Reklam
 Hisarlılardan Cahit Amca’ya son veda!

Hisarlılardan Cahit Amca’ya son veda!

Hisar’ın Cahit Amcası, bıraktığı anılarla Hisarlıların gönlünde unutulmayacak bir yere sahip…

Gerçek bir Hisarlı olarak adlandırabileceğimiz ve Ocak ayı içerisinde kanserden dolayı hayatını kaybetmiş olan Cahit Kocaömer, geride bıraktıklarıyla Hisarlıların gönlünde asla unutulmayacak bir yere sahip. 1923 Beykoz Anadolu Hisarı doğumlu olan ve hafızalarda bir futbol dehası olarak yer eden Hisarlıların Cahit Amcası, ölümüyle herkesi derinden üzdü. 93 yaşında yaşamını yitiren Cahit Amca, 1940’lı yıllarda Anadoluhisarı İdman Yurdu’nun unutulmaz futbolcusu ve onursal başkanıydı.

Levent Cami’nde kılınan cenaze namazı sonrası Anadoluhisarı Aile Kabristanlığı’na defnedilen Cahit Amca’ya, Anadoluhisarı İdman Yurdu Spor Kulübü ve Anadoluhisarı Turizm Kalkındırma Derneği son görevini yapmış ve onu son yolculuğunda da yalnız bırakmamıştı.

Beykoz Güncel Haber olarak bizde vefatının ardından Cahit Kocaömer’in eski dostlarından Ferda Kazancıbaşı’na vefatından önce vermiş olduğu kendi ağzından anlattığı yaşamından bazı kesitleri siz okurlarımızla paylaşmak istedik. Anadoluhisarı Turizm Kalkındırma Derneği Başkanı ve aynı zamanda köşe yazarımız olan Mustafa Babuz aracılığı ile arşivden çıkarılan son sözleriyle Cahit Amca’yı tekrar anıyoruz. Konu hakkında gazetemize kısa bir açıklamada bulunan Dernek Başkanı Mustafa Babuz, duygularını şöyle ifade etti: “Cahit Amca gönüllünde sarı-yeşil aşkıyla, Anadoluhisarı aşkıyla bezenmiş, tarifi mümkün olmayan semt sevgisini yüreğinde taşıyan önemli bir değerdir. O yıllarda Hisar’da top oynamak için aracılık ettiği arkadaşları Selahattin Kolçak, Kabataş Lisesi’nden Anadoluhisarı’na getirmiştir. Saha Ramazanoğlu ise, Kanlıca’dan Anadoluhisarı’na getirmişti. Bu dostluk yıllardır bitmemiş, fotoğraf karesi Anadoluhisarı’nın 100.yıl gecesinden yansımadır. 2011 yılındaki kulüp yıkımı sonrası çok üzülmüştü. O yıkım, onu gönülden vurmuştu. O zamanki kulüp başkanı Adnan Güner ile istişaresinde kulübün ayakta durması için her türlü desteğe de hazır olduğunu beyan etmişti. Hisarlılar asla seni unutmayacak Cahit Amca!”

Dostu Ferda Kazancıbaşı’na vermiş olduğu son yazıyı olduğu gibi okurlarımızla paylaşıyoruz:

Anadoluhisarı’nda Küçüksu ve Göksü Çayırlarının futbol oynamaya çok elverişli olması çocuk yaşlarda futbola başlamamıza neden olurdu. 15 yaşından sonra semtin tek kulübü olan Anadoluhisarı İdman Yurdu’na ilgimiz ve sevgimiz artardı. Anadoluhisarı Pazar Cad. 20 numaralı evde ikamet ederdim. Motor Celal-Solaçık, Mehmer Saim-Sağaçık, Müeyyed Güredin Kaleci, Sarı Kamil-Beki Muhtar Güredin-Santrfor, Kandillili Zeki Santrhaf, Kandillili Necmi-Yanhaf, Kandillili Enver-Bek, Kanlıcalı Necati-Haf, Kanlıcalı Ertuğrul-Solaçık, Zeki-Santrhaf. Lisansımın 19 yaşında çıktığını sanıyorum. Daha önce Yıldız Spor diye bir mahalle takımımız vardı. Ondan yetişen bazı arkadaşlarımız idman yurduna lisansiye olmuşlardı. Hatırladıklarım arasında Semih Çelikkanat, Ahmet Yavaş, Mahsar Tayfun, Refik Yurtsever, Osman, Ahmet Divitoğlu, Nurettin Güllapoğlu. O tarihlerde takımımız ikinci kümede idi. Topkapı, Beylerbeyi, Beyoğlu Spor, Ortaköy, Nişantaşı gibi takımlarla müsabakalarından sonra birinci kümeye geçtik ve birinci kümede çok başarılı maçlar yaptık. İlk maçımızda Vefa’yı 3-1 yendik. Peşinden Süleymaniye ile berabere kaldık. Sonra Beykoz’u yendik. Dördüncü maçımız fener stadında Galatasaray ileydi. 25 dakika oyun golsüz devam ederken Galatasaraylı Katır Cemil kalecimiz İbrahim’in kafasına vurduğu bir tekme ile boş kalan topu kaleye atmştı. Daha sonra attığımız bir golle maç 1-1 devam ederken Galatasaraylı Sarı Muzaffer’in bana yaptığı çok sert bir faul sonunda “ Muzaffer ayağını eline veririm” dediğimi Hakem Adnan Akın duymuş ve beni oyundan atmıştı. Muzafferle arkadaş olduğumuz için hakeme “ Biz arkadaşız, Cahit bana şaka yaptı” demesine rağmen hakem beni attı ve 10 kişi olan takımımız Adnan Akın sayesinde 2-1 mağlup oldu. Daha sonra Fenere 1-0 yenildik ve o yılın sonunda Beykozlu Kelle İbrahim’in bizim bir oyuncumuza yaptığı itiraz kabul edildiği için, 7 puanımızı sildiler ve tekrar ikinci kümeye haksız bir şekilde düşürüldük. Önceleri Anadoluhisarı İlkokulu’nun yanındaki bir binada idi. Sonra da Küçüksu’daki Saraya ait minaresi olmayan camide. O dönemde kulübün bütün geliri çayırlardaki otların satılmasından meydana gelirdi. Tam amatörce herkes kendi futbol levazımatlarını kendisi alır ve gidiş-geliş masraflarını da kendisi görürdü. Kulüp idarecilerine hatta takımdaki kıdemli arkadaşlarımıza tam bir saygı içinde olurduk. Özellikle Küçüksü Çayırında yapılan maçlar semt sakinlerinin büyük ilgisini çeker ve çok heyecanlı maçlar yapılırdı. Futboldan başka Basketbol, Atletizm, Deniz sporları yapılırdı. Her yıl kulübün bir balosu yapılır ve sportif yarışmalar düzenlenirdi. Bunlar Küçüksu çayırında halkın ilgisini çekerdi. Yapılan yarışmalar çuval yarışı, halat çekme, tekaüt maçları gibi etkinliklerdi. Evet. Yeşil sahaların çok olması nedeniyle çok koşan bir takım halindeydik. Yalnız futbola başlarken yalınayak oynadığımız için futbol ayakkabısı giyince biraz hızımız kesilirdi. Sarı-Yeşil sevgisinin coşkunluğunun eskisi gibi devam ettiği kanısında değilim.

Anadoluhisarı Tarihi Kalesi, Küçüksu Kasrı, Küçüksu ve Göksü Çayırları, Küçüksu ve Göksu dereleri ile zengin bir doğaya sahip bulunmaktadır. O zamanlar Kavaklı ve Hamamönü Volilerinde bol balık tutulur, Semt sakinleri balık yemek imkanına fazlasıyla kavuşurdu. Göksu Deresinde sandal gezintileri ve lüfer balığına çıkanların yaptığı ışıklar Boğaza ayrı bir güzellik verirdi. Anadoluhisarı’nda o yollarda dostluk, komşuluk, dayanışma ve arkadaşlık duygu ve bağları çok güçlüydü. Hisar ve Yenimahalle halkı bir ailenin bireyleri gibiydi. Herkes herkesi tanır, küçükler büyüklere saygılı davranır, büyükler küçüklere sevgilerini esirgemezdi. Bir ailenin derdi komşularını da etkiler, yardımcı olmağa çalışırlardı. Ölenlerin cenazesine herkes katılır, komşular ölü evine yemekler yapıp gönderirlerdi. O zamanlar yangınlar nedense çok olurdu. İtfaiye gelene kadar köyün gençleri yangını söndürmek için seferber olurlardı. Bu birlik ve beraberlik çok partili yaşama geçilen yıllardan sonra biraz bozulmuş, sonra nüfusun büyük ölçüde artması Hisarlıları adeta azınlıkta bırakmıştı. 1945 yılında nüfus sayımında, sayım memuru idim. Anadoluhisarı ve Yenimahalle’nin tüm nüfusu 2000’e varmamıştı. Şimdi kim bilir kaç 10.000’ler oldu. Hafta sonlarında Küçüksu Çayırı bir bayram yerine döner, İstanbul’un birçok yerinden gelen insanlar Çayırda piknik yapar ve Kamil Usta’nın mısırını yemek için sıraya girerlerdi. Göksu’da Rum vatandaşların özellikle sonbaharda ziyarete geldikleri bir klişe vardı bu klişeye akın akın 2 atlı faytonlarla gelirler, yerler içerler, Hisar’ın güzelliklerinden faydalanırlardı. Göksu’ya gidişleri bir taraftan dereden kayıklarla, bir taraftan da faytonlarla olurdu. Laternalarıyla çalıp eğlenirler, yiyip içerlerdi. Anadoluhisarı’nda Karaali, Ecz. Fuatbey, Abidin Ağa, Artist Fehmi, Fecri Ebcioğlu, bakkal Tatar Ahmet, Kepekçi Hüseyin, Nida Kazancıgil, Emin Göçmez, Celal Dikmen, Balıkçı Ahmet Reis, Av. Vasfi Aziz, Dr. Şükrü Bey, manav Tatar Avni, mısırcı Kamil Usta, kulüp başkanımız Cemil Finci, Zait Bey, Firizan Ağabey gibi büyüklerimiz vardı. Anadoluhisar 1.kümede iken çok değerli ve yetenekli futbolculara sahipti. Bugün trilyonlarla transfer olan oyuncular değerinde futbolcularımız vardı. Galatasaray’ın o tarihlerdeki İngiliz antrenörü Mr. Beget Anadoluhisarı’na kadar gelip beni ve Semih Çelikkanat’ı Galatasaray Kulübü’ne almak istediğini söyledi. Kulüp aşkıyla Semih de ben de bu teklifi kabul edemeyeceğimizi kendisine söyledik ve Mr. Beget’e ben Galatasaray da Arif gibi bir santrhaf varken beni neden istiyorsunuz diye sordum. O da yarım Türkçesiyle onu ben bilir, Arif senden çok yaşlı demişti.

Cahit Kocaömer 22.02.2000

Reklam

YORUMLAR...