Reklam
Sueda Muradoğlu

İnsanlık üzerine... İnsan üzerine...

Felsefe yapmak değil niyetim, zaten haddim de değil! Benimkisi dost sohbeti; dost meclisi; içten geldiği gibi, sıcak, samimi…

……

Mucizevî bir varlıktır insan, ancak bu mucizevî oluşu yalnız biyolojik üstünlüğünden gelmez…

İnsan yaratılmış varlıkların en üstünü, en şereflisidir…

Peki ya ‘insanlık’ ???

İnsan dediğimizde ne kadar somut ve mükemmel bir makine geliyorsa aklımıza; ‘insanlık’ dediğimizde bir o kadar duyulardan uzak, soyut kavramlar doluşur aklımıza…

Sevinç, mutluluk, hüzün, keder, merhamet, sevgi, vefa….. AŞK!!!

Ve daha niceleri…

Tüm bu ve benzeri kavramlar inşa eder ‘insanlığı’! İşte bence mucize odur ki; ‘insan’ gibi mükemmel bir makineye, ‘insanlık’ denen naif giysi giydirilir ve ortaya çıkan şey; ‘’ Allah’ın yeryüzündeki Halifesi’’ olur…

Yüce Yaratıcımızın kendi layık gördüğü unvandır bu, hep gurur duymuşumdur bu yakıştırmayla. Bir gün bir yerde okumuştum; ‘Başınız hep dik yürüyün’ diyordu yazar, ‘eğilmeyin! Allah’ın halifesi ancak Allah’ın önünde büker boynunu, gayrısı yakışmaz’…

O günden sonra biraz daha dikleşti omuzlarım ve başım!!!

….

Diğer bir taraftan da, bu ‘insanlık’ denilen giysiyi giymeden de tam bir insan olmanın imkânı yoktur bu dünyada! Zira her olgu gibi insanlığın zarafeti de aksiyle tecelli edebilir ne yazık ki! Zulüm, kin, nefret, intikam, haset, ikiyüzlülük, içten pazarlıkçılık… 

Ve her hatırladığımda Darwin’i bir kez daha hayırla (!) yad ettiğim ‘Güçlü güçsüzü ezer’ gerçeği…

Maalesef öyle bir zamanda yaşıyoruz ki; elinde ‘güç’ olan adalet dağıtmak yerine, şahsi çıkarlarını adalet terazisi olarak kullanıyor çoğu zaman! Kefeler hep güçlünün tarafında ağır basıyor nedense! Ve nedense kimse ayarını tutturup dengeye getirmek istemiyor terazisini!

İlahi düzenin adaletinden şüphemiz yok, yok olmasına da; ‘neden’ diyor insan???

Neden bu naif, bu kıymetli giysi böyle yitirdi değerini gözlerde??? 

Neden eskisi gibi kırk yıl hatırı olamıyor kahvelerin, neden merhamet edemiyoruz bizden güçsüzlere, neden bir selamı çok görüyoruz; bir gün işimize yarama ihtimali olmadığını düşündüklerimize…

Ve en derinden üzüldüğüm; neden ‘vefa’ duyamıyoruz; artık çoktan gitmişlere…

Sevgiyle…

Reklam

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...