Reklam
Ayşe Nur Kapusuz

Alemlere Rahmet Hz.Muhammed (S.A.V.)

Yüce Allah’ın “Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.”(Enbiya,107) buyurduğu sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa(S.A.V)in dünyayı şereflendirdiği 12 Rebiülevvel gecesi mevlid kandili olarak idrak edilip her sene mü’minler tarafından Onu anmaya , anlamaya ve örnek almaya vesile kılınmaktadır.

“Ben lanetçi olarak değil rahmet olarak gönderildim.” buyurarak kendisinin alemlere hediye edilmiş rahmet elçisi olduğunu vurgulayan Rasulullah(S.A.V) bunu bir misalle şöyle anlatır: “Benim misalimle Allah’ın beni kendisiyle gönderdiği dinin misali şu adamın misaline benzer.Bu adam toplumuna gelmiş ve ‘ben düşman ordusunu gözlerimle gördüm.Ben muhakkak ki apaçık bir uyarıcıyım. Artık kurtulmaya bakın’ demiş.Bunun üzerine toplumundan bir grup ona uymuş ve gecenin başında yola çıkıp gitmişler.Onlardan bir grup da onu yalanlamış bu sebeple yerlerinde sabahlamışlar.Düşman ordusu onlara sabah baskın yapıp helak etmiş,köklerini kazımış.İşte bu ,bana itaat edip getirdiğime uyanla bana isyan edip getirdiğim hakkı yalanlayanın misalidir.”  Bu rahmetten faydalanmak istemeyene Rasulullah’ın yapabileceği bir şey yoktur;ateşin etrafında dönerek kendini ateşe atan pervaneler misalindeki  insanları belinden tutup ateşten kurtarmaya çalışsa da elinden kaçana  ne yapılabilir ki?

Allah Teala kendisini sevenlerin peygamberinin yoluna tabi olmasını istemiştir (Ali İmran,31).Hz.Peygamberi kendisine rehber ve örnek edinmenin ona uymanın mükafatı Allah’ın da o kulunu sevmesi ve günahlarını bağışlamasıdır. İmanın tadına ermenin sırrı  “peygamberi her şeyden çok sevmek”tedir. Allah’a ve ahiret gününe kavuşacağına inanmak  ise “peygamberi örnek alma”yı gerektirir(Ahzab,21). Bu iki hal birbirini geliştiren ve derinleştiren bir etkileşime sahiptir. Onu  tanıdıkça  sevgimiz derinleşecek,sevdikçe onun gibi olma arzumuz artacak,onun ahlakıyla bezendikçe imanımız gelişecektir. “İman bakımından en olgun olanınız ahlakça en olgun olanlarınızdır.”buyruluyor.

Anlaşılyor ki işin başı Onu tanımak,sözlerini,yaşayan bir Kur’an olan hayatını öğrenmektir. Hz.Ali  Hz.Peygamberi şöyle anlatıyordu: “O insanların en cömert gönüllüsü,en doğru sözlüsü,en yumuşak tabiatlısı ve en arkadaş canlısı idi.Kendilerini ansızın görenler,Onun heybeti karşısında çok şiddetli heyecanlanırlar,üstün vasıflarını bilerek sohbetinde bulunanlar ise onu her şeyden çok severdi.Onun üstünlüklerini ve güzelliklerini tanıtmaya çalışan kimse ‘ben gerek ondan önce gerek ondan sonra onun gibi birisini görmedim’demek suretiyle,onu tanıtma konusundaki acziyetini ve yetersizliğini itiraf ederdi.Allah’ın salat ve selamı onun üzerine olsun

Allah Teala’nın“Muhakkak ki sen yüce bir ahlak üzeresin.”(Kalem,4) buyurduğu Allah elçisi Hz. Muhammed (S.A.V) bu ayeti “Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim” buyurarak  teyid ediyor.

Allah Rasulünün ahlakını öğrenmek ve örnek almak her müslümanın hedefi olmalıdır. Mevlana’nın deyişle Hz.Peygamber’in denizdeki inci misali sözleri ve tavsiyeleri ilk önce kendisinde hayat bulmuştur;söylediklerinin öncüsü olmuştur.Onun ahlakıyla ilgili dikkatimizi çekmesi gereken öncelikli hususlardan biri de budur; sözleri ile eylemleri uyum içindedir:

“Kardeşine güler yüz göstermen,tebessüm etmen sadakadır” derken ashabı tarafından “insanların en güler yüzlüsü,en hoş canlısı idi “diye tavsif edilmiştir.

“Nezaket ve yumuşaklık hangi işte bulunursa o işi güzelleştirir,herhangi bir şeyden nezaketin kaldırılması ise o şeyi çirkinleştirir.Nezaket ve yumuşaklıktan mahrum olan kimse bütün hayırlardan mahrum olur” derken “insanlara şefkat,merhamet ve hoşgörü ile muamele etmesi,yanlış davranışları gördüğünde kimseyi incitmeden,yüze vurmadan hatayı düzeltmesi, biriyle tokalaştığı zaman karşısındaki elini salmadan elini bırakmaması,konuştuğu kimse sözünü bitirip ayrılmadıkça yüzünü ondan çevirmemesi bunca dikkat ve inceliğine rağmen yine de kıbleye dönüp ellerini kaldırarak ‘Allah’ım!Ben bir insanım,şayet kullarından birini üzüp incitmişsem beni bu yüzden cezalandırma’ diye dua etmesi” eşi Hz.Aişe tarafından haber verilmiştir.

“Kolaylaştırınız,zorlaştırmayınız,müjdeleyiniz,nefret ettirmeyiniz” derken,  iki şey arasında serbest bırakıldığında günah olmadığı sürece kolay olanı tercih ederek ashabına ve ümmetine örnek olmuş,namazı haddinden fazla uzatarak cemaatindeki yaşlı,zayıf ve ihtiyaçlıları düşünmeyen bir sahabiyi ikaz etmiştir. “Allah’ım kim ümmetimin işini üzerine alır da onlara güçlük çıkarırsa sen de onlara güçlük çıkar.Kim de benim ümmetimin işini üzerine alır da onlara kolaylık sağlar,iyi muamele  ederse sen de ona yumuşak ve güzel muamele eyle” diye dua ederek bu konuda müminleri uyarmıştır.

“Cömert olan Allah’a yakındır,cennete yakındır,insanlara yakındır;cimri olan Allah’tan uzaktır,cennetten uzaktır,insanlardan uzaktır,cehenneme yakındır” derken kendisinden bir şey isteyenleri asla geri çevirmemiştir.Yanımda Uhud dağı kadar altınım olsa borcumu ayırır gerisini hemen dağıtırdım buyurmuş; ancak kendisi ve ailesi için “Allah’ım yetecek kadar ver” diye dua ederek sade bir hayatı tercih etmiştir.

“Şüphesiz ki sözde ve işte doğruluk hayra ve üstün iyiliğe yöneltir.İyilik de cennete yöneltir. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddik(doğru sözlü) diye kaydedilir.Yalancılık ,yoldan çıkmaya sürükler,yoldan çıkmak da cehenneme götürür.Kişi yalancılığı meslek edinince Allah katında kezzab(çok yalancı) diye yazılır” derken kendisi latifelerinde, şakalarında bile yalandan kaçınmış, sözleşmesine sadık kalmak için sıkıntıya katlanmış ,güvenilirliği sebebiyle düşmanları bile onun “emin” diye vasıflandırılmasında ittifak etmiştir.

Rasulullah(S.A.V)’in doğumunun 1443.seneyi devriyesi  olan mevlid kandilinin  “Bana en sevimli gelenleriniz ve kıyamet gününde bana en yakın olanlarınız ahlakça en güzel olanlarınızdır” ve “Kişi sevdiğiyle beraberdir” hadislerinin ışığında hepimiz için Allah’a kulluğumuzun ölçüsü olan elçisine ittibamızı/uymamızı yeniden gözden geçirmeye vesile olmasını temenni ederim.

Ayşe Nur Kapusuz

Beykoz İlçe Vaizi

Reklam

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...