TL emekli maaşı alıyor. Diğer taraftan da iş bulamadığı için torununa ya da oğluna bakıyor. Bir tane gecekondusu var; 400 metrekare işgali var veya 100 m2 işgali var. Bunu ödeme şansı yok. Bu, bize hükümetimizin yaptığı büyük bir kazıktır!

Vatandaşlarımız Ak Parti üyeliğinden istifa etsinler!

Ak Parti’ye oy veren vatandaşlarımız, üye olan vatandaşlarımız gitsin o partiden istifa etsinler. Orada siyaset yapmasınlar, menfaat için orada durmasınlar; gerekirse muhtarlar da (istifa) eder. İstifamızı veririz, hiç sıkıntı yok! Size yemin ile söylüyorum, çok intiharlar olacak. İntiharlar yaşayacağız. Bunun için, bunun önüne geçmemiz lâzım. Sarıyer, Sultanbeyli de son derece sıkıntılı bölgeler.

Üç başlı koalisyon döneminde yapıldı

9 mahalleyi Özel Proje Alanı yaptılar. Özel Proje Alanı nedir? Beykoz Belediyesi ne projesi yapacak burada? Niye vatandaşa kendi alabileceği güçte bunu tahsis etmiyorsun? Ver, vatandaş da tapusunu alsın. Bunlar yapılan şeyler! Üç başlı hükümette (koalisyon döneminde) yapıldı. Tokatköy’de yapıldı. Belediye beyan esasını (dikkate aldı) ; sen de (bunu yap!) Niye kendi vatandaşımızı zora sokuyoruz? Adamı Bulgaristan’dan getiriyorsun, 10 sene vergiden muaf tutuyorsun, evini yurdunu da veriyorsun.  Niye bize vermiyorsun? Böyle bir şey olabilir mi?

Milletvekili Nusret Bayraktar, külliyen yalan söyledi bize!

Gitmediğimiz yer kalmadı. Hele o Nusret Bayraktar var! Buranın Rize milletvekili. Külliyen yalan söyledi bize! ( Muhtarlar olarak) bir taslağı yazdık, çizdik; kendisine teslim ettik. Alt Komisyon’da bu şekilde çıktı. ‘ 10 sene belediye beyan esası, esas.’ Yukarı Meclis’e çıktığı zaman Başbakan’ımıza önergesi… Ne oldu, yüzde 70’e çekildi. Ondan sonra rayiç değerler bu şekilde oluştu. Kim ödeyecek bu paraları? Bu insanları zorlar isen asar, keser. Yazık olacak.

SÜLEYMAN ÇALIK (KAS-DER Başkanı)

Gelin hep beraber istifa edelim!

Mücadelenin şekli olmaz. Sıkıntı hepimizin. Mücadele ile bu ( sıkıntıyı) çözeceğiz. Bunun İstanbul’u, Eminönü’sü de olmaz. Gelin, hep beraber görevlerimizden istifa edelim! En büyük sesi Beykoz’dan çıkartalım.

FATİH YILMAZ ( Beykoz Samsunlular Dernek Başkanı)

Dernek ve muhtarların 2B üzerinden siyaset yapmaları üzücü

Beykoz’da 2B’nin siyaseti olmamalıdır. Siyasi partiler bunun siyasetini yapmakla mükelleftir. Ama derneklerin ve muhtarların bunun üzerinden siyaset yapmaları, bana açıkçası çok üzücü geliyor. Laftan çok icraat yaparsak, Beykoz adına Beykoz Birliği’ni oluşturursak, bu konu rahatlıkla zaman içerisinde çözülecektir. Hem çözülemese dahi, ‘ vicdanımız rahat, alnımız ak bir şekilde başımızı yastığa koyduk’ deriz. Körler sağırlar birbirini ağırlar, değil.

En başta Beykozlu’nun bu işe sahip çıkması lâzım

İl Başkanı Esmerer ‘sesi Ankara’ya ne kadar ulaştırırsak, ulusal basına bu ne kadar yansırsa, bir şeyler düzelebiliyor’ dedi. Mutlak gerçek de bu. Çünkü Beykoz içinde çok etkinlik yapıldı; çok fazla ses getirmedi. O yüzden, bence Beykoz’un dışında, hiçbir siyasi parti düşünmeksizin, Beykoz’da çözüm noktasında ne yapabiliriz diye dertlenmeli. En başta da Beykozlu’nun bu işe sahip çıkması lâzım. Dernekler Birliği en son Eminönü çıkarması yaptı; 60 bin Beykozlu’ya ulaştığını düşündüğümüz bir çalışmanın neticesinde, gelen insan sayısı bin 500’tü. Bunu da soru işareti olarak söylemiş olayım. Beykoz’un bu işe bakış açısını anti parantez  koymuş olalım.

ERKAN ATAGÜN ( Tokatköy Mahalle Muhtarı)

Biz daha Beykoz Kaymakamı’nı ikna edememişiz!

Beykoz’un problemleriyle 30 yıldır uğraşıyorum. Ama bu hafta itibariyle geldiğimiz nokta şu: Şu an biz Beykoz Kaymakamı’nı ikna edememişiz. Yani, kendi içimizde bir defa birlik denen bir şey yok. Körler sağırlar, birbirini ağırlıyoruz biz. Bugüne kadar yaptığımız toplantıların tamamı, körler sağırlar birbirini ağırlar olarak, birbirimizi ağırlıyoruz. Bunu aylardır diyorum. Boş konuşuyoruz. Sadece kendimizi göstermek için konuşuyoruz. Ya da statülerimizi bir yerde daha üste çıkarmak için konuşanların bir araya geldiği bir yapıyız; kendim de dahil! Yaptığım şey doğru olmuş olsa, benim muhtar olduğum bir yerde benim kaymakamın nasıl bana benim yaşadığım, alın teri döktüğüm, daha evvel parayla aldığım ya da babamdan kalmış toprağa işgalci der? Diyemez! Haddi bile değil. ( Ama diyor). Demek ki, bende bir yanlışlık var. O öyle inanmış; öyle öğretmişler ona. Ben onu değiştirememişim. Bu, onun değil, benim kabahatim.

Belediye Başkanı’na tek yumruk halinde oy vereceğimizi göstermeliyiz

Bir araya gelirken kafalarımızda farklı niyetler var. Farklı siyasi emeller var. Biz Beykoz’da bugünden itibaren yeniden kendimizi sorgulayalım. Tek yumruk olalım ve kafamızın arkasında soru olmasın. Soru ‘ Beykoz’da kalıp kalmamak’ olsun. ( Beykoz Belediye Başkanı’na) tek yumruk halinde oy vereceğimizi göstermeliyiz. Eğer biz bunu gösteremez isek, Kaymakam da bunu (  ‘işgalci’ kelimesini) söyler, Belediye Başkanı da söyler.

İl Başkanı Babuşçu, gayet lâkayit diyor ki…

Biz oraya (Şile’ye) gittiğimizde, (Ak Parti) İl Başkanı (Aziz Babuşçu), orada yanlış olan çok büyük bir kelime söyledi. Seçim zamanı Beykoz’a geldiği zaman, ona ‘ senin burada ne işin var?’ diyeceğimiz bir soru var. ( O gün Şile’de), Beykoz Dernekler Birliği ve muhtarlar kendisine diyor ki, ‘ biz bunu kabul etmek istemiyoruz. Biz bu konuda her platforma mücadele edeceğiz’ diyor. ( İl Başkanı) gâyet lakayit, diyor ki,  ‘ ne yapacaksın, savaşacak mısın?’ İşte biz, ne yapacağımızı ona gösterirsek, Beykoz’da kalacağız!

HASAN KARAKAYA (Beykozlu Giresunlular Dernek Başkanı/ İl ve Yöre Dernekler Birliği Dönem Başkanı)

Benim 2B’de bir karış arazim yok!

( 2B) konusu geçmişte malzeme yapılmış. Çok ciddi düşünülmemiş. Bu süreç içinde yaptıklarımıza baktığımız zaman, önemli olan bunun arazideki yansımasıdır. Gece sabahlara kadar uğraşıyoruz, bir emek harcıyoruz, bir organizasyon yapıyoruz. Kaldı ki, benim 2B’de bir karış arazim yok! ( 2B’de yeri olan esnafı mitinge çağırıyoruz), ‘ yok bize bir şey olmaz, Başbakanımız bizi mağdur etmez’ diyor. Demek ki, 2B’de Beykoz’da çok ciddi bir sıkıntı yok. Birbirimizi kandırmayalım! Geçen gün gittiğimizde İl Başkanımız da bize aynı şeyi söyledi. ‘ Siz’ dedi, ‘ böyle diyorsunuz ama, birileri de diyor ki, devlete rantiyecilere bedava mı verelim, peşkeş mi çekelim?’

Demek ki, Beykoz’da 2B problemi yok!

İl Başkanımızın yerinde ben olsam, vallahi ben de aynı şeyi söylerim. Neden? 104 bin kişiyi ilgilendiren 2B probleminde bir program yapıyorsunuz, orada bin 500 kişi yok. Demek ki, problem yok! Herkes haddini bilecek! Yani, emeğinizi harcıyorsunuz, vaktinizi harcıyorsunuz, paranızı harcıyorsunuz, bu sefer bir de deniyor ki, ‘ o yaptırdı, bu yaptırdı.’ Buna devam etmeyeceğiz valla! Niye? Ne olduğumuzu unuttuk! Ne için yaptığımızı unuttuk. 2B’de problemi olan insan, onlar da eleştiriyor. Şimdi onun için hepimizin şapkamızı önümüze koymamız lâzım.

Beykoz’da hak sahibi falan yok!

Kaldı ki, Beykoz’da 9 mahalle Özel Proje Alanı deniyor. Özel Proje’nin ne olduğunu bilen var mı? Önümüzde 11 ay sonra bir seçim var. Beykoz’un, karpuzun göbeğindeki 9 mahallesini almışsınız, onu bir kenara koymuşsunuz. Ne oldu, halkımız ikiye bölündü. Özel Proje Alanları’nda kalan insanlarımıza bakıyorum, ‘ bizim iş çözülecek galiba; Özel Proje olduk ya biz’ ( diyorlar.) Peki, Özel proje’nin içeriğini bilen var mı? Yok! Şu anda her şeye para gözüyle bakıyoruz. Hak sahibi falan hak getire! Öyle bir kavram yok; hak sahibi falan yok Beykoz’da. Bu işe dışarının bakış açısı bu. Bizim bunu iyi anlatmamız lâzım. Bunu anlatırken yöntemlerimizi iyi tespit etmemiz lâzım.

Cop yemeden, gaz yemeden bir şeylerin sahibi olunmuyor!

Bana göre, süreç bitmedi. İstifa fikrini muhtarlarımıza biz söyledik; buyurun hep beraber istifa edelim. Beykoz’da yaptığımız etkinlikler hakikaten Paşabahçe’nin ötesine gitmiyor.  Bu bağlamda, bizim ne yapıp yapıp Kavacık’tan çıkalım yola; yürüyelim, Ankara’ya gidelim. 45 mahalleden 45 otobüs tutalım, birer otobüs dolduralım; Ankara’ya gidelim. Yatalım orada, cop yiyelim, gaz yiyelim. Ama cop yemeden, gaz yemeden, tokat yemeden bir şeylerin sahibi olunmuyor. ‘ Nasıl olsa birileri bu işin mücadelesini yapar’ diyen 2B’li bazı arkadaşlarımız, olaya böyle bakıyor. Bu bağlamda yapılacak olan her türlü etkinliğe, protestoya ya da çalışmaya İl Dernekler Birliği olarak bizler hazırız… Yapacağımız bir mitingi Beykoz’da yapmayalım, tespit edeceğimiz farklı bir noktada yapalım. Bu işi de Beykoz Platformu olarak yapmamız lâzım.

AHMET ALAY ( Kiremitdere Camii İmamı / HAKBİR SEN temsilcisi)

İmamlarımız bile kapitalistleşti!

Tuz bozulur ise, iş tehlike olur. Ben bir imam(ım)… İmamlarımız bile kapitalistleşti! Artık toplumları kanalize etmek o kadar kolaylaştı ki; toplumum imamı bozulduğu zaman, gerisi geliyor. Kuran okutma ( bile) paraya dönmüş… (Ak Parti), din adamlarının karşısına çıkmasından çok korkuyor. Onun için bize de psikolojik baskılar geliyor ama biz bunlardan elhamdülillah, yılmayız. Peygamberimiz, ‘ hakkını savunurken ölen şehittir’ buyuruyor. Din adamları geri çekilmiş, püskürtülmüş. Zina serbest bırakıldı, yürüyen yok; domuz eti kasaplarda et oldu, kimsede tepki yok! Ama paraya, pula sıra geldi mi herkes ayaklanıyor! Ama bunu Cenab-ı Hak bize sorar; ‘ Dinim ayaklar altına alındı, tepki göstermediniz.’ Faiz hayatın gerçeği oldu, kredi kartı borcu olmayan kalmadı, tepki yok; ama toprağımıza geldi mi, bu ayaklanmalar çok!

ASLAN KANDEMİR ( Türk Kızlayı Beykoz Şubesi Yönetim Kurulu üyesi )

Memleket elden gidiyor!

Memleket elden gidiyor; siz Beykoz’u düşünüyorsunuz! Cebelitarık Boğazı’ndan içeri bir girin; sağ tarafında bakın, bütün ülkelerin rejimi değişti; sol tarafa bakın, bütün ülkeler ekonomik kriz yaşıyor. Dünyada yakında buğday krizi yaşanacak; Harran Ovası’nı kimler satın alıyor, bir bakın. Siyasi düşünce, bir yana, bu memleket için canını veren, şehit olan insanların kanı nereye gidiyor?

HAYRULLAH USTA ( Beykozlu Giresunlular Derneği İkinci Başkanı)

200 tane Yörük kadın kadar olamadık

‘ Zaman daraldı’ falan değil; zaman bitti. Artık zamanı kalmadı bu işin. Beykoz, Antalya’da mücadele eden 200 tane yörük kadın olamadı. Beykoz’da 70 bin 2B oturuyor, Antalya’da 200 tane yörük kadın kadar olamadık.

YÜKSEL KILIÇ (Akbaba Köyü Muhtarı)

‘ İstifa edelim’ konusuna katılmıyorum!

Beykoz’da birtakım insanlar bizi göreve getirmiştir. Bu görev bizim için kutsaldır, önemlidir. Ben bu ‘istifa edelim’ konusuna katılmıyorum çünkü elimizde bir bayrak var. Bu bayrağı bizim elimize halkımız vermiştir. Beykoz’da birtakım sıkıntıları biz samimi olarak, net olarak Ankara’ya ve yetkililere duyuramıyoruz, anladığım kadarıyla… Prof. Dr. Necmettin Erbakan Kültür Merkezi’nde 2B ile ilgili birtakım çalışmalar yapabiliriz. Muhtarlar ya da STK temsilcileri olarak görevden kaçma, istifa etme lüksümüz yok. Çünkü bir yerden istifa edeceğiniz zaman, istifa edeceğiniz yer için insanlar hazırlanılmış. Bu gibi yanlışlara yol vermemek için biz içinde olacağız.

SP İlçe Başkanı Burhan Öz’ün önerisi:

Çayır Şenliği’ni protesto…

Biliyorsunuz, Çayır Şenlikleri Beykoz’un en etkili şenlikleri. Acaba Dernekler Birliği              ( Beykoz İl ve Yöre Dernekler Birliği), bunu protesto edeceğini ve bu sene yapmayacağını veya şenlik değil de, başka türlü, yas gibi yapacaklarını deklare ederler ise; bundan da büyük bir rant bekleyen Belediye Başkanı’nı ve onun arkasındaki gücü acaba etkilerler mi? diye bir fikir olarak söylüyorum.

SP İl Başkanı Selman Esmerer

Ankara’ya yürümek, iyi bir ses getirir

Muhtar kardeşlerim gerçekten iyi bir mücadele veriyorlar. Bu mücadelenin neticesini almak istiyorlar. Bu, Beykozlu’nun hakkı. Yalnız, ( bazı) kardeşlerim haklı olarak bir serzenişte bulunuyorlar; ‘ yüz bin kişi davet ediyoruz, bin 500 kişi geliyor; bunlara müstehaktır’ diyorlar ama böyle dememek lâzım. Bütün tarih boyunca, hep böyle önden fedakârlık yapan, bu işe kendini, zamanını, birçok şeyini veren insanlar hep öncülerdir. Tarihte hep böyledir. Dolayısıyla, ‘ şu kadar az sayıya ulaştık,’ ‘ şu kadar az sayıda geldi’ (diyerek), moraliniz bozulmayacak, devam edeceksiniz. Moraliniz bozulmasın, haklı dava, haklıdır. Davasında haklı olan insan, bu davasında samimiyetle, gücünün yettiği kadar mücadeleye devam edecek. Bir platform ile Ankara’ya yürümek, büyük bir ses getirir.

50- 60 senedir devlet olarak neredesin?

Burada ( 2B konusunda), vicdana sığmayan bir mağduriyet var. Onlar sürekli şunu gündeme getiriyor; ‘ tapusuz yeri neden satın aldı vatandaş?’ ve ‘ işgalci’ diyorlar. Ben de diyorum ki o zaman; sen 50- 60 senedir devlet olarak neredesin? Madem bunlar işgalci, gasp ettiler; niye o zaman müdahale etmedin? 50 senede bu arsalar 50 defa el değiştirdi. Kimse bunu bedelini ödemeden almadı. Madem devletsin, o zaman gelseydin, devlet olduğunu gösterseydin! 40 -50 yıl sonraki insanlara bunun bedelini acımasız bir şekilde ödetmenin, sosyal devlet anlayışıyla hiçbir izahı olamaz.

Haber: Arzu Başlantı

YORUMLAR...