Reklam
Kürsü Beykoz gençliğine bırakıldı

Kürsü Beykoz gençliğine bırakıldı

AK Parti Beykoz Gençlik Kolları düzenlediği ‘Söz senin, Kürsü senin’ proğramı ile sözü gençlere bıraktı.

AK Parti Beykoz Gençlik Kolları, ‘Söz senin, kürsü senin’ ismini verdiği etkinlik ile siyasileri ve gençleri bir araya getirdi. Gençlerin Türkiye gündemine ilişkin merak ettiği sorulara cevap verilirken, fikir ve önerileri de siyasiler tarafından dikkatlice dinlendi. Gençlerin özgüveninin gelişmesi ve ülkeye dair meraklarının soru yoluyla giderilmesi amaçlanana etkinlikte kürsü gençlere bırakıldı.

Necmettin Erbakan Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinliğe; Gençlik Kolları Başkanı Mehmet Güler, Kadın Kolları Başkanı Gaye Zayıf, Belediye Başkan Yardımcıları Salim Öztürk ve Muharrem Kaşıtoğlu, AK Parti İstanbul 1.Bölge Milletvekili Adayı Mustafa Demirel, belediye meclis üyeleri ile çok sayıda genç katıldı.

Kısa bir açılış konuşması yapan AK Parti Beykoz İlçe Gençlik Kolları Başkanı Mehmet Güler, parti ayrımı yapmadan benimde bir fikrim var diyen, ülkesi için milletimiz için düşünen herkesin davet ettiklerini belirterek sözü gençlere bıraktı.

Gençlerin hem twiter üzerinden açılan #GençKürsüBeykoz hastagı ile hem de kürsüye çıkarak objektif bir şekilde yönelttikleri sorularında merak edilen daha çok terör ve Başkanlık Sistemi oldu.

Milletvekili Adayı Mustafa Demirel: Bu sorunu eninde sonunda çözeceğiz

Soruların sonrasında gençlere cevap vermek üzere kürsüye çıkan Milletvekili Adayı Mustafa Demirel, gençleri zor ve toparlanması kolay olmayan sorular sorduğunu, bunları da elinden geldiğince net bir şekilde cevaplamaya çalışacağını ifade etti. Önce gençlerin merak içinde sorduğu terör konusuna ilişkin açıklamalarda bulunan Demirel, şunları söyledi: “Yaklaşık 40 yıldır Türkiye’nin başına bela olan bir sorun. Hem insan kaynaklarını hem de finans kaynaklarını bir vakum gibi emen ama bir türlü üstesinden henüz gelemediğimiz bir sorun. Devletler birbiriyleriyle mücadelesini artık geleneksel savaş metotları uygulamak suretiyle sürdürmüyor. Devletlerin birbiriyleriyle rekabeti; bu rekabet siyasi alanda olur, ekonomik alanda olur, askeri alanda olur, teknolojik alanda olur. Artık asimetrik savaş metotlarıyla mücadelelerini sürdürüyorlar. Bizim belki anlamakta güçlük çektiğimiz şeylerin başında gelen terör, Türkiye’nin sorunu gibi görünüyor ama hemen hemen Ortadoğu’da emeli olan bütün büyük devletlerinin elinin bizzat içinde olduğu bir sorundur. Böyle uluslararası boyut kazanmış sorunlarla baş edebilme veya bu sorunlarda elde edeceğiniz başarı sizin diğer alanlardaki gücünüzle de bağlantılıdır. Ekonominiz, teknolojiniz, askeriyeniz güçlü mü? Eğer onlar güçlüyse, bağımsız kararlar verebiliyorsanız terörle mücadelede başarı elde edebilirsiniz. Türkiye; son yıllarda özellikle kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan, ekonomisini büyütmeye çalışan, son yıllarda da yerimizde sayıyoruz bunu da itiraf edeyim, aldığı uluslararası sözleşmeleri bağımsız yapmaya çalışan ve Ortadoğu coğrafyasında kendi kararlarını kendisi vermeye çalışan bir ülke. O sebeple, bu coğrafyada hedefi ve ideali olan uluslararası güçler Türkiye’nin ayağındaki terör prangasının çözülmesini istemiyor.  Bu son olaylarda etkisiz hale getirilen terör unsurlarının içerisinde çok sayıda yabancı ajan var. Biz şu an 7 düvelle mücadele ediyoruz. Eleştirecek yönümüz yok mu, var. Biz 30 yıldır bizzat silaha karşı silah metotuyla bu sorunu çözmeye çalışmışız. Biz dedik ki, insiyatif bizde olmak üzere bu sorunu oturarak siyaset yoluyla çözelim ve bunu devlet projesi olarak uygulamaya başladık ama, birileri bu çözüm sürecinin yaratmış olduğu ılıman iklimi bir sonraki aşamada daha fazla askeri başarı edebilmek için kendisine silah stoklamak, asker yetiştirmek üzere kullanmış. İşte devlet burada nasıl olsa bu iş siyaset yoluyla çözülecek yoluyla bir takım devletin yerine getirmesi gereken görevleri görmezden gelmiş olabilir. Çünkü daha  büyük bir ideal uğruna ufak riskleri göze alabilir şeklinde bir politika izledi. Biz bugün akıllı güdümlü başlı füzelerle silah sakladıkları yerleri tarumar ettik. Bir cephe savaşı değil, asimetrik bir savaş veriliyor. Artık toplumun içine girmiş vaziyetteler ve ayırt edemiyorsun. Cephe savaşı olsa bir dakikalık bir şeydi bu. Dolayısıyla ümitsizliğe kapılmaya gerek yok. Bu sorunu yer yer askeri teknik yöntemler kullanmak suretiyle, yer yer oradaki halkın terörün kucağına atılmaması için hassas davranarak bu sorunu eninde sonunda çözeceğiz”.

Başkanlık Sistemi Türkiye’nin dokusuna uygun...

Gençler tarafından sıkça sorulan Başkanlık Sistemine ilişkin açıklamalarda da bulunan  Vekil Adayı Mustafa Demirel, gençlerin sorusunu şu ifadelerle yanıtladı: “Başkanlık sistemi, daha çok tarihinde siyasi istikrarsızlık yaşamış ve bu istikrarsızlık sebebiyle çok şey kaybetmiş ülkelerde Başkanlık Sistemi tercih edilmiştir. Mesela, en bilinen ve en iyi uygulanan Başkanlık Sistemi Amerika Birleşik Devletleri’nde vardır. Yarım Başkanlık Sistemi vardır, Fransa’dadır. Başkanlık Sistemi asla ve asla bir takım muhalif yazarların veya muhalefet partilerinin dillendirdiği gibi bir diktatörlük sistemi değildir. Amerika’da bir diktatörlük vardır, diyebilir misiniz? Maalesef biz muhalefetle iktidar; iktidarın yaptığına muhalefet yanlış, muhalefetin önerdiğine de iktidar olmaz deme alışkanlığını bir türlü atamıyoruz. Yapıcı muhalefetin ülke için ne kadar önemli olduğunu halen idrak edemedik. Başkanlık Sistemi, iyi kurulduğu takdirde denge, denetim ve fren mekanizmalarının iyi oluşturulduğu tadir de bence bir toplum için özellikle koalisyon kültürünün gelişmediği toplumlarda çok faydalı bir sistem olduğunu düşünüyorum. Bu sistem de Türkiye’nin dokusuna uygun bir sistem”.

Reklam

YORUMLAR...