Reklam
Özgür-Der Beykoz’da ’Kavmiyetçilik’ konuşuldu

Özgür-Der Beykoz’da ’Kavmiyetçilik’ konuşuldu

Özgür-Der Beykoz Şubesi’nin 2015-2016 dönemi aylık seminerlerinin ilki dernek binasında gerçekleştirildi.

Özgür-Der Beykoz Şubesi’nin 2015-2016 dönemi "aylık" seminerlerinin ilki 7 Kasım Cumartesi akşamı dernek binasında gerçekleştirildi. "Kavmiyetçiliklerin Çıkmazı Karşısında İslam Kardeşliği" başlığı altında yapılan programın konuşmacıları; gazeteci-yazar: Selahaddin Eş Çakırgil ile gazeteci-yazar Hamza Türkmen’di.

İslami mücadelenin ve entellektüel dünyamızın önemli iki şahsiyetinin bir arada sunum yaptığı bir program olması itibari ile de dikkat çeken programa Beykoz Müftüsü Hüseyin Demirtaş’da katıldı. Sunumdan sonra, geç vakitlere kadar süren ilgi ve sohbet de programın güzel yönlerinden olarak hafızalara nakşoldu.

Selahaddin Eş Çakırgil ve Hamza Türkmen’in konuya ilişkin yaptıkları değerlendirmelerde öne çıkan başlıklar şöyle:

1) Bir Müslümanın  zihinsel dünyasında, değerler skalasında, doğuştan gelen özellikler, onlar ne olursa olsun, bir "üstünlük" vesilesi olarak ele alınamazlar. Ya da "aşağılanma" küçük görülme meselesi haline dönüştürülemezler.

2) Dil ve renk gibi farklılıklar, Kur’an’ın ifadesi ile Allah’ın ayetlerinden/işaretlerindendir. Ve bunlar asla bir ayrımın, dışlamanın konusunu teşkil edemezler. Ancak zenginlik, çeşitlilik olarak ele alınabilirler, ele alınmalıdırlar. Doğuştan getirdiğimiz farklılıkların ayrıma değil, çeşitliliğe ve zenginliğe işaret etmesi imani/itikadi bir düsturdur.

3) Yaratılış farklılığını bir üstünlüğe ve fitneye dönüştüren ilk kişi  "ateşten yaratılmayı, topraktan yaratılmaya" karşı daha tercihe şayanmış gibi sunan İblis olmuştur. Hz Peygamberin cahiliye fanatizmi (asabiye) olarak lanetlediği kavmiyetçilik, bu gün de lanetlenmesi gereken bir kötülüktür.

4) Kavmiyetçiliğin değişik makro ya da mikro yansımaları olabilir. Bu illetin, aile, aşiret, grup, köy, bölge veya ülke renkleri ile  kendisini takdim ettiği görülebilir. Ya da bir takım yalan-yanlış isimler ile; milliyetçilik, ulusalcılık gibi, anıldığı da olabilir. Her ne şekilde ve isimde olursa olsun, Kur’an’a iman eden bir insan için bütün bu nitelemeler sahiciliği olmayan suni ayrıştırmalardır. "Arap’ın Arap olmayana hiç bir üstünlüğü yoktur, üstünlük takvada/Allah’tan sakınmadadır."

5) Yaşadığımız ülkede bu gün aktüel olan kavmiyetçilik belasının müsebbibi, uzun yıllar devletin uyguladığı politikalar olmuştu. Çok şükür bu gün (Ak Parti dönemi ile) terk edilmek üzere olan bu yanlışlıklar hala, belli kesimlerde sindirilmiş değildir. "Ne mutlu Türküm diyene" zorbalığının karşı tarafında Kürt olarak konuşlananlar da "ne mutlu Kürdüm diyene" dedirtme çabası içinde gözükmektedirler. Yükselen bu yeni kavmiyetçilik, ezilenlerin haklı tepkisi olarak sunulmaktadır. Oysa, "Su-i misal emsal olmaz" (kötü örnek, örnek alınamaz) denmiştir.

6) Ezilenlerin mağdurların hakları teslim edilmelidir. Lakin bu onların da yeni haksızlıklar, yanlışlıklar üretmelerini normal ve makul kılmaz. Malcom X’in hayatından bildiğimiz Amerika’da bulunan siyahi Müslümanların kendilerini, ezenlere, aşağılayanlara karşı, Elijah Muhammed önderliğinde başlattıkları muhalefet, beyaz ırkı şeytan görme  üzerine kurulu idi. Tipik ifrattan, tefrite geçiş olarak tezahür eden    bu yaklaşımın temel özelliği; yanlışı, bir başka yanlışla karşılama esasına işaret ediyordu. Hatta aynı karakteristik özellikleri taşıyordu. Bütün bunlar adeta, siyahın yerine beyazın geçtiği bir kelime oyunu gibiydi. Malcom X bu yanlışlığı ancak Hac ziyareti esnasında gördüğü tablo ile değiştirecekti.

7) Asırlardır, Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkez, Gürcü vesaire pek çok kavmin harmanlandığı, kız alıp verdiği, düğünler dernekler kurduğu bir coğrafyada kimin, hangi kavimden olduğunun bir anlamı fiili olarak yoktur ve olmamıştır. Bu malum illet bize sonradan musallat edilmiştir. Batılıların ve onların ülkemizdeki yandaşlarının çok matahmışcasına Ümmet kavramı ve anlayışı yerine ihdas etmeye çalıştıkları ulusçuluğun/milliyetçiliğin geldiği yer de ülkeyi getirdiği yer de ortadadır. Biz Müslümanlar olarak, ilkesel olarak, her türlü milliyetçiliğe, kavmiyetçiliğe, ulusalcılığa karşı olmak zorundayız. Bizim dil, renk, kültür, toprak, bölge ülke gibi ayrıcalıklarımız ve kutsallarımız olamaz. Bütün bir dünya Allah’ındır. Bize bütün yeryüzü mescid kılınmıştır. Yegane üstünlük yeryüzünün ve bütün bir alemin sahibine karşı gösterilen tavırda yani "takva"dadır.

Program, önemli vurgular ve hatırlatmalar kadar, yaşanmış ve renkli anıların paylaşılması ile sona erdi. Özgür-Der Beykoz Şubesi’nin aylık seminer programlarının bir sonraki başlığı: "Ev Okul Ve İş Üçgeninde Dünya Hayatı." Yer: Dernek binası. Tarih: 25 Kasım Çarşamba. Saat: 19:30 Ayrıca, her Çarşamba akşamı saat, 19:30’da başlayan "Tefsir Dersleri" de devam etmektedir.

Haksöz Haber

YORUMLAR...