Reklam
Türk Sineması yüzüncü yaşında!

Türk Sineması yüzüncü yaşında!

Sinemanın yüzüncü yılında sinemaseverlerle buluşan Ülkü Erakalın, geniş arşivinden derlediği anılarını Beykozlularla paylaştı.

Beykoz Necmettin Erbakan Kültür Merkezi, Türk Sinemasına 65 yıl katkı sunmuş olan yönetmen ve yapımcı Ülkü Erakalın’ı ağırladı. Sinemanın yüzüncü yılında sinemaseverlerle buluşan Erakalın, geniş arşivinden derlediği anılarını Beykozlularla paylaştı. İzleyiciler arasında yer alan Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek’te sanata ve sanatçıya önem verilmesi gerektiğini vurgulayan kısa bir konuşma gerçekleştirdi.

1934 yılında İstanbul’da doğmuş olan Yönetmen Ülkü Erakalın, 65 yıllık sanat hayatına sığdırdığı anılarını yalnızca kendisine ait olan arşivinden çıkararak sinema meraklılarının bilgisine sundu.  Kültür merkezinde gerçekleştirdiği sunumla Cahide Songu’dan Müzeyyen Senar’a kadar birçok oyuncu ve müzisyenin hayatından kesitlere yer veren yönetmen programın başında “Öpüşmek Yasak, Ölmüş Bir Kadının Mektupları, Veda Busesi, Katip ve Dudaktan Kalbe” gibi çekmiş olduğu filmlerle de Türk sinemasının siyah beyazlı yıllardan renkli yıllara kadar yaşadığı sürece ayna tuttu.

Erakalın: Sizler olmasaydınız ben olamazdım zaten!

1958 yılında sanat hayatına başlayan Erakalın, “Bu yıl Türk sinemasının 100. yılını kutluyoruz ve 100 yıla 65 senemi adamış bir sinemacıyım ben. Sinemayı çok seviyorum, sizleri çok seviyorum. Sizler olmasaydınız ben olamazdım zaten. Sinemayı yaşatan, sinemacıyı yaşatan sizlersiniz” sözleriyle sinemanın ve diğer sanat dallarının insan hayatındaki önemine vurgu yaptı.  

Yönetmen,  ‘öğrencilerim’ olarak nitelendirdiği, bir döneme damgasını vuran Yeşilçam yıldızlarının   Ülkü Erakalın’ı anlattığı kamera kayıtlarını izleyicilerle paylaşarak sinemanın yüz yılına 65 sene katkı sunduğunu ifade etti.  “Ne mutlu bana ki hayatım sinemayla doldu ve inşallah kameramın arkasında bitecek. O benim için büyük bir onur olacak” diyen Erakalın, sinemanın heyecan ve ders veren, iyiyi- kötüyü ayıran bir meslek olduğunu belirtti. Yüz yılın içerisinde sanata büyük katkıları olan Mustafa Kemal Atatürk’ün de olduğunu hatırlatan yönetmen, “Atatürk, sinemayı ve tiyatroyu desteklemiştir. Atatürk, Vasfi Rıza Zobu ile kafa kafaya vermiş, Türk tiyatrosunu kurmuştur” bilgisini paylaştı.

Programın devamında Müzeyyen Senar, Semiha Berksoy, Münir Özkul, Vasfi Rıza Zobu ve Nevra Serezli gibi sanatçılarla 1980’li ve 90’lı yıllarda yapmış olduğu röportajlara da yer veren Erakalın; o dönemde televizyonun hayatımıza girmesiyle sinemaya olan ilginin azaldığını ve kendisinin o yıllarda Aysel Gürel’in desteğiyle şarkı sözü bestelediğini söyledi.

Bugünün sinemasını da eleştiren yönetmen, “Şimdiki gençlerimiz, filmlerimiz Türkçemizi kaybettirdi bize maalesef. Türkçe’nin zarafeti, inceliği kalmadı artık” şeklinde konuştu ve 1960’lı yılların sonunda çektiği, başrollerinde Hülya Koçyiğit ve Sadri Alışık’ın oynadığı Serseri Aşk filminden bir sahne izleterek ’İsmail Dümbüllü’ karakterinin kullandığı argo dilinden örnek verdi. İki dönem arasındaki sinema dilinin farkına dikkat çekti.

“Bizler yüz yıl boyu sevindik, ağladık, sahnede mutlu oluk, alkışlara bir gıda gibi doyduk” diyen Erakalın, 2000’lerin başında çektiği şiir kliplerini de salondakilerle paylaştı. Sunumunu Cem Karaca ve annesi Toto Karaca’yı montaj tekniğiyle karşılıklı olarak konuşturduğu bir kamera kaydı ile tamamlayan yönetmen, sonrasında sahneye Cem Karaca’nın eşi İlkim Karaca’yı davet ederek düşüncelerini paylaşmasına vesile oldu.

YORUMLAR...