Reklam
Erdoğan Coşkun Çap

17 Aralık Operasyonu

Değerli Dostlar

17 Aralık Türkiye de yeni bir senaryonun sahneye konulma tarihi.

Tarih tekerrürden ibaret, ancak ders alınsaydı tekerrür etmezdi. Demek ki ders alınmamış.

Devletler tarihinde yüzyılda bir yeni kırılmalar, evrimler meydana gelir.

20 yy başında Osmanlı imparatorluğunun yıkılışı ile ülkemiz yeni bir surecin eşiğine girmiş ve 1923 de Cumhuriyetin kuruluşuyla sonuçlanmıştı.

Yıkılışı önlemek ve ötelemek için sultan Abdulhamid han saltanatı boyunca mücadele etti.

Ancak sürgünle sonuçlanan mücadelesinde maalesef yalnızdı. Tebaanın haricinde sermaye, basın, uluslar arası güçler ve ülkemizdeki uzantıları, yazar çizer takımı topyekûn karşısındaydı.

Hatta o günün münevverleri bugünde sitayişle (övgüyle)  bahsettiğimiz şahıslarda karşı cephedeydi.

Tarih bu noktada yeniden varlığını hissettiriyor. Aynı grup Tayyip Erdoğan’ın karşısında saf tutmuş durumda. Halk desteği hariç sahip çıkan yok.

Milletimiz ilim sahibi değildir, ancak irfan sahibidir.

Hz. Peygamberimiz(S.A.V) ''ümmetim şerde ittifak etmez'',diye buyurmuşlardır.

Kalplerin sahibi bir şahsın etrafında hesapsız, çıkarsız milyonları topluyor.

Tarih önümüze yeni bir fırsat koydu. Ya büyüyeceğiz yada bölünüp bir yüzyıl daha bekleyeceğiz.

Bu saatten sonra her türlü argümanı kullanarak hükümeti, Başbakanı hedef alarak üzerine gidecekler. Saldırıların artarak devam edeceğini öngörüyorum.

Siyasi ve parti tarafgirliğinden sapmış, Başbakanın ifadesiyle yeni Türkiye’nin istiklal mücadelesine dönüşmüş durumda mesele ne AK Parti nede Tayyip Erdoğan meselesidir.

Büyüyen Türkiye’nin önünü tıkamak için ortaya atılan senaryolardır.

Bu noktada bize düşen görevse nefsine ve nesline sahip olmak dava adamı şurasıyla hareket etmektir.

Makamların paranın ve gücün tapılacak bir meta değil kullanılacak bir araç olduğunu bilmemiz.

Kaderin üzerimize yüklediği sorumluluğu bi hakkın yerine getirmemiz gerekiyor.

Gençlik yıllarımızda bize rehber olan, fikir dünyamızı şekillendiren Necip Fazıl’ın “Çile”si, “Büyük Doğu”su, Sezai KARAKOǒun “Diriliş”i, Cemil MERİǒin “Umran”ı, Kadir MISIROĞLU’nun  “Müslüman Gençliğin El Kitabı”, Nurettin TOPÇU’nun “İsyan Ahlakı”,  Seyid Ahmet ARVASI’nın “Türk İslam Ülküsü”, İsmet ÖZEL’in “Cuma Mektupları”, Osman Yüksel’in “Serdengeçti”si bize milli ve yerli duruşu aşıladı.

Tıpkı Hoca efendinin Kırık Mızrap ı gibi. Ben Kırık Mızrap’daki Hoca efendiyi arıyorum.

Milli ufkumuzu genişleten adanmışlığı anlatan,  dua dua yükselen ruhu dirilten, lanet ve bedduadan beri olan Hoca efendiyi.

Hiçbir gerekçe 28 Şubat zemherinden daha gerçekçi değil.

BİZİM YOLUMUZ DİKENLİDİR... AYAĞINI SEVEN BİZİMLE YÜRÜMESİN...

Kalın sağlıcakla.

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...