Reklam
Efe: Allah bedenimden aldığı kuvveti aklıma vermiş!

Efe: Allah bedenimden aldığı kuvveti aklıma vermiş!

TOFD Beykoz Şube Başkanı Saniye Efe, insanları ‘engellilere yaklaşım’ konusunda biraz daha duyarlı olmaya çağırdı.

Dernek işlevi ve engelliler üzerine pek çok konuyu konuştuğumuz sohbetimizde Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği (TOFD) Beykoz Şube Başkanı Saniye Efe, insanları ‘engellilere yaklaşım’ konusunda biraz daha duyarlı olmaya çağırdı.

TOFD’nin Beykoz Şubesi’nde gerçekleştirdiğimiz sohbetimizde samimiyet ön planda tutulurken Saniye Efe, ‘Çok yoruldum artık elimdeki bayrağı bir arkadaşıma teslim etmek istiyorum’ diyerek dernek başkanlığı görevini artık bırakmak istediğinin de mesajını verdi.

Küçük yaşlarda geçirdiği çocuk felcinden sonra yaşamının geri kalanını engelli olarak sürdüren ve bunu da asla ‘şansızlık, talihsizlik’ olarak adlandırmayan Efe, engellini kendine engel olarak görmüyor. Aksine fiziksel güç gerektiren herhangi bir durum karşısında bile onu denemekten kaçınmıyor.

Engelli çocuklar konusunda da bir hayli hassas davranan Efe, engelli çocukların eğitimine kendi adamış durumda. Engelli olmasından dolayı eğitimini sürdüremediğini ve bunun da kendi içinde ‘ukte’ kaldığını söyleyen Efe’nin eğitim konusundaki ruhsal durumunu dediği tek bir cümle özetlemeye yetiyor: ‘Kendimi askere gidemeyen delikanlı gibi hissediyorum’.

Öncelikle buradan başlayalım, TOFD Beykoz Şubesi’nin kuruluş hikayesi nedir?

2005 yılında derneğimiz inşa edilmiş. Edilmiş diyorum, çünkü o tarihlerde henüz ben derneğimizle tanışmıyordum. Resmi açılışı 2006’da o dönemin bakanı Nimet Çubukçu tarafından gerçekleştirildi.

2006’dan beri ailemiz büyüdükçe büyümeye başladı. Hizmet alanımız çok genişledi. Halbuki, Beykoz Belediyesi’nin bize temin ettiği engelli tek bir araçla başlamıştık.

Derneğinizin kuruluş amaçlarından bahsedecek olursak eğer, ne diyebilirsiniz?

Açılıştaki ilk amacımız istihdam değildi. Öncelikle, onları hayatın içine çekmekti. Her insan gibi onurlu bir şekilde yaşamalarını sağlamaktı. Onlar burada yalnız olmadıklarını hissettiler. Daha doğrusu bizler burada yalnız olmadığımızı hissediyoruz. Birimiz bu odadan sandalyeyle çıkıyor, diğeri başka odadan... Bazen burada trafik oluyor böyle ama biz mutlu oluyoruz. Buradaki mutluluğumuzu da sokağa yansıtmaya çalışıyoruz.

Türkiye’de, Avrupa’da, Balkanlar’da katılmış oldukları tüm turnuvalarda çok büyük başarılar elde eden arkadaşlarımız var. Hem bizim gurur kaynağımız oldular hem de onlar hayatın daha bitmediğini gördüler. Derneğimizin bir köşesi onların getirdiği kupalarla dolu.

Daha sonraki derneğimizin amacı; sosyal ve mesleki amaçlı resim kursu, el sanatı kursu, İngilizce kursu gibi eğitimlerle engelli arkadaşlarımıza sertifika kazandırıp istihdamını sağlamaktır. Bunu da gönüllü arkadaşlarımızla beraber başardığımıza inanıyorum.

Şu anda mevcut kaç dernek üyeniz var, üyelerinize ya da engelli kişilere ne konularda destek sağlıyorsunuz?

Resmi kayıtlara göre 497 üyemiz var. Fakat bu sadece Beykoz’la sınırlı değil. Tüm Anadolu yakasına hizmet ediyoruz. Bize il dışından da mail yoluyla ulaşan birçok kişi var. Omurilik felçli olan, doğuştan omurilik felçli olan ya da herhangi bir ateşli hastalık sonucu çocuk felci olmuş arkadaşlarımız var. Evrakla neticesinde sağlık durumunu göz önünde bulundurarak akülü sandalye ihtiyaçlarını sağlıyoruz. Biliyorsunuz ki, omurilik felçli arkadaşlarımızın hijyene büyük önem göstermesi gerekiyor. Bunun için üyelerimize havalı minderde sağlıyoruz. Bunun haricinde hasta bezlerine kadar ihtiyacı olan kişilere bağışlar doğrultusunda dağıtmaya çalışıyoruz.

Peki, ya engelli çocuklar…

Beykoz’da çok sayıda engelli çocuklarımız var. Onların akülü sandalye ihtiyaçlarında hiç yaş gözetmiyorum. Belki haksızlık ediyorum. Hastane 10-12 yaşındaki çocuğa akülü sandalye kullanabilir raporu vermiyor fakat biz bağışçılarla görüşüyoruz ve onların sandalyelerini temin ediyoruz. Çünkü 12 yaşındaki bir çocuğu sırtında taşımak veya kucağında taşımak çok zor.

Kendimi askere gidemeyen delikanlı gibi hissediyorum!

İnsan fıtratında aslında sağlıklı ya da engelli demek yoktur. Önemli olan sizin karakteriniz, ruhunuz. Buraya çok çeşitli arkadaşlarımız geliyor. Biz de burada hem kendilerine hem ailelerine yol göstermeye çalışıyoruz. Bizim amacımız, o çocukların geleceğini kurtarmak. İstiyoruz ki, çocuklarımız her 6 yaşındaki çocuk gibi annesinin ya da babasının kucağında değil insani şartlarda tekerlekli sandalyeyle onların ulaşmasını sağlayalım.  Son zamanlarda kendimi hep buna adadım. Bana diyorlar ki, neden bu kadar uğraşıyorsun? Çünkü ben onların yaşında okula gidemedim. Hep içimde kalan bir duygu. Kendimi askere gidemeyen delikanlı gibi hissediyorum. Düşünüyorsun, o yıllara ait bir hatıran yok!

Eğer biz kurum olarak elimizden geleni yapabilirsek, o çocukları seslerini özellikle annelerinin çığlıklarını duyurabilirsek ne mutlu bize!

Derneğinizin destek aldığı kurumlar, kuruluşlar var mı? Ne konuda yardımcı oluyorlar?

Beykoz Belediyesi bizim haftalık 5 günlük yemeğimizi veriyor. İki aracımızın mazotunu bize temin ediyor. 2 aracımızın şoför ihtiyacını da Beykoz Belediyesi karşılıyor. O konularla ilgili belediyemizden tam destek alıyoruz. Hiçbir sıkıntımız yok. Faturalarımızı ve bazı ihtiyaçlarımızı, yıllık olarak yaptığımız etkinliklerden, kermeslerden elden ettiğimiz gelirlerle ödüyoruz. Onun yanı sıra bizim hiç tanımadığımız sosyal görevi amaç edinmiş insanlar, bağış yapıyor. Yani şöyle diye bileriz, tamamen bağışla dönen bir kurumuz.

Derneğinizin yanında bir atölyeniz var. Bu atölye fikrini hayata geçirmenize neden olan en büyük etken sizce neydi?

Biz arkadaşlarımızı hayata kazandırdığımıza inandığımız an; bu insanların geçinmesi için para gerektiğini düşündük. Sabah kalktığımızda amacımız olsun istedik. İsmet Acar tarafından 2012 yılında bir ek bina hayata geçirerek bir şeyler üretmeye karar verdik. Kafeterya gibi birçok düşünce geçirdik. Ancak atölye de kanaat getirdik. Zeki Paşalı, elinde geldiği bir bez poşetle bize bir şey üretme anlamında fikir verdi. 2012 yılında yaptığımız anneler günü yemeğinde elde ettiğimiz gelirle engelliye uygun dikiş makineleri satın aldık.  Anlaştığımız firmalar ve kurumlar çerçevesinde burada üretime başladık. Bez poşet üreterek bizimde görevimiz çevre olsun. Engelli üretsin doğa kazansın sloganıyla yola çıktık.

Dernek olarak düşündüğünüz bir hayaliniz var mı?

En büyük hayalimiz, en çok engelli yaşayan illerde engellileri temsil eden bir kurumla görüşüp onları da üretime geçirip istihdamını sağlamak. Yeter artık değil mi, bedenimizi çok rahat kullanamıyoruz diye biz bir kenarda oturmaya mahkum edilmemeliyiz.

Yıl 2014 ve sizce çevredeki binalar, yollar engelli insanlarımıza uygun mu yapılıyor?

Artık bunları mülkü amirlerimizin göz önünde bulundurması gerekiyor. Aslında engelliye uygun yapılmayan yere de çok büyük cezai kanunda uygulamaları gerekiyor ki bizler rahat edelim. Çünkü, engelli bir evlada bugün sahip değilsen, yarın olabilirsin. Çevre mimarisi bize uygun olmadığı zaman, ne bir markete çıkabiliyoruz ne de başka bir yere.

Kaldırımlar, yapılmış olmak için yapılmasın!

Öncelikle kaldırımların daha düzgün hale getirilmesini çok arzu ediyoruz. Yapılmış olmak için yapılmasın. Gerçekten dünya standartlarına uygun olarak yapılsın. Hatta kaldırımı ya da yolu yapan kişilerin, bizim gibi engellilere ulaşarak tekerlekli sandalye ile bizlere oraları keşif yaptırsın. Mesela Beykoz Belediyesi Düğün Salonu’nun engelliler için yaptığı yolun açısı bizler uygun değil. Yüzde 6 ya da 8 olması gerekiyor. Defalarca bozuldu, yapıldı. Umarım ilerideki günlerde bu sorun giderilir.

Engelli insanlarımızın ulaşımda da büyük bir sıkıntısı var…

İETT ile uzun süre yazıştık ve her durağa bir engelli otobüsü koydu. Fakat bu engelli otobüsü ile de bitmiyor. Eğer, o aracın sürücüsü duyarlı değilse otobüsün 4 kapısından da asansör çıksa siz o otobüse binemiyorsunuz.

Engelli olabiliriz ama insanız biz!

Çok sayıda arkadaşımız şoför tarafından hakarete uğradığını söylüyor. Durakta beklerken otobüsün onu alamadığını, el hareketi ile kendisini savuşturduğunu söylüyor. Bir arkadaşımız şoförün süspansiyonu kullanmamasından ötürü sırtı üstü düştü ve koku yetisini kaybetti. İnsan onuruna hiç yakışmaya hareketler. Engelli olabiliriz ama insanız biz. Belki o araç sürücüsünden 5 kat daha insanız biz. Aslında çok şey istemiyoruz. Aksine gecikmiş olan hakkımızı, faizi ile istiyoruz.

Ya biz İstanbullu değiliz ya da burası İstanbul değil!

Yerel Seçim dönemin Kadir Topbaş, gelmişti. Bende kurumu temsil etmek üzere katıldım. Her konuda olduğu gibi engellilerle ilgili bir bölümde ayrılmıştı. Onu can kulağı ile dinledim. Kendisi İstanbul’u ve İstanbul’da olan olayları o kadar güzel anlattı ki, ister istemez biz ya biz İstanbullu değiliz ya da burası İstanbul değil diye düşündük. Neden bu sokağa yansımıyor? Bizim çok dikkatimizi çekiyor.

Engelli olmanızı, kendinize hiç engel olarak gördünüz mü?

Size ne kadar inandırıcı gelir bilmem ama kaç yaşına geldim ve halen engelimi kendime engel görmüyorum. Hiçbir zaman göremedim. Bir şey yaparken ben bu işi yapamam mantığı ile yaklaşmıyorum. Fiziksel güç gerektirse bile önce onu deniyorum. Mesela, kaldırılması gereken bir damacana varsa karşısına geçip çaresizce bakmıyorum. Deniyorum. Orda zeka kuvvetimiz çıkıyor. Küçükken hep şuna inandım, Allah bedenimden aldığı kuvveti aklıma vermiş.

Ben kendimi hiçbir zaman köşe yastığı olmayı kabullendiremedim!

Ben hep şükrediyorum. Yüce Rabbim beni 1.80 boyunda boş yaratsaydı, ben engelli olup böyle 1.50 boyunda olmak isterdim. Ben kendimi hiçbir zaman köşe yastığı olmayı kabullendiremedim. Aileme, kendime ve insanlığa yararlı olmaya çalıştım.

Son olarak, gelecek zaman içerisinde yapmayı planladığınız herhangi bir projeniz, etkinliğiniz var mı?

Çok sayıda projemiz var. Bunlardan bir tanesini, Avrupa Birliği hibe başvurusu olarak gönderdik. Onay gelir mi bilmiyoruz. ‘Hayal değil gerçek, mesleğini kendin seç’ demiştim biraz çok uzun olmuştu. Sonra ‘Engelleri aşarım, kariyer de yaparım’ diye projeyi isimlendirerek gönderdik. İnşallah, kabul görür. Haber bekliyoruz, ön başvurumuzu yaptık.

2013-2014 yılları arasında çok üyemizi kaybettik. Bedensel engelleri onların çok farklıydı, yaşamları çok zordu. Onların ölümünden çok üzüntü duyduk. O yüzden arka bahçemde onlar için bir mevlüt okutmayı planlıyorum.

Madde bağımlısı çok gencimiz var, bunlar bizi çok üzüyor.  Uzman kişileri çağırarak madde bağımlısı kişileri gördüğümüzde nasıl davranmamız gerektiği konusunda seminer vermeyi düşünüyorum. Çünkü, Ortaçeşme’de çok fazla bu gençlerimiz var. Saat gözetmeksizin bizim parkımızda olabiliyorlar. Buraya gelen gençlerimizle aralarında tartışmada çıkabiliyor. Ben sandalyede oturuyorum demiyor, delikanlı delikanlı yani.

Haber: Burcu Çelik

Reklam

YORUMLAR...