Reklam
Başkan Çelikbilek muhtarlar toplantısında sert konuştu!

Başkan Çelikbilek muhtarlar toplantısında sert konuştu!

Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek, muhtarlar ile üç ayda bir gerçekleştirdiği mutad istişare toplantısında sert konuştu.

Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek, muhtarlar ile üç ayda bir gerçekleştirdiği mutad istişare toplantısında sert konuştu: “ Fakirlik edebiyatı yapmayın!”

Beykoz Korusu Sosyal Tesisleri’nde gerçekleşen kahvaltıya, Belediye Başkan Yardımcıları, bazı birim müdürleri ve Beykoz Muhtarlar Derneği Cavit Gül başkanlığındaki muhtarlar katıldılar. Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek, burada yaptığı konuşmada, muhtarların son günlerde yerel basında yer alan söylemlerini sert sözler ile eleştirerek, muhtarları “ popülist”  davranmak ve “ fakirlik edebiyatı yapmak” ile suçladı. Çelikbilek’in konuşmasında, isim vererek, CHP’nin Belediye Başkan aday adaylarından Aydın Düzgün’ü de eleştirdiği görüldü.

Neler konuşuldu?

İstişare toplantısında gerçekleşen konuşmalar,  şu şekilde idi:

Muhtarlar Derneği Başkanı Cavit Gül: 2B tebligatları gelmeye başladı

2B ile ilgili uzun süreçten beri devam eden rayiç bedeller ile ilgili, muhtarlarımız olsun, STK'lar olsun, belediyemizin de, başkanımızın da gayretleri (söz konusu). Ama geldiğimiz noktada, gördüğümüz kadarı ile bir netice alamadık; bu bir gerçek. Şu anda köylerde tebligatlar başladı. ‘ 3 aylık sürede ödemelerinizi yapın!’ (deniyor.) Dolayısıyla bu saatten sonraki süreçte bu fiyatlar konusunda ne yapılır, bilemiyorum. Sesimizi herhalde Ankara'ya duyuramadık. Yoksa Ankara'ya yürüyüş mü yapmamız gerekiyor? Sayın başkanım ile burada ortak bir karar alırsak, Beykoz halkı için yapmamız gereken ne ise, onun el birliği ile yapılmasını düşünüyorum.

Özel Proje Alanları

9 mahalledeki ‘ Özel Proje Alanları’ ile ilgili (olarak) muhtarlarımıza vatandaşlar sorular soruyor. Bu konuyu sayın Başkanımız muhtarlarımıza net açıklama yapar ise, muhtarlarımız da halkımıza bu konuyu rahat bir şekilde açıklar. Yine, Çavuşbaşı'ndaki yerleşimde su havzasında kalan yerler var. Bununla ilgili bilgi alabilirsek, Çavuşbaşılı muhtarlarımız da bu konuda rahatlar.

‘Belediye, 60 TL’den aldı, 400 TL’ye satacak’ deniyor!

Büyükşehir’den tahsis edilen Büyükşehir parselleri, Çubuklu, Çiğdem, Tokatköy, Ortaçeşme, Yenimahalle gibi mahallelerde (var.) Bu arsalar ile ilgili şöyle bir söylem var sayın Başkanım!  Deniyor ki, ‘ Beykoz Belediyesi bu parselleri 60 TL'ye alıyor, 400 TL'ye satıyor.’ Bunu da açıklığa kavuşturursanız!  Biz de halka yanlış bilgi vermeyelim bu konuyla ilgili. Sizden aldığımız bilgileri halkımıza o şekilde anlatalım ki, yanlış söylemler ortadan kalksın.

Planlar yeniden mi yapılacak?

Köylerin 1/5000’lik planları yapıldı sayın başkanım. Köylerimiz 2014 seçimlerinde mahalle oluyor. Dolayısıyla bu planlar revize mi olacak, yeniden mi yapılacak? Bu konuda da köy muhtarlarımız aydınlatılır ise, vatandaşımıza rahat bir şekilde anlatırız düşüncesindeyim.

Asfaltlama programı

Asfalt programları konusuna da kısaca değinirseniz! Köylerde Büyükşehir yapıyor ama, mahallelerimizde hangi mahallemizde asfalt çalışmaları (yapılacak); bilgi aktarılırsa, memnun oluruz.

Ormanda kalan yerler ne olacak?

Kılıçlı, Hisarlı gibi köylerimizde orman sınırlarında herhalde 2-3 tane sınır görünüyormuş. Eski mahkeme kararları olan bazı köylerimiz de var; Paşamandıra, Alibahadır, Mahmut Şevket Paşa köyleri gibi. Mahallelerde de sınırları 70’li yıllarda mahkemeye verilmiş, 1980’lerde orman olmuş.

Dolayısıyla, 2B çalışması yapılmamış. 2B haritasında da orman ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi yok ama mahkeme kararı olduğu için, bunlar 2010 yılındaki 2B ölçümlerinde çalışmanın içine dahil olmadılar. Başkanım, geniş çaplı bir toplantı yaparsanız, bu konuyu da netleştiririz.

Muhtarlarımız da bu konuda komisyondan almış olduğu bilgileri vatandaşımıza rahat bir şekilde anlatır. Düne kadar Tokatköyü’nde ormanda kalan yerler ile ilgili (olarak) şeflik talimatıyla ormancılar zabıt tutuyordu; idari para cezaları uygulanıyordu, ayriyeten de mahkemeye veriliyordu. Orada da tabii insanların kafası karışıyor; ‘zabıt tuttu da, yer sahibi olacağım’ diye. Bununla ilgili herhalde Meclis’te de çalışma var. Orman Genel Müdürümüz, Orman Mühendisleri Odası’nda söylemde bulunmuş, ‘ ormandan kalan yerleri gerekirse, kiraya veririz’ şeklinde. Keşke öyle bir şey olsa! En azından oradaki insanların mağduriyeti giderilir diye düşünüyorum.

Emlak vergileri aşırı derecede yüksek!

Diğer bir konu, emlak değerleri. Bu konuda 7 kişilik komisyonumuz var. Emlak fiyatları aşırı derecede yüksek. Bu konuyu biz size de, başkan yardımcılarımıza da aktardık. Beykoz’da yaşayan vatandaşlarımızın imkânları ortada, gelir seviyesi ortada. Zaten efektife göre, her sene yüzde 10 bir artış oluyor. Yüzde 10 artış yapsanız, 4 yıl boyunca yüzde 50’ye tekabül etmiş oluyor.

Beykoz’un durumu farklı!

Doğrudur, belki Şişli, Üsküdar gibi yerlerde emlak değerleri yüksek olabilir ama Beykoz’un konumu, durumu farklı. Bu süreci, yüzde 10 artışla muhtarlarımızın imzalamasında bir sıkıntı olmadığını düşünüyorum. Emlak değerlerinin yüzde 10 artışı (olsun.)

-  Belediye Başkanı’nın ‘çok cömert davranışsınız!’ sözü üzerine-  

İmar durumu tapu ve diğer mülkiyet sorunları çözülmüş olsa, o zaman belediyemize katkı olsun diye bu fiyatlar kabul edilebilir.

Çubuklu Mahalle Muhtarı Hüsnü Kolcu: İnsanlar tapularını alabilecekler mi?

Sayın Başkanım, ben kısaca bilgi almak istiyorum; Büyükşehir’den devir almış olduğunuz arsalar ile ilgili. Örneğin, 187 ada, 13 parselin bir kısmı konut alanı, bir kısmı yeşil alan. Biz tamamını ölçtük. Bu yeşil alanda kalan insanlar, tapularını alabilecekler mi? Ben bunu merak ediyorum.

Erkan Atagün: Fuzuli şagil (işgalci) olduğumuzu söylüyorlar!

Toplantının yöntemine karşı çıkıyorum; toplantının gündem belirlemesini sizin yapmanız lâzım; siz belirleyeceksiniz, önce siz konuşacaksınız.

Son zamanlarda Beykoz’da kulaktan duyma (bilgiler ile) bizlerle ilgili farklı değerlendirmeler olduğunu görüyorum.  Bunlardan bir tanesi, bizlerin ne kadar  ‘işgalci’ olduğumuzu, ‘ fuzul-i şagil’ olduğumuzu, bir diğer adıyla da, 70 milyonun hakkını yediğimizi söylüyor.

Ben bir örnek vereceğim; Beykoz ve Sarıyer’in yani Anadolu yakasının ve Avrupa yakasının toplam yalı sayısı, 366 tanedir. Bunun 194 tanesi Anadolu Yakası’nda, 173 tanesi Avrupa yakasındadır.

Bir yalı, 2 tane Tokatköy ediyor!

Bu yalılardan Koç'un Beylerbeyi'ndeki yalısının fiyatı 100 milyon dolardır (tahmini). Hisar ve Göksu'da da birçok yalısı vardır. Bu gün 20 bin nüfusun yaşadığı Tokatköy'ün ederi, 50 milyon dolar civarındadır. Yani (bu yalılar), 2 tane Tokatköy ediyor. Yani, sadece bir yalı, 40 bin kişinin karşılığı ediyor! Diğer mal varlıklarını hiç katmıyorum!

Orada kimsenin hakkı yok, ama Tokatköy’de bana düşen 140 metrekarede herkesin hakkı var? Ya da 70 milyonun hakkını ben yiyorum! O zaman bizim ( haklarımızı) kim yiyor? Nerede bu para? O, Türk vatandaşı olup olmadığı dahi şüpheli bir şahıs; ben Türk vatandaşıyım. Bu topraklarda doğdum, bu topraklarda da ölmeye razı olan biriyim.

Bizim yaşam biçimimize tecavüz var

Bundan dolayı Beykoz'da görev yapanlar, Beykoz’da yerel yönetici olanlar, ya da Beykoz’un hizmetiyle ilgisi olanların konuşmalarına dikkat etmeleri lâzımdır. Bu günden sonra, eğer bize bu tür hitaplar ile gelinirse, karşı cevabını veririz. Burada bizzat yaşam biçimimize tecavüz var. Ne demek, ‘ birinin hakkını yiyorsunuz, 70 milyonun hakkını yiyorsunuz?’ 21. asırdayız; kim kimin hakkını yiyebilir?

Biz sizin konuşmasını bekliyoruz sayın başkanım; biz sizi dinleyeceğiz; beğenmediklerimizde fikirlerimizi (söyleyeceğiz). Yani, siz konuştuktan sonra konuşacağız.

Çiğdem Muhtarı Murat Erdal: Rakamlar havada uçuşuyor!

( Büyükşehir’den devralınan yerler ile ilgili olarak), sizinle birebir görüşmemizde bu konuda netlik sağlayamadık çünkü açıklanan bir rakam yoktu. Şu anda da açıklanan bir rakam yo ama havada uçuşan rakamlar var.

Başkanım, bizim Ankara’mız Beykoz Belediyesi. 2B için var gücünüz ile mücadele ettiğinizi biliyorum.

O rakamlar ile alma şansım yok!

Siz zaman zaman toplantılarda, ‘ ben buradaki insanların yaşantısını, geçimini biliyorum’ diyorsunuz. Ama açıklanan ya da havada uçuşan rakamlarda, benim mahallemde ya da Beykoz’un diğer mahallelerinde bu arsaları alabilecek güçte insanlar gerçekten yok. En azından ben! Benim olan yeri o rakamlar ile bana satmaya kalkarsanız, o rakamlar ile benim o yeri alma şansım hiç yok. ‘ Alamazsan alamazsın!’ diyebilirsiniz; bu, sizin tercihiniz.

Dediğim gibi, 2B için var gücünüz ile çalıştığınızı biliyoruz; bunu takdir de ediyoruz. Bu, kamuoyunda da biliniyor. Ama bununla da ilgili (Büyükşehir’den devralınarak, üzerindeki vatandaşlara satılması planlanan yerler) gayret göstermenizi gerçekten bekliyoruz. Size inandık, size güvendik. Yani, bununla ilgili olarak Beykoz Belediyesi’nden gayret bekliyorum.

4 sene önce söz vermiştiniz, hala bekliyoruz!

Mahallemde 4 sene önce bize hizmet binası ile ilgili söz vermiştiniz. Hala bekliyoruz! Muhtarlık binasıyla ilgili, aile hekimlerinin yeriyle ilgili hala sıkıntılar var. Bunu yaparsanız, Çiğdem Mahallesi’ni daha rahatlatacaksınız diye düşünüyorum.

Defalarca söyledim!

Ben yine size defalarca söyledim; - belki sizin göreviniz değil bu; İSKİ’nin görevi ama - … Sizler de bu konuda adım attınız ancak sonuç alamadık; Arıtma tesisinin yanında 9 evin foseptiği şu anda akıyor; resimlerini de çektim ben. Orası berbat bir durumda. Bu sizin göreviniz olmayabilir ama bununla ilgili bir çıkış noktası bulmak da yine bir görev.

3 senedir es geçilmiş!

Karagözsırtı Sünbül Sokak’a spor aletleri yaptınız; sağ olun,  teşekkür ederim! Ancak ( bu yerin) altı, 3 senedir beton. 3 senedir de söylüyorum ben, ‘ kauçuk döşensin’ diyorum. Üst tarafta park var, parkınki yapılmış; 50 metre öbür tarafta ise bu var. Bunu da talep ettiğimiz halde, bu es geçilmiş. Bunları da gündeme alıp değerlendirirseniz, sevinirim.

Yücel Çelikbilek: Bana her şeyi deyin ama, onu demeyin!

4 yıl boyunca sizler ile dostane ilişkiler içerisinde bir dönem yaşadık. 4 sene neysek 5. sene de yine aynı olmaya devam edeceğiz. Tabii arada bir fark var; biz şu anda yöneten konumundayız,  sizler de yönetilenler konumundasınız; talepkârsınız.  Bizler de talepleri karşılamak ile mükellef olan insanlarız. Tabii, sizin hiçbir sıkıntınız yok; sıkıntınız şöyle, sadece talep edersiniz. O talebin karşılanmasıyla ilgili en ufak bir talebiniz yoktur sizin. Bir düşünceniz de olmaz, sadece istersiniz, o kadar.

(Çiğdem Mahallesi Muhtarı Murat Erdal’ın, “ ama bir fark var arada; biz bunları vatandaş istediği için söylüyoruz” şeklindeki itirazı üzerine;)

Vatandaş, kendi yapması gerekeni yapıyor mu? Asla!

Aynı şeyi vatandaş için de söylüyoruz biz. Vatandaş da ister, ama kendisinin yapması gerekeni yapar mı diye sorduğunuzda, asla yapmaz! Veya ‘ yapmayanlar var’ demek gerekir; ikisini aynı kefeye koymamak lâzım; ( sizlerin de ) arasında olduğu gibi.

Beykoz’a hiçbir dönem getirilmediği kadar hizmet getirdik

Ben size teşekkür ediyorum. 4 yılı gerçekten güzel bir olgunluk içerisinde geçirdik. 4 yıl boyunca biz Beykoz’a hiçbir dönem getirilmediği kadar hizmet getirdik; yeni projelerin önlerini açtık. Bunlardan bir kısmına başlandı, bir kısmına başlanacak. Bunların hepsi vizyon projelerdir; bunlar bittiği zaman Beykoz şekillenecektir.

Hesaplar başka!

Ama gördüğüm kadarıyla, sizlerin pek öyle vizyon projesiyle alakanız yok.
Beykoz’a film platosu kurulmuş, kimsenin derdi değil! İstanbul’un en güzel şeyini biz Karlıtepe’ye yapacağız; hiç kimsenin derdi değil! Merakı bile yoktur. Yuşa Aleyhisselam’ı Beykoz’a teleferik ile bağlayacağız; kimsenin derdi değil. Sultaniye ile Karlıtepe’yi teleferik ile bağlayacağız, kimsenin derdi değil! Herkesin başka derdi var; hesaplar başka!

Ağlama duvarı mensubu gibi, fakir fukara edebiyatı yapmayın!

Ben sizden rica ediyorum! Öncelikle, Beykozlu olmayı hepimizin bilmesi lâzım. Beykozlu olmak demek, Beykoz’a sahip çıkmaktır. Ben, burada nasıl kalacağımıza, burada yerel hizmetlerin nasıl götürüleceğine katkı sunmak anlamında da gayret göstermenizi isterim. Sadece bir ağlama duvarı mensubu olarak, çıkıp hep fakir fukara edebiyatı yapmaktan kendinizi kurtarmaz iseniz, kurtarmaz isek, emin olun Beykoz’u bir adım ileriye götüremeyiz.

20 sene sonra yine aynı nakaratı çalacaksınız

Beykoz’da 20 sene sonra yine aynı sokaklar olacak. 20 sene sonra yine Belediye Başkanı’nın kapısına sizler geleceksiniz, ‘ bir fakir için 10 metrekare yer yaptırabilir miyim?’ diyeceksiniz. Aynı nakaratı çalacaksınız.

Ağlamak ile bir yere varılmıyor

Allah’ın kanunu böyledir; kendinizi değiştirmezseniz, Allah sizi değiştirmez. Hep ağlar, hep yokluğu oynarsanız, Allah da bizi yokluğa mahkûm eder. Ağlamak ile bir yere varılmıyor. Ağlamamak için adım atmak lâzım.

Size ağabey olarak söylüyorum!

Size bir ağabeyi olarak söylüyorum; tabi ağabeyliğimi kabul ederseniz… Kendinizi bu bölgenin akil adamları, toplum ile barışı sağlamak ile görevli akil adamlar kabul ederseniz, Beykoz’u büyütmek, büyük Beykoz’u değerlendirmek anlamında düşünürseniz, biraz daha kendimizi yenilememiz lâzım. Tokatköy özelinden Erkan (Atagün)’ün çıkması lâzım; Çiğdem özelinden Murat Erdal’ın çıkması lâzım; Anadolu Kavağı üzerinden Nurettin Sarıçiçek’’in çıkması lâzım veya Yüksel Kılıç’ın Akbaba Köyü özelinden çıkması lâzım. Eğer topyekün Beykoz ile ilgili derdiniz olmaz ise, Beykoz büyümez. Beykoz’un bir tek mahallesini büyütürsünüz, ama diğer mahalleler aynen devam eder.

Sizin popülist yaklaşımlarınıza kahrolmamak mümkün değil

Topyekûn düşünmeyi, topyekûn sevilmeyi ve topyekûn üzülmeyi bilmek lâzım. Açıkça konuşayım, son zamanlarda sizlerin geldiği noktada nasıl bir yaklaşım içine girdiğinizi gördüğüm zaman, kahrolmamak mümkün değil. Bu yaklaşımlar bu bölgeye bir şey katmaz. Bu yaklaşım ile bu bölgeyi böyle tutarsınız; bu bölge hiç büyümez.

1968’de ben de kendime göre solcu idim!

Ben 1968 yılında, kendime göre bir solcuydum, o zaman zenginlere karşı bayağı şeydim! Erkan  (Atagün) benim yanımda halt etmişti o zaman! Bizim solculuğumuz yanında, Erkan’ın solculuğu okunmaz idi; zenginlikte adamın yalısına kızmakta, arabasına kızmakta, kimsenin arabasına binmemek için gayret etmekte…  Ama ne zamanki bir gün, köprünün üzerine, (karlı bir havada) araç beklerken, fırtına almış başını götürmüş, tir tir titriyorum. O an karşımızda bir hanımefendi durdu. Kapıyı açtı hanımefendi, bizi arabaya davet etti, ‘ buyurun ben sizi bırakayım’ dedi. ‘ Bari para verelim’ dedik; o genç hanım bizden para da almadı. Halbu ki, o esnada benden ne para istese, vereceğim! Kadın bize öyle bir ders verdi ki. Dedik ki, ‘ kimsenin malına karışma! Günün birinde size lâzım olur bunlar.’ Onun için ben bir başkasının (yalısı) ile kendime haklılık payı icat etmem. Ben haklıysam haklıyımdır, değil isem, değilimdir.

Bu aşağılık davranışa girmeyeceğim

Vatandaş, ‘ muhtar Bey’e ben oy verdim; kafasında boza pişireceğim’ diyor. Ne yapsın muhtar,  nasıl yapacak? Siz de korkuyorsunuz yarın tekrar oy vermezler diye, alttan alıyorsunuz, üsten alıyorsunuz. Bu tür yaklaşımları günümüzde artık terk etmek lâzım. Bu yaklaşımı bundan sonraki siyasi hayatımda kendime asla reva göremeyeceğim. Kendime haksızlık yapılmasına asla müsaade etmeyeceğim. Hiç kimse, bana oy verdi diye, benden hakkı olmayan bir şeyi isteme hakkına asla sahip değildir. Hakkı ise, onun hakkını kollamak benim en büyük görevimdir. Bu alçaklığı yapmayacağım, bu aşağılık davranışa girmeyeceğim. Ben başkan olmasam Türkiye mi batacak? Siz muhtar olmasanız, batacak mısınız? Onurunuz, dik duruşunuz her şeyin önündedir. Kimseye oy için eğilmeyin; ben eğilmeyeceğim. Bunları yaptığınız zaman hizmeti doğru yaparsınız. Oy almak için değil, ama zaman zaman gönül almak için bizim de yaptıklarımız oluyor.

Bu (tehdidi) dikkate alan bir belediye başkanı, adam değildir!

Bu kısmet meselesidir. Biz takdiri ilahiye inanan insanlarız. Seçilir, gelir; yine gider.

Adam geliyor bir şey söylüyor, anlatıyorsun " seçimde görüşürüz!" diyor. Bunu diyen adam bütün haysiyet değerlerini çiğnemiş insandır. Böyle insan olmaz. Oy, ciddi anlamda bir namustur, bir karakterdir, bir duruş biçimidir. Bu duruş biçimini dünyalık, basit şeyler için kullanmaya kalkarsanız, değeriniz o kadar aşağıya iner. Eğer ben yanlış yaparsam, seçimde bana destek vereceksin; doğru şeyi yaparsam, vermeyeceksin; tehdit edeceksin beni ve ben de Belediye Başkanı olarak rıza göstereceğim ve ben de adam olacağım, öyle mi? Yok arkadaşlar, bunu dikkate alan bir belediye başkanı, adam değildir.

Milletin oyunu itibarsızlaştırmaya kimsenin hakkı yok

Bu milletin namusu ve itibarı olan oy’unu kimsenin itibarsızlaştırmaya, kimsenin küçük düşürmeye hakkı yoktur… Partimiz bize aday olmayı uygun görürse ve tekrar seçim meydanına çıkmak nasip olursa, asla doğrulardan taviz vermeyeceğiz. Siz ‘ biz, öyle bir adam istemiyoruz. Bizi kandıran, üç kağıtçılık yapan, sözünde asla durmayan birini istiyoruz’ diyorsanız, tercih sizin! Ben 4 yıldır bu uygulamamı yaptım. Sizden gelen hiçbir doğru teklifi, ‘ kimsiniz, nesiniz’ diye reddetmedim.

O kadar kör değilim!

Ben herkesin burada ne olduğunu aşağı yukarı biliyorum; kimin ne getireceğini, kimin ne götüreceğini biliyorum. Bana siyasi anlamda ne katarsınız, ne katmazsınız; hepinizi tanıyorum aşağı yukarı. O kadar kör değilim! Herkesi biliyorum; ama bunu hiç şey yapmadım. Biliyorum ki, o çalışmalarınızın içinde oradaki insanlar için gayretleriniz de var sizin. Bunun da farkındayım. Siz gelmişsiniz, vatandaşa ait bir yer istiyorsanız, başımızın üstünde yeriniz var. Buna da devam edeceğim.

Anadoluhisarı'nın siyasi anlamda bana hiç katkısı olmaz

5 yılı sizinle, emin olun bu ilkeler içerisinde geçirdik. Son yılımıza geldik, işler hızlanıyor. Şu anda yaptığımız her adımın toplumdaki karşılığı şudur; ‘ seçim geliyor, göreceğiz." Şimdi Anadoluhisarı’na tabelayı asıp bütün sokakları yenileyeceğiz.  Ama ben bilirim ki, Anadoluhisarı'nın siyasi anlamda bana hiç katkısı olmaz. Ama yapacağım. Orada bana yüzde 4,1 oy var; çıkmaz! O insanların düşünceleri öyle! Ama bütün sokaklarını ben yenileyeceğim.  Sizden oy almak için değil, burada Yıldırım Beyazıt'ın ayak izleri olduğu için yapacağım.
Ben siyasi düşünmeye kalksam, Hisar’a hiç uğramamam lâzım. İnşallah sizinle bir 5 seneyi daha geçiririz. Ama o 5 sene içinde çok farklı bir Beykoz’u beraber inşa edeceğimizi düşünüyorum.

Bir iki muhtar hariç, hepiniz ağlıyorsunuz!

2014 emlak vergi değerleri ile ilgili olarak; arkadaşlar oturup kalkıyoruz hep ağlamaktan bahsediyorsunuz! (Emlak vergisinde) vatandaşın arsası var(sa) o çok para ödüyor; ( o arsa üzerinde) binası varsa, az para ödüyor. O benim değil, tüm Türkiye'nin sorunu. Bazı bilimsel şeyleri bilmek lâzım. Burada Yusuf (Kesici- Kavacık Muhtarı) arkadaşım bize ciddi anlamda destek veriyor ama herkes burada ağlamaklı. Hep istiyorsunuz; bu Belediye Başkanı bu paraları nereden bulacak, yaparken? Bu Beykoz'u böyle diye diye yokluğa mahkûm ettik; ağlaya ağlaya.

Madem orada oturuyorsun, katkıda bulunacaksın

‘Benim tapum yoksa, ben niye emlak beyannamesi veriyorum? Vermem!’ Demek ki, bir şey yapmak için bir şeye ihtiyacın var senin. O zaman onun karşılığını vereceksin. Madem sen orada oturuyorsan, o bölgeye katkıda bulunacaksın. Emlak vergisinin normal belediyelerde bütçedeki payı yüzde 20’nin altına düşmez.  Bizim 2014 yılı bütçemiz 180 milyon TL’dir. 2014’te bizim tahsil etmemiz gereken para, 45 milyon TL’dir. Bizim sizden alacağımız para, taş çatlasa 25 milyon’u geçmez!

Sizin bağırmanız çağırmanız ile adım atacak adam değilim

( Emlak vergileri ile ilgili olarak) yaptığımız zamlar ortada. Biz bir eskiz yaptık; arkadaşların bir nabzını yokladık biz. Şunu diyebilirsiniz, ‘ uyanıklık yapıyorsunuz, eğer ses çıkartmasak, ( bu fiyatlar) böyle devam edecek.’ Yok arkadaşlar. Ben öyle sizin bağırmanız ile, çağırmanız ile adım atacak adam değilim. Hiç kaale bile almam, kusura bakmayın! Siz beni tanımadınız herhalde.

Herkes havada uçuştu!

‘ Biz bastırdık da, bunu yaptırdık’ derseniz, bu nezakete sığmaz. O rakamlar üzerinde herkes havalarda uçuştu; beyanat verenler, havaya çıkanlar! Sorun bakalım diğer ilçelere, yüzde 10’da konuşan bir ilçe var mı? Yüksek olduğunda da, " Biz %10 istedik ama başkan %90 yaptı" diyeceksiniz.

Nereden buldunuz hiç vermeden isteme hakkını?

O zengin diye tabir ettiğiniz insanlardan, kaba tabir ile, zorla alarak, size hizmet yaptım, bunu biliyor musunuz? Hem o insanlara kızıyorsunuz, hem de onlardan aldıklarımız ile yaptıklarımızı da kabul ediyorsunuz! O zaman şunu yapacaksınız; vermiyor iseniz, hakkınıza razı olacaksınız. Mahallelerde ne veriyorsanız, o kadar hizmet isteyeceksiniz. Nereden buldunuz hiç vermeden isteme hakkını? Kim verdi size bu hakkı?

O zaman sokağına asfalt istemeyeceksin!

‘ Ben hiç emlak vergisi vermek istemiyorum!’ Tamam, eyvallah! O zaman sokağına asfalt istemeyeceksin, kaldırım talep etmeyeceksin, park bahçe istemeyeceksin. Hiç problem yok!

Biz şu anda İstanbul’da belediyeler içerisinde halkından en az emlak vergisi alan belediyeyiz. Ama gariptir, alanı en çok olan ilk beş belediyenin içerisindeyiz. Dolayısıyla, iki zorluğu bir arada yaşıyoruz. O zaman bir ortalamasını tutturmak lazım. Ne biz yüzde 500 zam yaparak burada böyle bir şeyin içine girebiliriz, ne de sizin ‘ yüzde 10 zam yapın’ deme şeyini göstermemeniz lazım. Yüzde 10 derseniz, benim elimi kolumu bağlarsınız; ondan sonra benim yapacağım her şey ‘ tu kaka’dır artık.

Şeriatın kestiği parmak acımaz!

İmza koyarsınız, ya da koymazsınız; takdir sizindir. İmzalayıp imzalamamak sizin hakkınızdır. Dava açıp açmamak sizin hakkınızdır. Hiç imza almam da sizden. Siz de gider dava açarsınız, bunu yaparım. Kendinizi yüzde 10’da tutmuşsanız, hiçbir imza da koymayın! Mahkemenin yolu açık. Mahkeme neye karar verirse; şeriatın kestiği parmak acımaz. ( Gelir elde edersek, Beykoz'a hizmet ederiz) edemezsek de etmeyiz!  Siz de bizi azarlayamazsınız. Sizin yapacağınız bir tek şu vardır; ‘ Ey Belediye Başkanı,  aldığın parayı namusluca kullandın mı" diye bizi yargılayın.

Emlak vergilerinde orta yolu bulduk

Ben bundan manevi olarak o kadar rahatsız oldum ki, bu seneki fiyatlarda %10 indirim ( uygulayalım, dedim.)  Fiyatları indirmeye karar verdim. Ama sonra bize hiçbir şey demeye hakkınız olmayacak. Ne bulursak, onları yapacağız. Ama sonra bir orta yol bulduk. %30 ile %40 arası bir artış oldu. Bazı sokaklarda mevcudun altına da indi. Çavuşbaşı'nda farklı bir uygulama yaptı arkadaşlarımız çünkü buraların fiyatı, diğer mahallelerin fiyatlarının çok çok altında olan fiyatlardı. Sebebi, özeldir. Hanefi Dilmaç'ın gayretleri ile 2B ile ilgili konular olabilir düşüncesiyle, arkadaşlarımız çok düşük değerler tutmuşlar. En pahallısı 16 TL, hangisi? Cumhuriyet Caddesi.

Beykoz’da emlak vergisi tahakkuku 24 milyon TL’yi bulur

Bizim Beykoz’da 2014’te emlak vergisi tahakkuku 24 milyon TL’yi bulur. Beykoz’da aldığımız emlak vergisi ile ilgili karar bu; isteyen imzalar, isteyen imzalamaz. Hiç birinize minnetimiz yok. Yani, ‘ lütfen imzalayın’; (yok). Siz bilirsiniz, canınız sağ olsun.

Ben, vatandaşın hakkını yedim

Ben vatandaşın hakkını yedim. Hem de, affedersiniz, takır takır yedim. Başkasının tapulu yene bina yaptım.  Sonra adam geldi; 20 sene sonra adamın parasını verdim. Zıkkımın kökü olsun, ben yedim. Ben vatandaşın tapulu arsasında oturdum 20 sene. Sonra, aklımız başımıza geldi. 25 sene sonra tapu aldım ancak. Ben yedim, siz kimsenin hakkını yemezsiniz; siz kul hakkına çok dikkatlisiniz, çok itinalısınız. Hak hakkına riayet edersiniz; asla yapmazsınız, ondan eminim. Ama bu fakir Belediye Başkanı, ben yedim!

Ben bir yer aldım, kimin sattığına bakmadım. Tapu’ya da gitmedim; aldım orasını, para verdim. Tapulu yer almam mümkün iken, almadım. Benim rahmetli babam yaptı onu. Tepeköy’de metresi 2,5 TL’den yer satılıyordu, almadık; gittik, Soğuksu’da bir dereyi aldık biz. 20 sene sonra adam geldi, dedi ki, ‘ buralar benim tapulu yerim!’ Ve ben kaldım ayazda. 20 sene o adamın arsasının üzerinde ben oturdum. Ve o adamın rızası olmadan o arsayı ben kullandım. Ben kullandım, siz kullanmazsınız asla, siz öyle bir şey yapmazsınız. Ben kullandım. Ve sonunda para vererek, burayı tekrar tapulamak zorunda kaldım.

Ben Beykoz’da hak yedim. Yanlış yaptım, yedim. Eğer bunu söylemezsem, bu namertlik olur.  Sen şimdi bana ‘ yemedim’ dersen, yanlış yaparsın. Ben bir vatandaşın rızası dışında, arsasında 20 sene oturdum; sonra da para vererek aldım ama oturdum. Eğer benim gibi yapan varsa hak yemişsiniz; yapmamışsanız da, problem yok!

Kim bu Aydın Düzgün?

( Büyükşehir’den alınan yerlerin 60 TL’den alınıp vatandaşa 400 TL’den satılacağı şeklindeki) sözler, Aydın Düzgün’ün çıkardığı bir laftır. Aydın Düzgün denen bir vatandaş, bize hesap soracağını söylüyor. Kim bu Aydın Düzgün? Bir vatandaş. Bir sene önceden çıkmış, piyasaya kart bastırmış. Ne kadar kolay bu işler! Ben Belediye Başkanı’yım şu anda; ikinci dönem aday olacağım noktasında bir garantim yok, konuşurken kendime güvenemiyorum. Adam çıkıyor, Belediye Başkanı gibi konuşmaya gayret ediyor. Bir nezaket üslubu vardır.

Bu işi bu kadar düşürmemek lazım

Toplantılara geliyoruz, kart veriyorlar, adam gelmiş oraya katılmış, CHP’nin Belediye Başkanı aday adayı diye takdim ediyor arkadaşlarımız. Böyle bir kimlik yok! Ben de yarın Ak Partili 30 tane arkadaşımın cebine birer kart koyarım, hepsini aday yaptırırım; 30 tane arkadaşım çıkar kendini reklam ettirir. Böyle bir nezaketsizlik olmaz. Ne biçim davranış bu? Çıksın piyasaya 20 tane, 40 tane adam; her biri bir kart bastırsın, filan adam filan partinin belediye başkan aday adayı! Bu işi bu kadar düşürmemek lâzım.

Toplantılara gidiyorsun, onu dinliyorsun. Ben dinlemek zorunda mıyım? Sizin bir hüviyetiniz var, muhtarsınız, seçilmişsiniz, anons edilirsiniz. Meclis üyesi seçilmiştir, anons edilebilir. Bir başkasının bu anlamda ortamı propaganda malzemesi yapmaya ne hakkı var?  O zaman hepiniz bu kartlardan bastırın, en az 1 yıl boyunca konuşturun kendinizi. Yaptırın reklamı, gitsin! Böyle nezaketsizlik olmaz.

İBB'den devranılan yerler 58 Milyon'a alındı 120 Milyon'a satılacak

Bu vatandaş benden hesap soruyormuş. Ben ( bu yerleri) Büyükşehir’den aldım, satıyorum; doğrudur. Ben Büyükşehir’den bir fiyata aldım, bir fiyata satacağım. Büyükşehir’den 58 milyon TL'ye aldım, 120 milyon TL'ye satacağım.

O binalara nakit keş para verdim; vadeli satıyorum. Buradan da tabi ki, kâr elde edeceğim. Niye etmeyeyim? Bu Belediye kendisini nasıl kalkındıracak? Bu Belediye’nin gelir elde etmesi için arsa satması lâzım. Satarız, şikayet konusu olur, satmayız yine şikayet konusu olur. Ben oraya ( toplam olarak) 58 milyon TL verdim, oradan 120 milyon TL para toplayacağım.

Aydın Düzgün'ün düşmanlığı neden?

O vatandaşımızın ( Aydın Düzgün), Belediye ile bir işi oldu. O arkadaşımız bu bölgede İsmet Özbek'in arsalarını pazarlayan arkadaştır. İncirköy Mahallesi’nde arsaları satan arkadaştır. Var mı bir bilginiz? Bu arkadaş geçen dönem şunu yapmış:   İsmet Özbek'in arsalarını satmışlar. Ama tabii, vatandaşın arsayı satarken, kamu ortaklık payını ( Belediye’ye) terk etmesi lazım. Senin bu sattığın arsanın yolu nereden geçecek? Oraya doğalgaz nereden gelecek? Bunun elektriği nereden geçecek? Atık su nereden geçecek? Su nereden geçecek? Arsa satan adam, bu payı da bırakır.

Bunlar uyanık adamlar!

Bunlar uyanık adamlar! Bir baktım ki, Vakıf Tepe'de problemli bir yerimiz var.  Belediye’ye 6 milyon TL bedel ödetmeye çalışıyorlardı. Ama Allah’a çok şükür, biz o mahkemeyi kazandık. Belediye’yi 6 milyon TL ödemekten kurtardık şu anda biz.

Arkasından bu arkadaşlar dava açtılar ‘ Bu arsalardan doğalgaz geçiyor’ diye mahkemeye verdiler. Ben de bu sefer dedim ki haritacı arkadaşa; ‘ arkadaş, sen bu arkadaşı ikna et, ben size satış izni vereyim ancak şunu yapın: bana siz buradan ücreti mukabilinde arsa terk edin. Bin metre mi satıyorsun, 400 metreye tapu vereyim; ben de yolumu bunun üzerine yapayım.’ CHP’nin meclis üyelerini çağırdım, onlara da anlattım.  Bu haritacı arkadaşımıza,  " davaları geri çekin" dedim. ‘ 4 dönüm alanı bazı şerhler ile ver; burası donatı olarak kullanılır, de’ dedim. Buna yanaşmadılar; adamın düşmanlığı başladı ve adaylığa kadar geldi. 4 yıl içerisinde ona bir tane arsa sattırmadım, tapu verdirmedim. Adamın sen böyle bir şeyini kesersen, ne yapsın adamcağız şimdi? Konuştukları içinde bir tane doğru cümle yok. İnsaf etmek lazım.

2B’de yine de ümit var!

2B konusunda ben yine de ümitvârım. Çok şeyin çok zaman değiştiğine inanıyorum. Biz hala daha teşebbüslere devam ediyoruz. İnşallah sonuç alırız. Alırsak, vatandaşın lehine olur. Alamazsak, ben gayretimi gösterdim; hiç bir Beykozlu'nun bu anlamda benim üzerimde hakkı yoktur. Ben söylemem gerekeni söyledim, yapmam gerekeni yaptım.

Bana her şeyi deyin ama…

( 2B konusunda) siz "etkinlik yapacağım," dediniz, gücüm yettiği kadar destek verdik. Kim yapar bunu?  Dernekler “ gemi kiralayacağız" dediler. Neyse, basın var burada şimdi, ne desek yanlış olur! Bu konuda hiçbir etkinliğinizde sizin arkasından geri kalmadık. Bana her şeyi deyin ama bana, ‘ Başkan, sen burada samimi davranmadın’ demeyin!

Haber: Arzu Başlantı

 

YORUMLAR...