Namaz aşktır… Üşenme, Erteleme, Vazgeçme!

Namaz aşktır… Üşenme, Erteleme, Vazgeçme!

Camiler ve Din Görevlileri Haftası çerçevesinde Beykoz Müftülüğü ‘Cami ve Namaz’ konulu bir konferans düzenlendi.

Camiler ve Din Görevlileri Haftası kapsamında il ve ilçe müftülüklerinde çeşitli etkinlikler düzenleniyor… Beykoz’da Camiler ve Din Görevlileri Haftası bu sene Diyanet İşleri Başkanlığı’nın belirlemiş olduğu ‘Cami ve Namaz’ konulu konferans ile kutlandı.

Necmettin Erbakan Kültür Merkezi’nde düzenlenen konferansa; Kaymakam Ahmet Katırcı, İlçe Müftüsü Hüseyin Demirtaş, Belediye Başkan Vekili Salim Öztürk, Prof.Dr Yakup Çiçek, ilçenin camilerinde görev yapan imamlar, kurum personelleri ile vatandaşlar katıldı.

Program, Kavacık Yıldırım Beyazıt Cami İmam Hatibi Muhammed Polat’ın Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Hemen sonrasında namaz ibadetini anlatan kısa bir sinevizyon gösterimi katılımcılarla buluştu.

Ayrıca konferans salonunun giriş kapısında temaya uygun olarak İsmail Karagöz’ün ‘Cami ve Namaz’ isimli kitabı konferansa katılanlara verildi. Cami ve namaz ibadeti de ayetler ve hadisler ışığında Prof.Dr Yakup Çiçek tarafından geniş bir şekilde anlatıldı.

İlçe Müftüsü Hüseyin Demirtaş: Namaz ibadeti bize müthiş bir gıda sağlıyor!

Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren İlçe Müftüsü Hüseyin Demirtaş, konuşmasına başlamadan önce, ilk olarak camilerin imarına, inşaatına destekler veren vatandaşlara teşekkür ettiğini belirtti. Cami ve Namaz konulu konferans düzenlemekteki amaçlarının farkındalık oluşturmak ve memleketin her yerinde bu konuyu gündeme getirerek aydınlatmak olduğunu ifade eden Müftü Demirtaş: “Ülkemizde 150 bin civarında diyanet teşkilatında çalışan insanlar var. İmamı, Kur’an Kursu hocası, müezzini, kurum personeli… Tabi, İslam dünyasında da çok büyük problem var. Şiddet, kaos, her türlü entrikalar her tarafta kol geziyor. Dolayısıyla bu bize şunu söylüyor: ‘Bir hastalık, bir problem var. Teşhis koyman gerekiyor ve sonra tedavi yolunu göster’. İman demek, güven demektir. Allah’a güven, insanlara güven vermek. Bundan bahsediyor. Selamdan, barıştan, kardeşlikten bahsediyor ama, İslam dünyası maalesef bunların tam tersi haline gelmiş. Diyanet İşleri Başkanlığı bu sene güzel bir başlık koymuş. Bize konunun teşhis edildiğini gösteriyor. Esasen bu dışarıda gözükenler bizim iç dünyamızdaki şeylerin iz düşümüdür. Problem bizim içimizde, kalp dünyamızda. Yani kirlenmişlik var. Halbuki, Allah bizi en güzel kıvamda yaratmıştır. İnsan iyi bir kıvamda olunca, iyi eğitilince en güzel insan olur. Ama eğer kıvamını kaybederse, o zaman aşağıların aşağısına düşer. Bizim başlangıç noktamız neresi, temel noktamız neresi? Bu yürüyüş nereye gidiyor? Onun için gönül dünyamızı, alışkanlıklarımızı, duygu dünyamızı yeniden ters etmek, yeniden şekillendirmek, özümüze dönmemiz gerekiyor. Bu anlamda namaz ibadeti bize müthiş bir gıda sağlıyor. Hem kendimiz hem aile hayatımız hem de toplumsal hayatımızda namazın ikame edilmesi gerekmekte. Eğer bizde merhametsizlik varsa, yetimi itip kalkma varsa, o zaman ‘Yazıklar olsun böyle namaz kılana!’ durumuna düşürürsün. Namaz skandala dönüşür” şeklinde konuştu.

Belediye Başkan Vekili Salim Öztürk: Lütfen, camilere girerken şu telefonları bırakalım…

Daha sonra sözü alan Belediye Başkan Yardımcısı Salim Öztürk, konuşmasına Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek’in selamlarını ileterek başladı. Öztürk, şunları söyledi: “Maneviyatımıza güç veren camilerin insanların bağını kuvvetlendirmek amacıyla 1986 yılından bu yana kutlanmaya başlayan Camiler ve Din Görevlileri Haftası, son yıllarda toplumun tüm kesimleri tarafından benimsenmiş, temalarla aktif hale getirilerek, idrak edildiğine şahitlik etmekteyiz. Diyanet İşleri Başkanlığımız bu sene muhteşem bir tema belirlemiş. Namazlarda huzuru yakalamanın temel şartlarını yerine getirebiliyor muyuz? Bunları öğreneceğiz. Öğrendiklerimizi uygulamanın da gerekli olduğunu düşünüyorum. Bir başka konuya daha değinmek istiyorum, belki biraz haddimi aşacağım ama… Buradayız ama telefonlar susmuyor. Aynı şekilde camilerde de. Allah aşkına, şu camilerdeki telefonları girişe bir yer mi koyalım ya da yapalım, camilere girerken orada bırakalım. Camilere girerken şu telefonları bırakalım. Daha bu telefonlar bir 10 yıl kadar önce hiçbirimizin cebinde yoktu. Lütfen, bizler buna öncülük edelim. Bu fırsatta bunu dile getirmek istedim. Belki biraz haddimi aştım ama, yine de özür dilerim. Ülkemizin içinden geçtiği hassas dönemlerde vicdan, merhamet ve iyiliğin yayılması; kardeşliğin pekiştirilmesi, birlik ve beraberliğin tesisi noktasında manevi dinamiklerin harekete geçirilmesi gerekiyor. Bütün bu saydığım hasretlerin kazanılması ve namazın yaygınlaştırılmasında din görevlilerimize büyük görevler düştüğünü söylemek istiyorum. Bizlerde Belediye olarak ilçemizdeki camilere gereken desteği maksimum düzeyde veriyoruz. 15 günde bir olmak üzere bütün camilerimizin temizlik işlerini yapmaktayız. Daha farklı noktalarda varsa ihtiyaç buna da açık olduğumuzu belirtmek isterim”.

Kaymakam Ahmet Katırcı: Camiler Allah’ın evi olmanın yanında toplumun evi olsun!

Son konuşmacı olarak kürsüdeki yerini alan Kaymakam Ahmet Katırcı da konuşmasında bir yönetici olarak camilerden ve din görevlilerden beklentisinin neler olduğuna değinerek, şunları ifade etti: “Camiler, Allah’ın evi. Görevlilerimiz de onların bekçisi. Buraya kadar her şey güzel de camiler sadece insanların namaz kılıp, hocaların gidip ezan okuyacağı, namazını kıldırıp sonrada eve gidip yatacağı bir mekanlar olmasın. İmamlarım da, öğreticilerim de öyle olmasın. Camiler Allah’ın evi olmanın yanında toplumun evi olsun. İnsanların evi olsun, onların buluşma noktaları olsun. İbadetlerinin öncesinde, sonrasında muhabbet edecekleri, birliğini ve dayanışmasını geliştirebilecekleri, başka insanların dertlerini tartışacakları mekanlar olsun. İmamlarım toplumun kanaat önderleri olsun. Çünkü, onlar benim toplum içindeki gözüm, elim. Ben onlardan şunu isterim: Bir mahallede hangi sorun varsa, hemen başta o bilecek. Ben sorduğumda da başta cevap verecek durumda olacak. Kur’an Kursu sayımız 75’ten bugün 120-175’lere çıkmış. Bu güzel bir şey ama, 200’lere çıksın, 300’lere çıksın toplumu dini anlamda aydınlatmak için daha başka ne yapabiliriz, bunun kavgasında olacağız”.

Protokol konuşmalarının sonrasında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr Yakup Çiçek, namaz ibadeti hakkında yaklaşık 1 saat süren geniş, kapsamlı bir konferans verdi.

YORUMLAR...