Reklam
Saadet Partisi’nin, 2B Basın Açıklaması

Saadet Partisi’nin, 2B Basın Açıklaması

Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Selman Esmerer, Beykoz Kavacık’ta 2B konusunda bir basın açıklaması yaptı.

Saadet Partisi Beykoz İlçe Başkanlığı, İl Başkanı Selman Esmerer’in katılımıyla, bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı Selman Esmerer yaptı.

SP Beykoz İlçe Başkanlığı’nın Kavacık’ta bulunan merkezi önünde, kalabalık bir partili katılımı altında gerçekleşen basın açıklamasına, SP İl Yönetimi, Burhan Öz başkanlığındaki İlçe Yönetimi ve partililer katılım gösterdi.

Dövizler üzerinde yazılanlar

Basın açıklaması sırasında, partililerin, zaman zaman, “ hükümet istifa” şeklinde sloganlar attıkları görüldü.  Taşınan dövizler üzerinde dikkat çeken sloganlar ise şunlar oldu:

“ İşgal değil, alın teri! Yahudi’ye 50 bin dönüm arazi bağışlayan hükümet, Beykoz’a da aynı bonkörlüğü göster!”

“ Beykoz’da doğduk, Beykoz’da öleceğiz.”

“ Oturduğumuz yerleri üç kere satın aldık ama tapu alamadık.”

“ 2B’nin bedelleri Milli Mücadele’de ödenmiştir.”

“ Önce ahlak ve maneviyat”

“ İşgal değil, alınteri”

“ 2A (ABD- AB)  ile gelenler, 2B ile giderler.”

SP İl Başkanı Selman Esmerer’in basın açıklaması aşağıdaki şekildedir:

 “ Bugün burada ülkemizin çözüm bekleyen çok önemli bir sorunu olan 2B yani orman vasfını yitirmiş arazilerin hak sahiplerine satışı meselesini konuşmak ve bu haksızlığa karşı tepkimizi göstermek, Beykoz meydanından yetkilileri uyarmak için toplanmış bulunuyoruz. Bu mesele bütün ülkemizi kapsadığı gibi Beykoz’un da tamamını doğrudan ya da dolaylı olarak etkilemektedir. 2B yasası 19 Nisan 2012 tarihinde TBMM de kabul edilerek yasalaştı ve süreç yaklaşık bir yıldır devam ediyor.

Bizler de Saadet Partisi olarak bu süreci çok yakından takip ediyoruz. 2B uygulamalarından insanımız mağdur edilmesin, haksızlığa uğramasın diye İstanbul’ un çeşitli yerlerinde olduğu gibi Beykoz’da da tepkimizi göstermek adına yaptığımız çeşitli etkinliklerle yetkilileri uyarmaya çalışıyoruz. Ancak görülen o ki; yetkililer halkın bu tepkisini ve mağduriyetini iyi anlamamış ya da anlamak istemiyor. Bu nedenle henüz iş işten geçmeden bu yanlışın düzeltilmesi için yeniden Beykoz’da meydanlardayız.

Aslında 2B yasası ihtiyaç duyulan ve mutlaka çıkarılması gereken bir yasa idi. Bu yasanın çıkarılması kararını elbette destekliyor ve olumlu buluyoruz.

Ancak bu yasa çıkarılırken, hak sahiplerine haklarını teslim etmek olan asıl amaç unutularak, adeta fırsatı ganimet bilerek, buradan büyük bir kaynak elde etme beklentisi her yerde olduğu gibi özellikle Beykoz’daki hak sahiplerini de mağdur ve tedirgin etmiştir. Yasa amacından sapmış adeta bir işkence yasası haline gelmiştir. Hak sahiplerine dayatılan bu bedeller asla kabul edilemez ve büyük bir haksızlıktır. Hem hak sahibi diyeceksin hem de gerçekle alakası olmayan fahiş fiyat isteyeceksin, işgalci muamelesi yapacaksın. Bu ikiyüzlü tavır asla kabul edilemez.

Sayın Maliye Bakanı her fırsatta 2B satışlarından ilk aşamada 9 milyar lira beklediklerini, toplamda 14 milyar lira kaynak elde edeceklerini açıklayarak bu konuda yanlış bir amaç içinde olduklarını ortaya koymuştur. Bu amaç ve bu niyet hak sahiplerini mağdur edecek yanlış bir hedeftir. Maliye Bakanı’nın bu beklentisi süreci kilitlemiştir. Buradan sesleniyoruz, sizin kaynak ve para beklediğiniz insanlar, faizci kapitalist düzeninizin çarkları arasında ezilen ve asgari şartlarda geçim mücadelesi veren insanlardır. Kusura bakmayın ama bu halkın talep ettiğiniz bu bedelleri ödeme gücü yoktur.

Her zaman söylediğimiz gibi bir kere daha ifade etmek isteriz ki; Beykoz’un mülkiyet probleminin temelinde geçmiş yönetimlerin yanlış uygulamaları yatmaktadır. Geçmişte, insanımız imkân yetersizliğinden dolayı, büyük şehirlere göç etmiş, Beykoz’umuzda ise fabrikaların işçi ihtiyaçları için, devlet buralara yerleşimi teşvik etmiştir. Bu noktada 2-B arazileri olarak bilinen yerler, halk tarafından büyük bedeller ödenerek alınmıştır.  Oluşturulan bu alım-satım piyasasında 2-B sahiplerinin büyük bir çoğunluğu, ya geçimini sağlayacak araziye ya da başını sokacak bir barınağa sahip olabilmek için, bedelini ödeyerek hak sahibi olmuştur. Bu nedenle 2-B arazileri üzerinde yaşayanların “Orman İşgalcisi” gibi algılanması kesinlikle doğru değildir. 2-B’nin ilk gündeme geldiği günlerde, özellikle büyük şehirlerde ranta dayalı arazi satışlarında büyük artışlar görülmüştür. Biz Saadet Partisi olarak bu gerçekler ortadayken tüm 2B arazi sahiplerini aynı değerlendirmeye tabi tutmanın baştan beri yanlışlığına değindik. Bu Yasa, rantiyeci ile sadece barınma amacıyla bedelini ödeyen, kimi yerde de “Tapu Tahsis Senedi” alan 2-B arazi sahiplerini, aynı kefeye koymuştur.

Aynı zamanda Kentsel Dönüşüm diye bilinen bir sürecin de içindeyiz. Endişemiz odur ki bu yanlış fiyat politikası Beykoz’un mülkiyet sorununun çözüm sürecini kilitler. Mülkiyet sorunu çözülmeden, yani vatandaş yerinin müstakil tapusunu alamadan bir kentsel dönüşüm uygulanırsa büyük mağduriyetler yaşanır. Daha öncede yanlış bir bakış açısıyla hazırlanmış, halkın gücünün yetmeyeceği ve kabul etmediği çözüm girişimleri hep başarısız olmuştur.

2012 yaz aylarında 2B fiyatları gayri resmi olarak açıklanmış ve halkın tepkisi ölçülmeye çalışılmıştı. Bizde Saadet Partisi olarak o günden beri her şekilde tepkimizi ortaya koymuş, halkı bilgilendirme, bilinçlendirme çalışması yaparken yetkilileri de bu hatalarından dönmeleri için uyarı vazifemizi yerine getirmiştik. Ancak görüyoruz ki halkın tepkilerini iyi okuyamayan iktidar bu haksızlığı icra etmek için kararlı görünüyor. Biz de kararlıyız halk da kararlı bu haksızlığı kabul etmiyoruz ve bu bedelleri de ödeyemiyoruz. Hak sahibi olarak hakkımızdan da asla vazgeçmiyoruz. İyileştirme diye getirilen bedelin yüzde elli ödemesi tamamen tepkileri yumuşatmak için ölümü gösterip hastalığa razı etme metodundan başka bir şey değildir. İyileştirilmiş hali bile hak sahiplerinin ödeme gücünün çok üzerindedir.

Bu süreçte iktidar kanadı ve yerel yöneticiler de fiyatların yüksekliğinden şikâyet etmişlerdir. Daha sonra ise, yapılacak iyileştirmenin tatmin edici olduğunu ve fiyatların çok düşük çıkacağını iddia ederek bizleri halkı yanıltıyorsunuz diye suçlamışlardır. Ancak diyoruz ki keşke bu konuda biz yanılmış olsaydık da halk mağdur olmasaydı.

Yine yaşanan süreçte muhalefet partileri CHP ve MHP yetersiz kalmışlardır. Mecliste gruplarının olmasına rağmen, iktidar tarafından dayatılan bu yanlış politikalara karşı olması gereken direnci ortaya koyamamışlardır. Saadet Partisinin konunun çözümüyle alakalı komisyon teklifine, basın önünde olumlu yaklaşım sergilenmiş ancak sonrasında komisyon kurulması için çağrılarımıza yanıt verilmemiştir.

Nasıl olmalıdır:

Biz halkın faydasına çözüm önerimiz olarak kısaca diyoruz ki; gerek 2B alanında gerek “Tapu Tahsis”li alanlarda öncelikle ve mutlaka vatandaşa yani hak sahiplerine müstakil tapuları, rant beklentisi olmadan, borç ve faiz batağına düşmeden, gücünün yeteceği bir bedel ve vade ile verilmelidir. Bu şekilde hak sahipleri öncelikle yerinin sahibi olacaktır. Daha sonra imar uygulamaları ya da kentsel dönüşüm planlarının gerçekleşmesinde vatandaşa kendi yerini yapma veya kat karşılığı uygulama yapma hakkı tanınmalıdır.

Bunu ancak, İktidarın ve rantiyecilerin istek ve taleplerine boyun eğmeyecek, gerçek manada halkın gücünü arkasına almış, iktidarı değil halkı temsil eden, bu güçle masaya oturan, gerektiğinde masaya yumruğunu vurabilecek bir belediye başkanı tarafından gerçekleştirebilir.

Buradan bütün İstanbul ve özellikle Beykoz halkına sesleniyoruz, yasal sınırlar içinde, demokratik haklarınızı sonuna kadar kullanın. Mutlaka ilgili ve bilgili olun, arka planları mutlaka göz önünde bulundurun. “Merak etmeyin mağdur edilmeyeceksiniz” gibi yuvarlak söylemlere aldanmayın. Yetkililere her vesileyle ulaşarak somut açıklamalar ve sözler isteyin. Şunu unutmayın ki siz birlik beraberlik içinde bilgili ve bilinçli olursanız sizin kabul etmeyeceğiniz hiçbir uygulamaya halkı mecbur edemezler.

Biz Saadet Partisi olarak 2B ve kentsel dönüşüm sürecinin, halk mağdur edilmeden sonuçlanana ve sonuna kadar takipçisi olmaya devam edeceğiz. Gerekiyorsa daha büyük bir mitingle bu mücadeleye devam edilecektir.

Buradan Beykoz meydanından iktidar sahiplerine ve yetkililere bir defa daha sesleniyoruz, doğru olarak attığınız bu adımı yanlış bir amaç olan para toplama uğruna feda etmeyin. İstanbul ve Beykoz halkının mağduriyetini gerçek manada görün, halkın feryadına ve bu feryadı yansıtan Saadet Partisi’ne önyargısız olarak bir kulak verin. Fiyat konusunu yeniden görüşün. En fakirinin bile borçlanmadan, faiz batağına batmadan, yeterli uzun vadede rahatlıkla ödeyeceği bir bedeli belirleyin. Süreç tıkanmasın, sosyal sorunlar çıkmasın. Böyle olursa Beykozlu mazlum halkın âhını almamış olursunuz. Biz de o zaman sizlere teşekkür ederiz.

Mülkiyet meselesini çözmüş yaşanabilir bir Beykoz dileği ile hepinize teşekkür ediyor, esenlikler diliyorum.”

Haber: Arzu Başlantı

Reklam

YORUMLAR...