Ayşe Nur Kapusuz

Ayaklarının altı cennet olan annelerimiz

Değerli okuyucularım!

Hz.Adem ile Hz.Havva dışında hepimiz, bütün insanlık aleminin her bir ferdi bir annenin rahminde varoluş serüvenine başladı.Bütün mahlukatını rahmetiyle bürüyen Rabbimiz  insanın yavrusunu da kendisinin rahmet sıfatından ismini alan bir rahme emanet etti.Emaneti layıkıyla taşıyabilmesi için fiziki ortam en mükemmel şekilde oluşturulduğu gibi vücudun salgıladığı hormonlarla duygusal olarak da en mükemmel şekilde hazırlanır, emanetin taşıyıcısı yani "anne".

Ve görürsünüz ki,hamileliğin meşakkatleri,doğumun zahmeti,sonrasının sıkıntıları yavrusu için annenin seve seve katlandığı süreçler olur. Yorgunluklar,sancılar,uykusuzluklar yavrusunun bir gülücüğüyle unutulur gider. Çünkü,  öylesine güçlü bir sevgi bağı vardır ki   " bir kez istese yavrusu yüreğini verir  anne".

İşte bu fedakarlıkları sebebiyle sevgili Peygamberimiz(S.A.V) de kedisine kime hizmet edeyim ya Rasulullah diye soran sahabiye annene diye cevap vermiştir.Sonra kime diye sorulunca yine annene buyurmuş ,peki daha sonra kime diye sorulunca yine annene diye cevap vererek dördüncü kez sonra kime diye sorulunca bu defa ,babana  buyurmuşlardır. Annenin  evladı tarafından kendisine hizmet edilmesinde babanın üç kat önüne geçmesinin sebebi alimlerce  Ahkaf suresinin 15.ayetinde geçen annesinin onu zorlukla karnında taşıması,sonra zorlukla dünyaya getirmesi ve sonrasında emzirmesine atıf yapılarak açıklanır.Anne, ayeti kerimede ifade edilen bu üç durumu sebebiyle hizmette  babanın önüne geçmiştir derler.

Birkaç gün önce müftülüğümüzün bir söyleşi programında konuk olan 88 yaşındaki doktor Ayşe Hümeyra Ökten hanımefendinin hatıralarını anlatırken kullandığı şu cümle beni çok etkilemişti : "Dağları bağ yapan fedakar, vefakar anneciğim vefatına bir kaç saat kala başucunda beklerken beni yoruldun diye zorla yatırdı,karşısındaki kanepeye uzandım,ısrarla böyle olmaz diye üstümü örttürdü;annelik işte ..." Ve dolan gözleri düğümlenen boğazıyla cümlelerini tamamlayamamıştı doktor hanım.Bu hatıra anneliği ne kadar güzel ifade ediyor.Cana durmuş bir annenin, ömrünün son bir iki saatinde bile evladı için kaygılanmayı terk edememesi anne dediğimiz varlığı ne kadar güzel tanımlıyor;evlatların her zaman analar için baş tacı olduğunu, evlatların pir olsa da analarına muhtaç olduğunu .Ne mutlu analarını da başlarına taç etmeyi başaran,onların duasını alan evlatlara!

Ve eyvah,annesinin gönlünü yıkan evlatlara,eyvah saçlarını yolunda ağarttığı evladınca yaşlılığına merhamet edilmeden sırt çevrilen annelerinin ahını alan evlatlara!Çünkü Allah Rasulu(S.A.V) buyuruyor ki  ; burnu sürtülsün,burnu sürtülsün, burnu sürtülsün! Kimin ya Rasulullah diye soruyorlar; anne-babasından biri veya her ikisinin yaşlılığına ulaşıp da cennete giremeyenin burnu sürtülsün buyuruyorlar.

İnsan gözünün önünde evlatları büyürken onların sıkıntılarına katlanıp dururken, kendisi de bir anne veya bir baba olmasına rağmen maalesef  anne -babasının onun için verdiği emeği unutabiliyor.İşte onun için Allahu Teala  İsra suresinin 23 . ve 24. ayetlerinde bize hatırlatıyor: "Rabbin kendisinden başkasına kulluk etmemenizi,ana-babaya iyilikle muamale etmenizi emreder. Eğer onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırlarsa sakın onlara ‘üf’ bile deme ! Onları azarlama, gönül alıcı söz söyle, onların üzerine merhamet kanatlarını indir ve Rabbim ,  ‘küçükken, onlar nasıl bana bakıp terbiye ettiyse,  sen de onlara acı ,merhamet et ! , de."

Değerli Kardeşlerim,

Anne-babamızla ilişkimizi uzun bir maratona benzetirsek, yola onların kucağında, sırtında başlayıp elimizden tutmalarıyla destekleriyle devam ediyoruz.Belli bir güce erişip kendi kendimize yola devam etmeye başladığımız süreçte bir de bakıyoruz ki bizim de kucağımıza aldığımız, elinden tuuttuğumuz evlatlarımız katılıyor maratonumuza. Bu arada onlarla ilgilenirken beri tarafta , bir zaman önce bizi elimizden tutarak hayata katan ama şimdi saçı ağaran,beli bükülen  ana- babımızın bu sefer bizim onun elinden tutmamıza ihtiyacı olduğunu görüyoruz ve  diyoruz ki  kusura bakma anne-baba  bir elimde eşim,bir elimde bir çocuk, kucağımda diğeri sana yer kalmadı.Ne acı değil mi? Ne kadar nankörce ?Halbuki birazdan onlar zaten yoldan ayrılacaklar.Ve onlar yoldan ayrıldığında bizim için giden gitmiş olacak. Cennetimizi kaçırdıktan  sonra gelecek pişmanlığın faydası olmayacak. Peygamber  Efendimiz bildiriyor ki "Yaşlı anne-baban senin cennetin veya cehennemindir". Onlara nasıl davranacağımız ve onlarla nasıl ilgileneceğimiz konusundaki tercihimiz onların bizim için cennete açılan bir kapı mı yoksa cehenneme  çıkan bir yol mu olacağını belirleyecektir.

Şimdi yaşlanmış bir ebeveynin evladına seslenişine kulak verelim:

"Evlat,yaşlandığımı düşündüğünde sabırlı ol ve beni anlamaya çalış.Seninle konuşurken aynı şeyleri defalarca tekrarlarsam sözümü kesmeden dinle.Sen küçükken uyuyana kadar  aynı masalı sabırla tekrar tekrar okuduğumu hatırla.Banyo yapmak istemediğimde beni utandırma azarlama.Seni banyoya götürmek için icat ettiğim küçük yöntem ve oyunları hatırla.Ve yaşlı bacaklarım yürümeme izin vermediğinde lütfen bana elini ver."

Bugün kendimizi güçlü görüp te, ömrümüz varsa ,yarın  bizi bekleyen gerçeği yok saymayalım:"Kime uzun ömür verirsek biz onun yaratılışını(gençliğini,güzelliğini)bozar, gücünü azaltır(beli bükük hale getiririz).Onlar bunu hiç düşünmezler mi?"(Yasin ,68 )

Hiçbirimiz ana-babamızı kendimiz seçmedik. Bu Allahu Tealanın bizim için takdir ettiği,kurduğu bir bağdır.Ve bizden bu bağı korumamızı istiyor.Bu bağı koparmanın hiç bir mazereti olmadığını bilelim.Anne-babaya yapılan haksızlıkların karşılığı ahirete bile ertelenmeden  bu dünyada  görülmeye başlar.Üzerinde düşünmeye değer bir durum değil mi;Rabbimiz her namazımızda bizden günde beş kere  ana-babamıza bizzat dua etmemizi istiyor .Onlara sadece dua etmekle kalmayıp  dualarını almak için fırsatlar kollayalım.Ana-babasının duasını alanın sırtı yere gelmez.Bu sebeplerle müslüman için anneler günü bir gün değil her gündür.

Değerli kardeşlerim!

Recep ayına girdiğimiz şu günler hepimiz için tefekkürümüzü ,duamızı, istiğfarımızı, ibadetimizi , hayır ve iyiliklerimizi artırmaya;yanlışlardan dönüp tevbe etmeye ,ahlakımızı güzelleştirip Allah(c.c)’ın rızasına ulaşmaya vesile olsun duasıyla  üç aylarınızı tebrik eder,Rabbimizden Recep ve Şaban ayındaki manevi bereketlere ulaşmamızı ve bizi rahmet ayı Ramazan'a eriştirmesini niyaz eylerim.

Ayşe Nur Kapusuz

Beykoz İlçe Vaizesi    

Reklam

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...