Muhammed Küçükkonuklar

Ateşten gömlek giyenler!

Bir seçim dönemini daha geride bıraktık. Gerek büyükşehir belediye başkanlığı, gerek ilçe belediye başkanlığı, mahalle muhtarlıkları v.s. derken kıran kırana geçen bir seçim dönemi yaşadık. Şimdi artık seçilenlerin hizmet etme dönemi başladı. Hayırlısı olsun.

Dinimiz üç kişilik bir topluluk için dahi bir başkan, bir idareci seçmemizi emretmiştir. Zira peygamberimiz: ”Siz bir yerde üç kişi olarak bir araya geldiğiniz zaman birinizi kendinize başkan yapınız” buyurmuşlardır.

Peygamber efendimiz kendiliğinden idareci olmayı heveslenenleri idareci yapmazdı. İdarecilik, manen sorumluluğu olan bir görev olduğu için buna ancak Allah’ın rızasını ön planda tutabilecek kimselerden olmasını arzu ederdi. Bu konuda;  “Gerçekten biz işimizin başına ona arzu edeni asla çalıştırmayız. Bu göreve layık olanı kendimiz arar buluruz.” buyurmuşlardır. Bu yüzden eskilerin “hubb-i cah” dedikleri “makam sevgisi” kötü huylardan sayılmıştır. Zira makam hırsı çoğu zaman insanın gözlerini kör, kulaklarını sağır eder. Kişinin feraset ve basiretini bağlar.

***

Bir idarecinin bazı güzel vasıfları olmalıdır. Her şeyden önce duruşu ile, emrinde çalıştırdığı görevliler üzerinde saygı telkin etmeli, mesleki tecrübesi yüksek, vakarlı, ağır başlı, vazife şuurunu her şeyin üstünde tutan karakter sahibi bir insan olmalıdır.  Gerekli gereksiz bürokrasiyi ön planda tutarak zorla idarecilik yapmaya kalkışan, sıkışınca da hemen cezaya başvuran despot idareciler her zaman yalnız kalmaya mecbur sevimsiz kimseler olmuşlardır.

***

Halk idareciye her zaman kolayca ulaşabilmelidir. Bu konuda peygamberimiz; ”Herhangi bir idareci kapısını ihtiyaç sahiplerine kapatırsa Allah’ta af ve lütuf kapılarını ona kapatır. Artık onlar ihtiyaç ve dualarını yüce Allah’a yükseltemez olurlar” buyurmuştur. Bir başka hadiste de “bir kimse müslümanlara ait bir işe görevlendirilir de onların ihtiyaçlarını karşılamak için tüm gücüyle çalışmazsa Allah o idareciyi yardımından mahrum bırakır”  buyurmuştur. Efendimizin idareciler için şöyle bir duası da vardır; ”Allah’ım bir kimse benim ümmetimin bir işini görmek üzere idareci olarak vazifelendirilir de onların işlerini zorlaştırırsa sen de onu müşkül duruma düşür. Eğer o insanların işlerini kolaylaştırır, onlara iyi davranır, onlara yardımcı olursa sen de onu lütfunla muamele et.”

***

Bir idareci daima hüsn-ü zan sahibi olmalıdır. Fakat iyi niyetini istismar edenlerin olabileceği ihtimalini de göz önünde bulundurmalıdır. Devamlı su-i zan üzere olan, çalışanların her hareketini şüphe ile karşılayan ve bunu da belli eden idareci başarılı olamaz. Peygamberimiz: ”İdareci olan kimse insanların devamlı surette ayıp ve kusurlarını arar, onlar hakkında hep su-i zan da bulunursa, onların hareketlerini hep şüpheyle karşılarsa onları ifsat etmiş- huylarını bozmuş –olur” buyurmuştur.

***

Bir idareci her işinde etrafına danışarak karar vermelidir. Verdiği görevleri de takip etmelidir. Geçenlerde vefat eden merhum müdürümüz Mustafa Bakan birlikte idarecilik yaptığımız dönemlerde bize hep “bir görev üç takip” derdi. Yani bir görev verdiğiniz zaman üç defa takip edin derdi.” 1- Verdiğiniz görevi yapmaya başlamışlar mı? 2- Verilen görev doğru yapılıyor mu? 3- Doğru bitirilmiş mi?”.İş ehline verilmezse işler sarpa sarar, birçok kişi mağdur olur. Peygamberimiz:  “bir iş layık olmayan bir kimseye teslim edilirse artık kıyameti bekle” buyurmuşlardır.

Hz. Ömer (R.a.): “Dicle kenarında bir koyunu bir kurt kaparsa; Allah onu Ömer’den sorar” diyerek, görev bilincini bize ne güzel anlatır.

Yazımı Nisa suresinden bir ayet mealiyle bitirmek istiyorum:  “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin ve sizden olan idarecilere itaat edin

Bu vesileyle bütün idarecilere hayırlı vazifeler diler; başarılı olmalarını yüce rabbim den niyaz ederim. Kalın sağlıcakla. 

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...