Reklam
CHP, Beykoz’da zayıf kalıyor..!

CHP, Beykoz’da zayıf kalıyor..!

CHP Beykoz Belediye Başkan Adayı Hızır Yılmaz, Erdal Öztürk’e tüm detayları samimiyetiyle anlattı.

Beykoz kamuoyunun çok yakından tanıdığı CHP Beykoz Belediye Başkan Adayı ve eski İlçe Başkanı Hızır Yılmaz ile bilinen ve bilinmeyen konuları konuştuk. Artık tamamen Beykozlu olan Yılmaz, geriye dönüp bakıldığında başarılı bir ilçe başkanı, başarısız bir CHP Beykoz Belediye Başkan Adayı…

Hızır Yılmaz’ın altını çizdiği söylemleri Beykoz’da çok konuşulacak.

Şimdiki CHP İlçe Yönetim kadrosu iyi, Şevket Arıkan’da liderlik yok!

Bahadır Yavuz, istifaden ziyade kaçmıştır!

AK Parti seçimlerde Çavuşbaşı’nda para dağıttı!

Köseler efsanesini bitirdim…

CHP’de disiplin mekanizması çalışmıyor!

Arsa toplamıyorum, arsası olanlara yardımcı oluyorum!

Örgütün talep ettiği her göreve adayım…

Klasik olarak önce sizi bir tanıyalım diye sorulur ama Beykoz sizi artık iyice tanıyor. Yine de bu konuda eklemek istedikleriniz var mı?

Özellikle parti içerisindeki arkadaşlarımız, parti içi yarışlarında bunu kullandılar. Hızır Yılmaz, Beykozlu değil, diye. Aslında bunu söylerken o arkadaşlarımız, kendilerine haksızlık yaptılar. Çünkü, Hızır Yılmaz madem Beykozlu değildi de kendileri çok geçmişten beri Beykozlu değilseler, bu adam nasıl oldu Beykozlu olmayan birisi kısa sürede Beykoz Cumhuriyet Halk Partisi gibi bir parti de önce İlçe Başkanı oldu, sonra Cumhuriyet Halk Partisi’nin Belediye Başkan Adayı oldu. Bu adaylık, Hızır Yılmaz’a sadece Ankara’da tanıdıkları sayesinde veya takdir gördüğü kişiler tarafından verilmedi. Burada bir ön seçim yapıldı yani eğilim yoklaması. O zaman Dereseki Muhtarı ile beraber basın toplantısı yapmak zorunda kaldım. Ben 2002 yılından beri Beykozluyum. Eğer herkes ben deden Beykozluyum diyorsa, Akbaba Mezarlığı’na gidelim 1974’te rahmetli amcamın mezarı oradadır. Yine 1958’de rahmetli babam Akbaba taş ocağında orada 10-15 sene çalışmıştır. Bizim ailecek böyle bir Beykozlu yanımız var. Ben o zamanlar bunları söylemeye pek ihtiyaç bile duymadım. Çünkü, arkadaşlarımız kendilerine haksızlık yapıyorlar. Bu adam Beykozlu değil, dedikleri zaman kendi yenilgilerini baştan kabul etmişlerdi.

İlçe Başkanı olmadan önce tanınma oranıyla ve olduktan sonra tanınma oranı hatta CHP Belediye Başkan Adayı olduğu zamanki dönemde tanınma oranları farklıdır. O tanınmadığınız zamanlarda çıktınız, 2012’de 1 oy farkla ilçe başkanlığına seçildiniz. İlçe Başkanlığı döneminizi bir değerlendirme yapar mısınız?

Öncelikle şunu söyleyeyim; İlçe Başkanlığı dönemimde hatam yok dersem, eksik söylemiş olurum. Hep gelişeceğiz. Geçmişte ne hata yaptık yarın onu nasıl düzelteceğiz, her zaman bu kavramı çok önemserim. Benimde hatam vardı. Ama benim İlçe Başkanı olduğum döneme bakmak lazım. 2011 seçimlerinden sonra uzun süre Beykoz’da siyaseti domine eden İsmet Konca gibi bir ilçe başkanı hemen seçimden sonra istifa etti. İstifa ederken de CHP meclis grubundan kavgaların üzerine ben de bir seçim yarışına girdim. Sanki iki grubunda benimle hiç ilgisi olmayan o olayların zaman zaman tarafı gibi görüldüm.

Orayı biraz daha açalım Hızır Bey, okuyucularımızın da hatırlaması bakımından. O zamanki CHP grubu 13 kişiden teşkil ediyordu. Bu 13 kişi de, grubun içinde ciddi sıkıntılar vardı. Özellikle bir takım rüşvet iddiaları vardı. Dediğiniz gibi sizde bu olayların üzerine geldiniz, bu olayların bir tarafı değildiniz. Devam edelim…

Ben hep inandığını konuşan bir adamım. Ben o olaylarda hep şunu söyledim; evet ciddi bir olay var ama bu bir siyasi makam üzerinden, iddia edilen haksız bir kazanç değerinden konuşulursa bunun halledileceği yer ya da konuşulacağı yer kamuoyu değil, partinin içidir. Asla ve asla cezasız kalmamalı. Asla şüpheye yer kalmayacak şekilde arkadaşlarımız, CHP örgütüne kendilerini aklamak zorundadır.

Sizce parti gereğini yapmadı mı?

Ben kendim disipline gittim. CHP’nin parti disiplininin olması gereken bir şekilde maalesef işletilmediğini, hatta olayların, şikayetlerin disipline gelmeden siyasi bakışlarla ret ya da kabul edildiğini gördüm. Halende partinin bu anlayışı devam ediyor. Ben hep şunu savunmuşumdur; eğer bir vatandaşımız Hızır Yılmaz’dan haklı veya haksız bir şikayeti varsa disipline gitmeli. Hızır Yılmaz, haklı bile olsa o vatandaşımıza cevap verecek. Siyasetçi bazen insanların keyfiyetlerini de tatmin etmek zorunda. Keyfiyetten sizi disipline verebilirler. Disiplinler, mahkemeler bir aklanma yeridir. Yani partinin mahkemesi, aklanma yeridir. Bu fırsatı sana bir partinin üyesi tanıyorsa ve il yönetimi hayır sen disipline gitmeyeceksin diyorsa o anda siz kendi adınıza seviniyor olabilirsiniz ama yarında kaygısını duyduğunuz başka olaylar karşısında da o tavrı alacağı için aslında size de kötülük yapmış oluyor.

Kendinizi ilçe başkanlığında başarılı buluyor musunuz?

O konuda mütevazi olamayacağım. Aldığım toplum geri dönüşe göre, ben CHP’de başarılı bir ilçe başkanıydım.

Sizin ilçe başkanlığı döneminiz hareketli ve başarılı bir dönem olarak görülüyor. Mütevazilik yapmamanızı bizlerde doğru buluyoruz. Sizden sonra gelen ilçe başkanları bu trendi yakalayamadı. Bu bizim gözlemimiz. Bugünkü İlçe Başkanı Şevket Arıkan’ın bu anlamda çok geri kalması yönünde eleştiriliyor. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Açıkçası ben Şevket Arıkan’dan çok umutluydum, kendisine de bunu söyledim. Ben bu anlamda biraz hayal kırıklığına uğradım. Hem kendisinin uzun süredir hevesini gördükçe, ‘Ben partime abilik yapmak istiyorum’ söylemini duydukça 2 - 3 dönem aday olurken daha önceleri örgüt toplantılarında, ben bir fırsat verilmesini, kişisel olarak destek vermesem de Şevket Arıkan kazanırsa iyi şeyler yapabilir mi acaba, belki de yapar. Bu soruyu hep kendime soruyordum. Yönetimi de daha siyasi arkadaşlarla, çünkü biz ilçe başkanı seçilirken siz çok iyi biliyorsunuz, 4 gruba ayrıldık. Hatta ben o zaman şiddetle çarşaf listeyi savunmuştum. Her listenin içerisinde nitelikli arkadaşlarımızın olduğunu gördüm. Bizim bir araya getiremediğimiz o yöneticileri, partimizin delegeleri seçer ve bir yönetim yapar, böylece ortaklaşa başarı yürütebilecek arkadaşlar çıkar diye umduğumdan bunu savunmuştum. Ama öyle olmadı. Kongrede blok liste kararı çıkınca, listede başarı üretebilecek arkadaşları bir araya getiremedik. Bunun ben eksikliğini çekmiştim. Ama şu andaki Beykoz İlçe Yönetimi’ne baktığım zaman hakikaten siyaseten daha verim alınabilecek bir kadro görüyorum. Ama bu kadroyu yönetecek, onlara sorumluluk alanı açabilecek, ön açacak, itecek bir ruh Şevket Başkan da göremedim. Yoksa bu kadro, gelmiş geçmiş en iyi kadrolardan biri.

Burada çok kısa bir şey sormak istiyorum. Çünkü, bunlar kamuoyunda yer aldı. Şevket Arıkan, istifa edecek mi? diye bir takım toplantılarda, görüşmelerde bilemiyoruz ama istifası istenmiş. Önümüzde de 2015 seçimleri var. Şevket Arıkan, bu seçimlere kadar dayanabilir mi, devam eder mi?

Bana göre,  kesinlikle devam etmeli. Bana da, ‘işte sen tek başına çalışıyorsun, yönetim çalışmıyor’ diye hep söylendi. Ama ben, yönetim bir bütünse ben çok çalışıyorsam, belki de benim çok çalışmam onların çalışmasına engel oluyor. Belki de ben daha az çalışan bir ilçe başkanı olsaydım, onlar daha fazla kendisini öne çıkarmaya çalışacak arkadaşlar olacak, diyordum. Belki de işin gerçeği bu değildi ama bir ilçe başkanı, bir lider böyle davranmak zorunda. Kendi arkadaşlarıyla toplum huzurunda tartışır hale gelmişse ya arkadaşlarının istifasını isteyecek ya da kendisi istifa edecek. Ama ben yine altını çiziyorum, bu yönetim 2015 seçimlerine mutlaka partiyi taşımalı. İki de bir seçim olmamalı. Eğer taşıyamayacak olduklarına inanıyorsa bugünden istifa etmeliler.

Adaylık sürecinizde sanırım en zorlu süreçlerinizdi. CHP örgütü neden ilçe başkanlığında olduğu gibi adaylığınızda bütünlüğü sağlamada zorluk çektiniz? CHP dinamiklerinin sizden talepleri neydi? Siz ne kadar çaba harcayabildiniz? Şu zamanı en iyi değerlendirecek olan sizsiniz…

İnanın ben biraz daha farklı düşünüyordum. Bütün samimiyetimle bunu söylüyorum. Bir seçim almak üzerine düşünmek, bir de seçimi aldıktan sonra örgütle belediyeyi yönetmek anlayışı. Benim içimi o anlamda belediyeye taşıyacağımız meclis kadrolarından ziyade seçimi aldıktan sonra örgütle belediye nasıl yönetebilir? Benim için asıl olan aslında örgüttü. Ben böyle düşünürken tabi burada herkes benim gibi düşünmekte zorunda değil. Ama ben ilçe başkanlığım dönemimde şiddetle eğilim yoklaması sonuçları, ön seçim kadar geçerli olmak kaydıyla hem belediye başkanlık adaylığımda hem de belediye meclis üyeliğinde bunu savundum. Bunun altına imza attım, Ankara’ya gönderdim. Hatta zaman zaman bana bazı dostlarım, ‘Ankara’da senin çalışmaların biliniyor, taktir de topluyor, sen illa eğilim yoklaması diye niye diretiyorsun’ diyordu. Ben şunu söylüyordum; ‘Eğer beni Beykoz CHP Örgütü istemiyorsa, beni Beykoz halkı hiç istemez’. Ben önce onların onayını almalıydım. Benden sonra Sayın Bahadır Yavuz ilçe başkanı oldu. Şimdi orada bir nokta koymak zorundayım. Ben seçimlere gelmeden 1 sene önce Bahadır Yavuz’a, ‘Eğer ben aday olursam, bu örgütün ilçe başkanı olarak başına geçmek ister misin? Görülüyor ki, sen biraz da abin Mahmut Yavuz’dan dolayı böyle bir kabulü arkadaşlarımıza zorlamadan geçiririz’ dedim. Israrla aday olmayacağını, çalışmak zorunda olduğunu ve böyle bir sorumluluğun altına giremeyeceğini söyledi. Ben Bahadır Yavuz’un aday olduğunu son gün duydum.

Bahadır Yavuz, sizden aday olduğunu saklamayı çok mu iyi sakladı? Yoksa gerçekten son gün mü birilerinin telkiniyle aday oldu?

Hayır, çok iyi saklamayı başardı. Hatta ben kendisine, ‘Bu parti de iki tane aday çıkarmayın, sizi ve sana destek veren arkadaşlarınla beraber kimi istiyorsanız, diğer arkadaşlarımız ona destek verecek’ dedim. O da başka bir arkadaşımızın ailesiyle de konuştu, ilçe başkanı yapacağız dedi. Sonra son gün geldi, kendi aday oldu. Neden, kimin önerisiyle? O hareketlerin tamamı gerek ilde gerekse Beykoz’da siyaseti domine etmek isteyen çevreler… Hatta bazen sol görünüp ama her seçimde de sağ duran dinamikler… Hızır Yılmaz’ın adaylık yönünü kesmek için Bahadır Yavuz’u ilçe başkanı istediler. Beykoz kamuoyunda sosyal demokrat diye geçinen iş adamı olsun, CHP’nin içinde olmamak kaydıyla ama bu camiaya yakın insanlar var. Bu insanları biliyorum. Yaşandı, bitti, her şey ortada.

Siz yönetimimize hakim bir insandınız. Sizden sonra boşalan ilçe başkanlığı noktasındaki seçimde siz çok mu gafil avlandınız, yoksa hakimiyeti elinizden mi kaçırdınız?

Bizim yönetimimiz devam ederken de dışardan darbeler vurulmaya çalışıldı. O yapıyı korumak için o oyunları görmezden geldik. Teslim olmuş gibi de zaman zaman gözüktük, bu bir yöneticinin taktiğidir. İlde bir toplantı yapıldı. Hangi ilçelerde belediye meclis üyeleri eğilim yoklaması yapılsın? Hangi ilçe başkanları eğilim yoklamaları istiyor, hangileri istemiyor? diye talep alındı. Bahadır Yavuz, Beykoz’da belediye meclis üyelerini eğilim yoklamasına seçilmesin diye talepte bulundu. Şimdi örgüt, örgüt diyor ya ondan sonra işin aslı o değil. Hatta bana gelip dedi ki, ‘Sen aday olabilirsin ama örgütün başı benim listeyi ben yapacağım’. İlden herhalde öyle bir garanti vermişlerdi. Sonra onun öyle olmadığını gördük.

Meclis üyeleri listeleri için çok eleştiriler yapıldı. Önemli mahalleler liste dışı kaldı. Eski meclis üyeleri liste dışı kaldı. Belediye hafızası silindi. Bu konularda neler söyleyebilirsiniz? Bahadır Yavuz, neden istifa etti? Bunu halen bilen yok. Siz biliyor musunuz?

Bahadır Yavuz ilçe başkanı olduğu zaman zannetti ki, örgütün başı benim ve her dediğimi yaparım. Onun üzerine bazı arkadaşlara vaatlerde bulundu. Bir meclis üyesi, başkanın yarısıdır. Öyle algılanır. Gidip ne konuştuğunu sorgulamam. Bana gidip şununla konuşayım mı dersen, gitme derim. Ama ne konuşursan da onun altına imza atarım. Size de gelmişse, herhangi bir söylemde bulunmuşsa benimle onun arasında geçen bir söylem değil ama tam yetkidir. Onun için Bahadır Yavuz, birçok kişiye söz verildi ve onları taşıyamayacağını anladığı için istifa etti. Bir de süreçleri yürütmek ayrı bir şeydir. Seçime gidiyorsun, savaşın ortasında kaçan adam asla haklı olamaz. Ama o işi başkanla sonuna kadar taşırdı, seçimden sonra gelirdi, basını da toplardı ve yaşadıklarını eksileriyle anlatırdı, işte o zaman lider olurdu! Size bilmediğiniz bir şeyi söyleyeyim; Türkiye’de CHP’de tek bir ilçe Ankara’da Genel Başkan Yardımcısının odasında yönetim kurulunu topladı ve listeyi orada yaptı. Bahadır Yavuz’la 16.sıraya gelene kadar listedeki her birine parmak kaldırdı. Şahidi de İstanbul Milletvekili Müslim Sarı’dır, o zamanki kadın kolları başkanımızdır. Gidip sorabilirsiniz. 17.sıraya geldiğimizde Topçu Kılıç kulağına döndü, bir şey söyledi ve kalktı dedi ki ‘Ben bu listeyi onaylamıyorum’.

Eski meclis üyelerinden o listeye konulmaması noktasında Bahadır Yavuz ile bir mutabakatınız var mıydı, yok muydu?

Benim isteğim üzerine Bahadır Yavuz’da tamam diyerek mutabık kalmıştık.

Meclis üyeleri listelerindeki oluşumun seçimi kaybetmenizde etkisi var mıdır yok mudur?

Belki en doğrusu, her mahallenin meclis üyesi adaylarını üyelerimiz tarafından seçilmesi olurdu. Tabi ki, bunun da bazı yerlerdeki bazı arkadaşlarımızın o mahallelerde yanlış bir tercih yapabilme olasılığı vardı. Getiriden çok götürüsü de olabilirdi. Olaylara, yoktu da o yüzden az bir oy aldık diye bakılmaz. Çünkü, öyle bir isim koyarsınız ki onu koysanız daha az da oy alabilirsiniz. Gümüşsuyu önemsediğim bir yerdi. Gümüşsuyu madem önemli bir yer ve o arkadaşımızda olmadı çok ciddi ben Gümüşsuyu’na taşınmayı düşünmüştüm. Çünkü, oranın sorunları fazla ve herkes planlara bakıyor, Gümüşsuyu’nda ne olacak, Karlıtepe’de ne olacak diye. Orası Beykoz’u temsil ediyor gibi düşünüyorum. Keşke oraya bir arkadaşımızı koyabilseydik. Ama öyle bir arkadaşımız vardı. Son anda o 120 kişi dosya vermesinden dolayı bir de ben ayak bağı olmayım, başkanı zora sokmayayım diye fedakarlık yaparak dosyasını vermedi. 

Seçimi neden kaybettiniz? Oysa birçok anket yoklamalarında CHP önde görülüyordu. Özellikle Çavuşbaşı’nda çok iddialıydınız. Çavuşbaşı’nda ne oldu? Çavuşbaşı’nın gerçeği nedir?

Eğer biz siyaseti halkın çıkarları için yapıyorsak, biz halkın çıkarlarına katkı sağladığımız için seçimi kaybettik. Kilit nokta bu. 2B yasası çıktığı zaman CHP İlçe Örgütü olarak, Akif Bey’in de Ankara’daki katkıları ve diğer milletvekillerimizin toplum önünde yaptığımız baskılar, toplum yönünde lehine yaradı. Ben soruyorum, bir iktidar düşünün 5 ay içerisinde 4 defa 2B yasasını değiştirdi, sonrada Beykoz’u özel konuma düşürdü. Bu sanıldığı gibi Yücel Çelikbilek’in çalışmaları ile olmadı. CHP’nin baskıları ile oldu. Mesela, Hayrullah Usta teşekkür yemeği vermiş. Aslında o yemeği yaparak kendine haksızlık yapıyor. Kendisine ve mahalle halkına vermeliydi. Bu bir teşekkürse, bu yemeği sen Görele halkına ver. Görele halkı, o direnci gösterdi. Görele halkı o direnci gösterdiği için bu yasalar tekrar meclise gitti.

Yani CHP bu çalışmalarıyla AK Parti’yi tetikledi. AK Parti tetiklenince de seçimi mi aldı?

Bunu yargılamak gerekmiyor. Bu akıllı bir şey. Zaten toplumda muhalefetin görevi budur. Toplumun sıkıntılarını ve düşüncelerini iktidarın önüne koyacaksınız. O da akıllı bir siyasetçiyse çözüm üretecek. Ve bu kurnazlığı gösterdi.

Çavuşbaşı’nda ne oldu?

Ben çok samimi söylüyorum, biz son 2 güne kadar %50’nin üzerindeydik. Çavuşbaşı halkının %70’ini birebir tanıyorum. Ya Trabzonludur ya Rizelidir. Ardahanlılarla çok sıkı ilişkim vardır. Bayburtlularla diyalogum vardı. Özellikle o Karadenizli seçmeni birebir tanıyan insanım. Biz orada son 2 güne kadar %50’ydik. Oradaki mahalle muhtarlarımız, CHP’nin siyasetine yakın bakıyorlardı. Kurtuluş olarak bakıyorlardı. Son 2 günde Çavuşbaşı halkının üzerine iktidar tarafından o kadar baskıyla gidildi ki, tehdit edildiler. O tehditte şuydu: ‘Eğer AK Parti Beykoz’da kazanmazsa özel proje alanı ilan ettiğimiz yerleri Milli Emlak’a geri iade edeceğiz. Sizin de 100 bin liraya, 80 bin liraya alma şansınız olan yerleri 500 bin liraya alacaksınız’. Ben o yüzden Çavuşbaşı’na gittiğim zaman aile dostlarım, bazen bana kafasını eğiyor mahcubiyetten. Arkadaşlar siz neden mahcup oluyorsunuz diyorum. Sizi tehdit eden, tehditle oyunuzu alanlar başlarını eğsin. Babasının oğlu olsa bu baskıyı gören insan sevse de inansa da kolay kolay direnemez. Onun için Beykoz’daki seçimleri, mülkiyet sorunu üzerinden değerlendirmek zorundayız. Mesela, Saadet Partisi’nin çok iyi bir adayı vardı. Kaliteli bir insan. Saadet Partisi’nin 14 bin sadece 2009’da merkezlerde olan, köyleri de kattığımız zaman 18 bin oya çıkıyor. Ne oldu da 4 bine düşüyor. Bunları iyi bilmek lazım. Cübbeli Ahmet Hoca, Saadet Partisi’ni destekleyecekti. Ne oldu da son 2 günde AK Parti’yi destekleme kararı aldı.

AK Parti bütün argümanları kullandı mı diyorsunuz?

Maddi, parasal, siyaseten, manevi her şeyi kullandı. Beykoz’da 4 kişinin para dağıttığını biliyoruz. Resmen para dağıttılar. Bir suçlama değil, isim isim veririm.

Şu mu ortaya çıkıyor; CHP bundan sonraki seçimlere daha mı çok bütçeyle çıkması lazım?

 Siyaset, parasız yapılmıyor.

Seçimi kaybedebileceğinizi hissettiniz mi? Yoksa sonuçları gördükten sonra size hüsran bir sürpriz mi oldu?

Tüm samimiyetimle söyleyeyim, ortada sandık varsa hiçbir zaman o seçimi almış gibi bakamazsınız. İçinizden aldık gibi bakarsanız zaten çalışamazsınız. Biz son güne kadar niye çalıştık? Seçimi alamayabiliriz. Sandık varsa, ben bu baskının ve AK Parti’nin geniş olanaklarının bir şekilde devreye gireceğini ve seçimi almak için her şeyi yapacağını tahmin ediyordum. İkincisi, bizim dışımızdaki dinamiklerle biz 2009’da almışız 40 bin oy, 2011 seçimlerinde almışız 41 bin oy benim hedefim 50 bin ile 55 bin arasında bir oy oranıydı. Ben bir kere solda siyaset yapanlara bir iyilik yaptım. Bir efsanenin sonucunu gördüler.

Alahattin Köseler, bir efsane miydi?

Evet, bir efsaneydi. İyi PR vardı. Siyaset biraz pazarlama işidir. Alahattin Köseler, PR’nı çok iyi yaptı. 2 dönemde iyi yaptı, bu dönemde iyi yaptı. Ben gittiğim çok yerde, ’Evet ben MHP’liyim. Bunlardan kurtulmak için CHP’ye oy verecektim ama Alahattin Başkan geldi, artık bizde seçimi kazanabilecek 3 partiden biriyiz. Kusura bakma partime oy vereceğim’ diyenleri gördük.

O zaman CHP’nin kaybetmesinde etkisi oldu?

Kesinlikle oldu. CHP’ye çok oy getirerek olmadı, MHP’den gelebilecek oyları önünü kesti.

Yücel Çelikbilek’i seçimlerden sonra tebrik ettiniz mi?

Yaklaşık 1 hafta sonra tebrik ettim. Tabi, ben sandıkları tebrik ettim. Ben Yücel Çelikbilek ile yarışmadım. Tayyip Erdoğan’la yarıştım. Bunu herkes biliyor, Beykoz kamuoyu da biliyor. Çıksın desin ki Yücel Çelikbilek, ‘Hayır Belediye Başkan Adayı olarak ben Hızır Yılmaz’la yarıştım’ buyursun gelsin televizyonda nerelere gidip Metin Külünk’ün, ‘Bırakın siz Başkanı, siz Başbakana oy veriyorsunuz’ diye nasıl siyaset ürettiklerini, siz Çavuşbaşı gibi yerlerde Yücel Çelikbilek’i kaç defa toplantılarda gördünüz? Bir milletvekili gelir, adayına yardım eder. Ama Metin Külünk adayı ile gezmedi. Hatta ona dediler ki, ‘Sen otur buraya. Gittiğimiz yerden tepki alıyoruz. Biz parti adına çalışacağız’. Oyları Tayyip Erdoğan’a istediler. Bunun her yerde gösterimleri var.

İlçe Başkanlığınızda bölge Beykoz’un bölge planlarına ret verdirdiniz. Bugün ise planların geçmesi yönünde çabalarınız oluyor. Önce nedir bu değişiklik? Deniliyor ki, bazı mahallerde arsa alımlarınız oluyor. Müteahhit olmanız hasebiyle bu biraz dün dündür, bugün bugündür konuşmalarına yol açıyor. Bunu samimi bir şekilde okurlarımıza aktarır mısınız?

Şimdi biz o dönemde 4 mahallenin planlarını ret vermiştik. Orada savunduğumuz 2 şey vardı. Siz o zamanlar imar komisyonundaydınız. Bizim arkadaşlarımız planları gördü mü? Yok, arkadaşlarımız görmedi. Birincisi, müdürlük teklifi olarak geldi. O teklifte 2 şey yazıyor. Şu mahallelerin birlik planlarının onaylanması. Teklif bu. Diğeri de, seçime yaklaşıyoruz ve Beykoz halkı bir karar verecek, birini belediyenin yetkili kılacak. Yangından kaçar gibi 4 mahallenin yapmayalım, Beykoz’u plan bütünlüğü içerisinde yapalım. Planı parçalamayalım, plan bir bütündür.

Başkan biliyorsun ki, Beykoz konum itibari ile çok farklı yasaların uygulandığı bir ilçedir. Dolayısıyla bütün planları tek bir bütün olarak yapma imkanı yoktur…

Evet, doğru söylüyorsun. Ancak aynı konuma sahip mahallerde de bölünmeler vardı. Seçime kısa bir süre kala olduğu için o dönemde ret görüşümüz hakimdi. Şimdi seçim yapıldı. Beykoz halkı bir yetki verdi. Yücel Çelikbilek arkadaşlarına, ‘Biz sizin planlarınıza güveniyoruz’ dedi. Biz CHP olarak güvenmeyebiliriz. Ve güvenmediğimiz için de arkadaşlarımız, ben evet denmesinden yanaydım ki daha akıllı bir noktada buluştular bana göre. Çekimser oy kullandılar. Beykoz için plan gerekli ama sizin planlarınıza güvenmiyoruz anlamı taşıdı. Ret versem, plan istemiyorum anlamı çıkabilir. Bir de şunu eklemek istiyorum, CHP’nin ret yönündeki düşüncesi imar komisyonu başkanı İbrahim Hocaoğlu’nun verdiği brifing ile evet de dönüşmedi. Bizzat CHP’nin meclis üyeleri ile ben görüştüm. Kendilerine düşüncelerimi evet yönünde aktardım. Benim gibi birçok muhtar ve STK Başkanları da CHP Grubu’na evet yönünde görüş bildirdiler.

Müteahhitlik konusuna gelelim ve arsa toplama iddialarını cevaplayınız...

Bu planlar, Hızır Yılmaz’ın işine yaramıyor. Bu planlar, Hızır Yılmaz boyutundaki müteahhitlere de yaramıyor. Beykoz’da iş yapma şansımız sıfır. Ada bazında yer alıp inşaat yapmamız bizim gibilere imkansız. Arsa sahipleri, örgütlenip birlikte hareket etmelidir. Yoksa birileri Ankara’da yazar-çizer kentsel dönüşüm adı altında ciddi kayıplar yaşayabilirler. Benim arsa alma noktasındaki söylentiler, doğru değildir. İşin doğrusu, beni seven, bana güvenen birçok yurttaşımız bana gelip arsa görüşmelerinde danışmanlık talepleri olmuştur. Yanlarında görmek istemişlerdir. Bir de tapusunu alamayan bir vatandaşımıza ödemesinde yardımcı oldum.

Peki, şimdi Hızır Yılmaz ne yapıyor? Ne yapmayı hedefliyor? Bu hedefleri içerisinde 2015 seçimleri hedefi var mı?  2019’da tekrar yerel anlamda tekrar belediye başkan adaylığını düşünür müsünüz?

Ben Beykoz’da da başka yerlerde de daha öncede siyaset yaptım. Zaten bütün bölgede siyaset yaptığım için birçok insan beni Ümraniyeli söylediler. Aslında ben Ümraniye ilçesinin hiç üyesi olmadım. Gidin Ümraniye’ye derler ki, Hızır Yılmaz Üsküdarlı. Üsküdar’da da çok çalıştım. Bölgenin tamamında çalıştım. Onun içinde 2015 seçimlerinde ön seçim olursa milletvekilliğine adayım. Halkım ve örgütüm talep ettiği sürece her göreve varım.

Hızır Yılmaz, özel yaşamında ne yapar? Nasıl bir babadır, bir eştir?

Kötü bir eş, iyi bir babayım. Benim eşim, Allah razı olsun çok tutumludur. Bazen bizim verdiklerimiz birikir. O ara zorluğumuz varsa, getirir önümüze o biriktirdiklerini atar. Valla ciddi rakamlarda biriktirir. Son kuruşuma kadar kızıma bir şey istediğinde veririm. Ama eşime de zaman zaman sende istediğin gibi harca diye kızarım. O da hep şunu söyler, birisi tutumlu olacak. Eşime büyük bir vefa borcum vardır, saygım sonsuz. Çocuklarım, biraz bana karşı asiler onu söyleyeyim. Prensip olarak, sabah ben kalktığımda eşim yatıyorsa onu kaldırmam. Bana kahvaltı hazırla demem. Özellikle bana kahvaltı hazırlamak için kalkarsa ona sitem ederim. Hiç kimse rahatını benim zevkim için bozmamalı. Bir de bir hastalığım var; hanım pantolonları, gömlekleri ütüler, asar. Bende sabah kalkar o pantolonu tekrar ütülerim. Onu da kendim yaparım ama. SKM olarak kullandığımız yeri şimdi ofis olarak kullanıyorum. Seçimlerden ötürü işim aksadı ama yeni yeni düzene soktum gibi.

Son olarak Beykoz Güncel Haber’i nasıl buluyorsunuz?

Beykoz’un en güvenilir yerel basınından. Gazete sahipleri içerisinde Fatih kardeşimizin yerini ayrı tutuyorum. AK Parti’nin belediye meclis üyesi olmasına rağmen gazetenin tarafsızlığını çok ciddi bir dönem ortaya koydu ve sıkıntıda çekti o dönem. Ama o doğruyu yapıyordu. Fatih dürüst bir kardeşimizdir, kolay kolay dürüstlüğünden de vazgeçmez. Böyle devam ederseniz kitleler sizi ciddiye alır ve okunursunuz. Erdal Öztürk’ün seveni çoktur, sevmeyenleri de vardır. Artık Beykoz Güncel’i takip edeceklerdir. Bu vesileyle sonuna geldiğimiz bu röportajda Beykoz Güncel okuyucularına en derin saygılarımı sunuyorum.

Röportaj: Erdal Öztürk

Reklam

YORUMLAR...