Reklam
Ayşe Nur Kapusuz

Ramazan, Kur’an ayıdır…!

Değerli Kardeşlerim!

İçinde bulunduğumuz ayların sultanı ve rahmet ayı olarak vasıflandırdığımız Ramazan ayında öne çıkan iki husus vardır;bu ayda oruç ibadeti ile mükellef olmamız ve Kur’an’ın bu ayda indirilmiş olması.Biz bu hakikati Allah Teala’nın Bakara suresinin 185.ayetindeki beyanından öğreniyoruz:

“(O sayılı günler),insanlar için bir hidayet rehberi ,doğru yolun ve hak ile batılı ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır.Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa,onu oruçla geçirsin.Kim de hasta veya yolcu olursa,tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun.Allah size kolaylık diler,zorluk dilemez.Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir.”

Ayeti kerime bize bu ayın rahmet ayı oluşunun, alemlere  rahmet olan Peygamberimizin elçiliğinde hidayetin rehberi olan Kur’an’ın indirilmiş olmasından kaynaklandığını gösterir. Mü’minler bu ayda bir taraftan farz oruçlarını tutarken bir taraftan da Kur’anı hatmederek, mukabelelelere katılarak Rasulullah(S.A.V)’in sünnetini canlı tutmaya gayret ederler. Kur’an ile olan beraberliklerini ziyadeleştiriler.

Gündüz tutulan oruçlar,camilerde,evlerde okunan mukabeleler, akşam misafirlerle bereketlenen iftar sofraları,kılınan teravih namazları ve gece kalkılan sahurlarıyla Ramazan ayının çok ayrı bir yeri vardır Müslümanın dünyasında.Bu manevi iklimin  havasını teneffüs etmek ne güzeldir,mü’minler için…Allah Rasulünün “Ramazan ayının kıymetini bilseydiniz bütün bir senenin Ramazan olmasını isterdiniz.”beyanı mucibince mü’minler Ramazan ayını sevinç ve heyecanla karşılayıp hüzünle uğurlarlar.

Bütün bu maneviyatın feyzini artıracak  ve bereketlendirecek  şeylerden biri  de bu Kur’an ayında Kur’an’la olan beraberliğimizin niceliğini artırmaya çalıştığımız kadar da niteliğini artırmaya çalışmamız olacaktır.Mukabeleden mukabeleye koşmak,hatimlerimizi sayıca artırmak yerine takip ettiğimiz bir mukabelenin veya yaptığımız bir hatmin tefekkürle,manasını idrak gayreti ve anladığımızı da hayatımıza uygulama çabasıyla hakkını vermeye çalışmak daha evla olsa gerektir.

Mutasavvıf alim Hasan-ı Basri  diyor ki.”Bizden öncekiler,Kur’an’ı Allah’tan gelmiş bir mektup bilirlerdi.Gece düşünür ,gündüz onuna amel ederlerdi.Siz ise Onun i’rab ve harflerini tashih etmekle(düzeltmekle) uğraşıyorsunuz,emirleriyle amel etmeyi basit buluyorsunuz.”Gerçekten de  bir sevdiğimizden ,bir dostumuzdan mektup gelse ne yapar ne eder onu okur,okuyamıyorsak okutur,bize ne dediğini bizden ne istediğini öğrenir,yapmaya çalışırız.Fakat Kur’anı doğru ve güzel okumaya gösterdiğimiz çabanın çok azını bile onu anlamak yolunda sarfetmiyoruz.Halbuki Kur’an’ı anlamaya çalışarak okumak O’ndaki manaların kalbimize nüfuz etmesine, bizi etkileyip hayatımızı yönlendirmesine vesile olacaktır.Enfal suresinin 2.ayeti kerimesinde “Mü’minler ancak o kimselerdir ki;Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir.O’nun ayetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır.”buyruluyor.

Bugün  elimizin altında Kur’an’ın manasına yolculuk yapabileceğimiz imkanlar bir hayli fazladır; basılı yayınlar(meal,tefsir çalışmaları),sohbetler,dersler…Buna rağmen hala Kur’an’ın manasına,Allah (C.C)nın insanı muhatap aldığı kelamına , söylediği  sözüne meraksız,ilgisiz kalmanın bir mazereti yoktur.Kur’an’ın mübarek lafzı bir zarf ise manası mazruftur.O bizim hayat kılavuzumuz,başucu kitabımızdır.O’nun kudsiyeti ve ona tazimimiz bizi onunla mesafeli kılmamalıdır.O, bize şah damarımızdan yakın olanın bize hitabıdır.Hz.Aişe’nin sevgili Peygamberimiz için ifade ettiği “O yaşayan Kur’an’dır.”sözü mucibince ,nasıl ki Hz.Peygamber ashabının arasında  en sevgili,en muhterem ve her daim kendisiyle beraber olunan oturulup kalkılan,danışılan bir dost idiyse Kur’an’ın ve O’nun açıklayıcısı hadislerin de hayatımızdaki yeri bu olmalıdır;vazgeçilmez bir dost,bir gün görmesek,bir gün sesini duymasak eksikliğini hissedeceğimiz bir dost.

Şimdi de bu Kur’an ayında Kur’an'ı kendi dilinden tanımaya çalışarak,onu nasıl okumamız gerektiğini yine ondan öğrenelim:(bknz.Diyanet İlmi Dergi,Kur’an Özel sayısı,s.235 v.d.)

 1)Kur’an kendini nasıl isimlendirmiştir?

“Gerçekten bu “Kur’an” en doğru olan yola götürür.”(İsra,9)  “Alemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna “Furkan”ı indiren Allah’ın şanı yücedir.”(Furkan,1) “Artık Allah’a,Rasulüne ve indirdiğimiz “Nur”a inanın…”(Tegabun,8)    “Bu ,kendisinde şüphe olmayan “Kitap”tır.Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.”(Bakara,2)       

2)Kur’an kendini nasıl vasıflandırır?

Kur’an Allah tarafından indirilmiş,Cebrail vasıtasıyla vahyolunmuştur.

“Gerçekten o (Kur’an) alemlerin Rabbinin bir indirmesidir.Onu Ruhu’l-emin(Cebrail) indirmiştir.”(Şuara 192-194) 

Kur’an korunmuş bir kitaptır.                         

“Hiç şüphesiz zikri(Kur’an’ı) biz indirdik biz,onun koruyucusu da gerçekten biziz.”(Hicr,9)

Kur’an Arapça olarak indirilmiştir.                                                                     

“Gerçekten biz akıl erdiresiniz diye,onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik.”(Yusuf,2)

Kur’an hikmet dolu bir kitaptır.                                                                                  

“Bunlar o hikmetli kitabın ayetleridir.”(Yunus,1) 

Kur’an’ın benzeri kesin olarak getirilemez

“De ki: Eğer bütün ins ve cin toplulukları,bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansa,-onların bir kısmı bir kısmına destekçi olsa bile-onun bir benzerinin getiremezler.”(İsra,88)

3)Kur’an bizden nasıl bir okuma ister?

Vahye karşı kesin bir inançla, “Bu kitaba inandık .Hepsi Rabbimiz katından gelmiştir.”(Ali İmran,7)

Şeytandan Allah’a sığınarak, “Kur’an okuduğun zaman kovulmuş şeytandan Allah’a sığın”(Nahl,93)

Yaratan Rabbinin adıyla , “Oku seni yaratan Rabbinin adı ile…”(Alak,3)

Vahye kendi bütünlüğü içinde yaklaşarak, “Siz kitabın bir kısmına inanıp,bir kısmını inkar mı ediyorsunuz.”(Bakara,85)  .  “Onlar Kur’an’ı tedebbür ederek(iyiden iyiye düşünerek) okumuyorlar mı?Eğer Allah’tan başkası tarafından gelmiş olsaydı,onda birçok tutarsızlık bulurlardı.”(Nisa,82)

En verimli vakti ayırarak,ağır ağır,düşünerek,”Ey örtünüp bürünen(Peygamber)!Az bir kısmı hariç olmak üzere,geceleyin kalk!....Kur’an’ı ağır ağır,düşüne düşüne oku!(Müzemmil,1-5)

Hayata tatbik etme amacıyla ,”Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler,onu,tilavetinin hakkını vererek okurlar.”(Bakara,121) .”İşte bu Kur’an mübarek bir kitaptır.Onu biz indirdik.Öyleyse ona tabi olun ve Allah’tan korkun ki O’nun rahmetine erebilesiniz.”(En’am,155)

Dindarlığımızın ve Müslümanlığımızın kalitesinin Kur’an’la kurduğumuz bağla doğru orantılı olduğunu hatırımızdan çıkarmayalım.Yüce Mevla  lütuf ve keremiyle  ,Ramazan ayının bereketiyle hepimize  kitabımız Kur’an’ı , tam bir imanla ,şeytani duygu ve düşüncelerden kendisine sığınarak, zihnimizdeki ön yargılardan sıyrılarak,düşünerek,anlayarak ve hayatımıza uygulayarak  okumayı nasip etsin.

Beykoz İlçe Vaizi

Ayşe Nur Kapusuz

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...