Sueda Muradoğlu

Herkesin kendine

Ömürdür...

Bir gün gelir, kendin bile inanırsın unuttuğuna,
Son noktayı koyduğuna,
Belli ki mevsim dönmüştür sonbahara ...

Söylemiştim aslında! 
Savaşacak onca şey vardı,
Onca insan,
Sen hep kendinle savaştın!
En büyük zaferleri kendini yenerek aldın...
Hep bir şeylerle haklı çıkardın kendini,
Oysa dost edinmeliydin kalbini...
Olmadı....
Şimdi kim bilir sen ne kadar "sen" sin..

Aşka tanımlar yaptın kendince,
Sevgiye, aşka dair teraziler kurdun adaletsiz gönüllerde,
Ana renkleri silinmiş gözlerde,
Maviler aradın, gökyüzüdür diye...
Göğe bile gönül koydurdun da kendine,
Yine anlamadın...

Yazdıkça yazdın...
Cümlelerin uzadı, ömrün kısalırken,
Gittikçe biraz daha gizlendi özneler...
Yüklemler ağır-aksak...
Devriken cümlelerle,
Tükendi günler,
Yitip gitti "Ana fikirler"  ...
Sen yine farketmedin...

Duaların vardı hani 
Ne dilinden düştü,
Ne yare ulaştı!
Hani kabulü bir başka zamana kaldı...
Ki, o zaman da kalbinde bir sızıydı,
Muammaydı...
O dualar ne uzadı, ne kısaldı...

Hatırlarım,
Kırmızı halılar sermiştin kimsenin bilmediği yollara,
Aklın perdelerini çekmiştin olmazlara,
Hani bir yer vardı Kaf dağının ardında
Kuşlar yollamıştın vuslata dair,
Yarı yolda vuruldu onlar...
Haberi sana hiç ulaşmadı !
Sen hep bekledin,
Üstünden koca bir ömür geçti...

Biliyorsun aslında hep yanlış yerlerde bekledin,
Mektuplar yazdın hani, göndermedin !
Bir not bırakmıştın sadece,
Falanca yer, falanca gün, saat 15:00’ da...
Ve saat 15:05 ti o not bulunduğunda...
İşte hayat böyle trajikti,
Böyle gecikmişti...
Araf denilen yer gerçekten vardı, buradaydı...
Zaman durmuştu!
Var mıydın?
Gerçekten geçmişmiydin sen buralardan?
Var mıdır "varlığını" hatırlayan???
Ah bu akrep... Ah bu yelkovan...

Reklam

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...