Reklam
Sueda Muradoğlu

’Neden?’

İşte böyle bir teknoloji çağında, iletişim ağı ve hızının durdurulamaz hızının eşliğinde, herkesin gözlerinin önünde cereyan ediyor tüm olaylar. En ufak bir ayrıntı bile gözden kaçmaksızın! Ne cesur yürekliymiş biz 21. yüzyılın genç nesli; nasıl da gözümüzü bile kırpmadan izliyoruz olup-biteni…

Kısacık ömrü aylarla belki günlerle ancak ifade edilebilecek olan kardeşlerimizin katlinden bahsediyorum, evet! Ve israilden bahsediyorum; adını yazarken bile tiksindiğim, varlığından utanç duyduğum insan(!) topluluğundan…

Herkes bir imtihan uğruna var edildiyse bu dünya da, top yekun insanlığın imtihanıdır bence ‘israil’ denilen bela! Onları var edenin bir bildiği mutlaka vardı, haşa, sorgulaması bize düşmez ama! ‘Ama’ diyor işte insan; bu kadar mı ağır olmalıydı din kardeşlerimizin imtihanı? Ve imanım cevaplıyor yine bu soruyu; ‘olmalıydı! Çünkü onlar ebedi alemde, bizim ulaşamayacağımız makamlarla şereflendirilecekler’ …

Tüm kalbimle amin diyorum, amin ve inşallah…

Ama…

Elbette…

Bu dünya için…

Sorulması gereken sorular, irdelenmesi gereken konular var! İçimi kemiren en amansız soru;

NEDEN???

Dini ne olursa olsun, kalp ve ruh taşıyan varlıklardan bahsediyoruz! Hangi kin, hangi isim konulamaz duyguyla bu vahşeti yaşatır? Ve tüm dünya nasıl eli-kolu bağlı izler???

Hani süper güçler? Avrupa Birliği? Birleşmiş Milletler?

Ve en üzücü olanı; hani dünyadaki Müslümanlar???

Din kardeşlerimiz ölürken, ölmeyenler de vahşetten aklını kaçırmak üzereyken, biz dünya Müslümanları hangi önemli meşguliyet içindeyiz?

Nasıl oluyor da hiçbir şey yapılamıyor, akıl alacak gibi değil! Hiç mi dur diyen yok bu zalimin zulmüne?

Biz aciziz sen durdur Allah’ım…

…..

Ne kederli aksi sedaları olacak bu vahşetin! Bir milletin kaderi sonraki nesillere aktarılamayacak bile belki de! Hangi kuşak hayatta kalacak ki, hangi evlatlara anne-babaların, bu iman savaşının şanlı hikayesi anlatılsın?

 Ne hazin bir yok oluş!

Keder insanı sessizleştirir ve hepimiz kederliyiz. Ama gün; o gün değil! Bugün susmak yakışmaz bize, yakışmaz göğsünde iman taşıyan hiçbir Müslüman’a!  Hiçbir şey yapamasak da; sesimiz var, haykırırız, kalemimiz var yazarız, dilimiz var dua ederiz ve gönülden buğzederiz…

Ederiz ve biliriz ki onların zulümlerinin kol gezdiği günlerden çok daha çetin bir hesap günü var, bizi beklemekte! Safımız belli olsun ki yüzümüz kara çıkmasın o günde! Minik yavrular bir bir dirildiğinde! Ve Allah’ın adaleti tecelli edeceğinde! En azından diyebilelim ki ; ‘ Dua ettik Ya Rab! Kardeşlerimizin kurtuluşu, zalimlerin kahroluşu için dua ettik…’

Şahit ol Ya Rab…

Şahit ol; kendilerine gönderilen tüm peygamberleri katleden ümmetin zulmüne, şahit ol; kundakta emziğiyle can veren meleklere…

Ve şahit ol gülen yüzüyle şehadet şerbetini içen yiğitlere…

Senin uğruna can verenlere, imanını devşirmeyenlere…

Peygamber sancağını ‘ümmet’ olabilme şerefiyle, hakkıyla taşıyabilenlere ve Müslümanlık uğruna en ağır bedelleri ödeyebilenlere…

Şahit ol!!! Ve ne olur bizlere helal etsinler haklarını…

Onlar gider ve biz izlerken, bedelsiz Müslümanlığın tadını çıkarırken ki sessizliğimiz için helal etsinler haklarını!

Ses verecekse iman sahipleri bugün versin ya da bir daha hiç konuşmasın! Zalimin en güçlü kaynağı mutlak sessizlikse, ne olur hep birlikte haykıralım, yırtalım bu sükutu! ‘ Biz de varız’ diyelim. Ne olur şu mübarek günlerde hiç değilse dua edelim; şu zulüm dinsin diye…

Yahudi denilen bilmem ne bela yeryüzünden silinsin diye! Ve madem ahir zamanda kayalar bile dile gelecek, ardında gizlenen yahudiyi ele verecek; ahir zaman gelsin diye…

Şerefli hiçbir Müslüman’ın kanı akmayacaksa eğer, kalkıp hep birlikte mizana gidelim! Ama değil mi ki Allah ‘’ İman taşıyan bir kulum bile varsa kıyamet kopmayacak’’ buyuruyor; o halde dile gelelim… Ama ne olursa olsun köşemizden ürkek bakışlarla izlemeyelim…

Ola ki gün gelir bu hesaplar bizden de sorulur: Sordurmasın Allah…

Reklam

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...