Reklam
'Postmodern münafık Emin Çölaşan'

'Postmodern münafık Emin Çölaşan'

Beykoz Barbaros  Hayrettin Paşa Denizcilik ve Endüstri Lisesi müdürü Fahri Muştu’ya iftira atan Sözcü Gazetesi yazarı Emin Çölaşan’a cevap.

Sözcü Gazetesi yazarı Emin Çölaşan’ın geçtiğimiz günlerde Barbaros Paşa Denizcilik ve Endüstri Lisesi müdürü Fahri Muştu’ya ithafen kaleme aldığı yazıya Rotahaber köşe yazarı Faruk Aksoy’dan tepki geldi.

Rotahaber köşe yazarı Faruk Aksoy’un yazısı;

Fahri Muştu.

Beykoz Barbaros  Hayrettin Paşa Denizcilik ve Endüstri Lisesi müdürü.

Çalışkan bir adam.

Meslek liselerinin dağlar kadar büyük sorunlarına aldırış etmeden, taşın altına elini koymuş, emek vermiş ve bu ülkede tarifi imkansız haksızlıklar içerisinden sıyrılmış, devletinin öngördüğü eğitim anlayışınının misyoneri olmuş, bir gönül adamı...

Gelelim konuya,

Sözcü Gazetesi yazarı Emin Çölaşan, 30 Haziran 2013 tarinde “Milli(!) Eğitim” başlığıyla bir yazı yazdı.

Çölaşan, akıllara durgunluk veren bir iddia attı ortaya.

Bildiğiniz üzere, eğitim sezonu sonunda başarılı olan öğrencilere, karneleriyle birlikte,not ortalamalarına göre takdir, teşekkür gibi çeşitli belgeler veriliyor.

Çölaşan’a göre, Milli Eğitim Bakanlığı, o’ kadar sapıtmış ki, bazı okullarda bu belgelerin adları okul yönetimi tarafından değiştirilmiş ve öğrencilere böyle verilmiş.

“Alın size örnek” diyor Çölaşan ve köşesine, gazetecilik tarihinin en komik, en zavallı ve en sahte belgesini, delil olarak koyuyor.

Barbaros Hayrettin Paşa Denizcilik ve Endüstri Meslek Lisesi müdürü  Fahri Muştu, bakanlık tarafından hazırlanmış ‘Takdir Belgesi’ni değiştirerek, “Allah’ın Takdiri” yazısıyla öğrencilere verdi, demeye getiriyor.

Müdür Bey’i aradım.

“Hocam, böyle bir şey yapmış olamazsınız, sanırım bakanlığın bu tür belgeleri, aynı formla ve aynı övgüyle çıkar, yanılıyor muyum?” dedim.

“Faruk Bey, bizim böyle bir şey yapmaya hakkımız var mı, olur mu böyle şey, bu nasıl bir karalama kampanyasıdır, söyleseler inamazdım, şaşkınlık içindeyim.” dedi.

Nazik ve yorgun sesiyle uğradığı iftirayı anlattı bütün detayıyla.

“10-G sınıfından F.Ü. adlı bir öğrencimiz, kendi kendine böyle bir belge düzenlemiş. Sonra da bir şaka malzemesi olarak Facebook’da paylaşmış. Öğrencimizin paylaşımını diğer arkadaşları yaymışlar ve okulumuz, bu belgeyi düzenleyen bir resmi kurum olarak sayın Çölaşan’ın sayfasına taşınmış.”

“Hocam öğrencinizi çağırıp durumu onunla değerlendirdi niz mi?” dedim.

“Çağırmaz mıyız Faruk Bey, herşeyi anlattı çocuk, şaka için yaptığını söyledi.” dedi.

Tekrar Çölaşan’ın yazısına ve delil olarak koyduğu ‘Allah’ın Takdiri’ belgesine dikkatlice baktım.

Okul müdürü, yazan kısımda herhangi bir imza yok.

Daha da çarpıcı olan kısım sonradan gözüme çarptı.

Okul idaresi tarafından basıldığı iddia edilen mühür  yazısında ‘Darphane Damga Matbaası’ adıyla ilginç bir yerin adı görünüyor...

Durumu  şöyle toparlayacağım sevgili dostlarım,

Bu ülkede on yedi yıl, yerel bölgesel, ulusal bir çok kanalda program yapımcısı-sunucusu ve haber spikeri olarak çalıştım.

Allah şahittir, bir tek gün, ne bir kişinin arkasından dedikodusunu yaptım ne de o kişi hakkında yalan yanlış bildiğim haberin-yorumun içinde bulundum.

Son zamanlarda da RotaHaber’de yazıyorum ve kesinlikle her satırına bir düşünce iklimi eklediğim fikirlerimi sizinle paylaşıyorum.

Bugüne kadar, burada yazdığım yazıların hiçbirinde kişi, kurum, grup, zümre gözeterek, en küçük bir iftira ve suçlamada bulunmadım.

Zaten  buna hakkım da yok.

Fakat bu kez durum çok farklı.

Bir adam, düpedüz, haksız yere kesinlikle siyasi amaçlar uğruna hedef gösteriliyor ve ülkenin gündemine düşürülmek isteniyor.

Bu iftirayı atan adam, dünkü gazeteci değil, bu memlekette yaklaşık olarak elli yıldır yazı yazan, saçı başı ağarmış ama gönlü kararmış  bir adam...!

Sırf senin gibi düşünmüyor diye, sırf alnı secde görüyor diye, sırf küflenmiş diktatoryal kafana uymuyor diye, bir lisenin müdürünü bile gözünü kırpmadan, o’ aşağılık kalemine malzeme yapıyorsun...!

“Bunlar Allah’ın takdirini böyle ayağa düşürdüler” diyerek de ‘postmodern münafıklıktan’ bukleler sunuyorsun...!

Sana, hiç inanmamıştım.

Ve sana hiç inanmamamı sağlayan Fahri Muştu gibi hocalarımın bir kez daha saygıyla hürmetle ellerinden öpüyorum.

Bay Çölaşan,

Biz, Allah’a iman etmiş ve ahiret gününe inanmış insanlarız.

Modernizmin bütün hukukçuları birleşse, senin gibi bir ‘müfteriye’ gerekli cezayı bulamazlar.

Dedim ya, biz bütün hatalarımıza rağmen iman etmişiz.

Biz, zalimlerin cezası için de şüphesiz Allah’ın adresine inanırız.

O’ halde;

“Zalimler ve yalancılar için yaşasın cehennem...”

Faruk AKSOY / Rotahaber

YORUMLAR...