Reklam
Mustafa Minga

Ahde Vefa

Merhaba Beykoz Güncel okurları.

Sayın Süleyman Çalık’ın, gazetemizde köşe yazısı yazarmısın teklifine büyük bir heyecanla evet diyerek, siz değerli Beykozlularla bu köşede buluşacak olmamın mutluluğu içindeyim.

Bu vesile ile yeni yayın döneminde Beykoz Güncel gazetesine başarılar diliyor, 2016 yılının, başta tüm İslam alemine, ülkemize ve Beykozumuza hayırlar getirmesini Rabbimden temenni ederek ilk makaleme geçmek istiyorum.

Ahde Vefa

İmanımızın ve insanlığımızın bizlere kazandırdığı en kutsal hasletlerden birisidir o. Ahde Vefa.

Sadık olmak, sözünde durmak, özünde sözünde bir olmak.

Zira insanlığın rehberi Kuranda da birçok ayette Ahde Vefa kelimesinin kutsiyetinden bahsedilmiştir. (muminun – 8, mearic – 32, İsra – 34).

Mesela Fetih suresinin 10, ayetinde: “Kim ahdi bozarsa ancak kendi aleyhine bozmuş olur, kimde Allaha verdiği söze Ahde Vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükafat verecektir. “ buyurmuştur.

Kuşkusuz en büyük ahde vefa, ruhlar aleminde Rabbimizin, “Ben sizin Rabbiniz değilmiyim? “ sualine, “evet sen bizim Rabbimizsin buna şahidiz.” diye cevap vermemizdir.  Ruhlar aleminde verdiğimiz bu söze, hayatımızın her safhasında Ahde Vefa sorumluluğu içerisinde olmamızı Rabbim hepimize nasip etsin.

Allah rasulu (s.a.v.) inkarcılar arasında bile “El emin“ güvenilir kimse, sözünde özünde bir kimse olarak bilinmesi Ahde Vefa’nın bizlere en zirve örneği değilmidir?  Ve o nebi, Ahde Vefa ile alakalı şöyle buyurmuştur. “ Kıyamet gününde her vefasız için bir sancak dikilir ve bu filanın vefasızlığıdır denilecektir.”  (Buhari müslim.) Ve yine, “Ahde vefasızlık, nifak alametlerindendir.” buyurmuştur.”

Rabbimizin Kuran’da bu kadar önemle defalarca bahsettiği, Peygamberimiz (s.a.v.) ‘in de hadislerinde sıkça bahsettiği bir konu, hiç şüphesiz hayatımızın her alanında düsturumuz olmalıdır.

Vefalı insan, dost düşman herkesin ondan emin olduğu insansa eğer,  onda döneklik ve kalleşlik  asla olmaz, en zor şartlar ve tehditler karşısında bile ahdine sadık kalır.

Ashabı Kehf’ in Kıtmir isimli köpeğinin, mağaranın kapısında 300 yıl sadakatla beklemeside bu konuya çok güzel bir örnektir. Merak edenler Kıtmir’in sadakatını araştırabilirler.

Peki bu kadar önemli bir konuda asrımızın insanı, yani bizler ne kadar  Ahde Vefalı olduğumuz konusunda bir muhasebe yapmamız gerekmiyormu? Aile hayatımızdan, sosyal hayatımıza, ticari hayatımızdan siyasi hayatımıza kadar, verdiğimiz sözlere sadıkmıyız? Tüm hayatımızı kapsaması gereken bu kutsal sözün, Ahde Vefa’nın sırrına erebilmişmiyiz?

Maalesef toplumumuzdaki olumsuz sonuçlara bakıldığında, pekte öyle olumlu bir cevap vermemiz mümkün değil bu suale. Vefasızlık, ticaretten siyasete kadar her alanımıza fazlasıyla yansımış. Yalan, ihanet, kaba kuvvet, döneklik, arsızlık, iftira, zulüm, adam kayırmak, hakka tecavüz marifet olmuş.

Sonucu böylesine olumsuz tespit edince Merhum Milli Şairimiz Mehmet Akif’in mısraları geliyor akla.

“Haya sıyırmış inmiş, öyle yüzsüzlük ki her yerde

Ne çirkin yüzleri örtermiş meğer o incecik perde

Vefa yok, Ahde hürmet hiç, lafe-i bi medlul

Yalan raiç, hıyanet mültezem, heryerde hak meçhul

Ne tüyler ürperir yarab, ne korkunç inkılab olmuş

Ne din kalmış ne iman, din harab, iman türab olmuş

Bir kere daha telaffuzu bile gönüllere ferahlık veren bu güzel kelimeyi “Ahde Vefa” yı her birey kendi hayatında bir düstur edinerek, bu vesile ile toplumumuza yansıtması dileğiyle..

YAZARIN DIGER YAZILARI

YORUMLAR...