Reklam
Cavit Gül hakkında çıkan iddialara cevap verdi

Cavit Gül hakkında çıkan iddialara cevap verdi

CHP Beykoz Belediye Meclis Üyesi Cavit Gül, hakkında çıkarılan iddialara cevap verdi.

CHP Beykoz Belediye Meclis Üyesi Cavit Gül, İlçe Başkanı Şevket Arıkan ile birlikte yerel basın temsilcilerinin huzurunda muhtarlık döneminde yapmış olduğu iki sözleşmenin detaylarını kamuoyu ile paylaştı.

CHP İlçe Başkanlığı binasında İlçe Başkanı Şevket Arıkan ile birlikte iddialara yanıt veren Meclis Üyesi Cavit Gül, gizli saklı hiçbir konu olamadığına dikkat çekerek, ‘Haber gerçeği yansıtmamaktadır. Çıkan haber tamamen birilerini koruma amaçlı çıkmıştır’ dedi. Meclis Üyesi Cavit Gül’ü desteleyen İlçe Başkanı Şevket Arıkan da; ‘Bir muhtar göreviyle yapmaya çalışan Belediye Meclis Üyemizi kamuoyu karşısında zan altında bırakacak açıklamalar art niyetlidir ve CHP tarafından red edilmektedir’ yorumunda bulundu. Arıkan, ayrıca Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek’in geçtiğimiz günlerde düzenlemiş olduğu basın toplantısında kullandığı ifadeleri de toplantıda aktararak, Başkan Çelikbilek’e bazı göndermelerde bulundu.

Meclis Üyesi Cavit Gül: Köyü temsilen yapılan bir sözleşmedir!

Meclis Üyesi Cavit Gül, gizli saklı hiçbir şeyin olmadığını fakat, basınla bazı konuşmaları ve bilgilendirmeleri yapmaması noktasında hatasının olduğunu belirtti. Beykoz halkının kendilerine muhalefet ve denetleme görevi verdiğini ve bu görevi de layıkı ile yerine getirme gayreti içerisinde olduklarını aktaran Gül, şunları söyledi: “Basının görevi; geneli ilgilendiren ya da ilgilendirmesi gereken tüm olaylar hakkında objektif ve gerçekleri yansıtacak şekilde halkı aydınlatmak, çeşitli konularda kamuoyunu düşünceye sevk etmek için tartışmalar açmak, onu toplumsal ve siyasal oluşumlar üzerinde gerçeğe uygun bilgilerle donatmak, yöneticileri eleştirmek, bireylerin içinde yaşadığı toplumun ve tüm insanlığın sorunları yönünden bilinçlendirmektir. 2016 bütçe görüşmelerinde karalama olarak değil, biz bir önerge şeklinde meclis sunduk ve mazotla ilgili belgelerimize dayanarak ben bir konuşma gerçekleştirdim. Bu konu ilçe başkanlığımız tarafından ilgili kurumlara sevk edilmiştir. Bu olayın yasal süreci devam etmektedir. 11.05.2007 tarihinde ilgili şirket Alibahadır Köyü Muhtarlığından üniversite için yer talebinde bulunuyor. Dolayısıyla köy tüzel kişiliğine ait 2 pafta 144 parsel 41066 metrekare arazisinin 01.08.2007 tarihinde alınan köy kararıyla ilgili tarihte, ilgili firma ile 49 yıllığına kira sözleşmesi yapılıyor. Bu kira sözleşmesi yapılırken köy tüzel kişiliğinin kararı, Kaymakam onayı alınarak bu yer kiraya verilmiştir. Kira sözleşmesinde köy halkının istihdam edileceği, köy nüfusuna kayıtlı fakir öğrencilerden ücret alınmayacağı, sağlık birimlerinin köy halkına %40’a varan indirim sağlayacağı, üniversite sınavlarını kazanmaları halinde Alibahadır Köy nüfusuna kayıtlı öğrencilerin ücretsi okuyacağı, üniversite mütevelli heyetinde Alibahadır Köy Muhtarının olacağı gibi hükümler yer almaktadır. İlgili firmanın kira yükümlülüğünü yerine getirmediği için 20.05.2009 tarihinde Beykoz 1.Noter’den ihtarname çekilmiştir. İlgili firma 24.06.2009 tarihinde ihtarnameye cevap veriyor. Cevabında kiraya konu olan arazinin boş olarak teslim edilemediğini dayanak göstererek, kiraya veren tüzel kişiliğin yükümlülüklerini yerine getirmediğini söylemektedir. Beykoz mahkemesinde dava açıldı. Fakat, taraflar arasında uzlaşma sağlanarak, sözleşme feshedildi. Tekrar 2. bir firma ile 27.07. 2012 tarihinde İstanbul Eğitim Teknoloji Vakfı üniversite kurmak üzere köy tüzel kişiliğinden arsa kiralama talebi oluyor. Bu talep karşısında köy tüzel kişiliğine ait 2 pafta 144 parsel 41066 metrekare arazinin karar defterinde alınan karara istinaden 09.08.2012 tarihinde sözleşme yapılıyor. Kaymakamlığın onayına sunuluyor. Yapılan kira sözleşmesinde Alibahadır Köyü Muhtarının üniversite danışma kurulu üyesi olacağı, köy halkının maddi durumu yerinde olmayan öğrencilerden ücret alınmayacağı, istihdamın %40’ının köy halkından karşılanacağı, %8 muhtarlık kontenjanından uygun görülen kişilere burs verileceği gibi unsurları içeren bir sözleşme imzalanmıştır. İlgili firma imar çalışmalarından bir netice alınamaması üzerine karşılıklı protokol yapma çağrısında bulunmuştur. Cavit Gül vardı, bugün köy muhtarı olarak Hasan Yılmaz var. Köy tüzel kişiliği devam etmiş olsaydı, bu haklar onun üzerinden devam edecekti. Geçmiş aylarda belediye meclisimizde bu verilen yerlerin kiraları feshedildi. Benim ne mütevelli heyetiyle ne diğer konudaki görevimle, firmalarla ilgili de hiçbir alakam yoktur. Hiçbir muhtar arkadaşımı zan altında bırakmak istemem. Mahalle muhtarımıza röportajda soruyuluyor: Mahalleninizde böyle bir üniversite yapılsa, bu üniversitenin yerinde görev alır mısınız? Arkadaşlarımız da haklıdır çünkü, köy tüzel kişiliği değil. Almam, üniversite yapılması için elimden geleni yaparım, diyor. Ama burada bir fark var, köy tüzel kişiliği. Bu köy tüzel kişiliğini temsil eden kurumda muhtardır. Bizde bu hakları korumak için alınan köy meclisi ve köy ihtiyar heyetinin kararıyla köyü temsil noktasında yapılan bir sözleşmedir”.

İlçe Başkanı Şevket Arıkan: Cavit Gül’ün kişisel beklentisi söz konusu değil...

İlçe Başkanı Şevket Arıkan da ilk önce Meclis Üyesi Cavit Gül’ün muhtarlık döneminde yapmış olduğu sözleşmelere değinerek, konuyu şu ifadelerle aydınlattı: “Köy tüzel kişiliğini yöneten muhtar ve ihtiyar heyeti durumu değerlendirmiş, bir takım taleplerle de köyüne bir üniversite kurulmasını, köy halkının görüşünü de alarak, doğru bulmuş. Buna katılan olur, katılmayan olur. Ama o günkü yönetim doğru bulmuş. Kira sözleşmesi yapılmış, mülki amir Kaymakamın onayından geçmiş. Bu kira sözleşmesiyle olası kurulacak üniversite köydeki fakir insanların tedavisinden ücret almayacak, %40 oranında ekonomik durumu iyi olmayanlara indirim yapacak, köyde ikamet eden öğrenciler %8 muhtarlık kontenjanından yararlanacak ve bu arazi 3.şahıslara köy tüzel kişiliğinin bilgisi olmadan devir edilemeyecek. Bunlar köy halkının çıkarını koruyan kira sözleşmesi. Bu kira sözleşmesi uygulanmamış, taraflarla anlaşılarak feshedilmiş. Cavit Gül’ün pozisyonu üzerinden istismar edilen şudur: Mütevelli heyeti üyeliği, asla şahsa ait değildir. Tüzel kişiliğin temsilcisi kimse muhtar tarafından temsil edilecekti. Mütevelli heyetinin görevi nedir? Bir vakfın ya da kuruluşun yönetim işlerinin doğrudan bağlı bulunduğu kurumdur. Yöneticilerin, öğretim elemanlarının, diğer personellerin sözleşmesini yapar; atama, terfi, görevden alma işlemlerini onaylar. Burada istihdam istemiş. Mütevelli heyetinde köyü temsil eden kimse yoksa çalışan insanların istihdamının sağlanması güç olur. İndirimler ya da öğrenci kontenjanın uygulanması güç olur. Bu nedenle köy halkının çıkarlarını güvence altına almak amacına yönelik köy muhtarı mütevelli heyetinde temsil ediliyor, Cavit Gül değil. Danışma kurulunda da aynı. Dolayısıyla bu 2 kira sözleşmesinde o günün muhtarı, bugünün CHP Belediye Meclis Üyesi Cavit Gül’ün kişisel bir talebi ve beklentisi söz konusu değil. Çünkü, görevi bittiğinde mütevelli heyetinden de, danışma kurulundan da ayrılması sözleşme hükümlerinin doğal sonucudur. Keşke bu sözleşmelerden biri hayata geçseydi ve Alibahadır Köyü’müzde bir yüksekokul veya üniversitemiz olsaydı. Bugün yerel yönetimle bir noktada ortak birleşiyoruz. Beykoz’un hedefi, turizm ve üniversite kenti olması. Bu amaca yönelik yapılacak işlere CHP Grubu destek verecektir. Bir muhtar göreviyle yapmaya çalışan Belediye Meclis Üyemizi kamuoyu karşısında zan altında bırakacak açıklamalar art niyetlidir ve CHP tarafından red edilmektedir”.

Yargıya taşınan hiçbir konu veya yargıdan çıkacak netice utanılanacak bir şey değildir!

Akaryakıtla konusu ile ilgili yargı sürecini başlattıklarının bilgisini paylaşan İlçe Başkanı Şevket Arıkan, Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek’in ‘Mahkemeye versiler, onlar utanır’ söylemini eleştirerek, yargıya taşınan hiçbir konunun utanılacak bir şey olmadığını, hatta yargıdan çıkabilecek ‘Yolsuzluk yoktur’ ifadesinin kendilerini de mutlu edeceğini belirtti. Hukuk devletinde bir vatandaşın bir hak arayışı, mücadelesi yargı veya mahkeme dışında bir yerde yapılamayacağını söyleyen Arıkan: “Bir yanlış varsa, bir iddiamız varsa, bir haksızlık varsa bunu ileri sürebileceğimiz tek yer yargıdır. Biz CHP olarak burada bir yanlışlık olduğunun iddiasındayız. Sayın Belediye Başkanı, bunu red ediyorsunuz. Biz de bu yanlışta iddia ediyoruz. Nasıl yapacağız? Partilerimizi mi karşı karşıya getireceğiz? Asla böyle bir şey söz konusu değil. Uygar ülkelerde olduğu gibi biz de yargı yoluna başvuracağız ve yargının karar vermesini isteyeceğiz. Yargı kararı, utanılacak bir şey değildir! Burada yolsuzluk yoktur denilebilir, bu bizi de mutlu kılar. İlçe Başkanı diyor ki, ‘Bu sözleşmede benim yakıt kullanmam yanlış oldu’. Kime diyor? Sizlere diyor. ‘Bu  olsa yapmam’ diyor. Belediye Başkanı da diyor ki, ‘Hayır, burada bir yanlış yok’. Partinin 2 önemli kişisi bir tek konuda çelişkiye düşüyorlarsa, bunun bir netlik kazanması lazım. Birinin sözünü geri almasıyla tatmin olmayız. Varsayalım, İlçe Başkanı ben onu demek istemedim, Başkanımın dediği doğrudur, sözüyle tatmin olmayız. Biz artık kararımızı verdik, buna yargı karar verecek. Biz asla belediye yönetimiyle kavga ederek, Beykoz halkına hizmet etmeyi düşünmüyoruz. Tam tersine bizim önerilerimizi lütfen dikkate alın ve bu iddiamızı inceletin. Asfalt serim ve sıkıştırma işlemiyle ilgili açıklama yapmış. Ben çok güçlü bir patronum, benim 538 milyon param var, ben istediğimle pazarlık eder, istediğim fiyata yaparım, demiş. Peki, muhalefet partisinin İlçe Başkanı ve meclis grubu bir iddiada bulunuyor, bir inceleyin demek yerine muhalefet partisinin İlçe Başkanını ve meclis grubunu red eden bir basın açıklaması yapıyor. Bir belediye yönetimi ile halk nasıl yürür biliyor musunuz? Bu 538 milyonluk bütçeyi Beykoz halkının yaşam standartını yükseltecek yatırımlarla, projelerle ve bunların hayata geçirilmesiyle övünülebilir. Bankadaki parayla ben neden övüneyim. Bu bankadaki parayı sen üretmedin ki, devletin gayrimenkul satışlarından elde ettin. Hangi projeyle sen belediyenin bütçesine artı değerler kattın? Bunları da bilmek isteriz. Bu projelere CHP olarak destek verileceğini bilinmesini istiyoruz. Bizim için diyor ki, bunlar hep belden aşağı siyaset yapıyor. Yapma, Sayın Belediye Başkanım! Yapma, Allah aşkına ya! Benim için bunu söylemeyin. Nereden kaynakladı bu Beykoz’un soyluluğu, soysuzluğu diyor. Benden kaynaklamadı. Kaynağını siz biliyorsunuz. Sayın Cumhurbaşkanına atıf yapan bir İlçe Başkanınıza bir sorun. Bizi cibiliyetsiz olarak kim itham etti? Bu sözcük, belin üstünde midir, altında mıdır? Belin altında olan bu sözcüğün sahibi kimdir? Ne yapmamızı bekliyorsunuz? Hiçbir şey olmamış gibi mi duralım? Neden bunlara neden oluyorsunuz? Sayın Belediye Başkanı diyor ki, ben gece yatarım, rüyamda bir proje görürüm ve bunu da yapmaya çalışırım. İstihareye yatarak, devletin sorunları çözülmez. Şu projelerinizi bir koyun, tartışalım. Ortak aklı bulalım. Bunu Beykoz için yapalım. Bizlerin uykuya yatarak gördüğü rüyalarla Beykoz’un sorunu çözülmez. Yüz yüze geldiğimizde bu istihare konusunu Sayın Başkanla bir sohbet konusu yapmak isterim” şeklinde konuştu.  

Reklam

YORUMLAR...