Reklam
Sueda Muradoğlu

Çanakkale

Küçücük bir coğrafyada, bir toprak parçasının değil, ‘saf iman’ın savaşıdır Çanakkale…

Bir neslin yok oluşunun altın harflerle yazılışıdır…

Ölerek ayağa kalkmanın destanıdır…

Bir insanın asla ama inanmış bir yüreğin kolayca kaldırabileceği 250 kiloluk top mermisidir Çanakkale…

Bir annenin ‘ vatana kurban’ diyerek gönderdiği evladının saçına yaktığı kınadır…

Bir babanın daha 13 yaşındayken, ilk katıldığı cephede ölen oğlunun, her cephede dinlediği türküsüdür…

‘Çanakkalede bu kadar ölünür’ denilerek henüz ölmeden gömülen mübareklerdir…

Göğsünde açılan koca bir süngü deliğine bir tutam ot tıkayarak ayakta kalmaya çalışmaktır…

İnanmaktır…

Adanmaktır…

Teslim olmaktır…

En önemlisi,

Geri dönmeyi ummamaktır ; Çanakkale…

…

Dünya var olduğundan beri pek çok ülkede yaşanmış ama tanımı Çanakkale de yapılmıştır; savunmanın! VE de toprağına sahip çıkmanın… Toprak değil ki, namus meselesidir, çiğnetilmemiştir!

Atalarımız imanın, şahadetin namını titretirken, onlarca milletin de birleşip ‘soysuzluğu’ resmettiği yerdir! Ve Allah, kendi için çarpan hiçbir göğsü çiğnetmemiştir!

…

Kuru bir şiir, bir türkü değildir Çanakkale.. Bir ruhtur; ilelebet yaşatılması ve de anlatılması gereken! Bir günlük tur ziyaretleriyle geçiştirilecek ya da bir dakikalık saygı duruşuna sığdırılabilecek bir mesele değildir! Derindir ve de mühimdir… Söndürülmediği sürece asırlarca yol gösterecek bir meşaledir! Belki biraz nefsani bir gurur, haklı bir başı yücelik ama çokça Hak’tan biliştir; kaderi ve de kaderin de yazılabileceğini…

Bir milletin ve de bir insanın isterse neler yapabileceğinin kanlı_canlı ispatıdır!

Demem o ki; bu güzel vatanın, bu cennetin altında, sırtında kefeni bile olmadan yatan dedelerimiz var bizim! Yüreğimiz titremeden geçebiliyorsak üstlerinden, vay halimize bizim…

 

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...