Reklam
Başbakan 2B sorununun çözümü için talimat verdi!

Başbakan 2B sorununun çözümü için talimat verdi!

AB Bakanı Egemen Bağış 2B ile ilgili Beykoz’da konuştu; Başbakanımız maliye bakanımıza çözüm üretmeleri konusunda bazı talimatlar verdi.

Ramazan Ayı Beykoz’da Sokak İftarı ve Gönül Sofraları’nda tüm güzelliğiyle devam ederken 2 bini aşkın ilçe sakini AB Bakanı ve Baş Müzakereci Egemen Bağış’ın konuk olduğu sahur sofrasında bir araya geldi.

Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, katıldığı Beykoz Belediyesi sahur programında, "Beykoz bizim gözbebeğimiz. Beykoz'un bazı sorunları var bunun farkındayız. İnanın bana son bakanlar kurulunda dahi Beykoz'un 2B konusunda yaşadığı sıkıntıları, kapsamlı bir şekilde tartıştık ve bununla ilgili sayın başbakanımız maliye bakanımıza çözüm üretmeleri konusunda bazı talimatlar verdi. Üzerinde çalışıyoruz. İnşallah sizleri de mağdur etmeden ama bu ülkenin imkanlarını da gerçekten israf etmeden, hakkı hak sahibine verecek şekilde bir formül yaratmak için çalışıp çabalayacağız. Müebbet muhalefet mahkumlarının eline bir fırsat geçerse, buraları tarumar ederler. Onun için bu ülkenin istikrarına, bu ülkenin demokrasisine, bu ülkenin kalkınmasına, bu ülkede adaletli bir şekilde milletin iradesinin güçlü olmasına hep beraber sahip çıkmamız lazım." dedi.

Belediyenin sahur programına, Bağış'ın yanı sıra, Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek, Beykoz Kaymakamı Süleyman Erdoğan, Beykoz Müftüsü Hüseyin Demirtaş, AK Parti Beykoz İlçe Başkanı Adem Sefer, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri, AK Parti kadın ve gençlik kolları üyeleri ile Beykozlu vatandaşlar katıldı.

Çelikbilek: “İstanbul’un gözbebeği olan Beykoz, Türkiye’nin de gözbebeği olacak.”

Beykoz Müftüsünün sahur duasıyla başlayan programda Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek ”Bir taraftan bayram sevinci diğer taraftan da Ramazan’ı uğurlamanın üzüntüsü içerisindeyiz. Bakanımıza yoğun programı arasında bize ayırdığı zaman için çok teşekkür ediyoruz.  İstanbul’un göz bebeği olan Beykoz, inanıyorum ki Türkiye’nin de göz bebeği haline gelecektir. Başbakanımız, devlet bakanlarımız, ilçemizin sorunlarına  en az bizim kadar hakimler. Bu konuda ciddi adımlar atılıyor. Hükümetimiz, özel proje 2B alanlarında çok cömert davrandı. Bu konularla ilgili tekliflerimize ve sorunlarımızla ilgilenen Sn Başbakanımıza, bakanımıza çok teşekkür ediyor, birlikte nice ramazanlara ve bayramlara ulaşabilmeyi diliyoruz.” dedi.

Kaymakam Erdoğan: “Beykoz Bir Dönüm Noktası’nda”

Beykoz’un gerçek bir dönüm noktasında olduğunu ifade eden Beykoz Kaymakamı Süleyman Erdoğan ise: “Beykoz kalkışa hazırlanan uçak gibi diyoruz. İlçe imar ve geleceğe hazırlanma, konusunda bir dönüm noktasında. 200 yıllık geçmişi olan camı yeniden Beykoz’un gündemine getirmek istiyoruz. Beykozluların proje ve fikir olarak katkı sunmalarını bekliyoruz.” şeklinde konuştu.

AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk ise dünyadaki Müslümanların içinde bulunduğu kötü durumlarından söz ederek, Türkiye'nin Müslüman ülkeler için çaba harcadığını kaydettikten sonra, "İstiklal Savaşı sırasında Mauritius, Hindistan, Pakistan gibi ülkelerde yaşayan Müslüman kadınlar kollarındaki bilezikleri çıkarıp göndermişlerdir" dedi.

Egemen Bağış: "Hayatımın sonuna kadar unutmayacağım bir sahur yaşadım"

Bakan Egemen Bağış ise Beykoz Belediye başkanına bu programdan dolayı teşekkür ettikten sonra, "Ben de bu mübarek sahur sofralarında sizlerle birlikte olmaktan, lokmamızı paylaşmaktan ama hepsinden önemlisi Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan Beyefendinin selamlarını size getirmiş olmaktan onur duyuyorum" diyerek, şöyle devam etti:

"Eskiden büyüklerimizin bir sözü vardı 'Nerede o eski ramazanlar nerede o eski bayramlar' derlerdi. Hamdolsun Yücel abimiz gibi ilçe belediye başkanlarımız, Kadir abi gibi büyükşehir belediye başkanımız, artık o eski ramazanları aratmayan, güzel sofralar kurmaya başladılar. Ramazanın ilk gecesinden itibaren, her akşam bir başka ilçemizde iftarımızı yaptık, sahur programlarında sizlerle birlikte olduk. Bu ramazandaki gördüğüm coşku, heyecan, birliktelik beni çok duygulandırdı. Diyeceksiniz ki; 'biz hep iftarları birlikte yaptık.' Eskiden kapalı salonlarda, otellerde sivil toplum kuruluşlarımızın, derneklerimizin iftarları olurdu ama aynen sevgili peygamberimizin o güzel anlamlı iftar ve sahur sofralarında olduğu gibi, İstanbul'un her köşesinde, her ilçesinde de hatta Türkiye'nin birçok ilinde de mahallenin zengini fakiri, genci yaşlısı, Kürt'ü, Türk'ü, Çerkez'i, Laz'ı, Boşnak'ı, Zaza'sı hep birlikte aynı sofrayı paylaşıyor, muhabbeti paylaşıyor, kardeşliği paylaşıyor ve sadece belediyemizin ikram ettikleriyle değil de evde ne yapmışsa onu da getirip komşusuyla paylaşıyor ve orada gerçekten ayrı bir hava ortaya çıkıyor."

"Çözüm süreci bu ramazanda, kendini iftar ve sahur sofralarında tezahür etti"

Çözüm sürecine değinen Bağış, "Bizim aylardır anlatmaya çalıştığımız bir çözüm süreci var. Aslında bu çözüm süreci inanın bana bu ramazanda kendini iftar ve sahur sofralarında tezahür etti. Çözüm sürecinde, 'bu ülkede kardeşlik dokusunu güçlendireceğiz' dedik. Ülkeler kardeşlikle bölünmez, kalleşlikle bölünür, kalleşliğe son veriyoruz, Demokrasi dedik ve ramazanda da hamdolsun bunun bereketine kadar gördük" diyerek, şöyle devam etti:

"Çok şükür bu sene Türkiye, ramazanı dolu dolu yaşıyor. Eskiden, teravihlere gittiğimiz zaman saflarda daha çok büyüklerimizi yaşlılarımızı görürdüm ama şimdi yavrularımızı, gençlerimizi, çocuklarımızı, büyüklerimizin arasında daha da çok camileri doldurmuşken görüyorum. Bu da beni umutlandırıyor. Çünkü biz 10 saat ötesini göremeyen bir Türkiye'den 100 yıl sonrasının planlarını yapan bir Türkiye'ye geldiysek, geleceğe emin adımlarla yürüyebilmemiz, gelecekle ilgili planlarımızı gerçekleştirecek gençlere güvenebilmemiz gerekiyor. Kimileri X nesli, yok Y nesli gibi bir takım sıfatlandırmalar yapadursun gümbür gümbür bir Ak gençlik geliyor. İnançlı, kararlı, Türkiye'nin geleceğinden umutlu, çok farklı bir nesil ortaya çıkıyor. Artık ellerine silahlar bıçaklar verilen değil, tablet bilgisayarlar verilen ama kendi değerleriyle de barışık yepyeni bir nesil geliyor. İşte bu da bizi umutlandırıyor."

"Beykoz'un 2B konusunda yaşadığı sıkıntıları kapsamlı şekilde tartıştık"

Beykoz'un 2B konusundaki sıkıntılarına da değinen Bağış, şunları söyledi:

"Beykoz bizim gözbebeğimiz. Beykoz'un bazı sorunları var bunun farkındayız. İnanın bana son bakanlar kurulunda dahi Beykoz'un 2B konusunda yaşadığı sıkıntıları, kapsamlı bir şekilde tartıştık ve bununla ilgili sayın başbakanımız maliye bakanımıza çözüm üretmeleri konusunda bazı talimatlar verdi. Üzerinde çalışıyoruz. İnşallah sizleri de mağdur etmeden ama bu ülkenin imkanlarını da gerçekten israf etmeden, hakkı hak sahibine verecek şekilde bir formül yaratmak için çalışıp çabalayacağız. Bu süreçte birbirimize sahip çıkmamız lazım. İnanın bana müebbet muhalefet mahkumlarının eline bir fırsat geçerse, buraları tarumar ederler. Onun için bu ülkenin istikrarına bu ülkenin demokrasisine, bu ülkenin kalkınmasına bu ülkede adaletli bir şekilde milletin iradesinin güçlü olmasına hep beraber sahip çıkmamız lazım. Önümüzdeki yıl Türkiye 3 seçim yaşayacak. Bu 3 seçim 2015'ten sonra Türkiye'yi ya şaha kaldıracak ya da son 11 yılda yaptıklarımızın teker teker geriye dönmesine vesile olacak. Onun için gelin bir olalım, iri olalım, diri olalım ve bu ülkeyi şaha kaldıralım. 2023, 2053, 2071 hayallerimizi hep birlikte gerçekleştirelim. İnşallah bu ülkede bir daha milleti hor görenlerin millete zulmetmesine izin vermeyelim."

"Türkiye 2023'te dünyanın en güçlü 10 ekonomisinden biri olacak"

Türkiye'nin 2023 yılında dünyanın en güçlü 10 ekonomisinden biri olacağını ifade eden Bağış, şunları söyledi:

"Allah izin verirse ecdadın peygamberimizin müjdesine nail olup, bu şehri fethedişinin 600. yılında 2053 yılında İstanbul dünyanın en görkemli şehri olacak. İnşallah 2071 yılında ecdadın Anadolu'ya gelişinin 1000. yılında bu ülke çok ama çok farklı bir noktada olacak. Değerli kardeşlerim bunu sadece biz görmüyoruz, tabi bütün dünya görüyor. Bundan da aslına biraz rahatsız oluyor. Bakın Mayıs 2013 belki de bu ülkenin tarihindeki en başarılı ayımızdı. 2 ay evvel Mayıs ayında neler oldu. Şöyle bir hatırlayalım. İktidara geldiğimizde devlet borçlanırken yüzde 63 ile borçlanıyordu. Yani devlet 100 lira borç alıyordu, 1 yıl sonra karşılığında 163 lira ödüyordu. Faiz oranları 4,6 ya düştü. Yani devlet 100 lira borç alıyor, 1 yıl sonra 104 lira 63 kuruş veriyor. Aradaki 58 lira sizin cebinizde kaldı. O para faiz lobisinin rant şebekelerine gitmedi. İşsizlik oranları Mayıs 2013'te, üyesi olmaya çalıştığımız AB ortalamasının yarısına düştü. 8.8'e kadar geriledi. 3. bir köprüyü yapabilir miyiz, bütçe ve imkanımız var mı diye düşünürken, bir Türk şirketi yanına aldı bir İtalyan firmasını bir de Kore firmasını, 'ben o köprüyü devlete sıfır maliyette yaparım, işletir devletime hediye ederim' dedi. Acaba 3. bir havaalanını yapabilir miyiz, 'İstanbul'a Sabiha Gökçen ve Atatürk Havalimanı yetmiyor' dedik. Türkiye'nin önde gelen 5 büyük inşaat şirketi; 'Biz bu havaalanını yaparız. 10 milyar avro üstünde para harcarız. Bize alanı verin o alan içinde devlete önümüzdeki 25 yıl için o sıfır maliyetin üzerine 30 milyar avro da kira öderiz.' dedi. Cumhuriyet tarihinde hiç bir Türk siyasetçiye gösterilmeyen ilgi ve alaka ile başbakanımız Beyaz Saray'da ağırlandı Mayıs 2013'te. AB konsey başkanı, AB tarihinde ilk defa ülkemize resmi ziyaret yaptı. Değerli kardeşim hani bir reklam vardı; 'Bu Türkler de çok oluyor yav!.' İşte onu bütün dünyaya dedirttiğimiz bir ay oldu Mayıs 2013. Biz kimseye verdiğimiz rahatsızlık için özür dileyecek değiliz. Bu millete sevdalıyız. Bu millet her şeyin en güzeline layık, en iyisine layık, Biz çalışmaya devam edeceğiz. Bu ülkedeki müebbet muhalefete mahkum olmuş zihniyetler laf üretmeye devam etsin, biz iş üretmeye devam edeceğiz."

"Türk polisinin çadır yaktığını hatırlayan var mı ?"

"Mayıs ayının son günü, bir Cuma sabahı Taksim Gezi Parkı'ndaki 4 ağaç üzerinden bir rüzgar koparıldı" diyen Bakan Bağış, şöyle devam etti:

"Şimdi burada bir dost meclisindeyiz. Hepimiz elimizi vicdanımıza koyalım, buradaki polis kardeşlerimiz de kusura bakmasınlar. Bizim polisimizin bazen duygusallaşabildiği olabilir, bazen biber gazında tazyikli suda, muhabbette, ileriye gittiği zamanlar olabilir. Fakat içinizde Türk polisinin çadır yaktığını hatırlayan var mı hiç? Böyle bir geleneğimiz var mı? Hani polistir bazen sever bazen başka şeyler yapar, bunları hep gördük yaşadık bu ülkede ama benim polisim benim zabıtam çadır yakmaz. Neden acaba o gün bir çadır yakıldı. Şu anda o didikleniyor, inceleniyor, çünkü ondan 6 ay öncesinden başlayan bir mekanizma var, bakın dünyanın en iyi bombasını yapın eğer fitilini ateşleyemezseniz o bomba bir işe yaramaz. Ateşleyecek bir kıvılcım lazım. İşte o çadırın yakılması aslında daha evvel, 6 ay evvel kurulan bir düzeneğin ateşlenmesiydi. Çadırın yakılmasıyla bir anda Türkiye'de birileri ortalığı birbirine katt ve ne tesadüftür ki 24 saat içerisinde sadece İstanbul'un Taksim'inde değil her yerde gösteriler başladı. Sadece İstanbul'da da değil, Türkiye'nin 78 ilinde eşzamanlı gösteriler başladı, Sadece Türkiye'de değil, dünyanın ayrıca 30 farklı şehrinde de gösteriler başladı. Ne tesadüf ki bütün bu gösterilerde aynı sloganlar kullanıldı, aynı pankartlar açıldı, hepsinde hazır ses teçhizatı megafonlar vardı, hepsinde hazır kurulu, ameliyat yapacak kadar donanımlı revir çadırları vardı. Hepsinde de iletişimi programları sağlayan özel cep telefonları, telsizler vardı. Bir anda birileri 'mesele 3-5 ağaç meselesi değil, anlamadınız mı?' diye mesajlar atmaya başladı. Ben de buradan bu sahur sofrasından diyorum ki, mesele karın doyurmak değil anlayamadınız mı?"

"Recep Tayyip Erdoğan'ı indirmeye kalktılar"

Türkiye'nin üzerine pis bir oyun oynanmak istendiğini belirten Bağış, "Bu Türkiye'yi büyük bir çadır olarak düşünün. Dediler ki; biz çadırın ortadaki direğini yıkarsak, diğer direkleri zaten zaman içerisinde eleriz. Tek bir direği hedeflediler. Recep Tayyip Erdoğan'ı indirmeye kalktılar. Fakat bu millet ne dedi ? Benim güzel insanım ne dedi ? 'Ben bu filimi daha evvel gördüm' dedi. 'Siz ki Menderes'i astınız, Özal'ı zehirlediniz. Recep Tayyip Erdoğan'ı yedirtmem' dedi. Ankara'nın Sincan'ı, İstanbul'un Kazlıçeşmesi, Kayserinin meydanı, Erzurum'un meydanı, Samsun'un meydanı, Türkiye'nin dört bir yanı, şaha kalktı, 'ben, demokrasimi sana yedirtmem' dedi. 'Ben, demokratik yollarla iktidara getirdiğim biri varsa, yanlış yaparsa ben indiririm. Seneye 3 seçim birden var. Sana düşmez o iş' dedi. 'Ben bu millete hizmet edenleri de unutmam' dedi. Bu millet ki hala Menderes adını duyduğunda, hala Özal adını duyduğunda Fatiha okur, kendine hizmet edeni, kendi derdiyle dertleneni hiç bir şekilde yarı yolda bırakmaz, hamdolsun bırakmadı, Allah sizlerden razı olsun. İnanın bana ortaya koyduğunuz net duruş, bizim çalışma azmimizi arttırdı. Biz bu yola çıkarken genel başkanımız ile birlikte zaten kefenimizi alıp çıktık. Zaten ailelerimizle sevdiklerimizle helalleşip bu yola çıktık. Çünkü biz statükoya meydan okuyarak bu yola çıktık. Biz bu ülkede bulanık suda balık avlayanların kurduğu düzenekleri bozacağız diye yola çıktık. Biz bu ülkede artık kendi milletine 'bidon kafalı' diyen, 'göbeğini kaşıyan' diyen hor görenlere meydan okumak için siyasete atıldık. Bu yolda önce Hakka, sonra size, halka güvendik. Her sıkıştığımızda, her sorun yaşadığımızda sizin limanınıza sığındık" ifadelerini kullandı.

Bağış, "Değerli kardeşlerim, hamdolsun bu yolda bizi bugüne kadar hiçbir zaman yalnız bırakmadınız. Bize 'sizin genel başkanınız milletvekili olamaz' dediler, biz yolumuza devam ettik. Bize, 'siz hükümeti kuramazsınız' dediler, yolumuza devam ettik. Bize, 'siz cumhurbaşkanı seçemezsiniz' dediler, yolumuza devam ettik. Biz 'sizin partinizi kapayacağız' dediler, biz yolumuza devam ettik. Bize meydan okumaya kalktılar. Bize muhtıralar hazırlamaya kalktılar biz yolumuza devam ettik. Bize darbe girişimlerinde bulundular, biz yolumuza devam ettik. Bugünden sonra da bu memleketi kimseye yedirtmeyiz" dedi.

"Bu CHP ki gülü sevmez, dikenine hiç katlanmaz"

CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığına da değinen Bağış, "Şimdi Yücel başkanım gibi belediyecilik hizmetleriyle kendini ispat etmiş değil ama şov yapmakta gerçekten tatlı bir mahareti olan bir ilçe belediye başkanı, CHP'nin Büyükşehir Belediye Başkan adayı olabilmek için yanıp tutuşuyor. Çıkmış diyor ki, 'Ekim ayı devrim ayıdır.' Değerli kardeşlerim, hiç heveslenmesin, bu millet oyunu gördü, oyunu bozdu. Bundan sonra öyle bu milletin eğer gerçekten gönlünü kazanmak istiyorsanız, önce millete saygı duymayı öğrenin. Milletin değerlerine hakaret etmemeyi öğrenin. Hele o kardeşimize ben buradan Beykoz'dan bir hatırlatmada bulunacağım; 'Bu CHP ki gülü sevmez, dikenine hiç katlanmaz. Sen boşuna heveslenme arkadaş' diyerek Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'e göndermede bulundu.

"Türkiye'de beceremediklerini Mısır'da maalesef başarıyorlar"

Bakan Egemen Bağış sözlerine şöyle devam etti:

"Bunlar öyle provokatör ki, bugün bir tane kendini bilmez, sırf Türkiye'yi karıştırmak için, sevgili peygamberimizi küçümsemeye kalkacak mesajlar atıyor. Değerli kardeşlerim biz Türkiye'de de Avrupa'da da dünyanın neresinde olursa olsun, değerlerimize, inançlarımıza, kutsallarımıza hakaret etmeye kalkanlara hak ettikleri cevabı, münasip cevabı münasip şekilde veririz. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Meydanı boş bırakmayız ama bu provokatörlerin bu ülkede aynı Mısır'da yaptıkları gibi kardeşi kardeşe düşürme çabalarına da hepimizin son derece teyakkuzda olmamız, itidalle yaklaşmamız gerekir. Çünkü bunların derdi başka, bunların derdi bu ülkede huzursuzluk, istikrarsızlık yaratmak. Bunları derdi bu ülkede ekonomik buhran çıkarmak, onun için biz çok akıllı olacağız. Bakın Türkiye'de beceremediklerini Mısır'da maalesef başarıyorlar.

Mısır ki 70 yıl diktatörlerin iki dudağı arasında inim inim inledi. Demokrasiye geçeli 1 yıl oldu. Yüzde 52 oyla seçilen bir cumhurbaşkanı yüzde 65 oy oranı ile kabul edilmiş bir anayasa tarumar edildi. Kendi atadığı milli savunma bakanı cumhurbaşkanına darbe yaptı. Kendi atadığı anayasa başkanı gitti koltuğuna oturdu."

"Mısır'daki darbeye 'darbe' diyemediler"

"Değerli kardeşlerim, sevelim sevmeyelim, kızalım kızmayalım, Adeviye Meydanı'ndaki Mısırlılar ne kadar kardeşimizse, kandırılmış bir şekilde Tahrir Meydanı'nda gösteri yapanlar da yine bizim Müslüman kardeşlerimizdir" diyen Bağış, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Benim kızdığım Tahrir'dekiler değil, Adeviye ile Tahrir'dekileri birbirine düşürmek isteyenler. Bakın, Allah korusun Mısır'da bir iç savaş çıkarsa en çok Mısır kaybeder. Sonra da Türkiye. Çok ama çok üzülür. Çünkü Mısır deyip geçmeyin, İslam dünyasının entelektüel birikiminin en yüksek olduğu ülkelerden bir tanesidir. 80 milyon nüfusuyla gerçekten çok önemli bir ülkedir. Ortadoğu'nun, Arap dünyasının merkezidir. Biz üzülürüz diyoruz ama maalesef Mısır'daki bir çatışmadan, Mısır'daki sabah namazını eda ederken 60 kişinin katledilmesinden sadece ve sadece demokrasiye sahip çıktıkları için darbeye sivil bir itaatsizlikle şiddet içermeyen bir eylemle 'hayır' dedikleri için, 200 kardeşimiz orada katledilirken bizim içimiz yandı, yüreğimiz yandı. Bundan mutlu olan ülkeler ve toplumlar da oldu. Maalesef benim demokrasi münafığı olarak adlandırdığım bazı Batılı ülkeler de çok acıdır bazı İslam ülkeleri de Mısır'daki darbeye 'darbe' diyemediler. Darbeye 'darbe' diyemeyenler, vahşete de 'vahşet' diyemediler.

İşte bu yüzden arkadaşlar bu ülkenin demokrasisine sahip çıkmamızın, milli iradeye sahip çıkmamızın, bu ülkenin seçilmiş başbakanına, Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a sahip çıkmamızın ne kadar önemli olduğunu Mısır'da yaşanan olaylar bir kez daha ortaya koyuyor. Onun için birbirimize sıkı sıkı sarılmamız lazım, madem ki ramazanın kelime anlamı 'ateşi yutan' demek. Biz sadece kendi ateşimizi değil, başkalarının ateşini de yutmak zorundayız. Madem ki bizim değerlerimizde 'komşusu açken tok yatan bizden değildir' anlayışı var, dünyanın neresinde bir aç varsa gidip onu bulup doyurmak bizim boynumuzun borcudur dedik. Bu sene Türkiye ilk defa kendi vatandaşları dışındaki insanlara yardım götüren ülkeler içerisinde dünya 4.sü oldu. ABD, 28 ülkenin ortak bütçesiyle AB ve İngiltere'den sonra Türkiye 4. sıraya çıktı. Bugün Somali'de de Metin kardeşim söyledi, daha yeni şehit verdik orada, Arakan'da da, Gazze'de de, Pakistan'da da Suriye'de de, Mısır'da da hamdolsun Türkiye'ye şükreden milyarlarca insan var. Bakın Kahire görüntülerine, sayın seçilmiş cumhurbaşkanı Mursi'nin dışında sadece bir liderin fotoğrafını görürsünüz, o da sizin başbakanınız Recep Tayyip Erdoğan. Neden biliyor musunuz ? Çünkü onun liderliğinde Türkiye dünya mazlumlarının ve mağdurlarının umudu ve zalimlerinin kabusu haline geldi. Çünkü dünyaya bir 'one minute' akordu çekti ve herkesi hizasına soktu. İşte bundan rahatsız oluyorlar. Bu yüzden 'AK parti kalsın ama Tayyip Erdoğan gitsin' demeye getiriyorlar. Yemezler arkadaş, biz bu yola beraber çıktık, o nereye biz oraya."

"Hayatımın sonuna kadar unutmayacağım bir sahuru yaşadım"

Necip Fazıl'ın, "Stadyumlar ne zaman bir maç için değil de bir dava sevdasıyla dolarsa, bilin ki kurtuluş günüdür" sözünü hatırlatan Bakan Bağış, "Hamdolsun biz Beykoz Belediyesi'nin önündeki meydanı, bir sahur sofrasında sabahın 4'ünde, bu coşkuyla doldurabiliyorsak, Türkiye kurtuldu. O vicdan tatiline çıkan demokrasi münafıkları ne yaparsa yapsın, iş işten geçti, milletin iktidarı yürüyor. Biz sizlerle gurur duyuyoruz, Allah sizlerden razı olsun" dedi.

Hayatının sonuna kadar unutamayacağı bir sahuru yaşadığını belirten Bağış, Ramazan'ın son 8 günü içerisinde olduklarını ve belki de Kadir Gecesinin sabahında olduklarını hatırlatarak, "Mısır'daki, Suriye'deki, Arakan'daki, Somali'deki, dünyanın dört bir yanında acı içinde kıvranan kardeşlerimizi dualarınızda ihmal etmeyin" diye konuştu.

Osmanlı'daki "diş kirası" geleneğini hatırlatan Bakan Bağış, "Yücel abimiz de bize diş kirasını da hazırlamış. Her birimize birer bardak, birer anı yaptırmış. Allah razı olsun" ifadelerini kullandı.

Konuşma sonrasında Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek, Egemen Bağış'a bir vazo hediye etti.

YORUMLAR...