Reklam
Muhammed Küçükkonuklar

Komşuluk Ölüyor!

Geçen gün bir arkadaşım eşine , “ Akşama ailece komşuya oturmaya gidelim dedim.  Kızım oradan atıldı. Ben gelemem. Ben bu akşam TV dizimi seyretmem lazım. Öyleyse yarın akşam gidelim dedim, hanım oradan atıldı. Ben bir haftadır yarın akşamı bekliyorum, yarın TV dizimin finali var” dedi.

Anladım ki bizi ailece evimizde esir almış bir güç varmış da haberimiz yok. Bu öyle bir güç ki; sohbetleri bitirmiş, komşulukları öldürmüş, herkesin ağzına bir bant çekmiş, sadece kendisine, ev halkını odaklamış kısacası o gücün esiri olmuşuz.

Televizyonların olmadığı devirleri hatırlıyorum… Bilhassa uzun kış gecelerinde sırayla komşulara gidilirdi. Önce üzerinde çeşitli kuru çerezler bulunan sofra kurulurdu. Arkasından meyveler gelir, sohbete çaylarla devam edilirdi.

                                                           ***

İbrahim Sadri bir şiirinde : ‘Başımız sıkışsa /Komşumuz vardı’der.

M.Mengüşoğlu, ‘Şehirde Sabah’ adlı şiirinde : ‘Komşusuna gönderirdi müşterisini / Günün siftahını yapan esnaflar.’..Yine aynı şiirin bir yerinde: ‘Ve kadınlar ilk ağızda komşunun derdi için ağlarmış.’diyor.

Peygamber efendimiz: ‘Cebrail a.s bana komşuluk hakkında o kadar tavsiyede bulundu ki, komşunun komşuya mirasçı olacağını sandım’ .‘Bir salih müslümanın hürmetine, komşulara gelecek yüzlerce bela önlenir- Komşusu açken kendisi tok yatan bizden değildir.- Evinizde pişen yemekten, komşunuzun hakkını verin.- Komşuya da, ana babaya hürmet eder gibi hürmet etmek gerekir.’ buyurmuştur.

                                                             ***

Yıllar önce Ataköy taraflarına taşınmış bir eski talebe velim benim ziyaretime geldi. Hanımı dediki: ‘Aynı katta 4 daireyiz. Taşındıktan sonra günler geçmesine rağmen kimse hoş geldin ziyaretimize gelmedi. Bir gün, elime bir fincan aldım, yan komşumun kapısını çaldım. Özür dilerim komşum çevreyi pek bilemiyorum. Acaba şu fincana biraz tuz verir misiniz?dedim. Ertesi gün, yan komşum bize geldi. O’nun elinde de bir su bardağı vardı. O’da benden şeker istedi. Daha sonraki günlerde samimi olduk ve ikimiz de itiraf ettik ki; tuz ve şekere ihtiyacımız yoktu. ‘

Velim de şunlar anlattı: ‘Balkonda oturuyordum, apartman önünde bir kalabalığın yukarı katlara doğru baktıklarını görünce meraklandım. Meğer alt komşumuzun bir yakını vefat etmiş, kimsenin haberi olmamış…’ Büyükşehirlerde evinde yalnız başına kalmış ve vefat etmiş, komşularının ise bundan günler sonra haberlerinin olduğu durumları, televizyonlarda yer yer duymaktayız.

                                                                ***

Yaz ramazanları vesilesiyle mahallelerde Beykoz Belediyemizin yaptığı iftarlar, komşuluk müessesesini dirilten güzel vesilelerden biriydi. Nitekim bir mahalle iftarında aynı masada karşı karşıya oturunca birbirine dargın iki komşunun barıştıklarına bizzat şahit oldum. Eskiden dargın komşuları birbiriyle barıştıran mahalle büyükleri olurdu. Hatırları sayıldığı için kimse onları kıramaz, barışırlardı.

Komşulukların diriltilmesi, canlandırılması ümidiyle, saygılar sunarım.

Kalın sağlıcakla 

Reklam

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...