Reklam
Sınırı olmayan bir sanat; Cam!

Sınırı olmayan bir sanat; Cam!

Beykoz’da cam sanatına gönül vermiş isimlerden biri olan İlhami Hancıoğlu, Cam’ı anlattı.

En eski sanat dallarından olan Cam Sanatını, Beykoz Güncel Haber okurları için genç sanat ustası İlhami Hancıoğlu’ndan dinledik.

Beykoz İncirköy Mahallesi’nde cam ocağı atölyesi olan ve aynı zamanda Kanlıca El Sanatları Çarşısı’nda camdan yaptığı aksesuarları sergileyen tezgahı bulunan cam ustası İlhami Hancıoğlu, cam sanatına erken yaşta gönlünü kaptıranlardan birisi.

22 senedir bıkmadan, usanmadan cam işiyle uğraştığını aktaran Hancıoğlu, camın ‘sınırsız bir sanat’ olduğuna vurgu yaparak her geçen gün farklı bir şey ortaya çıkarmanın insana inanılmaz bir haz kattığını söylüyor.

Beykoz’da cam ustalarına gereken değerin ve önemin verilmesi gerektiğini de söyleyen Hancıoğlu, insanların hafızasında Beykoz’daki camın unutulduğuna dikkat çekerek Eskişehir’de olan cam müzesinin aslında Beykoz’da da olmasını gerektiğini sözlerine ekliyor.

Hancıoğlu, Kaymakamlığın ve Belediyenin bu sanata eğildiğini fakat peşinin bırakılmaması ve devamının gelmesi durumunda Beykoz’da camın tekrar hayat bulacağının altını sohbetimizde çiziyor.

Okurlarımıza kısaca kendinizi tanıtabilir miyiz?

Adım İlhami Hancıoğlu. Beykoz doğumluyum. 22 senedir cam işiyle uğraşıyorum. Evliyim. 1 çocuk babasıyım. Cam sanatını devam ettirmeye çalışan ve bu işe yürekten kendini veren kişilerden biriyim.

Cam sanatına olan ilginiz nasıl başladı?

Benim cam sanatına olan ilgim, ilkokul çağlarında başladı. Bir tane semtimizde usta vardı, camla oynuyor ve onu şekillendiriyordu. Bizimde hoşumuza gidiyordu. Onun yanına gider, ona yardım ederdik. Çıraklık yapardık. Derken, bu işe eğildik. Sonra el becerimizin olduğunu gördük. Devam ettirerek bu hale geldik.

Cam sanatı, sizce nasıl bir iş?

Cam sanatı, çok keyifli bir iş. Çünkü, camda sınır yok. Her geçen gün başka şeyler yapabiliyorsunuz. Sıkılmıyorsunuz. Tam tersine motive oluyorsunuz. Stresten uzaklaşıyorsunuz ve rahatlıyorsunuz. Güzel bir uğraş, severek yapmanız gerekiyor.

Sanatınızı icra ettiğiniz herhangi bir yeriniz var mı?

Paşabahçe İncirköy Mahallesi’nde benim bir atölyem var. Orada ürünlerimi üretiyorum. Kanlıca’daki tezgahımda da bunların hem tanıtımını hem de satışı yapıyorum. Birinci elden ürünlerimin satışını gerçekleştiriyorum. Böylece insanlar daha uygun fiyatlara cam eşyalarını alabiliyorlar.

Beykoz’da cam sanatını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu zamana kadar yapılmamış büyük bir eksik. Bu saatten sonra yapılması bilemiyorum, ne kadar ilerleyecek, ustalar doğru seçilecek mi? Şu an sadece izliyoruz. Başlandığı zaman bırakılmaması lazım. Bizde bu projenin içerisindeydik ama bize hiçbir bilgi gelmedi. Şöyle bir bilgi geldi, çok cüzi rakamlarla ders verebilmemiz konusunda. Kabul etmedik. Çünkü, bizimde bakmakla yükümlü olduğumuz bir ailemiz var. Amacımız gerçekten Beykoz’da camı canlandırmaksa, ustalara da gereken değerin verilmesi gerektiğini düşünüyorum. İki tarafta memnun kalmalı ki ortaya bir şeyler çıksın.

Beykoz’da da cam canlanabilir. Şu an bir bakıyorum Eskişehir’de Cam Müzesi var. Cam müzesinin olması gereken bir yerde Beykoz. İnsanlar bana geliyor diyor ki, ‘Ürünlerinizi Eskişehir’den mi alıyorsunuz?’. Bende diyorum ki, ‘Kendi imalatımız, burası Paşabahçe. Biz Eskişehir’e ürün gönderiyoruz’. Beykoz, Paşabahçe unutuldu; Eskişehir öne çıkıyor. Nasıl üzmesin bu durum beni?

Şu an Kaymakamımız ve Belediye Başkanımızda bu işe gerçekten gönül verdi. Arkasında durulduğu sürece iyi işler çıkacağını düşünüyorum. Tek isteğim onlardan yarıda bırakmasınlar.

Cam, zor bir sanat mı?

Kesinlikle. Her işte olduğu gibi bunda da bir zorluk var. Ama devamlı yapa yapa ezberliyorsunuz.

Peki, daha çok merak mı yetenek mi?

Aslında her ikisi de. Merak ateşleyecek, yetenek ortaya koyacak.

Cam Sanatı ile ilgili düşündüğünüz ya da hayata geçirmek istediğiniz projeleriniz var mı?

Bir projem var, kendi çapımızda yapacağız. Atölyemi ben biraz büyüttüm. Sonbahara doğru kursta vermeye başlıyorum. İnsanlar merak ettikleri cam sanatını hem burada görme imkanı bulacak hem de kendisi yapabilecek.

İtalya’nın cam da birinci olduğu söyleniyor. Aslında İtalya’daki cam ustalarından hiçbir farkımız yok. Tek eksiğimiz var: Bize destek verilmiyor. Hazır fırınlar var. Bu fırınların içinde madenler hazırdır. Alırsınız, hemen şekillendirirsiniz. Ama biz de öyle değil. Biz ‘şalama sistemi’ ile çalışıyoruz. O madeni yakalamak için çalışıyoruz, plaka olarak camımızı kesiyoruz. Eritiyoruz, eritiyoruz sonra onu lav haline getirip şekillendirmeye çalışıyoruz. Ama bunun dışındaki yani İtalya’daki ustalara, destek ve imkan verildiği için bu işi daha kolay yapabiliyor.

Atölyenizde daha çok ne icra ediyorsunuz?

Cam bibloları, bazı camdan yapılmış takıları atölyemizde yapıyoruz. Fakat, tezgahıma daha küçük cam aksesuarlarını getiriyorum. Çünkü diğerlerinin maliyeti fazla ve burada pazarlanması zor. Beykoz halkının %10’u satın alıyor, genelde şehir dışından ya da yurt dışından gelen kişiler satın alıyor.

Sizce Beykoz halkı sanata duyarlı mı?

Eskiden bir fabrikamız vardı. Şişecam. Birçok kişinin dedesi, babası çalıştığı için böyle bir duyarlılık var. Ama fiyat söylediğiniz zaman şöyle bir düşüyorlar. Tabi ki, onlarda cam aşığı kişiler ama alım gücüyle ilgisi var.

Cam sanatının doğuşunu bildiğiniz kadarıyla anlatır mısınız?

Mısır’da korsanlar tarafından yakılmış büyük bir ateş sonrası cam ortaya çıkıyor. Kum eriyor ve sabah kalktıklarında kumu kristalleşmiş halde buluyorlar. Ondan sonra da cam keşfediliyor.

Bu cam tezgahını ne zamandan beri yürütüyorsunuz?

Ben 10 yıldan beri buradayım. Bu cam sanatını burada icra ediyorum, insanları bilgilendiriyorum. Havanın güzel olduğu zamanlarda buradaki masamı açarak cam gösterisi yapıyorum. Ve böylece insanlar daha yakından cam sanatını tanıma fırsatı buluyor.

Camdaki renkleri nasıl yapıyorsunuz?

Opel ve transparan olarak değişir. Bu renkler, camın kendi renkleridir. Bunlar fırınlardan hazır boyanmış olarak çıkar. Çubuk camlar deriz biz bunlara. İstediğimiz renkleri aynı sıcaklıkta olan camla birleştirebiliyoruz. Eğer ısı derecesi aynı olmazsa, ürün çok sağlıklı olmaz ve kısa sürede parçalanır.

En çok yapmaktan hoşlandığınız bir cam ürününüz mutlaka vardır…

Tüm ürünleri yaparken açıkçası zevk alıyorum. Ama en çok nar ve kurbağa yapmayı seviyorum. Hepsi birer emek ve hepsinin değeri gözümde apayrı.

Son olarak söylemek ya da eklemek istedikleriniz var mı?

Kaymakamımıza ve Belediye Başkanımıza sesleniyorum, bizim gibi ustaları göz önünde bulundurun. Fırsat verin, Beykoz’umuzu daha güzel bir hale getirelim.

Haber: Burcu Çelik

YORUMLAR...