Cüneyt Kaya

Kazan kaynamaya (mı) başladı ?

Barışın kolay gelmeyeceğini yıllardır sürmüş fena hatıralar bize çok iyi öğretmişti. Ancak vuslat gününün çok yakında olduğu hayali bile o acı günleri unutturmaya yetmişti. Artık herkes kan dursun istiyordu çünkü akan kanın masuma zararı, zalime karı vardı. Kafasında tilkilerin fink attığı şerirler eski sürecin tabii müdafiiydi. Bir kesim şunu sordu: Çok karmaşık ilişki ağlarının kurulu olduğu, varlığından kaynaklı çok büyük menfaatlerin sağlandığı bir örgütü silah bıraktırmaya ikna etmek bu kadar kolay olabiliyor muydu ? Bu soruya sevkeden kötü tecrübeler, kuşkunun kaynağını oluşturmaktadır.

Belki uzun süreli çalışmaların sonucu bu raddeye varmıştı ilişkiler. Ancak bu saatten sonra gerçekten hedeflendiği sonuca ulaşacak mı esas önemli olan budur. Kapalı kapılar ardında, gizli-saklı tavizlerden bahsetmek ultrakomploculuk olur acizanemce.

Doğu ve G.doğu’ daki ilginç hareketlilik, Kandil’de yaşanan değişiklikler, yapılan sert açıklamalar, Suriye sınırındaki sıcak gelişmeler kuşkuları arttıran taze olaylardan. Bu topraklarda huzurun, barışın neşet etmesini arzulayanlardanım elbette ancak sürecin işleyişinde sanki son zamanlarda genel beklentinin aksi bir seyir sözkonusu.

Gezi Parkı eylemiyle ilgilenen Türkiye barış sürecini ikinci, üçüncü plana attı. Mısır’ da yaşanan olaylar Ortadoğu’ da ve Dünya’ da vizyonunu genişlettiğini söyleyen bir Türkiye’ nin manen müdahil olmasını gerektiren cinsten olduğu için devletin ve her vicdanlı bireyin aklı hep orada kaldı ve haliyle bu süreç yine sessiz sakin devam etti. Ancak görülen o ki uzun bir süre bu sürece odaklanacağız. Çünkü medyada dönen haberler, yorumlar, yansıyan açıklamalar sürecin işleyişine dair bu vakte kadar sıkıntıların olmasa da her an olabileceği kaygısını tetikleyen cinsten. PKK’ nın bölgedeki faaliyetleri düşüncemizi kanıtlamakta.

Kazan kaynamaya başladı mı ? Başka bir mesele de sürecin bundan sonraki yol haritası, sonucunun nasıl olacağı hakkında net bir ifade edişin/tatminkar açıklamanın olmamasıdır. Yoksa süreç akamete mi uğrayacak? Bunu sürecin proaktif unsurlarının yanı sıra akl-ı selim sahibi milletimiz de belirleyecektir.

Bence elini taşın altına koyanlar tatmin edecek şekilde halkı aydınlatmalılar ki ortaya konulacak veriler bizim doğruyu ya da yanlışı ayırtedebilmemize yardım etsin. Aksi takdirde kutuplaşmanın, çok sesliliğin getireceği puslu havayı çok seven kurtlar durumdan vazife çıkarabilirler. Demek istediğim elbette fikirler konuşsun ki hakikat ortaya çıksın ve süreç tam anlamıyla mecrasında aksın. Lakin her kafadan komplo teorileri üretmek maksatlı konuşmalar çıkıyorsa bu da meselenin hüsn ü niyetini zedelemektedir.

Çok hassas dengeler üzerindeki sürecin bu aşamadan sonra tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları sahiplenmeli ki bu gayret topyekun bir hüviyet kazanmalı. Şayet bunu başarırsak güzel günlerin hayali gerçekleşmeye başlayacaktır. Aksini düşünmek istemiyorum  Emre Uslu’nun Taraf’ daki 10.04.2013 tarihli yazısında dediği gibi ‘’ Bize barış projesi diye anlatılan şey bir barış mı yoksa savaş hazırlığı mı, Misak-ı Milli mi yoksa bölme projesi mi bilemem. Ama şundan eminim; barış da bölünme de bizim elimizde...’’ Allah’ ın razı olacağı o birlik, beraberliği elde edebilmek ümidiyle…

Not: Dün Ekşi Sözlük’te Efendimiz(s.a.v) hakkında hakaretamiz ifadeler içeren yorumlar yazılmış. Bildiğim kadarıyla bu site farklı bir tarzla mizah yapmaktaydı(her ne kadar bunu yaparken küfürü de kullanarak becerseler). Ancak fiiller kutsala saygının dışına çıkmaya varacaksa mizaha, sanata, edebiyata, siyasete haddi bildirilmeli. Kimsenin onların ‘kutsalsızlığına’ kötü söz söyleme daha da mühimi küfür/hakaret etme hakkı yok. Fakat aynı saygılı duruşu beklemek de bir Müslüman olarak en doğal hakkımız. Bundan ötürü bir özürle kurtarabilir misiniz paçanızı bilemeyiz ancak Allah’ ın rahmeti boldur arkadaşlar, ümitvar olunuz…

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...