Reklam
Beykozlularla 'Kafa Dengi' muhabbet

Beykozlularla 'Kafa Dengi' muhabbet

Kanal 24’de yayınlanan “Kafa Dengi” adlı programla geniş kitleler tarafından takip edilen Selahattin Yusuf ve Tarık Tufan Beykozlularla buluştu.

Kanal 24’de yayınlanan “Kafa Dengi” adlı programla geniş kitleler tarafından takip edilen Selahattin Yusuf ve Tarık Tufan felsefi, edebi ve güncel konularda dikkat çekici görüşlerini ilçe sakinleriyle paylaştılar.

Açılış konuşmasını yapan Tarık Tufan katılımcılarla ne okumaları, dil, edebiyat ve hedeflerinde nasıl yollar izlemeleri konusunda fikirlerini paylaştı.

Selahattin Yusuf ise edebiyat, dilin kuralları ve var oluş sistemi gibi soyut konuların yanı sıra, kitap ve kapak tasarımları gibi somut konulara da değindi.

Demokratikleşme Paketinin Dile Yansıması

Demokratikleşme paketinin açılımı ile ilgili tespit ve gözlemlerini de aktaran yazarlar, dil üzerinden giderek yabancı kelimelerin yazı karakterleriyle, kendi eserlerimizi yazabilmenin zorluğunu dile getirdiler.

Selahattin Yusuf konuşmasında dilin yansımalarından bahsederek, “Bir kültürün varoluşu, otantikliği, özü, o toplumun ilişkisi, siyaseti, ekonomisi ve her şeyine sirayet eden bir kaliteler malzemesi sunar. Eğer o toprağın suyu yani dili kurumuşsa, ondan çok leziz ürünler ve meyveler bekleyemeyiz. Bazı kitapların içeriğinde yazar, bu kitapta 1000 – 2000 kelime hazinesi var diye belirtir. Burada 1000 kelimelik kitap, size konuşmayı öğretir. Fakat 10 bin kelimelik bir kitapla, toplam kalitesi artmış bir insan olursunuz. Bu kadar köklü ilim, irfan düşünce geleneği olan bir toplumda 100 kelime ile konuşamayız. Kendimize yeni var oluş konuları seçmek durumundayız. Verilen eserler, bizim edebiyatımızda hakikatte yerini bulabilecek mi? Buna kafa yoralım. İyi edebiyat bizim tefekkür ve hayal dünyamızı pekiştirir. Ancak o zaman yeniden var olabiliriz” dedi.

İyi Edebiyatın Peşinde Olmalıyız

Tarık Tufan, dünya edebiyatına mal olmuş yazar Dostoyevski’den örnekler vererek, “Dostoyevski, modern psikolojinin tüm zihin kanallarını açan romanlar yazmıştır. Hayat, onu taklit eder. Birisi bir şeye kafa yorduğu zaman, edebiyat ve felsefe yapma, icat çıkarma deriz. Yeni gelişmelerin önünü hemen tıkamış oluruz. İyiye kafa yormak, bizi iyi edebiyata, sinemaya, estetiğe, felsefeye götürür. Okul yıllarımızda ‘bunlar bizim ne işimize yarayacak?’ diye düşünmeyelim, hiç de öyle değil. Konuştuklarımız, düşüncelerimiz ve merak gelişirse, 100 +2 kelime bile hayat kurtarır. O halde kelime hazinemizi geliştirmeliyiz” diye konuştu.

Türkiye’de Tartışma Zeminleri Ahlaki Değil Politik Zeminlerdir  

Tarık Tufan, şu an pakete eklenen Q harfinin aslında alfabede eskiden de var olduğu, ancak yazım zorluğundan kullanılmadığı hakkında analizlerini de sundu. Anadilimizin ne kadar zengin olduğundan bahseden Tufan, “Dilimiz kelime olarak ne kadar daralırsa, düşüncemiz de o kadar daralır. Türkiye’de tartışma zeminleri maalesef ahlaki boyuttan çıkıp, politik zeminlerde yerini buluyor. Yeni sistemler bizi daha çok batıya yönlendiriyor. Doğu, gizli kalmış bir hazine diyoruz. Ünlü oryantalist Edward Said “Doğu, neredeyse batı icadıdır” diyerek, doğuyu batılı aydınların eserlerinden tanıdığımızı belirtiyor. Bizim gerçek doğuyu keşfetmemiz gerekiyor. Yeni açılımlarla, getirilen yeniliklerle doğuyu ve batıyı daha iyi anlamaya yönelik, kendimizi geliştirmeliyiz” dedi.

Aynı zamanda bir senarist olan Tarık Tufan 2009 yılında Uzak İhtimal filmiyle İstanbul Film Festivali’nde “En İyi Senaryo” ödülü kazanırken, bu yıl da Yozgat Blues filmiyle Altın Koza Film Festivali’nde “En İyi Senaryo” ödülü aldı.

Reklam

YORUMLAR...