Reklam
Sueda Muradoğlu

Temiz Siyaset

Siyasetin temizi olur mu; bilmem, ama en azından ‘edebe uygun’ olanı olmalı. Ülkemizde yaşananlara baktığımızda ‘edepsiz siyaset’ in nelere sebep olduğunu görmek hiç de güç değil!

Bel altı kasetlerden, ses kayıtlarına, söylenilip inkâr edilenlerden, hiç söylenmeyip de uydurulanlara kadar ne ararsanız mevcut!

Bu kadar karmaşanın içinde neyin doğru, neyin yanlış olduğunu anlayabilmek; bilgiden ziyade, feraset sınırlarını zorluyor!

İktidar hırsından bahsediyoruz, evet; ama hangi iktidar?

Yaşananların sadece ülkemizdeki iktidar savaşı uğruna olduğu söylemine artık kargalar bile gülecek durumda iken; kendi bir kısım vatandaşımız buna hala bel bağlayacak kadar aymaz durumda!

Evet, global bir şekillenme var ve bu şekillenme ‘tekel’ olma arzusuyla tüm dünyayı kasıp kavuruyor! Uğruna; ülkelerdeki seçilmişler tutuklanıyor, halklar işkence görüyor, ülkelere ambargolar uygulanıyor, iç savaşlarda kardeş kardeşe kırdırılıyor…

Ve maalesef tüm bunlar ‘Dünya’ya söz geçirmek’ gibi bencillik ve hırs ötesi duygularla yapılıyor.

Gezi Park ya da 17 Aralık demiyorum, Dawos zirvesinde, Sayın Başbakan’ın ‘Bir Dakikalık’ bir çıkışıyla adeta bir düğmeye basıldı, o gün bu gündür, türlü oyunlar sahnelendi ve sahnelenmeye de devam ediyor. Tüm dünyanın gözleri önünde ‘bir yahudiye posta koymak nedir’in dersi verilmeye çalışılıyor sanki!

Biraz akıl sahibi olmak tüm bu oyunları görmeye yetebilecekken, gözlerini yummak bizim aslolmuş adetimiz maalesef!

Türlü etnik gruplar, mezhepler, farklı kökenlerin radikalleri kullanılabilecek ne zengin bir kaynak!

Ve su uyusa da düşman uyumuyor, bazıları ise bir o kadar uyurgezer oluyor!!!

Sonuç ortada; küçük ayakkabı kutuları ile uyutulan küçük insanlar, kendini düşüncelerinin efendisi zanneden ahmak uşaklar, ‘özgürlük’ naraları atarken bir yandan eğilip ayağına kendi prangalar takanlar…

Yanılsama şu ki; özgür Türkiye nutukları atarak, sözde ‘diktatörlüğe’ baş kaldıranlar; ‘gelin siz bizim diktatörümüz olun, ama bunlar olmasın’ ın en sadık hizmetkarları…

Ama bunu onlara anlatmanın bir yolu yok! Çünkü ancak görmek isteyen bir şeyler görebilir! Gözünü yumana, kulağını tıkayana; tek gerçek ‘kendi beyninden geçenlerdir:’ O beyinler bugüne kadar türlü safsatalarla kandırılmış, çoktan biçimlendirilmişse, vay halinize! Vay halimize!!

Ben her şeye rağmen çok umutluyum. Varsın her gün yeni entrikalar sahnelensin, yeni bir kaset çıksın, yeni insanlar ateşe atılsın, yeni itibarlar çiğnensin! Ülkemin itibarı öyle kolay kolay ayaklar altına alınamayacak! Benim için, ülkem için savaşan, adeta asıl ‘ Kurtuluş Mücadelesi’ni bugün veren bir başbakanım var, sayısı az da olsa temiz insanlar, temiz ağızlar var…

Ve gecesini gündüzüne katan; onlara destek olabilmek için yüreğiyle, kalemiyle, aklıyla, diliyle kendini ortaya koyanlar var! Ve Allah ne büyük ki her şeye rağmen BU ÜLKENİN YARISI bunu görüyor, duyuyor, en önemli silahla; duayla onlara karşı savaşıyor…

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...