Kız kardeşi Beykozlu Orhan Veli'yi anlattı

Kız kardeşi Beykozlu Orhan Veli'yi anlattı

Edebiyatımızın büyük ismi, Garip akımının öncüsü Beykozlu şair Orhan Veli bu dünyadan ayrılalı tam 63 yıl oldu .

Beykoz Orhan Veli veda edeli bugün 63 yıl oldu. Edebiyatımızın büyük ismi, Garip akımının öncüsü şair, 36 yaşındayken veda etmişti hayata. Geride herkesin hayatında farklı izler bırakan şiirleriyle..

“Biliyorum, kolay değil yaşamak, ama işte, bir ölünün hâlâ yatağı sıcak, birinin saati işliyor kolunda. Yaşamak kolay değil kardeşler. Ölmek de değil. Kolay değil bu dünyadan ayrılmak.” Orhan Veli bu dizeleri ne zaman yazdı bilmiyoruz. Fakat bu dünyadan ayrılalı tam 63 yıl oldu. 36 yaşındayken veda etti hayata. Geride tek bir isim kaldı: kız kardeşi Füruzan Yolyapan. Orhan Veli’nin ‘Fırfırım’ diye sevdiği kardeşi 89 yaşındaki Yolyapan “Acı unutulmaz. Orhan ağabeyim dün ölmüş gibi hissediyorum. Bu nedenlerle fazla yaşıyorum. Ama kimse konuşmasın mı istiyorsun Orhan Veli’yi derseniz o da daha fena” diyor. Yolyapan, AKŞAM’a ağabeyiyle ilgili bilinmeyenlerini ve anılarını anlattı.

DRAM OYNUYORUZ NE GÜLÜYORSUNUZ? 

Beykoz’da yaşıyorduk. Arkadaşlarıyla tiyatro oynarlardı. 30-40 kişi sandalyelerini alıp oyun izlemeye gelirdi. Bir gün dram oyunu oynuyorlarken sahne çöktü. İnsanlar gülmeye başladı. ‘Ne gülüyorsunuz biz burada dram oynuyoruz; hem oyun, hem olay dram’ dediler. Gülüşme oldu. Moliere oynuyorlardı. Ciddi oyunlar oynarlardı.

KONVOY HALİNDE KAYIK SEFALARI 

Balık tutmayı çok severdi. Kayığımız vardı. Beykoz’da bir yalımız vardı. Ahmet Mithat Efendi’nin yalısı ile aynı hizadaydı. O zaman yalıda oturmak lüks değildi. Ben çok küçük yaşta bile kürek çekerdim. Annemi Paşabahçe’ye götürürdüm. Yeniköy’e, Bebek’e konvoy halinde giderdik. Orhan ağabeyim balık tutmayı çok severdi, beni de balığa götürürdü.”

NE VAKİT ŞİİR YAZDIĞINI HİÇ BİLEMEDİK 

Ne vakit şiir yazdığını hiç bilmedik. Bitirdiği zaman getirip okurdu. Ben en çok 'Açsam Rüzgara Yelkenimi' şiirini severim. Ama ağabeyimi çok sevdiğim için hep güzel gelirdi. Bir de rubaisi var: ‘Ömrün o büyük sırrını gör bir bak da, bir tek kökü kalmış ağacın toprakta. Dünya ne kadar tatlı ki binlerce kişi kolsuz ve bacaksız yaşayıp durmakta.’ Bu şiiri engelli insan gördüğüm zaman hatırlıyorum. Hayatımda gördüğüm her şey bana ağabeyimi çağrıştırıyor.

MELİH CEVDET'LE ANKARA YÜRÜYÜŞLERİ

Yürüyüşe meraklıydı. Yenişehir’den Çankaya’ya yürürdü. Ağabeyim, Melih Cevdet, babam, ben yürüyorduk. O esnada babam arkadaşına rastladı. Arkadaşı ‘Orhancığım büyümüş, ne iş yapıyor?’ diye sordu. Babam ‘Kaldırım mühendisi’ dedi. Arkadaşı da ‘Ooo maşallah tebrik ederim mühendis mi oldu?’ dedi. Hepimiz güldük. Öfkeler yatıştı. 

BABAMI KIRMAYA DEĞER Mİ DEDİ, SONRA KAYBETTİK

Şişli’ye yeni taşınmıştık. Bir gün misafirler de vardı, oturuyorduk. Birden kayboldu ortalıktan. Ben balkona sigara içmeye gittiğini tahmin ettim. Yanına gittim. Üzerinde beyaz çizgili bir gömleği vardı. Babam sigara içtiğini biliyordu. ‘Ağabey, buna bir son vermelisin, gel içeride iç, babam biliyor’ dedim. Bana bir sarıldı, ‘Fırfırcığım, babamın 3 günlük ömrü kaldı, onu kırmaya değer mi’ dedi. 3 gün sonra da kendisi öldü. 

FUTBOL AŞKI PABUCUNU AŞINDIRDI

Futbolu çok severdi. Koyu Galatasaraylıydı. Formaları, futbol takımı vardı. Sokakta ayağına taş ya da başka bir şey gelmesin, hemen vururdu. Bu yüzden ayakkabılarının uçları hep aşınmıştır. Çok sonradan ayakkabılara merak saldı. Kendisi boyatırdı hep ayakkabılarını. Çok güzel türkü söylerdi. Güzel sesli değildi, ama benim sesim gibi bozuk da değildi. 

ÇUKURA DÜŞÜP ÖLDÜ DİYECEKTİNİZ! 

Şehir Tiyatroları ‘Saygılı Yosma’ oyununun çevirisini istemiş, çeviri Ankara'da birinin evinde kalmış. Ankara’ya onu almaya gitti. Orada çukura düşmüş. Döndüğünde pantolonunu çekti, bize gösterdi. Dizinden aşağı doğru kanama olmuş, kabuk bağlamış. ‘Az daha gazetede Orhan Veli gazete çukurunda ölmüş diye okuyacaktınız’ dedi. Kısa bir süre sonra da öldü. Ama kafasında herhangi birşey yok o zaman.

DOĞUMDA BU YAZI YAZILDI

Orhan Veli’nin doğumunda yazılan bir yazı.  Yazıda şöyle deniliyor:

"Bir Veli pak-ı nihale lütfedip Rab-bı Celil; Verdi bir mahdum-u mergub kim misal-i afitab; Nur-u Ahmed pertevinden halk olan Orhan’ın Hak; Ömrün-Efzun eylesin, hem kendin ali cenap."

“Ulu Allah (bu) temiz gence bir veli(sahip çıkan) lutfedip, güneş misali sevilen bir hanım/efendi verdi. Hz.Muhammed’in ışığından yaratılan Orhan’ın Allah ömrünü uzun etsin, hem de onu şereflilerden kılsın.” 

Seray Şahinler

seray.sahinler@aksam.com.tr

 

YORUMLAR...